Ladakh – toleransın, hoşgörünün ve dağların ülkesi



Yakın bir tarihe kadar bu ülkenin haritada ki yerini göstermem gerekseydi, herhalde bölge olarak bulurdum, ama Hindistan’ın dışında bir yerde arardım. Daha önce Ladakh hakkında çok az şey duymuştum ve bağımsız bir ülke sanyordum. Gitmeme yakın bir zamanda Ladakh’ın Hindistan’ın küçük, özerk bir bölgesi olduğunu öğrendim. Ve gittiğimde ise bu küçücük bölgede ne kadar hoşgörü ve insanlığın yattığını görünce, hayretler içinde kaldım. Ladakh’a gitmek için ise, bu bölgeye hiç mi hiç benzemeyen, Hindistan’dan geçmek gerekiyordu. Hindistan’a giderken Ladakh’ta neler göreceğini bilmediğinde insana zor gelmiyor, ancak insan Ladakh’ı gördükten sonra Hindistan’a döndüğünde sonra tam bir kültür şoku yaşıyor. Ama sonuçta her iki ülke de bize bir şey öğretiyor. Ladakh’ı gördükten sonra, kendimizde sevgi ve hoşgörünün ne kadar yozlaşıp, yok olmaya yüz tuttuğunu, Hindistan’ı gördükten sonra ise biz Türk insanı, nasıl bir cennette yaşadığımızı gördüm. Keşke Ladakh insanları kadar sevgi ve hoşgörülü olabilip, bu bilinçle cennet ülkemize sahip çıkmayı öğrenebilsek.





Ladakh Dağlarının uçaktan görünüşü


Leh – Ladakh’ın başkenti
Ladakh Hindistan’ın kuzeyinde yer alır ve Hindistan’ın yoğun nüfusuna rağmen, dünyada nüfus yoğunluğunun en düşük olan bölgesi olarak bilinir. Başkenti Leh’ tir ve bu kentte sadece 15.000 insan yaşıyor. Ülkenin toplam nüfusu ise 100.000 civarında. Tüm ülke dağlıktır ve Leh kenti deniz seviyesinden 3.700 m yüksekte yer alır. Tam bir kartal yuvası gibi olduğundan, uçak inişe geçmeden önceden havada 4 kez spiral gibi dönüp limana iner. Havalimanı ise küçük bir askeri limandır.  Ladakh halkı Tibet kökenli olduğundan, dış görünüşleri itibari ile Hindistan halkına benzemiyor. Ladakh halkının %55 Budist ve diğer %45 oranı Müslüman ve Hindular paylaşıyor. Ancak bu iki din arasında herhangi bir fark görülmüyor. Herkes aynı haklara sahip ve tüm insanlar birbirine saygı gösteriyor. Dilleri Ladakh dili, Hindistan’ın resmi olarak kabul edilen 18 dilden birisi, ancak neredeyse herkes İngilizce konuşuyor, ama İngilizcelerini anlamak için ayrı bir tercüman gerek. Birçok ülkeyi yaya olarak gezmeme rağmen, yani genellikle şehirlerin dışını ve ülkelerin gerçek yüzlerini gördüğümden, şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Hiçbir ülkede bu kadar hoşgörü, yoksulluğa rağmen bu kadar sevgi görmedim. İstatislikler inanılmaz rakamlar gösteriyor: bu ülkede suç oranı %0! Yüksek sesle konuşmak, tartışmak, kavga etmek en büyük saygısızlık olarak biliniyor. Ladakh’ta bulunduğum 2 hafta içinde arkadaş olduğum Namgyal ile kötülük hakkında konuştuğumuzda, bana verdiği yanıt çok düşündürücü: ‘biz kötülüğün ne olduğunu bilmiyoruz ki…’ 




Sokakta meyve satan kadınlar


Uçaktan bakıldığında Ladakh müthiş bir görüntü sergiliyor. Her yer alabildiğine çıplak dağlar. Havadan bakıldığında, buzulların burada da ne kadar geri çekildiği, buradan çok bariz belli oluyor. Ve dağlar bomboş, yukarıdan tek bir köy bile görünmüyor. Ufka bakıldığında ise batıda Karakorum, doğuda Himalaya dağları bulutları yarıp geçmiş olarak zirvelerini gösteriyor. Çok uzakta, hayal gibi Nanga Parbat dağı adeta göğe uzanmış bir dev gibi tüm ihtişamını sergiliyor.




Thicksey manastırı


Leh şehri tam bir kartal yuvasına benzer biçimde dağlarla çevrili. Şehirden görünen en yüksek zirve Stock Kangri Dağının sivrisi, 6.140 metre yüksekliğinde. Aylardan Eylül başlangıcı ve Leh’ten bakıldığında zirvesi karlı görünen tek dağ olarak göze çarpıyor. Hemen yanındaki buzul sabah bakıldığında insanın gözünü kamaştırıyor.


Leh’in yakın çevresinde ise bir sürü görülecek yer var. Budizm ile ilgilenen birisi için aslında kaçırılmayacak bir fırsat, ancak Budizm ile ilgilenmeyenler için belki bir, belki iki günde can sıkıcı hale gelebiliyor. Budist tapınaklarda ayinlere katılmak mümkün ve çok ilgi çekici, ancak dağcılık ve trekking meraklıları için uçsuz, bucaksız bir cennet.




Stock Kangri, 6.140 metre


Ladakh dağlarında bir sürü trekking rotası var ve her biri diğerinden güzel. Bir doğa turları organizatörü olarak şunu söyleyebilirim ki, turizm ülkesi Türkiye’nin, turizmin bir hayli yeni olduğu bu ülkeden, öğreneceği çok şeyler var. Doğaya olan saygılarından dolayı dağlarda blue sheep dedikleri bir dağ keçisi türünü görmek içi şanslı olmaya gerek yok, çünkü bir günde birçok sürüyü görmek mümkün. Ve hayvanlar insanları görmeye öyle alışmışlar ki, yaklaşana dek insandan kaçmıyorlar. Sadece dağ keçileri değil, porsuklar da aynı şekilde insandan kaçmayıp, oyunlarını çekinmeden oynayabiliyorlar. Ve yol boyunca sülüne benzer bir yaban tavuğu türünü gözlemek mümkün.




Blue Sheep – Ladakh’a özgü bir tür dağ keçisi
Rotayı bildikten sonra dağlara ulaşmak çok kolay, ancak bazı dağlara tırmanmak için izin almak gerekiyor. İzin almak kolay ve izin ücretleri ucuz. Rehber bulmak, izin almak için herhangi bir seyahat acentesinden faydalanmakta yarar var. Ama kamp yüküydü, kumanya, rehber gibi işlerle uğraşmak istemeyenlerin bir tur operatöründen yaralanmaları daha iyi olur herhalde, çünkü kamp yerlerine ayrı, ayrı para vermek gerekiyor. Ayrıca bu ülkede bahşiş her kapıyı açmak için iyi bir anahtar konumunda. Verilecek küçük bir bahşiş büyük mucizeler yaratabiliyor. Trekking rotaları bazen 5.000 metrenin üzerindeki geçitlerden geçiyor. Ve bu irtifadaki patikalar köylülerin hala kullandıkları yollar. Köylerin neredeyse hiçbirinde elektrik yok. Bu yüzden trekkinge çıkmadan önce kameranın bataryasının önceden doldurulması en unutulmaması gereken işlerden biri. Resim çekmeyi sevenler mutlak yedek batarya taşımalı. Örnek vermek gerekirse: ben Ladakh ve Hindistan’da 22 günde toplam 1.000 kadar resim çektim, beğenmeyip, kartımda yer açmak için sildiğim resimler hariç. Kimsenin kuşkusu olmasın, resim çekmek için motif sıkıntısı hiç, ama hiç olmaz…  


Markha Vadisi
Stock Kangri dağına çıkmadan önce güzel bir trekking yapmak, akklimatize olmak için en iyi yol. Markha Vadisi bunların en güzel olanlarından. Benim şahsi fikrime göre bir ülkeyi en güzel keşfetme yolu o ülkeyi yaya olarak gezmektir. Bir örnek vereyim: Diyelim Ladakh’a gittiniz: tarlada erkeklerin çalışıp, kadınlarının çalışmakta olan erkeklerine şarkı söylediklerini, yaya olarak köylere kadar gitmezseniz, bilemezsiniz. Bu gelenek Ladakh’a ait bir kültürdür ve bunu Ladakh’a sadece gitmiş olmakla öğrenmek mümkün değil. Bunun için Ladakh’ı yaya olarak gezmek gerekir. 
Yüksek dağlara tırmanmak için Leh kentinde birkaç gün kalmak da akklimatize olmak için yeterli olabiliyor. Birçok insan Leh kentine geldiğinde dağ hastalığına yakalanıyor. Bu elbette ki akut dağ hastalığı değil, ancak 2 gün yatakta yatıracak kadar etkili olabiliyor. Stock Kangri’ye kısa yoldan çıkmak için en uygun rota Stock köyünden başlayıp, 4 saatlik yürüyüş ile önce 4.300 metredeki kampa çıkmak, burada geceledikten sonra 5.000 metredeki son kampa yükselip buradan zirve yapmaktır. Bu işlemi yapmadan önce mutlak akklimatize olunmalı, bunu dağcılar bilir, çünkü 6.000 metre ciddi bir irtifa demektir. Zirveye giden yol çok belirgin, buzulda ise herhangi ciddi bir çatlak bulunmuyor. Buzuldan sonra dağın eğimi yer, yer 40 dereceyi buluyor. Rotayı soldan, tarağın üstünden takip etmekte yarar var, çünkü zirveye doğrudan giden ortadaki geniş kulvar kullanıldığında yukarıdan kaya kopma riski çok yüksek. Bunu tecrübe olarak söylüyorum, ben çıkarken büyük bir kaya koptu ve yüzlercesini de yanında getirdi. Şansım vardı ki, önümde kayadan bir set vardı ve bunun arkasına gizlenebildim. Hava iyi olduğunda zirveye kadar birkaç kaya geçişi dışında zorlu bir engel yok, ancak kar yağdığında çok dikkatli olmak gerekiyor.


Stock Kangri Dağı, 6.140 metre
Dağcılık tecrübesi iyi olmayanlar kar olduğu zamanlarda bu dağa çıkmamalı. Her ne şartlarda olursa olsun, krampon mutlak bulundurulmalı. Kar olmadığı zaman krampon yük fazlalığı olabilir, ancak kar yolda yakaladığı zaman inişte ciddi bir tehlike teşkil edebilir. Özellikle zirvenin altındaki patika çok dik, yüksek bir uçurum kıyısında ve kar ise bu patikayı çok hızla kapatıp, belirsiz hale getiriyor. Kramponsuz yürümek ise imkansız hale geliyor. Hiçbir zaman unutulmaması gereken ise: bir tırmanış zirveye ulaşıldığında değil, dağdan indikten sonra tamamlanmış sayılır.


4.300 metreden 6.140 metreye 5 saatte solo zirve tırmanışı
Dağlardaki kazalar genelde inişte gerçekleşir. Dönüşte 5.000 kampında kalmak en uygun yerdir. Ancak tırmanıştan sonra kendini hala güçlü hissedenler 4.300 kampına inebilir, burası hava ve irtifa açısından uyumak için daha müsait bir yer. 5.000 kampında izin belgelerinin kontrolü yapıldığı için, dönüşte buraya uğrayıp inildiğini haber vermekte yarar var. Her iki kamptan da bir günde Stock köyüne rahatlıkla inilebilir. Stock köyünün Leh şehrine olan araç mesafesi 20 dakikadır, Leh’ e giden bir araç bulmak içinse, fazla beklemek gerekmez.


 



Sevimli bir porsuk


Meraklı çocuk
Ladakh’ a nasıl gidilir?


Türkiye’ den en iyi ulaşım yolu İstanbul’dan Delhi’ye uçmak. THY’ nin neredeyse her gün uçuşları var (www.thy.com). Delhi’den Leh’e iç hat uçuşu: Jet Airways gerçi biraz pahalı, ancak rahat ve konforlu uçaklara sahip. İkinci bir alternatif ise Kingfisher Airlines. Her iki uçak firması da günlük uçuyorlar. Uçuş fiyatı ise gidiş – dönüş 120 EUR civarında. Bu tabii ki ne zaman rezervasyon yapıldığına bağlı.


Kara yoluyla gitmek de mümkün, ancak bu yolculuk yaklaşık olarak 3 gün sürüyor. Dönüş yine Delhi üzerinden İstanbul.


 


Benim tavsiyem:


Hindistan’da birkaç gün geçirmek isteyenler bunu en iyisi Ladakh’tan önce yapsınlar, çünkü hem kültürel açıdan, hem de iklim açısından Delhi insanı bunaltıyor. Ladakh havasından, o güzel insanlarından sonra Hindistan’ın pisliği ve sefaleti insanı bunaltıyor ve çok yoruyor. Hindistan’a giderken, Hindistan için çok fazla gün ayırmamakta yine yarar var, havadaki nem oranı aşırı derecede yüksek ve hava çok sıcak. Ve nereye giderseniz gidin, her yer pislik, her yer çöp kokuyor.
Ladakh ile ilgili daha fazla bilgi için www.alpine-turkey.com/tr/index.htm

Yakında başka bir ülkede görüşmek üzere…

13 yorum

  • eceak dedi ki:

    Zevkle okudum, fotoğraflar da çok güzel. Elinize sağlık.

  • Zeynep dedi ki:

    yazını ve fotoğraflarını çok beğendim ayrıca Ladakh’ı ilk defa duydum ama yazının sonun da bildirdiğin link iyi fikir kalemine sağlık

  • MIYU dedi ki:

    bilmediğim, duymadığım bir yer daha hakkında bilgi edinmiş oldum, ellerine sağlık, üstelik fotoğraflar da çok güzel. Ayrıca sadece anlatmakla kalmayıp, ulaşım hakkında bilgi verdiğin için de teşekkürler

  • rapunzel_my dedi ki:

    gerçekten harika bir yazı!

  • OyaÖzgen dedi ki:

    Şu dünyada ne kadar çok yeniden keşfedilecek bölge olduğunu harika yazınız,imrendiren fotoğraflarınızla bir kez daha vurgulamışsınız.Hem bu kadar bilgi yüklü hem de sohbet ediyor duygusu veren bir yazı hazırlamak sanıldığı gibi kolay birşey değil.Akıcı ve özenli Türkçe’niz,abartısız ve samimi anlatımınızla tebrik edilmeyi hak ediyorsunuz.

  • asust dedi ki:

    Yazınız ve fotoğraflar mükemmel. Sizi yürekten kutluyorum.Kaleminize, yüreğinize sağlık…Esenlikler dilerim. Puanım 10.

  • Kedim dedi ki:

    2. bir dagcinin guncesi dedirten yazi. Okumanizi ve muhtesem fotograflara bakmanizi oneririm. Sevgilerimle.

  • hayrettin dedi ki:

    gerçekten güzel ve ilginç görüntüler o fotarafların anlamı dağa güzel tebrikler

  • mctumer dedi ki:

    Dağda yaşayan-belki de Ladakh dağlarında- bir çoban varmış, her sabah keçisinden sütüt, dört köşesine düğüm attığı mendiline sağar vesabah erkenden kasabadaki bakkala getirirmiş. temiz kalpli, saf ve kötülüğü tanımadığı için tanrının lutfu ile süt dökülmezmiş. birgün yine sütü mendiline sağmış kasabaya gelmiş, bakkala girdiğinde bakkalın çok güzel bir kadın müşterisi, varmış. beklemeye başlamış bişr süre sonra mendilden süt tıp, tıp,tıp diye damlamaya başlamış. sözün kısası Ladakh dağlarında hoşgörülü, saf ve temiz kalmak kolaydır belki, ama esas olan içinde yaşadığımız bu büyük şehirdede aynı hoşgörüyü ve saygıyı birbirimize gösterebilmektir diye düşünüyorum. eski bir trekkingci olarak dağ yazılarından ve fotoğraflarından büyük keyif alıyorum eline sağlık…

  • hburcu dedi ki:

    Bol fotoğraflarla süslenmiş güzel bir yazı daha. Sevgili Mctümer’in dediği gibi keşke yaşadığımız ülkeyi Ladakh’a çevirebilsek. Paylaştığınız için teşekkürler.

  • melkelebek dedi ki:

    bir sonraki seyahat guzergahimi secme asamasindayim nette arastirma yaparken uye oldugum bu siteden birinin yazisini da gormek guzel oldu dogrusu en azindan size soracaklarim olacaktir,
    ladakh kafamin icinde donup duran yerlerden biri, cografik sinirlari hindistan icerisinde olsada inanis yasam ve insanlariyla bana bir tibet ile nepal karisimi gibi geliyor, dediginiz gibi hindistanin pisligi ve kalabaligini gormek degil niyet ama ladakh a gitmeliyim tek sorun kis aylarinda seyahat imkanim oluyor sanirim sizin yaptiginiz treklerin cogu o tarihlerde cok soguk ve zor olacaktir ne dersiniz
    bakin hemen basladim sormaya
    kareleriniz gercekten can alici paylasiminiz icin tesekkurler

  • gulliblecow dedi ki:

    senin anılarını,gezilerini okumak benim için bir zevk oldu teşke seni daha önce fark etseydim demiyeceğim çünkü şimdiki zevki almazdım.fotofraflar anı yansıtması süper belkide bu kadar güzellikte en mükemmel olan himalayalardır.

  • nurhan gülfırat dedi ki:

    oralara bizden birilerinin gitmesine şaşırdım.farkındalık yaratmanızı takdir ve sevgiyle selamlıyorum.şu anda seyrettiğim bir belgesele etkisiyle araştırık sizinle tanışma imkanı buldum.emeğinize sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*