Kuşadası: Aydın’ın Denize Burnunu Soktuğu Nokta

M.Ö. Perslerin, Romalılar’ın
ve ardından Bizanslılar’ın hakimiyetinde bulunan Kuşadası artık turizm ve
barlar sokağının hakimiyetinde…

 

barlar sokağında eğlencenin 2 boyutlu tarifi…

 

Kışın sokakları bomboşken
havalar ısındığında bir de bakmışsınız ki İstanbul’dan Kuşadası’na kaçanlar ne
için kaçtıklarını anlayamamışlar. Bir curcuna bir karmaşa… Her taraf yerli
yabancı turist dolmuş, vitrinlerde yazılan etiketler ve ürünlerin hepsi İngilizce.
Olur ya yurt dışı seyahati ayarlayamazsanız Kuşadası’na gitmek iyi bir fikir
olabilir yaz tatili için. Yerli turiste yönelik hiç bir girişim yok çünkü. İşte
bunun için yazın gitmemek lazım ada’ya.


 

Mavi koyları, yazlık
evleri, yangında yanan ormanları ve Güvercinada’sı ile meşhurdur Kuşadası.
Yıllar öncesinde bir hevestir başlamış yazlık evimiz olsun Davutlar’da derken
bir de bakmışsınız Davutlar denen yer büyümüş büyümüş, Kuşadası’na gelmiş
dayanmış. Yetmemiş şehir merkezi; ne kadar dağ tepe var yontulmamış, temel
atılmamış her yere ev konmuş… Ve baz istasyonları bir de… E bu kadar çok ev
olunca su mu yeter, olsun deniz suyu var ya çeşmeden o aksa da olur neden olmasın…
Ve nasıl bir suçluluk duyar ada kış aylarında. Kendini kaptırıp büyürken
olacakları hiç düşünmemiştir çünkü. Kış gelmiş, insanlar tatil evlerini bırakıp
İzmir’e, İstanbul’a, Ankara’ya ve daha birçok bölgeye geri gitmek zorunda
kalmışlardır. İşte o zaman dağlarındaki, tepelerindeki boş evlerle lego oynar
gibi oyalanır ada.

güvercinadaya ve güvercinlere selam olsun

Yazın da yorgunluktan
canı çıkar. Ada’ya gelip Güvercinada’ ya uğramak vardır bir de. Dilek ağacına
bir çaput da biz bağlayalım misali. Vaktiniz varsa Güvercinada’ya giderken
kaptanlar sizi kandırıp bir tekne turu yapmaya ikna edebilirler. Neden olmasın
ki, koylarını da görmek lazım ada’nın. Gerçi denizi kirli olduğu yıllarda daha
kolay olabilirdi kandırmaları. Denize girmek isteyen ya otellerin kendileri
için yaptırdıkları dalgakıranların sayesinde girebiliyorlardı denize ya da Güzelçamlı’ya
gitmek gerekirdi.


kadınlar denizi


Son senelerde ise temiz bir plaja sahip Kuşadası. Meşhur “Kadınlar
Denizi” nin pabucunu dama attıracak cinsten temiz bir halk plajı var artık. Ama
yine de eskiyor yaşlanıyor günden güne. Barlar Sokağı yoruyor adayı, gece
başlayıp sabahlara kadar bitmeyen disko müzikleri…

Bakir kalan bir yer varsa
Kuşadası’nda o da Balıkçılar Kahvesidir. Denizin kenarında otururken tahta
masalarda tepenizde balık ağları size fark ettirmeden ne çoraplar örer başınıza
bir bilseniz… Bütün çirkinliklerini, kirliliklerini unutturuverir birden. Ada’ya
aşık olur öyle ayrılırsınız.

(fotograflar http://www.kusadasi.gov.tr/media.php adresinden alınmıştır)

15 yorum

  • justinian dedi ki:

    “İşte o zaman dağlarındaki, tepelerindeki boş evlerle lego oynar gibi oyalanır ada…” Bu benzetmeye bayıldım. 🙂 Sekiz sene kadar bir öğrenci grubu olarak gitmiştik Kuşadası’na… Sadece bir gün kaldığım için neredeyse hiç bir şey hatırlamıyorum. Fakat hareketli gece hayatından faydalanmıştık bizde.. 🙂 Yabancılaşma konusunda Kuşadası, Bodrum’la yarışamaz herhalde¿ Mesela Gümbet Anglo-Sakson kasabası olmuş. Kediler bile ingilizce miyavlıyor. Meow! Barlar neredeyse Türk müşteriyi içeriye almayacak. *Yazının finaline bakılırsa şehrin tadını balıkçılar çıkarıyor. Balık tutma tutkunu baban olmasının avantajını burda da yaşamışsın belli ki! 🙂 Yine Bodrum’dan örnek vermek gerekirse şifre: Gümüşlük. Balık severler bilir. Gayet samimi bir dile sahip, akıcı bir yazı olmuş. Eline sağlık.

  • moyiss dedi ki:

    teşekkür ederim justinian 😉 dibimde olmasına rağmen gitmemişimdir bodruma.merak da etmem, çünkü haklı olduğunu düşündüğüm konudan ötürü “Yabancılaşma konusunda Kuşadası, Bodrum’la yarışamaz herhalde¿” . sadece turgut reis’i merakla görmek istiyorum. belki zaman önce anlatılan beyaz bodrum evleri ve mora çalan pembeleriyle begonyalar orda hala yaşıyorlardır,ben bilmiyorum.

  • justinian dedi ki:

    Çiçeklerle süslü, beyaz evler deyince aklıma Cordoba geldi direk. 🙂 Ben en son gidişimde Bodrum’un gürültüsüne maruz kalmamak için sit alanı olan Gümüşlük’te kalmıştım. Gümüşlük koyunda büyük tesisler yerine küçük pansiyonlar ve kamp alanları var. Doğayı seven, genç bir kitle konaklıyor. Balıkçı restoranları çok ünlü. Üstelik denizin altına döşenmiş antik bir taşlıyol ile kumsalın bir kaç yüz metre ötesindeki tavşan adasına yürüyerek gidiliyor. {Gerçekten tavşanlar da var :-)} Fakat denizi çakıl ve yosunlu. O yüzden hep Turgut Reis plajını tercih etmiştik. Turgut Reis de çok hoş bir yer. Herşeye rağmen Bodrum da güzel. Aynı senin yıpranan ve yabancılaşan Kuşadası’nda sevilecek bir yan bulman gibi… 😉

  • Kedim dedi ki:

    Evet gerçekler yerinde ve çok hoş olmuş.

  • abayvas dedi ki:

    Kuşadası benim yıllar ve yıllar önce sevdiğim bir kasabaydı, sonra o giderek betonlaştı ben ona yabancılaştım. En son bir kış güneşinde İonia özlemimle oralara yolum düştüğünde Kuşadası’nda konakladım. Haklısınız moyiss, kışın daha huzurlu gelmişti bana da.

  • maliho dedi ki:

    Yine okuması hoş güzel bir yazı ve yine güzel çekilmiş resimler, 🙂

  • despina dedi ki:

    en son 2 sene önce önünden geçerken o beton binaları görüp ağladığımı hatırlıyorum, o kadar üzüldüm caanım kuşadasının haline

  • Patricia dedi ki:

    .barlar sokağı eğlencesi görüntü olarak sorunsuz,fotoda göründüğü kadarıyla .^))

  • despina dedi ki:

    ah bu alt metinler

  • Patricia dedi ki:

    .üst metnin kaşifi aransın.

  • MIYU dedi ki:

    herkes gibi benim de en üzüldüğüm şeydir Kuşadası’nın betonlaşması. Seneler vardır ki bu yüzden de beni artık hiç çekmez ada.

  • cnr_mtnt dedi ki:

    merak ettiğim bir yer.. başlık çok güzel olmuş.. tebrikler..

  • adventurer dedi ki:

    birçokkez geçmişimdir izmir-muğla yolundan ama nedense hiç uğramadım kuşadasına belki bir gün.eline sağlık yazı güzel olmuş

  • necatiekm dedi ki:

    Çocukluğumun tatil beldelerinden. Artık eski güzelliği kalmadı doğanında, şehrinde..
    Ama sizin aktarımız harika. Elinize sağlık

  • safakarham dedi ki:

    İzmirde yaşamamdan ötürü sıksık gittiğim bir yer, hatta dün ordaydım. Sebepsiz gidiyoruz ama ne buluyoruz ben de bilmiyorum. Elinize sağlık…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*