Lucca, surların içinde gizli kalmış şehir…

   Lucca… Tarihten kopmuş küçük bir sayfa… Okurken hiç bitmesin dediğiniz, her kelimesinde ayrı bir tat aldığınız şehir. Keşke üç nokta (…) olsaydı sayfa sonunda; devamı gelseydi, hep sürseydi… 



Resim 1: Lucca’nın kuş bakışı görünüşü (Surların içine gizlenmiş şehir demekle haksız mıyım?)



Surlarla kaplı bu şehirde tam tamına 7 ay yaşadım. Adını daha önce bir kez bile duymadığım Lucca’ya bir dil asistanı olarak geldim. Önceleri çok tedirgindim, nasıl bir yer olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu. Ücra bir köşesi miydi Toscana’nın bilemedim… Halbuki daha istasyondan dışarıya adımımı atar atmaz büyüsü sardı beni…



Resim 2: “Statzione di Lucca” 🙂 Şehre ilk adımı atmamı sağlayan Tren İstasyonunu da size göstermeden geçemedim.

   Karşımda tüm ihtişamıyla 16. yüzyıldan kalma eski şehir surları… Rönesans döneminin tozlu sayfalarında gezindiğimi hissettim birdenbire… Yıllara meydan okumuş belli… Kim bilir kimlerden korunmak için inşa edilmiş… Sadece korunma amaçlı olsa bu kadar muntazam olamaz ki… 



Resim 3: “Mura di Lucca” (Bahar ayında Lucca surları ve Duomo kulesi)


       İstasyonun tam karşısında sizi surlara götüren yemyeşil alanla çevrili bir yürüyüş yolu çıkıyor. Tam üstünden geçen minik bir kanal… Adım attıkça içini kaplayan bir heyecan…
Asıl her şey surların içinde saklı!


 


  Resim 4: Sura giden yeşil yol               Resim 5: Yol kenarındaki minik kanal

    Surun 4 ana kapısı var. Hepsi de birbirinden güzel. Benim evim Porta Elisa’ya çok yakındı… Her gün okula giderken o kapıdan bisikletle geçmek paha biçilmez.. Her geçişte sanki ayrı bir role bürünüyordum… Bazen atlı bir şövalye, bazen de bir Roma prensesi gibi… (Bu arada“Porta” İtalyanca’da kapı demek)


 


        Resim 6: Porta Elisa                        Resim 7: Porta Sant’Anna  

             
                   Resim 8: Porta Santa Maria              Resim 9: Porta San Pietro


 


   Ana kapılar haricinde sizi surlara götüren başka küçük geçitler de mevcut. İstasyonun tam karşısındaki yol da sizi bu küçük geçitlerden birine götürüyor. Hadi geçelim gizli geçitlerden, girelim surların içine…



Resim 10: Geçit


    Bu daracık geçitten elimde kocaman valizlerle geçtiğim ilk günü dün gibi hatırlıyorum… Ürkütücü geldi ilk başta, sanki zindanlara giden yol misali… Karanlıkta her ne kadar korkunç gelse de, gün ışığında sizi tarihe taşıyacağından eminim. Her adımında sanki şehri fethetmek için surları ezip geçmeye çalışan bir asker gibi hissediyorsunuz… 



Resim 11: Gizli mabede giriş 🙂

     Surların üstüne çıktığınızda gördüğünüz manzaraya hayran kalmamanız elde değil. Upuzun ağaçlarla çevrili romantik bir yol. Baharda yemyeşil çimenlere, sonbaharda ise yanık renkli yapraklara bürünmüş…

 
 Resim 12: Baharda Lucca                       Resim 13: Sonbaharda Lucca

İnsanlar yaz kış demeden spor yapıyor,  genci yaşlısı herkes bisiklet sürüyor veya çimenlerde uzanmış kitap okuyor.


Resim 14: Yürüyüş sonunda dinlenmekten zevk aldığım köşe

Kimisi de surlar üzerindeki şık restorantta içkisini yudumluyor. Surdaki tek restorant olan bu mekan benim de favorilerim arasında. Surun bir kısmı bu sayede çok güzel değerlendirilmiş. İç dizaynı çok hoş. Zeminin bir kısmı cam… Masa da otururken surun dibini görebiliyorsunuz. Yemekler ve içkiler o kadar lezzetli ki malesef fotoğraf çekmeyi akıl edememişim. Risotto’su harika mutlaka deneyin!



Resim 15: Surların üzerinde ziyafet keyfi

Yaklaşık 4-5 km’lik yürüyüş yolunu keyfini çıkara çıkara yarım saatte dolaşabilirsiniz. Bisiklet kiralamanız da mümkün ayrıca. Şehir merkezinde bisiklet kirayabileceğiniz “Cicli Rai” bike shop sürekli hizmetinizde.Ben şanslıydım, benim bisikletim vardı 🙂



   Resim 16: Düldülüm 🙂


   Küçük bir uyarı: Lucca’yı çocuklarınızla ziyaret ederseniz onları kollamayı sakın unutmayın; duvarlar bi hayli yüksek. Etraf yemyeşil olduğu için insan bir anda yüksekliği göz yanılması yüzünden anlayamayabiliyor… Doğallığını bozmamak adına koruma amaçlı herhangi bir set de yapılmamış. Aman dikkat siz yine de çok yaklaşmayın!


Resim 17: Turistlere dağıtılan uyarı amaçlı el broşürü

   Şehre inelim artık ne dersiniz? Surun üzerinde yer yer sizi şehre götüren küçük patikalar var. Sonbaharda dökülen yapraklar yayılır hali misali, baharda ise çimenler…

  
Resim 18-19: Şehre inen patikalar

 Lucca’da görülmeye değer bir çok tarihi yapı, meydanlar, kiliseler ve irili ufaklı kuleler mevcut. Duvarın üzerinde yürürken kuleler dört bir yandan size eşlik ediyor.

 
Resim 20: Lucca ve Kuleleri

Öncelikle Lucca katedralinden bahsetmek istiyorum. Lucca’daki en büyük Duomo’nun adı “San Martino”.Oldukça büyük olan bu kilisenin yapımına 1200’lü yıllarda başlanmış fakat 14. yüzyılda Gotik tarzda restore edilmiş.

Resim 21: San Martino (St. Martin Church)

 İlginçtir ki katedralin her sütunu ayrı modele sahip. Bir rivayete göre Lucca yerlileri arasında bir kolon müsabakası düzenlenmiş ve dizayn edilen tüm kolonlar kilisenin restoresi sırasında kullanılmış.
 

Resim 22: Katedralin arkadan görünüşü

Ayrıca üzerinde birbirinden ilginç kabartmalar ve heykeller bulunuyor. En göze çarpan ise burçları yansıtan kabartmalar. Gerçekten görülmeye değer.

 
Resim 23-24: Burç kabartmaları

İkinci büyük kilise “San Michele in Foro” adını üzerinde bulunduğu şehrin tam ortasındaki San Michele (Piazza San Michele) meydanından alıyor. 12. yüzyılda inşaası tamamlanan bu kilisenin mimarisini çok seviyorum. 13. yüzyılda en tepesine Baş Melek San Michele heykeli dikilmiş. Heykelin boyu yaklaşık 2 metre.

 
Resim 25: San Michele Kilisesi (St. Michael Church)

San Michele meydanın büyük bir bölümü beyaz mermerle kaplı. İnsanlar kilisenin dibinde oturup içkilerini yudumluyor. Meydanın etrafında küçük şirin İtalyan kafaler var. Baharda cafelerin bahçeleri tıklım tıklım oluyor. Ben de kilisenin dibinde oturup beyaz zemin üzerinde dolanan güvercinleri izlemekten büyük zevk alıyordum…


Resim 26: Archangel St. Michael heykeli


Lucca’daki en güzel meydanlardan biri de “Piazza Napoleone”. Bayılıyorum buraya. Sürekli kendimi dinlemek için gittiğim yerdi.



Resim 27: Piazza Napoleone

Tam ortasında  Napoleone’un kız kardeşi “Elisa Bonaparte Baciocchi”nin heykeli yer alıyor. 



Resim 28: Napoleone’un kızkardeşi

Çoğunlukla “Maria Louise” meydanı diye de biliniyor. Meydanın etrafındaki kocaman ağaçlar geceleri beyaz parlak elbiselere bürünüyor.


Resim 29: Işıklı ağaçlar

Baharda atlı karınca kuruluyor, kışın ise buz pisti. Bu meydan Haziran ayında yaz festivaline de ev sahipliği yapıyor. Bob Dylan, Elton John ve Santana gibi bir çok ünlü şarkıcı da zamanında bu meydanda konser vermiştir. Meydanın içinde “Teatro del Giglio” adlı tiyatro sahnesi de bulunmakta. Ben burada bir müzikal izleme fırsatını yakaladım. İzin verilseydi tiyatronun iç mekanının fotoğrafını çekip sizinle paylaşırdım. Balkonlu, Rönesans dönemine ait bir dizayna sahip. Çok güzeldi…

 
     Resim 30: Atlı karınca


    İlginç mimariye sahip meydanlardan biri de “Piazza dell’Anfiteatro”. İçinde çok güzel detaylar barındırıyor.

                           
                                          Resim 31: Anfitiyatro girişi

       Adından da anlaşıldığı üzere anfitiyatro özelliğine sahip, dört tarafı o meşhur yeşil pancurlu sarımtırak İtalyan evleriyle çevrili yuvarlak bir meydan… 

                                 
                                Resim 32: Kuş bakışı Anfitiyatro

      Ben de ilk gittiğimde dikkatimi çektiği için buradaki evlerden birini kiralamak istemiştim. Eski püskü tek bir odanın kirasının 500 euro olduğunu duyunca vazgeçtim. İçinde ısıtma sistemi bile yok, ve hiçbirşey dahil değil! Yine de o tek kişinin zorla sığabileceği daracık balkonunda oturup istediğin her an gelen geçen turistleri veya yıl boyu düzenlenen çeşitli aktiviteleri izlemek hoş olabilirdi. E tabi ki kahve eşliğinde…

            
                                       Resim 33: Piazza dell’Anfiteatro Romano

       Küçük bir bilgi daha: Lucca’nın önemli simgelerinde de biri olan Anfitiyatro meydanının Romalılar döneminde Gladyatör oyunları için inşaa edildiği rivayet ediliyor.       

    
                    Resim 34-35: Sağdan ve soldan Piazza dell’ Anfiteatro

      Turistlerin bir hayli ilgisini çeken bu meydandaki evlerin alt kısmı tarzı hiç değişmeyen İtalyan cafeler ve hediyelik eşya dükkanları ile dolu. 

                 
                     Resim 36: Anfitiyatrodaki küçük sevimli dükkanlardan biri

      İşte Lucca’nın sembolü: “Torre del Guinigi”. Meşhur ağaçlı kule… Uzaktan bakınca tepesinde kocaman bir ağaç bulunan kule hemen göze çarpıyor. 

                     
                       Resim 37-38: Evlerin arasından Torre del Guinigi

      44 metre uzunluğundaki kulenin en üstüne çıkmak da mümkün. Ağacın gölgesinde kalıp tüm şehri tepeden izlemek harika. İtalya’da çıktığım kulelerden bana en zevk verenlerden birtanesi Torre del Guinigi. Özellikle Anfitiyatronun üstten görünüşü süper ötesi!

                  
                          Resim 39: Ağaçlı kuleden Lucca’nın görünüşü

      Lucca’nın önemli kulelerinden biri de saat kulesi: “Torre dell’Orologio”. 50 metrelik bu kule şehrin tam merkezinde.

                                          
                                          Resim 40: Torre dell’Orologio

   Daracık taş sokaklarda yürürken karşınıza sürekli küçük kiliseler çıkabilir. Bunların çoğunun adını unuttum ama birkaçının resimlerini sizinle paylaşmak istedim. 

          
                                          Resim 40-41: Kiliseler

      En dikkat çekici kiliselerden biri de “Basilico di San Frediano”. Güzel bir bahçe içerisinde. Çatısında Hz. İsa’nın ve havarilerin altın mozaik işlemeleri var. 

                                 
                                  Resim 42: Mozaik işlemelerle Hz. İsa

      Ayrıca en önemli özelliğinden de dini merasimlere ve düğün törenlerine ev sahipliği yapması. Ben de bir düğüne şahit olmuştum bir keresinde. Kilisenin kapısından çıkan çiftlere pirinç atmışlardı o ünlü İtalyan sevinç naraları eşliğinde…”Bravi, bravissimo” 🙂 

                                        
                                       Resim 42: Basilico di San Frediano

   Şehir içinde bir de cennet yeşili botanik bir bahçe var: “Orto Botanico”. Çok az bir ücretle giriş yapabileceğiniz botanik bahçe asırlık ağaçları ve türlü türlü bitkileri barındırıyor. Ben gezerken hayretler içerisinde kaldım ağaçların yaşını öğrendiğimde…

    
     
Resim 43: Nilüfer ve kamlumbağa            Resim 44: Botanik bahçedeki ağaçlar



DEVAM EDECEK…










 

9 yorum

  • Saudade dedi ki:

    Merakla bekliyorum!…fotoğraflar da olacak değil mi? 🙂

  • Zeynep dedi ki:

    kesinlikle devamını merakla bekliyorum bizi fazla bekletmeyin olur mu???

  • bora arasan dedi ki:

    Daha bizim turların farkedemediği -fark edebileceğini de sanmadığım- gezilesi mekan.

    Floransadan Pisaya giden trenlerin aktarma noktası. Fasulye çorbası ve kuleler.

  • Neslitalia dedi ki:

    Bugün yazımı bitircem söz veriyorum, biraz fazla foto ağırlıklı olacağı içn fotolarımı ayarlamaya çalışıyorum aslında yazı hazır… 🙂 Aksaklık için özür dilerim… Kesinlikle haklısınız bora, bence de bizim turlarun keşfetmesi gereken bir şehir… Öle tesadüfen Floransa-Pisa arası inip de bi bakalım denilecek, bi kaç saate sığdıralacak bir durak değil… Lucca’nın merkezi belki küçük olabilir ama yakın çevresinde ki villalar ve Serchio nehri görmeye değer… Hepsinden bahsedicem size… Coming soon 🙂

  • NEŞE dedi ki:

    Yıllar önce kısa bir ziyaretle ben de sizin gibi çok sevmiştim bu küçük şehri,tarihi merkezin tam kalbindeki meydan beni hayran bırakmıştı…Siz de heyecan ve sevgi ile anlatmaya başladınız,”aspetto anche io !”..Teşekkürler…

  • Neslitalia dedi ki:

    Yıllar sonra yine gidicem… hep gidicem, hiç kopamam ki 🙁 Çok seviyorum ben bu şehri… Öylesine içime işledi ki

  • NEŞE dedi ki:

    Güzel anıları olan şehirlere yıllar sonra gidince çooook duygulanıyorum,belki de biraz hüzün…Değişen-değişmeyen aranıp duruyorum,aslında ben de değişiyorum..

  • Neslitalia dedi ki:

    Tek değişmeyen hatıralar, anılar…

  • incialp dedi ki:

    harika bir yazı.. çok severim bende Lucca’yı.. bence İtalya’nın heryeri insanın içine işleyecek kadar güzel… ben 3 yıl kaldım, hala her fırsatta oralara gitmek istiyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*