Küba.. Ritim ve renkler ülkesi
















Haylaz yarim İstanbul’la korkunç kar fırtınasının ilk sinyallerini yolladığı, soğuk bir ocak sabahı Atatürk Havaalanı’nda vedalaşıyoruz. Uçak, adını milli kahraman olan Jose Marti’den alan Havana Havaalanı’na indiğinde ise sıcaklık artık 25 derece ve paltolar valize tıkılmış durumda.

110 bin kilometrekarelik yüzölçümüyle, 11 milyon insana evsahipliği yapan Küba, Kristof Kolomb’un günlüğünden dökülen satırlarla ‘Bir insan gözünün görebileceği en güzel yer.’ Florida’dan sadece 180 kilometre uzakta olan bu ülke, dünyada son kalan dört sosyalist devletten biri olarak, süper güç Amerika’ya hálá direnmekte… Sancılar içinde ve büyük bir değişimin şafağında ama ziyaret edin, seveceksiniz.


Görsel malzeme açısından, bir fotoğrafçı için en tahrik edici yerlerden biri Küba. Her köşede deklanşörlük bir sürpriz gizliyor. Başta Avrupa’dan gelen göçmenlerin, ardından köleliğin kaldırıldığı 1886’ya kadar Afrika’dan getirilen zencilerin kızılderililerle karışmasından etnik bir mozaik ortaya çıkmış. Sokaklar renk cümbüşü, Fellini filmlerinden fırlayıp soluğu bu ülkede almış insanlar dolaşıyor ortalıkta.


Havana’ya ilk vardığınızda ulaşım araçlarının çeşitliliği şaşırtıyor sizi. Bir yanda at arabaları, hörgüçlü olduklarından, ‘Camelio’ yani deve dedikleri eski TIR’lardan bozma otobüsler, bisikletinin ya da motosikletinin arkasında yolcu taşıyanlar… Diğer yanda yıllardır süren Amerikan ambargosu dolayısıyla eldekini muhafaza etmek zorunda kaldıklarından 1940 ve ‘50’lerin Amerikan arabaları, hem de binlerce…


HER ŞEY DOLARLA


Ülkede para birimi peso ama hiç görmüyorsunuz ki…Turistseniz her şey karşı oldukları, onaylamadıkları Amerika’nın dolarıyla ve bir peso resmi kurda bir dolara eşit olduğu için Küba hiç de ucuz bir ülke değil. En sıradan oteller 100 dolardan başlıyor. Kahvaltı 15 dolar, taksiyle 10 dakikalık bir yolculuk 5 dolar civarında. Bir Kübalı’nın maaşı ise 15 dolar!


İki çeşit dükkan var alışveriş yapabileceğiniz; dolarınız olduğu takdirde her şeyi bulabildiğiniz, pesonuz varsa hiçbir şey bulamadığınız dükkanlar. 1980’lerde turizmin gelişmesiyle bu sektörde çalışan insanların gözü açılmış. Herkes sistemi delme çabası içinde, devlete ait puro dükkanında çalışan kaçak puro satıyor, taksici paranın bir kısmını cebe atıyor, turist otobüsü şoförü cama yazdığı koskoca ‘Bahşişimi unutma!’ yazısıyla sizi bilinçlendiriyor. Turistlere satılan korsan CD’ler bile 10 dolar. Tuvaletçi kadınlar da sepetlerine bir doları koymuşlar, Pavlov’un köpeği gibi şartlandırıyorlar insanı.


Kübalılar sıcak ve konuşkan insanlar. Her an bir fincan kahve ya da bir kadeh rom ikram etmeye hazırlar. Müzik ve dans hayatın önemli bir parçası; zaten Küba rumba, mambo, çaça ve salsanın doğduğu yer. Küçük kasabalarda bile ‘Casa de la Trova’lar yani dans kulüpleri var. 15 yaşındaki kızların gelin gibi giydirilip topluma tanıtılma partileri de kültürün önemli bir parçası. İnsanların 16 yaşından itibaren oy verebildikleri Küba’da, 1961’de yapılan okur yazarlık kampanyası çok faydalı olmuş, Latin Amerika ülkeleri arasındaki en eğitimli uluslardan biri Kübalılar. Ülkedeki kültür evlerinin de bunda önemli bir rolü var. Yuvalar, okullar ve etüt okulları yaygın ve ücretsiz.


LİDER MAXIMO FİDEL


Büyük hatip, politikacı, devrimci, Kübalıların ‘Lider Maximo’su yani büyük lideri Fidel artık 78 yaşında ama hálá dimdik ayakta. Sizi bilmem ama ben bu politikacıların genetik kodlamalarının uzun yaşam bölümünün biz sıradan fanilere göre çok farklı olduğuna inanıyorum. Tipik bir aslan burcu olan Fidel, doğu Küba’da İspanyol bir göçmenin oğlu olarak doğmuş, Cizvit papazlarından gördüğü eğitimden sonra da hukuk diploması almış. Sürgünde olduğu Meksika’dan, arkadaşı Arjantinli Che Guevara ve diğer isyancılarla dönüp, 1956’da Batista rejimine karşı savaş başlatmış. Zafer 1959’da gelmiş ve 16 Şubat’ta başbakan seçilmiş Fidel. İlk iş ırk ayrımına son, kiralarda ve elektrikte indirim ve bütün topraklara devletin el koyması. Ardından da mutlak Fidel iktidarı. ‘80’lere kadar kiliseler bomboş. Pazar ayini, vaftiz işten atılma sebebi. Rusya’da sosyalizmin çökmesi ve Küba’nın en önemli desteğini yitirmesinin ardından yılların kurdu Fidel hemen dini liderlerle diyaloğa girmis, 1998’de Papa gelip binlerce kişiyle ayin yapmış. Ben Havana’dayken bütün bilbordları tanıdık bir yüz süslüyordu. Altta da ‘Yeni Roma ve Konstantinapolis’in Ekümenik Patriği Bartolomeos, tüm kutsallığınla hoşgeldin’ yazıyordu. İstanbul’dan kalkıp gelen ve Noel geleneğini başlatan Demreli aziz Aya Nikola’nın kilisesini açan Patrik büyük ilgi görüyordu.


Beyzbolun milli spor olduğu, dünyanın üçüncü büyük şeker üreticisi Küba, sancılar içinde ve büyük bir değişimin şafağında. Amerikan fast-foodcular köşeleri kapmadan ziyaret edin, seveceksiniz.


BUNLARI YAPMADAN DÖNMEYIN


Guantanamera, Hasta Siempre Comandante ve Buena Vista Social Club filminin de müziği olan Chan Chan şarkılarını repertuarlarında bulunduran sokak çalgıcılarını dinleyin ve salsa yapın.


Eski Havana’nın sokaklarında kaybolun ki bu kolonyal dönemin en güzel örneklerinden biri olan şehri keşfedesiniz.


n Mojito, Cuba libre, pina colada veya karışımına Ernest Hemingway’in de katkıda bulundugu daiquiri’yi deneyin.


Eski Amerikan arabalarının adeta açık hava müzesi olan Havana’da 56 model bir Chevrolet’yle şehir turu yapın.


Parlamento binasının önündeki fotoğrafçılara bir Havana Hatırası poloraid fotoğraf çektirin.


mutlaka görün


HAVANA ESKİ ŞEHİR (HABANA VIEJA)


1982’de UNESCO’nun dünya kültürel mirasına kattığı yer, Latin Amerika’daki büyük kolonyal döneme ait merkez. Zamanın durduğunu hissedeceğiniz, İspanyol- Endülüs mimarisinin güzel örneklerini barındıran bölge.


KATEDRAL MEYDANI


1777’de bitirilen ve Aziz Cristobal’e yani Kolomb’a adanan katedral, Amerika kıtasındaki en güzel dini binalardan biri. Kübalı yazar Alejo Carpentier’in tanımıyla müziğin taşa döndüğü bir yapı. Vaktinde aristokratların yaptırdığı ve aynı meydanda bulunan binalardan biri de Kolonyal Sanatlar Müzesi, tavsiye edilir. Yan sokakta da 1954’te aldığı Nobel ödülünü Küba’ya adayan Ernest Hemingway’in meşhur ettiği Bodeguita del Medio isimli restaurant var.


CAPITOLIO


Washington’daki Capitol’un bir kopyası olan bu eski parlamento binası, bugün Bilim Teknoloji ve Çevre Bakanlığı olarak kullanılıyor. Son Rus çarına ait olan ve bir Türk kuyumcu tarafından Küba devletine satılan 25 karatlık elmasın bir kopyası da binada.


DEVRİM MÜZESİ


Eski başkanlık rezidansı olan bu bina 1920’de açılmış ve 1959 devrimine kadar 22 başkan tarafından kullanılmış. New York’tan Tiffany’nin dekore ettiği bina Küba’nın bağımsızlık mücadelesini, özellikle devrim dönemini anlatan eserlerin sergilendiği neo-klasik üslupta yapılmış.


VARADERO


Havana’ya yaklaşık iki saat mesafede olan bu sayfiye yeri Hicacos yarımadasında yer alıyor. Palmiye ve begonviller arasında otel, restoran, tatil köyü, bar ve disko dolu. Fransız mutfağıyla ünlü eski Villa Xanadu’da yemek yemeyi ve katamaranla Cayo Blanco adasına gitmeyi ihmal etmeyin. Varadero dalmak için de ideal, mercanlar muhteşem ve su ısısı hiçbir zaman 18 derecenin altına inmiyor.


YILLIK ORTALAMA HAVA SICAKLIKLARI


Ocak 22


Şubat 22


Mart 23


Nisan 25


Mayıs 26


Haziran 27


Temmuz 27


Ağustos 28


Eylül 27


Ekim 26


Kasım 25


Aralık 24


nasıl gidilir


Havana’ya Air France’la her gün Paris aktarmalı olarak 09.05’te uçabilirsiniz. Bir aylık bilet fiyatı, vergiler dahil 978 dolar (0-212-310 19 19). KLM ise perşembe, cumartesi ve pazar günleri, Amsterdam’dan Martin Air işbirliğiyle uçuyor. Üç aylık biletin, vergiler dahil fiyatı 852 dolar (0-212-368 33 33). Küba’dan ayrılan her yolcunun ayrıca 25 dolar bir vergi ödediğini de unutmayın.


 


 


Siz de “Bilgi paylaştıkça güzeldir” diye düşünenlerdenseniz, bilgi güncellemelerine katkıda bulunmak için lütfen
tonguc@saffetemretonguc.com
a e-mail gönderin.

6 yorum

  • OyaErWilkes dedi ki:

    Artik Kuba’da “dolar” kullanilmiyor! ABD’ye kafa tutup onlarin para birimini kullanmanin ironisini algilamis olmalilar ki, artik “convertible peso” diye turistler icin icat edilen bir para birimleri var. Bu “convertible peso”nun bir birimi hemen hemen bir ABD Dolari’na esit. Ama uluslararasi para piyasalari “convertible peso”nun varligini kabul etmedigi icin bu para birimi sadece Kuba’ya vardiktan sonra satin alinabiliyor.

  • MIYU dedi ki:

    çok güzel, akıcı, zevkli ve bilgilendirici bir yazı olmuş, ama açıkçası bu renkli ülkenin anlatımında biraz daha resim beklerdim…

  • Zeynep dedi ki:

    aşkı ve tarihin büyüsünü en güzel yaşayabileceğimiz yer çok güzel ve keyifli bir yazı olmuş elinize sağlık

  • abidindemir dedi ki:

    Keyifli bir bakış açısı ile okudum. Teşekkürler

  • necatiekm dedi ki:

    Çok hoş bir yazı. teşekkürler

  • lilyofthevalley dedi ki:

    Küba’ yı fena taktım kafaya,binrotadaki küba yazılarını okudukça gitme isteğim daha da artıyor.

lilyofthevalley için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*