Macaristan- Budapeşte ( 6 )

Pécs'ten Budapeşte'ye rahat bir yolculuk  ve güzel anılarla döndük. Artık otelimizi bulmakta zorlanmıyoruz. Yollara alıştık. Apartmanın giriş katında yerel ürünleri satan bir pazar kurulmuş. Yiyecek , örtü ve benzeri şeyler sergilenip satılıyor.Kendi ürünlerini satan Romenler çoğunlukta. El emeği göz nuru eşyalar.Benim en çok  ilgimi  yaşlı bir Macar Hanımının çocuklar için yaptığı oyuncaklar çekiyor. Hanımın zerafeti ve yaptıkları mükemmel. Bunun yanında Macar salam ve peynirleri hem ucuz hem de pek güzel.Bugün meşhur Kahramanlar Meydanına gitmeyi hedefliyoruz.

                                

Metronun en eski hattını kullanacağız. Gerçekten oldukça değişik. Tavan basık.Eski fayanslarıyla eski treniyle tam bir nostalji.Metrodan çıktığınızda bir cadde geçerek  meydana varıyorsunuz.Sağ tarafta devasa sütunlarıyla (Szepmüveszeti Muzeum)  Güzel Sanatlar Müzesi yükseliyor. Macaristan'ın en zengin sanat kolejsiyonlarına sahip.Burada her zaman bir sergi açılışı oluyormuş. Muazzam bir yapı.Biz oradayken "Aquila Janos"un sergi açılışı vardı.

           

Ve tam karşıda Kahramanlar Meydanı. Macarca adıyla "Hösök Tere " Metro istasyonu da adını meydandan almış. Buraya gelen metro aynı zamanda Orta Avrupa'nın en eski metrosuymuş. Kahramanlar Meydanı Budapeşte'nin en büyük caddesi olan Andrassy'nin sonunda bulunuyor. Bu caddede konsolosluk binaları sıralanmış. Türk Konsolosluğu da burada. İki kilometreden fazla uzunlukta çok geniş, ağaçlarla dolu güzel bir cadde.En sonunda Deak Meydanına bağlanıyor.

Kahramanlar Meydanı Karpatlardan buralara gelen Macarların 1000.Yılı anısına yapılmış ve Unesco koruması altında. Yarım ay şeklinde sütunlardan ve heykellerden oluşuyor.Heykeltraş György Zala ve Mimar Albert Schickedanz tarafından 1896'da yapılmış.Tam ortada 36 metre yüksekliğinde bir sütun ve üzerinde Cebrail'in heykeli bulunuyor. Sütunların arasında Macar krallarının heykelleri ve her heykelin altında onların hayatlarını gösteren rölyefler çok harika gözüküyor.Ayrıca yerler tüm bu yapılara uygun şekilde döşenmiş.Siyah,beyaz taşlar. İnsan bu devasa yapının güzelliği karşısında büyüleniyor.Meydanda turistik bir atraksiyon olarak pedalla işleyen ve içine on kadar kişi alabilen ortasında masa olan hem bira içilen hem de şarkı söylenen arabalar yapmışlar. Bunları kiralayan gruplar önünüzden neşe içinde geçiyorlar. Daha önce şehirde park etmiş halde gördüğüm bu arabaların ne olduğunu pek anlayamamıştım ama şimdi  hoşuma gitti.

     

Meydanın sağ tarafından arkaya doğru yürüdüğünüzde parkın içinde bir masal şatosu ile karşılaşıyorsunuz.Vajdahunyad Şatosu. Gölün ortasındaki adacıkta yer alıyor. Bir köprü ile geçiyorsunuz. Gölde araba şeklinde rengarenk kayıklar yapmışlar. O kadar güzel bir görüntü ki sözcükler tarife yetmiyor.

  

Dingin, sakin, huzur dolu bir ortam. Kışın burası donunca buz pateni sahasına dönüşüyormuş. Şehrin nefes alması için düşünülmüş muhteşem bir yer.Şatonun her kulesi başka bir sanat akımını yansıtıyormuş.Girişteki iki kulenin önünde bir fotoğraf çektirmek hoşuma gidiyor.Zira iki ayrı mimaride yapılmış kuleler oldukça farklı bir kare oluşturuyorlar.Şato Varosliget  parkında yer alıyor. Halk buraya "Şehir Ormanı" diyor.

   

Kapıdan içeri girdiğinizde bahçedeki ağaçlarla bütünleşen yapılar harika gözüküyorlar.Neresinin  fotoğrafını çekeceğinizi şaşırıyorsunuz.Gizemli bir görünüşü var.Avrupa'nın en büyük tarım müzesi de burada.Yapı Kahramanlar Meydanı ile aynı zamanda yapılmış.Bahçede bulunan bir heykel tüm ziyaretçilerin ilgi odağı. Benim de çok ilgimi çekti. Miclos Ligeti'nin eseri Anonymus.(Ortaçağ'da bir tarih yazarı)

(1903).Ortaçağda Kral III. Béla'nın vak'anüvisinin heykeli olduğu söyleniyor. Başındaki kapüşon karanlığı ,elindeki  tuttuğu altın renkli kalem de tarihe ışık tutan değerli notları simgeliyormuş.Alttaki Latince yazıda "Muhteşem Kral Béla'nın Noteri" diye yazıyor. Meraklı grubundan sıyrılıp yanına yanaşarak fotoğraf çektirebilmek mucize.Mutlaka kenarından kıyısından biri daha kareye girmeyi başarıyor.

 

Heykellerdeki kumaş kıvrımları inanılmaz.Kitaplarını koymuş ,okumaya hazırlanan beyfendi kalkıp da sizlerle birşeyler söyleyecek gibi. Bu kadar sanat akımını bir arada görünce insan hangi birini incelesin bilemiyor. Bazı yapıların boyaları dökülmüş ama bu sanki bilircesine yapılmış gibi ortama esrarengiz bir hava katmış.Ürkütücü.

  

Parkı dolaşırken rastladığımız iki Türk genci ile sohbet ediyoruz. Üniversitede okuyan gençler değişim projesiyle Budapeşte'ye gelip bir yıl kalmışlar. Şimdi dönüyorlarmış. Erasmus projesiyle bu ülkeye gelen epeyce Türk üniversite öğrencisi gençlerimiz var. Aynı şekilde Polonya'da karşılaşmıştık.Parkın içinde çimlerde oturan çocuklu aileler buranın keyfini çıkarıyor.Bu arada fotoğraf çekme sevdasıyla suya düşen bir turist  de bize hoş anlar yaşatıyor. Parktan çıktığımızda çevrede dolaşan faytonlardan birindeki turist kadının çantasını kapıp kaçmaya çalışan biri ve onu yakalamak için aniden yerinden fırlayıp koşturan kahraman  faytoncu bizi çok heyecanlandırdı ama arkada kamerayı görünce bir çekim yapıldığını anladık.Rahatladık.

  

Meydandan Andrassy caddesine doğru  yürüdük.Caddeye girerken Cafe Kara büyük bir Türk kafesi. Baktık çaylar ,nargileler. Oldukça kalabalık.Anlaşılan buralarda Türk izleri devam ediyor.Biz de biraz oturup soluklanıyoruz.

.   

Cadde boyunca oldukça değişik ve güzel yapılar var. Ağaçlarla nefes alan cadde insanın içini ferahlatıyor. Bu şehrin en büyük caddesi.

 

Bir gün daha bitiyor. Güzel Budapeşte'ye doyulmuyor.Yarın bir yolculuk daha yapacağız. Macar arkadaşımız Visegrad'ı görmeden bu ülkeden gitmeyin deyince biz de onun sözünü dinleyip sabah erkenden yollara düşeceğiz.

 

Magyar Képzömüvészeti Egyetem-Güzel Sanatlar Akademisi ( 1871)

4 yorum

  • gezmen dedi ki:

    Beste Hanım, yeni siteye ilk yazı sizden geldi. Umarım çokça yazılar paylaşır ve çok insana kaynak olur. Emeğinize sağlık, paylaşım için çok teşekkürler.

  • besteerbak dedi ki:

    Seve seve. Site güzel olmuş.Emeğinize sağlık.Sevgiler.

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili Beste,neyse galiba bu kez “banyodan tam çıktık”….güzel fotolarla anılarımız canlandı…Visegrad ı da beğeneceksiniz,ben çok sevmiştim…Teşekkürler..

  • besteerbak dedi ki:

    Merhaba Neşe,yazımı sevdiğinize memnun oldum. Teşekkürler…. Umarım devamını da beğenirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*