Londra no:2

Londra’nın simgelerinden bir tanesi de tabii ki hepimizin bildiği “Big Ben” saat kulesidir. Bu ismi saat kulesinin çanından almıştır. Westminister’daki parlamento binasına bitişik, dünyanın en büyük dört tarafında saat bulunan, zarif ve Viktoriya Gotik stilinde 96,3 m yüksekliğinde bir kule olduğunu, sizlere biraz bilgi verebilmek için, Vikipedia’ya bakıp da buraya yazdım.



Westminister Sarayı yani Parlamento binası ise malum Lordlar ve Avam Kamarasından oluşan İngiliz Parlamento üyelerinin çalışma mekânıdır. Yaklaşık 1.100 odası, 100 merdiven çıkışı ve toplam 4.8 km yi bulan koridorları varmış.







Parlamento binasın karşısında bazı protestocuları gördük, Irak’ta ölenler ve orada yapılan soykırımı protesto ediyorlardı.




London Eye aslında bir dönme dolap. Bir tam dönüşünü 20 dakikada tamamlıyor. Thames nehrin kenarında kurulmuştur.






London Eye başka bir açıdan





Güneş saati




Abraham Lincoln’ün heykelinin önünden geçip Amiral Nelson’un heykelinin bulunduğu Trafalgar Meydanına doğru yürümeye devam edelim. Dört tarafında aslan heykelleri bulunan, elini ceketinin içine geçirip düşmesin diye pantolonunu tuttuğu, Napolyon’a özendiği heykeli. Çektiğim fotoğrafları çok beğendim belki fazla olacak ama hepsini sizlere aşağıda gösteriyorum.




Amiral Nelson

Sahi Waterloo savaşını kim kazanmıştı?


Cevap > Şu anda İngiltere kıyılarında olduğumuz için İngilizler demek durumundayız. Fransa sahilinde olsaydık, tabii ki Fransızlar kazandı diyecektik di mi?


Bildiğim kadarı ile hala her iki ülkede bu savaşı kendilerinin kazandığını iddia ediyorlar.




Amiral çiçekler arasından uzakta !!


Yine kendileri,..




Madem bahsettik aslanlardan da birinin fotosunu yerleştireyim dedim.


 


Ortada Amiralin yükseklerden bakan heykeli, dört tarafında aslanlar, aslanların arkasında 2 adet fıskiyeli havuz ve en dışta da 4 adet kaide üstüne oturtulmuş heykeller vardır. Ama dış kaidelerin birinin üstünde heykel yoktu, onun yerine “Amnesty International’ın üyelerinden bir genç kız o kaidenin üstünü işgal etmişti. Aşağıda da bir polis onu bekliyordu. Kızımız bulunduğu yerden örgütlerinin tanıtım broşürlerini sağa sola fırlatıyordu. Bir tane de ben kapmıştım, bu yazının daha ileriki kısımlarında bir pub içinde çektirdiğim resimde ceketimin sol üst cebinde yeşil broşürün cepten çıkmış kısmını göreceksiniz.





Not: “Amnesty International”  sanmıyorum ama belki bilmeyenler vardır aramızda diye yazıyorum “Uluslar arası Af Örgütü”dür.


The National Gallery


Neyse, sol tarafımda “The National Gallery”i bırakıp “Cambridge Circus’a doğru yollanmaya başladım. Kültür ayrı bir şey kardeşim her köşe de bir heykel, bir anıtla karşılaşıyorsunuz. İşte size aşağıda bir örnek.


 


Edith Cavell, “Vatanseverlik yeterli değildir, içimde hiç kimseye karşı nefret ve burukluk hissetmemem lazım” diyor, büyük kadınmış. Tam da bizlerin şu sıralarda kendi kendimize söylememiz gereken bir cümle diye düşündüm!


 


Meydandan (Cambridge Circus’tan yani) biraz sola içeriye doğru girip Leister Square’e geldim. Bu İngilizlerde bir alem doğrusu, ya “circus” daire veya “square” kare yi ekliyorlar hep meydanların şekline göre isimlerinin arkasına. O zaman şimdi ne anlıyoruz, Leister meydanı kare şeklindeymiş. 🙂


Burada da Londara’nın diğer köşelerinde sık sık gördüğümüz gibi minik bir park var, ve içinden bazı heykeller,




Bu heykelin altındaki yazı da” There is no darkness but ignorance” yazılı yani “ Karanlık yoktur, cehalet vardır” diyor, siz ne dersiniz haklı değil mi?


Tam bu “kare” meydanın ortasında İsviçre’de bulunan 26 kantonun bayraklarının olduğu bir ahşap direk var. 700 yıl önce İngiltere ve İsviçre’nin aralarında kurmuş oldukları dostluk konfederasyonu anısına 15 Nisan 1991 de buraya dikilmiş. Gerçi o tarihte dikilmiş ama ben bu meydanda “Swiss Centre” diye bilinen İsviçre mallarının satıldığı bir alışveriş merkezinin olduğu biliyorum, yani benim buralarda yaşadığım dönemde vardı (1973-75 yılları). (“İsviçre mallarının satıldığı” yazmışım yukarda sanki Polonya pazarı malları der gibi olmuş J)




İsviçre Kanton bayrakları





Bu da kararsız bir büfe, ne istersen var, “İngiliz Kahvaltısı”, “Türk Döneri” ve “İtalyan Pizası” J J


 


Bütün bunları geride bırakıp “Covent Garden”a yöneldim.





Fransa İngiltere’ye karşı


Covent Garden eskiden meyve sebze haliymiş, şimdi kafeler, restoranlar ve mağazalar almış manavların yerini.


London Transport Museum


Burada da bu canlı heykellerden vardı, hani diğer Avrupa’nın belli başlı kentlerinde olduğu gibi.


 


Kafeleri, pubları ve alışveriş mekânlarının bol olduğu ve genelde genç turistlerin uğradığı  bir yerdir burası. Ama her Londra’ya geldiğimde mutlaka uğrarım, gençken daha fazla vakit geçirirdim buralarda, ama bu sefer zenci bir sokak gitaristin çok güzel parçalar çalıp söylediği bir kafeye oturup biramı içtim. Aaa, şimdi hatırladım mutlaka bunu sizlerle paylaşmam lazım. Bu kafeye girdiğimde barda duran genç kıza bir bira siparişi verdim.


Biramı alıp hazır dışarıda da hava güzelken orada oturup içerim diye düşünürken, kız ne dese beğenirsiniz. Tek başına bira satmamız kanunen yasaktır mutlaka yanında yiyecek bir şey almanız gerekir dedi. İlk önce inanmadım ama ciddi olduğunu hiçte şaka yapmadığını söyleyince mecburen bir paket cips aldım. Hala düşünüyorum acaba beni yedi mi diye?


 


Buradan ayrılıp, Euston tren istasyonu civarında fotoğraf makine ve aksesuarlarının satıldığı bir dükkâna gidecektim, yollara düştüm yine. Yol boyu, sağ işaret parmağım deklanşörün üstünde her an basmaya hazır vaziyette ilerlerken bana enteresan gelen ve sizlerle paylaşmak istediğim fotoğrafları aşağıda bulacaksınız.


Bir kilisenin duvarındaki çarmıha gerilmiş Hz. İsa


Arkada posta kulesi


Posta Kulesi

 


Dinlenmek için girdiğim bir kafede bana kahve sunulan fincan!






Hugo Boss mağazasının içinde, tavandan asılı gerçek bir yarış otosu, dekor diye kullanılmış!!


Bu arada ne aklıma geldi, inanmayacaksınız ama anlatayım. :))) Büyük kızım Nil’in erkek arkadaşı askerde ve çocuğun terhis olacağı günü geriye sayarak her gün kendi facebook’un da bir sayının fotoğrafını koyuyor. Bende kızım için bazı kapı numaralarını çektim onlarda bunlar.    












Goodbye London.. 🙂



Not: Publar, China town ve müzikaller bundan sonraki yazım olacak, benden ayrılmayınnnn…

  






 




12 yorum

  • mugeyidogan dedi ki:

    az yazı bol resim, işte bunu seviyorum 🙂

  • Zeynep dedi ki:

    London eye binip yukardan manzaraya bakmayı çok isterdim yine keyifli ve güzel bir londra yazısı olmuş

  • MIYU dedi ki:

    tabi ki sizi izlemeye devam edeceğim sayın maliho!! hele bu kadar güzel fotoğraflara ve bu samimi dile devam ettiğiniz sürece asla bırakmam :))

  • handep dedi ki:

    kesinlikle çok keyifli bir yazı :))) ama benim çok acil publarla ilgili yazınızı okumam lazım.. yoksa hala yazmadınız mı?

  • maliho dedi ki:

    Hayır handep publarla ilgili yazı henüz hazır değil. Mübarek ramazana giriyoruz, publarla ilgili yazım ramazan sonrasına kaldı :)))

  • poetrey dedi ki:

    Yeniden gidesim var oralara, mesela ben oradayken London Eye yoktu
    bir de hani o camlı bina orası nereydi ki bilirsin sen maliho?
    Hani o gri konik gibi…
    Pek hoş dizaynı var, gökdelen?

  • rome_o dedi ki:

    çok güzel gezmişsin maliho .. fotoğraflar harika ..birde tanıştığın yeni arkadaşlarından da bahsetsen diyorum :)))

  • maliho dedi ki:

    Bilemedim poetrey sorry:(

  • nky dedi ki:

    yazı ve fotoğraflar bu kadar güzel ve detaylı olunca, insan sormadan edemiyor: OXO tower ve köprülerden de bahsedecek misiniz? nehir kıyısından daha fazla uzaklaşmadan belki biraz da onların fotoğraflarına bakarız diye düşündüm…
    elinize sağlık, kolay gelsin…

  • maliho dedi ki:

    Maalesef bu sefer OXO’ya gitmedim. Köprülerin de pubları dolaşmaktan zaman bulamadım fotoğraflarını çekmeye.

  • kikkoman dedi ki:

    Favori yazarım mojoliho yeni yazı eklemişsin.Mesajı geldi .Hemen okudum .

  • yarenb dedi ki:

    Tüm Londra yazılarınızı okudum, ellerinize sağlık…Sayenizde güzel bir Londra gezi programı hazırlıyorum 🙂

yarenb için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*