LETONYA : Riga…. Kuzeyin Paris’i

Letonya…Riga


 


   Batlık güzelleri, sokaklardaki sanat değeri taşıyan binaları, bar ve kulüp yaşamı ile gençlerin


çekim alanı olmuş Riga. Kristal temizliğinde ki sahilleri , buz mavisi denizleri ve beyaz kumlarıyla, bütün bir yıl renkli bir kalabalığı ağırlamakta Letonya. Ama benim gibi aralık ayında gidenlere de Noel ışıklarını kar ile yansıtarak bir başka güzel yüzünü göstermekte.



 

  
Bütün küçük ülkelerin başına gelen şey Letonya’nın da başını ağrıtmıştır; bağımsız bir ülke olamamak.Çevreye hakim olan ülkenin baskısı, eğemenliği,  bazen işgali altında yaşamak seçeneksizliği. Sanılmasın ki karşı konmamış Leton halkı tarafından bu işgallere; Nazi ve Sovyet işgal döneminde  nüfusunun %20 sini kaybedecek kadar da,  ateşe uçan  kelebekler  gibi ölüme ve Sibirya sürgününe gitmişler.

 


   İşgaller…
 
Letonya 2000 yıllık tarihe sahiptir. 1190 yılında Hiristiyan misyonerlerlerin eğemenliğine kadar Pagan geleneklerini taşımış. Sonrasında Alman Şovalyelerinin 700 yıllık eğemenliği altına girmiş, 1561 yılında da Polonya tarafından ele geçirilmiş.1629-1721 yılları arasında İsveç sonrasında Rusya’nın topraklarına katılmış.1917 yılı, Bolşevik devriminden sonra bağımsızlığına kavuşsa da 1939 yılında Sovyet – Nazi tekrar Sovyet işgali 1991 yılına kadar devam etmiş. 
 


    Özgürlüğe doğru..
   
Sovyet İşgaline ilk büyük protesto 14 Haziran 1987 yılında Riga Özgürlük Anıtı önünde 5000 kişi ile yapılmış. 1941 yılında Sibirya’ya sürgüne-ölüme yollananlar anılmış. 23 Ağustos 1989’da ise 650 km uzunluğunda Estonya-Letonya-Litvanya’yı saran bir insan zinciri ile Sovyet işgaline karşı en büyük Özgürlük protestosu yapılmış ve 1991 yılında bu 3 ülke ve çevredeki diğer ülkelerle birlikte, Glasnost ve Prestroyka politikası mimarı Sovyet başkanı Gorbaçov yönetimi tarafından Sovyetler Birliği’nden ayrılmalarına izin verilerek bağımsızlıklarına  kavuşmuşlardır. Sonrası malum Sovyetler Birliği tamamen dağılmıştı.


 


 

   
2008 aralığında Estonya’dan sonra başkent Talin’den bindiğim otobüs ile Letonya’ya-800 bin nüfuslu başkent Riga’ya yol boyu ormanlar içinden geçerek süren güzel bir yolculukla ulaştım.3 Baltık ülkesi de zengin bir orman örtüsüne sahiptir.


   Bütün uygarlıklar,şehirler gibi Başkent Riga’da bir su kaynağı yada su yolu kenarına kurulmuş; Daugava nehrinin. Şehrin eski bölümü Unesco’nun korumasına alınmış, çevresinde yapılan kimi modern otel binaları nedeniyle de desteğin çekilebileceğiyle uyarılmış.



 

   
Dome Katedrali şehrin tam oratasında kalbindedir.Buradan başlanarak yapılacak keşif yürüyüşü ile “Old City”yi gün sonunda rahatlıkla bitirebilirsiniz.Hemen yakınında Riga’nın en tipik ve değerli mimari hazinesi 1344 yılında evli olmayan tüccarlar tarafından yaptırılmış Lonca binası House of  Blackheads’e ulaşacağız. Yanında “Latvia’nın İşgali Müzesi”ne girip yukarda kısaca bahsettiğim işgal tarihine şahit olacak,üzüntü ve karmaşık duygularla dışarı çıktığımda, bu duygularımı dağıtan, gülümseyen güneş yerine soğuk ve kapalı bir hava karşılayacak. Hediye satan mağazalara ve sanat galerilerine girip karamsar havayı dağıtıp, St Peter Kilise ve Kulesi’nin fotoğraflarını çekerek yürüyüş güzargahımda ki şimdi Filarmoni Orkestra’nın kullanmakta olduğu, 700 yıllık Alman işgal dönemi servetinin merkezi,14.yüzyıldan kalma :Büyük ve Küçük Lonca binalarına ulaştım.

 



  
1698 yılından kalma  İsveç işgalinin anıtı İsveç Kapısı’ndan geçtim. Riga’nın en eski taş evi ”Three Brothers”, aynı sırada Letonya Parlemento’su ve Riga Kalesi.Evet hepsi anlatılanlar kadar kolay ve neredeyse yan yana sıralanmışlar.



  
 
 

   
Noel günü ve yılbaşı kutlamaları için hazırlanmış meydan da folklorik giysili satıcıların sundukları sıcak şarap ve çeşitli etleri tatmak,yerel TV  kamerasına bir Türk’ün izlenimlerini anlatmakta başka bir güzel anı oldu bu gezimin.



  

   
Eski ile yeni şehrin ayrımı da sayılan Özgürlük Anıtı’na Pilsetas Kanalını ve parkını geçerek şehrin modern yüzüne ulaştım ve  bu bronz Özgürlük Anıtı’nın  tepesindeki Milda adındaki kız heykeli başı üstünde 3 yıldız taşımakta, tarihi bölgeler  Kurzeme,Latgale ve Vidzeme’yi temsilen. Sovyet döneminde Sibirya’ya sürgüne yollananlar adına bırakılan çiçek demetleri eksik olmazmış ayak ucunda.Özgürlük Anıtı karşısında aşıkların buluşma noktası “Laima Clock” bulunmakta. Kış günlerinde soğuk ve gri renkli parklar ve sokaklarda dolaşan kalın giysili insanları bahar günlerinde renkli insan kalabalıklarına dönüşeceklerini hayal ederek, tekrar bir de baharda gelme arzusuyla güneye devam ettim Litvanya’ya.


 


Şeref PINARCI


 


serefpinarci@hotmail.com

10 yorum

  • enise dedi ki:

    İtiraf ediyorum;Bu kadar çok yer gezmenizi kıskanıyorum galiba 🙂 .Sonrada ballandıra ballandıra anlatmanız yok mu?. Çokkkkkk güzellll !! elinize,yüreğinize sağlık.

  • cnr_mtnt dedi ki:

    böyle binaların mimarisi her zaman çekmiştir ilgimi.. çok güzel bi görüntü oluşturuyorlar.. çok açıklayıcı ve bol fotoğraflı güzel bir yazı olmuş.. teşekkürler..

  • rome_o dedi ki:

    letonyanın hem tarihini öğrendim hemde kısa riganın kısa bir turunu atmış oldum
    fotoğraflardan tam bir orta ve doğu avrupa ülkesi görününümü var… 3 yıldız taşıyan heykel fotoğrafı biraz koyu olamsına rağman güzel

  • TALYA dedi ki:

    Eleştiri ve katılımlarınıza teşekkürler.Aralık ayının kasvetli-kapalı havasında ışığın azlığında çekilen fotoğraflar bunlar, sıkıntı çektim, güneş göstermedi yüzünü daha renkli-gölgeli fotoğraflar çekmeme.

  • doktortayfun dedi ki:

    Elinize sağlılk güzel resimler.abidindemir in yazısı kadar doyurucu değil ama güzel… tebrikler….

  • hburcu dedi ki:

    Sevgili Talya, fotoğraflar ve anlatımnız çok güzel.. Yalnız yazıların puntosunu biraz büyütsen ve de fotograflardaki yapıların altına isimlerini yazsan daha da güzel olacak. Gerçi çoğu resmin altında bilgi vermişsiniz ama benimki naçisane bir tavsiye affınıza sıgınarak. ellerinize sağlık. Umarım birdahaki sefere yazın gitmek kısmet olur.

  • BÜLTER dedi ki:

    sanırım bir eurovision şarkı yarışması yapılmıştı Riga da. ya da başka bir organizasyon…tv de hayranlıkla seyretmiştim. siz de çok güzel anlatıp resimlemişsiniz, zevkle okudum.

  • TOMUR dedi ki:

    Eline sağlık .çok güzel biryazı,fotoğraflara söyleyecek söz bulamıyorum süperrrrr Paris ‘i gördüm güzel bir benzetme

  • gezgingen dedi ki:

    çok güzel bir gezi yazısı olmuş. Diğer baltık ülkeleri yazınızda olduğu gibi bunda da hoş zaman geçirdiğiniz anlaşılıyor. Elinize sağlık.

  • NEŞE dedi ki:

    Çok merak ettiğim güzel bir şehri güzel fotolarla anlattınız ,gözünüze,elinize sağlık..Birinci fotodaki mimari tiyatro dekoru gibi ,ne harika bir yapı!Yazın, uzun günler ve güneşli havada gezmek ne hoş olurdu…

NEŞE için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*