KUALA LUMPUR

                                               Flag

   

           Modern yapıları ama onlara tezat görünümdeki insanlarıyla çelişkiler yumağı haline gelen KualaLumpur, Malezya’nın başkentidir. Gombak ve Klang Nehirleri’nin birleşme noktasında yer alan ve adı “çamurlu kavşak” anlamına gelen bu teknolojik kent, nehir taşkınlarının yarattığı çamurlu arazi üzerinde, tam anlamıyla balkabağının ihtişamlı faytona dönüşmesi gibi masalvari bir şekilde yükselmiştir. Önceleri kalay madeninin çıkarıldığı küçücük bir köy iken bugün dünyanın sayılı başkentleri arasına girmiştir. Malezya’nın istilalardan başını kaldıramamış tarihi incelendiğinde Hollandalılar’a, Portekizliler’e, İngilizler’e boyun eğdiği yılların öncesinde Hindu ve Buda etkili krallıklarla yönetildiği görülür. Kısa süren kendi hükümdarlıkları döneminde İslamiyet’i kabul eden Malezya , İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya tarafından işgal edilmiş, 1957 yılında ise İngiliz Milletler Topluluğu bünyesinde kalmak koşuluyla sözde özgür bırakılmıştır. Hint,Çin,Malay karışımı ve budist, hindu, müslüman, hristiyan, konfiçyonist gibi dinsel akımların harmanı olan halk, teknolojik dekor önündeki folklör ekipleri kadar renkli bir görüntüye sahiptir.

        

        Kuala Lumpur’da ilk durağım Petronas İkiz Kuleleri’ydi. NewYork’un İkiz Kuleleri’nin bir komplo senaryosuna kurban edilmesinin ardından, dünyanın en yüksek ikiz kuleleri olma sırasını ele geçiren, bu 88 katlı 452 m’lik devasal yapı birbirine “gökyüzü köprüsü” olarak adlandırılan bir tüp geçit ile kavuşur.

                Petronas Twin Towers

Adını ait olduğu petrol şirketinden alan ikiz kulelere tepeden bakan başka bir kule daha olduğunu söylersem aklınız karışmasın çünkü Petronas İkiz Kuleleri’nden 31 m daha kısa olmasına rağmen, bir tepe üzerine kurulduğu için sadece ikiz kulelere değil tüm KualaLumpur’a gerçekten tepeden bakar Manera KualaLumpur TV Kulesi. 
 
Her ikisinden de seredilecek manzara muhteşemdir. Petronas ikizleri pekçok iş merkezi, zincir şirketlerin ofisleri, alışveriş merkezi ve eğlence merkezi barındırmasının yanı sıra çılgın akrobatları ve serüvenci paraşütçüleri de kışkırtır. İtiraf edeyim ki mesleği  uçuculuk olan ve zaten yeryüzüne bir ile 41000  feet arası yükseltilerden bakıp duran biri için yüksek binalar çok da çekici değil ama olsun ben de adeti bozmadım ve ünlü yüksek yapılardan NewYork İkiz Kuleleri’ ne, Empire State Building’e, Şikago’da Sears Tower’a ve KualaLumpur’da Petronas İkiz Kuleleri’ne çıktım. Herbirinin manzarası ayrı güzellikte ama yazılarımdan anlaşıldığı gibi ünlü mekanlar kadar onların kullanıldığı filmleri de önemsiyorum. İşte Petronas İkiz Kuleleri’nin de böyle bir film öyküsü var. 1998’in popüler filmlerinden “Entrapment” bu kuleleri dünyaya tanıtmış ve öyleki kuleler şehrin hatta ülkenin, film de kulelerin simgesi haline gelmiş.

            

Halk önceleri, kendilerini geri kalmış olarak gösterdiği için filmi tepkiyle karşılamış ama sonraları kulelerin simgesi olarak benimsemiş. Herhalde birileri onlara “reklamın iyisi, kötüsü olmaz” diye fısıldamış ki 180 derece dönebilmişler! Neyse biz onları çelişkileriyle başbaşa bırakalım ve yoğun teknolojiden uzaklaşıp Batu Caves’e gidelim.

          Batu Caves Malaysia

        Batu Mağaraları’nda doğası ve renkleri ile çok çarpıcı görüntüleri olan nefis bir tapınak. Huzur veren, gönlünüzü ve gözlerinizi dinlendiren bu Hint tapınağı, hinduların kutsal saydığı Cuma ve Cumartesi günleri  çiçeklerle süsleniyormuş. Fotoğrafta gördüğünüz altın heykel tam 42.7 m ve adı Lord Murugan. Her yıl Ocak ve Şubat aylarında düzenlenen Thaipusam Festivali’ne ev sahipliği yapan tapınak, binlerce hindu tarafından ziyaret ediliyormuş ve ben gittiğimde çok sevdiğim maymunlar sokak kedileri gibi merdiven basamaklarında koşuşturuyorlardı. Tapınak Mağarası, Batu Mağaraları’nın en büyüğüdür ve merdivenler karanlık mağaraya kadar iner.

        

        KualaLumpur’un merkezindeki Merdeka Square, orjinal binaları, parkları, alışveriş merkezleri, Çin ve Hint mahalleleri ile değişik izlenimler edinebileceğiniz bölgesidir.

     

     

   

       Son yıllarda moda olan Ferris Wheel, KualaLumpur’da da Malezya’nın Gözü olarak bir çok etkinliğe sahne olmaktadır.Özellikle ışık oyunlarıyla bir kuğuyu nazlı nazlı yüzdürmeleri, Malezyalı kızı dans ettirmeleri ve nilüfer çiçekleri gösterileri unutulmayacak başarıdadır.

     

       KualaLumpur’ da ilgi alanınıza ve kalış sürenize göre görmeyi seçeceğiniz yerler arasında Botanik Bahçesi ki burada yağmur ormanlarından değişik bitki türlerini o nemin içinde seyretmek keyifli ama nefes almakta biraz zorlanabilirsiniz, Kelebek Parkı, bir uzakdoğu klasiği haline gelen Orkide Bahçesi, Ulusal Hayvanat Bahçesi ve Akvaryum, Ulusal Sanat Galerisi, İslam Müzesi, Putra Camii, Adalet Sarayı, Göl Bahçesi,Geyik Bahçesi, Ulusal Camii, Tarih Müzesi  gezmesi keyifli mekanlardır. Şimdi kısa bir resim turu ile KualaLumpur’u biraz daha gezelim.

     

     
       

    

        Bahçeler cenneti ve müzeler diyarı KualaLumpur’un merkezinde bulunan Sultan Abdul Samad Building, dünyanın mimari harikaları arasında yer almaktadır  ama onu anlatmadan önce bana değişik ve eğlenceli gelen Telekom Müzesi’ ni de gezmenizi öneririm çünkü binası eski Malaya’da kurulan ilk telefon santralinin örneğidir. Sultan Abdül Samet Binası İngilizler’in yönetimindeyken inşa edilmiş. Bakır kubbesi ve 40 m yüksekliğindeki saat kulesiyle şehrin tüm özel günlerine ve kutlamalarına ev sahipliği yapar. Bina bugün Adalet Sarayı ve diğer bölümüyle de Tekstil Müzesi olarak kullanılmakta ve ziyaretçilerin fotoğraflarını çektikleri özel muhafızlar tarafından korunmaktadır.

         
              Sultan Abdul Samad Building, Kuala Lumpur, Malaysia

         Kentte ulaşım ağı çok çeşitlidir ve ilk kez Singapur Sentosa Adası’ nda gördüğüm, İstanbul’ da uygulansa trafiği rahatlatacağına inandığım havadan tek ray sistemi hem pratik hem keyiflidir. Bence monorail sistem koskoca şehre Disneyland neşesi katmış .

          

      Son olarak Malezya mutfağının da çok zengin ve lezzetli olduğunu ama otantik yemekleri tercih etmeseniz bile arzu ettiğiniz lezzette yemekler yiyebileceğiniz restaurantları kolayca bulabileceğinizi belirtmeliyim. Malezya mutfağına ait bir iki görsel araştırırken ağzım sulandı dersem yalan değildir. Muz yaprağından yapılmış bir tabakta çok daha iştah açıcı görünüyorlar.

     

         KualaLumpur’u özetlemek kolay olmadı ama otelleri, restaurantları, alış veriş seçenekleri, hem teknolojik hem tarihi hem de doğal güzellikleri  ve hemen her dine ait ibadethane çeşitliliği ile seyahat rotamıza eklenecek, güvenli, vize sorunu olmayan bir şehir.
         Sizleri bir Malezya atasözü ile birazcık gülümseterek veda edeyim.”Yaşını söyleyen kadın ya gençtir, kaybedecek bir şeyi yoktur ya yaşlıdır,kazanacak bir şeyi yoktur”.
          Evet, sıra Jakarta’yı  yazmaya geldi.Jakarta’da görüşmek üzere sağlıcakla ve yolculuk tutkusuyla kalın Binrotalılar.
                                                                         Oya Özgen
                                                                             2008
                                                                          Acıbadem

Not: Yazıdaki fotoğraflar aşağıdaki internet sitelerinden seçilmiştir.
           reletterbox.com – clubtoday.biz – inro.ca – yurtdişigezi.com
           asiaexplorers.com – malaxi.com – uzfiles.com

      

10 yorum

  • EYLÜLADA dedi ki:

    Demek ki yeni doğu masalımız KualaLumpur’muş… “Teknolojik dekor önündeki folklör ekipleri” benzetmenize bayıldım.

  • Kedim dedi ki:

    Sevgili OyaÖzgen, sızı unutmadım elbette. Heykelın ıhtısamı ve parlaklıgı gozlerımı aldı. Severım bu rengı. Asaletın ” Bence Ruhun asilligi”ornegıdır ya. Cok guzel anlatım ve kareler capcanlı. Elınıze saglık. Tam puan. “Ustu olaydı onu da verırdım.”

  • bosfor dedi ki:

    Çok akıcı ve güzel bir anlatımla aktarmışsınız, foto larda güzel serpiştirilmiş, elinize sağlık.

  • asust dedi ki:

    SEVGİLİ OYA,
    FOTOĞRAFLAR O KADAR GÜZEL Kİ…
    MODERN YAPILARA KARŞIN DİĞERLERİNİN KİMLİKLERİNİ KAYBETMEYİŞLERİ ÇOK ETKİLEYCİ. ANLATIMIN KUSURSUZ. SENİN KENTLERİ AKTARIŞINDA ÇOK FARKLI BİR ŞEYLER VAR…OKURKEN HOŞ BİR SEVİNÇ DUYUYOR İNSAN. HATTA ORALARA HEMEN GİTMEK İSTİYOR.TEŞEKKÜRLER…KUTLUYORUM.

  • edelweiss dedi ki:

    Su gibi,bir yudumda içtim.Bolca gezin ,bize anlatın lütfen.Bu güzel yazı için çok teşekkürler.

  • justinian dedi ki:

    Çok akıcı bir anlatım, süper fotoğraflar ve sonuçta rengarenk bir yazı.. Çok keyifli. Bu kadar fotoğrafı internetten araştırmanız; onları boyutlandırıp, bu kadar düzenli bir şekilde yazıya yerleştirmeniz, eminim ki çok zamanınızı almıştır. Emeğinize sağlık. Benden tam puan.

  • OyaÖzgen dedi ki:

    Sevgili Nedret, Oğuz, Asuman, Beysun, Mualla ve Serhat, yazılarımı okumaya zaman ayırdığınız ve yorumlarınızla yazma hevesimi desteklediğiniz için teşekkür ederim.

  • abt_smyrna dedi ki:

    Renkler ve yazının uyumu şahane teşekkürler…

  • Selcuklu dedi ki:

    Bu güzel yazı için sizi tebrik ederim.

  • çitlembik dedi ki:

    Bu kadar muhteşem bir yer olduğunu bilmezdim Kuala Lumpur’un. Hem fotoğraflar hem de üstün yazınızla çok çok güzel olmuş. Paylaşımınız için teşekkürler… Heykel gerçekten dev gibi ve göz alıcı….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*