Madagaskar Sürprizi







Bu seneki 5 Haziran, yani dogumgünüm için planimiz Nairobi’ye 2 saat uzakliktaki Naivasha Krater Gölü çevresindeki bungalowlardan birinde, hem de en tepeye, göle kusbakisi konuslanmis olaninda bir gece gecelemekti. Niyetimiz göl etrafinda yürüyüs, eger yagisli sezon akabinde yurtlarina geri döndülerse pembe filamingolari fotograflamak ve geri kalan zamanda da tembellik yapmakti. Ancak evdeki hesap bu sefer çarsiya pek uymadi. Tam tamina bu planimiza 4 gün kala is çikisi Yves eve geldiginde 1 kötü, 2 de iyi haberi oldugunu, ilk hangisini duymak istedigimi sordu hazirlamis oldugu sampanya ve kanepeler esliginde. Dedim böyle bir ortamda nasil bir kötü haber verilebilir ki? Ilk olarak kötü haberden baslamasini istedim. Kötü haber olarak dogumgünümde Naivasha’ya gidemeyecegimizi söylediginde hiç de üzülmedim açikçasi, nasil olsa Nairobi’deyiz ve bir haftasonu elbet kaçabiliriz oralara diye düsündüm. Ardindan iyi haberler teker teker dökülmeye basladi Yves’in agzindan. Ilk iyi haber Etiyopya, Kenya, Tanzanya, Ruanda ve Zambia’ya ilaveten Hint Okyanusundaki 3 ada ülke, Madagaskar, La Reunion ve Moris Adasi’nin da (Mauritius island) kapsama alanina girdigiydi. “Eeeee, haberler hayli heyecanli olmaya basladi, hemen ikinci iyi habere geçelim” dedim. Eveeeeet, ikinci iyi haber ise 5 Haziran sabahi bir haftalik Madagsakar’in bassehri Antananarivo, La Reunion’un bassehri Saint Denis ve Mauritius Adasi’na gidiyor olmamizdi.

Veeee, beklenen gün. Dogumgünümün sabahi 3 gece kalmak üzere Madagaskar’in bassehri Antananarivo’ya dogru yola çikiyoruz. Ardindan 2 gece Fransa’ya bagli La Réunion Adasi ve 2 gece de Mauritius adasinda kalacagiz. Bol uçuslu, bol bol bavul açmali, toplamali, hayli hareketli bir seyahatti. Bu yazimda biraz Madagaskar’dan bahsetmek istiyorum. Biraz dedim çünkü Madagaskar’i sadece Antananarivo ile degerlendirmek yanlis olur kanisindayim. Hele ben Antananarivo’dan bahsedeyim, geri kalan kisimlari bir sonraki seyahatlerimizin dönüsüne birakiyorum.





Hint Okyanusunun batısındaki Demokratik Madagaskar Cumhuriyeti Afrika’nın doğusunda, Hint Okyanusu’nda yer alan bir ada ülkesi. Ada deyip de küçümsememek gerekir, zira, Türkiye”nin yüzölçümünün 783 km2 oldugunu düsünürsek 587 km2’lik yüzölçümüyle Madagaskar hayli hatiri sayilir boyutlara sahip. Hatta bu boyutlarla Grönland, Yeni Gine, Borneo adalarindan sonra siralamada dünyanın 4’üncü büyük adası. Yüzyillar önce Afrika Kitasi’nin Mozambik kismindan koptugu varsayilan Madagaskar’in sekline haritanizda bir göz atarsaniz bunun dogru olabilecegini benim gibi siz de düsüneceksiniz. Sanki Afrika puzzle’inin bir parçasiymis izlenimi veriyor. Ana karadan ayri olmasi dolayisiyla insanlarin katliamina daha az maruz kaldigindan bitki örtüsü ve hayvan popülasyonu açisindan genis bir yelpazeye sahip Madagaskar. Mesela Madagaskar disinda sevimli maymun türü lemurlara hiçbir yerde rastlayamiyoruz. Adada yasayan kayitli nüfus 13 milyon civarinda. Ülkenin adı, adada yaşayan halkın adı ve dili olan Malagasyden geliyor. Malagasy disinda nüfusun çogunlugu Fransizca konusuyor. Fransizcalari hayli agir aksanli. TV5’da arada rastladigim Simpson Ailesi’nin çok komik, aksanli Fransizcasiyla konusuyorlar adeta.

Ada Endonezyalılar ve Afrikalılar tarafından istila edilmis. On ikinci yüzyılda Araplar adanin kuzeybatı kıyısına yerlesmisler, dolayisyla zamanla adaya İslamiyet yayılmıs. Ada bir Portekizli tarafından 1500’de tesadüfen keşfedilinceye kadar Avrupalılarca bilinmiyormus. 1643 yılında Fransızlar da adaya ulasmislar. 1885 yılında yapılan anlaşmayla, dış işlerinde başkan olan bir Fransız yöneticinin otoritesi altında bir çeşit himaye devlet kurulmus ve. 1896’da Fransız parlamentosu, Madagaskar’ı sömürge haline getirmis. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Madagaskarlılar bağımsızlık için çetin bir mücadeleye girişmisler. 26 Haziran 1960’ta tam bağımsızlığa kavuşmuslar ama politik kargasadan bir türlü siyrilip da rahat bir nefes alamamislar. Bunun neticesinde de ekonomik kriz gittikçe büyümüs. Bir kaç sene önceki Cumhurbaskani Antananarivo Belediye Baskani’nin bütçesini kesince Belediye Baskani örgütlenip hükümeti devirmis ve basa geçmis. O gün bugündür de seçim yapilmasina izin vermiyormus. Askeriye darbe yapmaya çalismis ama onlar da basarili olamamis. Eski Cumhurbaskani ülkeden Güney Afrika’ya sürülmüs. Madagaskar’in bu diktatöryel yönetimini tanimayan büyük güçler yardim muslugunu kapatmislar. Dolayisiyla ekonomik kriz büyüdükçe büyümüs.

Ada irki ne tam Asyali ne tam Afrikali, ikisinin karisimi. Afrikalilar kadar olmasa da koyu renkli bir tende çekik gözler. Harika bir karisim. Kadinlara baktikça Paul Gauguin’in Paris, Musée d’Orsay’da sergilenen Tahitili Kadinlar tablosu geliyor gözümün önüne. Ilk bakista gördüklerim hayli fakir bir ülke, her kadin sirtindaki bebegiyle ya dileniyor ya da birseyler satmaya çalisiyor. Halk hayli fakir ama bir o kadar da güler yüzlü. Insan “Iste, parayla mutluluk olmuyor!” diye düsünmeden edemiyor. Insanlarin üstü basi dökülüyor, ayaklarinda giyecek ayakkabilari bile yok. Bir dahaki gelisimize dolabimizda giymedigimiz  kiyafetleri, ayakkabilari buraya getirip dagitmaya karar veriyoruz esimle.Yardim alabilme umuduyla otelin disinda birikmis bir grup otele her giren ve çikan turistin basina toplaniyor. Içimiz aciyor bu duruma ama elden de pek fazla bir sey gelmiyor.

Shakespeare’in “Dünyada her yer sahne” deyisi gibi Tana’da (kisaca Antananarivo) her yer pazar, dolayisiyla da rengarenk. Nereye baksam fotograf için ilginç enstantanelerle yüzyüze geliyorum. Hepsini fotograflamak imkansiz ama heyecanla birkaçini fotograflamak için deklansöre basiyorum. Mimaride Uzak Dogu etkisi özellikle çatilarin kenarlarindaki kivrimlarda gözden kaçmiyor. Madagaskar baharat üretimiyle ünlü, özellikle de vanilya ile. Pazarda vanilya satan kadinlar çevremizi sariyor. Zanzibar’dan vanilya çubuklari satin almis olmamiza ragmen ekonomiye katkimiz olsun diye buradan da aliyoruz. Tüm arabalar 1950’li, 60’li yillardan kalma ama hepsi de bir o kadar bakimli. Yeni arabalar bozuldugunda tamir edebilecek teknolojiye sahip olmadiklarindan halen eski arabalari kullanmaya devam ediyorlar. Yeni arabalari satin almaya da bütçeleri el vermeyecegi için, elleri mahkum.

_

_

_

_

_

_









_

Tana’daki ilk aksamimizda bir deniz mahsülleri restoranina gidiyoruz. Benim karidese allerjim var ama gördüm mü de yemeden yapamam. Yedigim anda avuçlarimin içi nden baslayarak tüm vücudum kizarir ve kasintilar baslar. Bunun tek ilaci karides yemeden önce bir bardak süt içmek. Allerji basladiktan sonra bile süt içerseniz 15 dakikada allerjiden eser kalmiyor. Garson siparisimizi almaya geldiginde benim bir bardak süt talebimle sasiriyor, neyse açiklamaya çalisiyoruz. Sütümü içtikten sonra deniz mahsümmeri tabagini afiyetle midemize indiriyoruz. Sonuç; allerjisiz, kasintisiz lezzetli bir aksam yemegi.

Ertesi gün Tana’nin az disina, bir maket tekne yapim atelyesine gidiyoruz. Sahibi Fransiz, Fransa’nin kuzeyinden. Yillar önce hobi olarak baslamis maket tekne yapimina ve zaman içinde 40 kisiye is imkani sagladigi atelyesini kurmus. Büyücek bir maket tekne yapimi 1000 saat sürüyormus. O büyüklükte bir tekneyi yaklasik 1000 Euro’ya satiyorlar. Hayli emek ve sabir isteyen, çok detay bir is.


_


Yagmur yagiyor, Tana’nin en yüksek tepesine çikiyoruz. Amacim Tana’yi panaromik fotograflamak. Kapali bir hava ve yagmur damlalarina ragmen manzarayi fotografliyorum. Eh, oldugu kadar. Daha iyisi bir dahaki gelisimize, günesli bir güne. Yagmurun altinda yürüyerek sehir merkezine iniyoruz. Sansa lokal ressamlarin sergisine rastliyoruz. Iyi bir pazarlikla hatiri sayilir sayida yagli boya tablo satin aliyoruz. Benim akrilik, yagli boya ve linol baskilarimla Nairobi’deki evimizin duvarlarinin rengi görünmez haldeyken niye bu kadar çok tablo aliyoruz bilmiyoruz, ama olsun asacak bir yerler buluruz herhalde. Nairobi olmazsa belki Dinard’da.

Politik ve ekonomik krizden dolayi turistler de pek ugramaz olmus Madagaskar’a. Hediyelik esya pazarinda tek basimizayiz. Saticilarin özel ilgisinden biraz rahatsiz olsak da yine de pazarin keyfini çikartiyoruz. Içinde bulunduklari durumu kullanarak kiran kirana pazarlik yapmak istemiyoruz. Pazarligimizi tadinda birakip birkaç Tana hatirasi satin aliyoruz.


Su an bu yaziyi salonumuzda benim resimleri itistirerek duvarda yer buldugumuz iki Tana hatirasi tablo ve hatira esyalarimizin esliginde yaziyorum. Bu bizim için Madagaskar ile sadece bir tanisma gezisiydi.

Devam edecek detay Madagaskar yazilarim için gezi planlarimizi simdiden yapmaya basladik bile…



Durun daha yazi dizim bitmedi ki yarin Fransa’nin deniz asiri departman adasi La Réunion’a oradan da  Mauritius’a geçiyoruz…

Orada görüsmek üzere…


Not: Benim için unutamayacagim hatiralarla dolu harika bir dogumgünüydü, daha dogrusu kutlu dogum haftasiydi demeliyim. Ayni performansi senin dogumgününde göstermem hayli zor olacak. En iyisi simdiden çalismaya baslamali.
Tesekkürler Yvichcim……

10 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Ne kadar şanslı olduğunuzun farkındasınız değil mi?Siz masal gibi yerleri geziyorsunuz biz de hayaller kurarak okuyoruz,çok çok teşekkürler…Siyah citroen i görünce akraba görmüş gibi oldum,dedeminkini hatırladım..Allerji tedavisi konusunda da yeni bir şey öğrendim,ihtiyacı olanlara ileteceğim…

  • zufal dedi ki:

    Neşe Hanım’a katılmamak mümkün değil.Gerçekten çok şanslısınız.Yazdıklarınızı okurken insan hayran kalıyor.

  • FigenLetaconnoux dedi ki:

    Evet, farkindayimmmm. Nasil desem???
    Alis Harikalar Diyarinda gibi bir sey :-)…

  • aysek dedi ki:

    Yazınızı okuyana kadar Madagaskar benim için, eğlenceli bir animasyon filmden ve de “orada bir ada var uzakta, gitmesem de görmesem de o ada benimdir” tadında belli belirsiz bir özlemden ibaretti. Yazınızı okuyunca, fotoğrafları da görünce, belirsizlik kayboldu. Daha açık ve net istiyorum artık Madagaskar’ı görmeyi. Ve devam yazılarınızı merakla bekliyorum.

  • Suzandan dedi ki:

    hem anlatım , hemde resimler cok hosuma gitti. yeni yaşlarınızı hep boyle kutlamanız dilegi ile :))))

  • maliho dedi ki:

    İlk önce çok güzel geçtiği belli ve tebrik etmeyi unuttuğum doğumgününüzü kutlarım. Güzel bir gezi yazısı, başka ne demeli bilemedim. Gelecek yazılarınızı merakla bekliyorum. Selamlar…

  • rome_o dedi ki:

    off afrika off her yerine gidesim var kurban bayramında kenya tanzanya mı yoksa hindistan mı bir türlü karar veremiyoruz .Madagascar fotoğraf çekmeyi sevenler için cennetmiş özellikle vahşi yaşam açısından .Biraz tehlikeli diyorlar hırıszlık konusunda çok olay oluyormuş gerçi heryerde dikkatli olmak gerek . bakalım gideceğiz bir gün ama ze zaman ? 🙂

  • FigenLetaconnoux dedi ki:

    Bence de off Afrika off, hayranim, gez gez bitecek gibi degil. Her kösesi ayri, her kösesi insani ayri cezbediyor. afrika’ya bir bulasmaya görün ya hiç sevmiyorsunuz ya da bizim gibi müptelasi oluyorsunuz.
    Madagaskar’in Tana disinda kiyilarini, ormanlik alanlarini, etc kesfetmek lazim. Bu sefer vaktimiz yoktu sadece Tana ile yetindik.
    Dogumgünü mesajlariniza ayrica tesekkürlerrr…

  • Zeynep dedi ki:

    öncelikle geçmiş doğum gününüz kutlu olsun nice yıllara… madagaskar diyince benim aklıma ilk gelen animasyon filmiydi ama bu güzel yazı ve fotoğraflardan sonra kesinlikle gidilip görülmesi gereken bir yer olduğunu düşünüyorum.tabi maket tekne yapım atölyesi de görülmeli kesinlikle sabır isteyen bir iş ama sonunda hayranlık uyandıracak işler çıktığı kesin

  • ozgurbaykut dedi ki:

    Madagaskar hep aklımın bir köşesinde birgün görmem gereken yerler arasında duruyor. Afrika’nın tamamında kabile, din vs savaşları ve başa geçen diktatörler, evlerini terk edip teneke evlerde yaşamak zorunda kalan binlerce insan. Her seferinde aklıma National Geographic’ten Reza ile yaptığımız sohbet ve 2005 yılında Rwanda’da Unicef ile yaptığı proje aklıma geliyor. Savaş sonrası evlerini ve ailelerini kaybeden binlerce çocuğun fotoğraflarını çekip kamplarda en görünür yerlerde sergilemişler ve binlerce aile çocuklarına tekrar kavuşmuş. Geçmiş doğumgününüzü kutluyorum, keyifli bir yaz dilerim…

ozgurbaykut için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*