Malezya – Langkawi Adası


Langkawi, Malezya’nın Tayland sınırında bir ada, tekne ile hava&dalga durumuna göre 1 ila 2 saatte gidebiliyorsunuz. 6 haftalık keyifli ama yorucu gezi geride kalmış, Sri Lanka- Hindistan ve Nepal üçlemesinden sonra sıra Langkawi’de güzel bir tatile, yorgunluk atmaya geldi.

Langkawi Adası’nın simgesi bir kartal, zaten adanın ismi de buradan geliyor, kelime anlamı olarak bordo kartal demek. Gelin size bundan daha ilgi çekici bir şey söyleyeyim, Langkawi “duty free zone” statüsünde, yani yapılan harcamalarınızda satıcıların devlete vergi ödeme yükümlülükleri yok. Hal böyle olunca hani Türkçe’de bir tabirimiz var ya “sudan ucuz”, bira burada gerçekten de sudan ucuz 🙂



Eğer Langkawi’ye Kuala Lumpur’dan ulaşmak istiyorsanız en sık kullanılan yöntem Kuala Lumpur’da KL Sentral’den trene binip Butterworth istasyonuna kadar gitmek, oradan da bir tekneye binip Langkawi adasına geçmek. Tren 35 Ringgit, 18 Lira. Tekne de 60 Ringgit. 60 Ringgit’i 35’e düşürmek isterseniz Butterworth’den otobüs ile şu an adını hatırlamadığım bir yere gidip tekneye oradan binebilirsiniz. 15 lira için değmez derseniz aşağıdaki resimde olduğu gibi trenden indikten sonra direk iskeleye yönelebilirsiniz. Aceleniz yok ise tekneye binmeden önce Penang’de bir gün kalmanızı öneririm. China Town’ı ile en azından 1 gün kalmayı hak eden bir şehir. Benim en beğendiğim China Town Penang’deki.



Aşağıdaki fotoğrafı Georgetown’dan Penang’e geçen vapurdan çektim. Uzaklarda birköprü görünüyor, seçebildiniz mi? Hah o köprü Asya kıtasındaki en uzun köprülerden biri, eskiden sadece vapur ile ulaşım sağlanabiliyorken şimdi kara yolu da mümkün. Malezya’ya bir önceki sene geldiğimde o köprüden geçmiştik otobüs ile. Georgetown ve Penang’i birbirine bağlayan bu köprü 10 km civarında idi sanırsam, şimdi araştırıp bulabilirim de ama sayılara takılmayalım, siz çok merak edip bakarsanız beni de bilgilendirirsiniz artık.



Adaya indikten sonra bir 7/11 markete daldık hemen iskelede, ben içmeden gezemem. ( ukelalığı artistliği kes hehe). Yok canım tabii ki gezerim ama içince daha eğlenceli oluyor işte. Ne kadar vergisiz bölgede olsak da kanunlarında kısmi şeriat uygulayan Malezya’da Malayların ya da Müslümanların alkol taşıması bile yasak, ama etnik kökeniniz olarak Çinli ve Hintli ise ve İslam’ı resmen seçmek gibi bir mallığın içine girmediyseniz size serbest. Bu etnik köken konusuna başka bir Malezya yazısında girmek isterim, şimdilik es geçelim. Bu arada 1 lt. tekila 28 ringgit idi, yani 14 lira yaklaşık. Bira ise Carlsberg dahil olmak üzere 1,5 Ringgit, yani 75 kuruş. Verena sahilde daha iyi yanmak için tenine döküyordu, o manzarayı bir an içim kaldırmadı ziyan ettin birayı diyince, vereyim 2 Ringgit de git kendine bira al artistliğine girdi, ee kız haklı beyler. 🙂



Bir de yemek yiyelim dedik iskelede deniz kenarında, Nasi Lemak (sağda) ve Laksa. Bir çeşit deniz ürünü noodle, Malezya’da ünlü ve Çin tarzı değil de bildiğin hayvan gibi acılı bir Malezya tarzı.



Langkawi’de 6 gün kaldım, ve totalde 16 tane Türkiyeli ile karşılaştım – evet, üşenmedim saydım-. Kaldığımız otelin restoranının işletmecisi Türk,(otelin ismi Rainbow, 2 kişilik odaya günlük 45 Ringgit verdik) ilk gece dışarı çıktık daha 5 dakika olmadı önceki grubun Türkçe konuştuğunu duyuyorum (o grubu çok sevdim, onlar da bizi sevdiler sağolsunlar, bayağı bir takıldık birlikte, Şafak, Alkan, Hakan Abi, aileleriniz buradan sizlere selamlar), evet ne diyorduk, 5-10 dakika konuştuk başka bir kadınla İngilizce mesela, sonra:

-where are you from by the way?
-Turkey, you?
-Öyle mi, ben de! kikiki

Aslında çok komik bir anım da oldu ama çok pis üşeniyorum şu an anlatmaya.




Yukarıdaki resim Pantai Cinang yani Cinang Plajı’ından bir görüntü, bence Langkawi’de 1 hafta ideal süre, gece hayatını saat 1’de bitirmeleri tek mallıkları, yoksa 1 ay tatil yapsam sıkılmam herhalde. Çok enternasyonal bir ortam, herkes içiyor vesaire sonra saat 1 olunca “bu gecelik bu kadar, yarın görüşmek üzere” mallığına giriyorlar, olmuyor tabi.





Günbatımı yaklaşınca üşenmedim denizden çıktım gittim otelden kameramı aldım birkaç resim çekeyim diye sahilde. Aşağıdaki resim de island hopping aktivitesinin başlangıcından, island hopping nedir? Hop bir o adadasın, orda 1 saat kaldın sonra hoop başka adadasın, işte bunun ecnebicesi island hopping oluyor imiş. Tayvan’dan okuldan arkadaşlarım Nana ve Başar ile yapıyoruz bunu, kendileriyle Langkawi’de plajda karşılaştık. Ben sahilboyu yürürken Görkem diye birinin ısrarla bana seslendiğini duyuyorum, dedim daha neler, Malezya’dayım be abi kim bana seslenecek derken daha ilk günden tatilimize renk geldi. Nana Rus, Başar Iraklı bu arada.





Yukarıdaki resim de tekneler yolcularını bekliyorlar, biz gölde tatlı suda yüzüp dönecekmişiz 1 saat sonra.


Bu yukarıdaki adanın ismi de Pregnant Island, resme dikkatli bakarsınız bence anlayacaksınız ismin nedenini.


Tarih 2011 Şubat, deniz sezonunu çok erken açtık sanki :))







Aşağıdaki resimde ortada Nana, solda da otelde tanıştığımız Avusturalı Doris, 3ümüz mavi donlarımızla poz veriyoruz. Güzel bir drinking game de bulduk, insanların nereli olduklarını tahmin ediyoruz, tabii ki iddiasına. Gidip soruyoruz, kafalar bir yandan güzelleşiyor, bir ara bir baktık bizim masaya gelmiş herkes. Çok tatlı bir geceydi.







Ananas ve mangoya karabiber ve pulbiber olmuyor arkadaş. Olmasını beklemek hata aslında. Hani lokallerin bir bildii vardır diyorsun da ı-ıh!





Rou-gu-cha diye bir yemek var, Malezya Çinlilerinin bulduğu bir yemek, onu yemeye gidiyoruz, bir anda Malezya değil de Çin’de veya herhangi bir China Town’da hissediyorsunuz kendinizi zira Malayların bu yemeklerden yemeleri yasak, sebebi de malum, domuz eti olması. Restoranda sadece Çince duymaya sadece Çinli görmeye başlıyorsunuz.



Bu resmi eklemeyi unutuyordum bak nerdeyse, bisiklet turuna çıktığımızda yol üzeri bir eğlence merkezine denk geldik, hayvanat bahçesi tadında Malezya’nın ilk kaplanını da çok ama çok yakından camın arkasından izleme şansına sahipsiniz, 5 lira bağış yaparsan resmini ve videosunu da çekebilirsiniz. 30 tane falan resmini çektim herhalde, pek heyecan vericiydi.



Bu yukarıdaki fantezi de iyiymiş yahu. Başlarında bir erkek de vardı, sağolsun beni maymun saldırısından korudu.




6 günün sonunda bir sonraki durağımız Doğu Malezya’da Kuching şehri olacak, bize müsade o zaman. Giderken iskele civarındaki restoranlardan birince güzel bir Malay yemeği ısmarlıyoruz kendimize.





4 yorum

  • Zeynep dedi ki:

    uzakta bir cennet yeşillikler ve masmavi denizin buluştuğu ada…

  • cise dedi ki:

    şuan da çalışan bir kişi olarak ve tatil özlemi (deniz-güneş-kum) çekerken bu yazınızı okumanın nasıl bir işkence olduğunu anlatamam size :(( ama anlatımınız benim çok hoşuma gitti…

  • umutaktas dedi ki:

    en çok yemekler çekti yine ilgimi harika görünüyorlar:)

  • NEŞE dedi ki:

    Üç yıl önce bir şubat ayında evlilik yıldönümümüz için bu adayı düşünmüş ve epeyi araştırma yapmıştım,fakat kısmet olmadı,gidemedik…Yazınızı o bilgilerim eşliğinde okudum ve çok sevdim,teşekkürler..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*