KOTOR LİMANINA DEMİR ATTIK 2

Gemi seyahatleri nasıldır bilirsiniz… Her sabah başka bir limanda uyanırsınız, bir önceki liman hep akıllarda.
Her limanda kalış süresi bir sonraki limanın uzaklığına göre değişiyor aslında. Bazılarında daha uzun saatler kalıyorsunuz. Bu gezide sadece Kotor’da ‘Ah keşke daha kalsaydık’ dedim. Çünkü diğer limanlarda kalış süresi yeterliydi diyebilirim. Sabahları oldukça erken saatlerde limana vardığınızda akşamüzeri dönüşe geçiyorduk. Bir tek Kotor limanına çok erken demir attık ve altı saat sonra ayrıldık.
Kotor’dan ayrıldıktan sonra gemimiz hiç durmadan Korint’e kadar 26 saat yol aldı. Ben biraz fenalaştım bu arada, gittikçe uzuyor sanki yol. Hiç bitmeyecek gibi gelmişti.
Kotor limanına girerken gün yeni doğuyordu, her şey o kadar güzeldi ki ‘iyi ki gemi seyahatini aklıma takmışım’ dedim. Ani ve fazla incelemeden karar verdik ama değdi doğrusu.
Limandan bir kaç dakikalık yürüyüşle eski şehir surlarından içeri giriyorsunuz. Hangi giriş kapısından girerseniz girin 12. Yüzyıl mimari özelliklerini taşıyan muhteşem katedralin olduğu yere varıyorsunuz. Kotor eski şehir en iyi korunmuş ortaçağ şehirlerinden biri. O kadar iyi korunmuş ki surların içindeki şehirde kendinizi ortaçağda yaşıyor gibi bile hissedebilirsiniz. Kotor eski şehir ile ilgili en önemli bilgi ise 1979 yılından bu yana UNESCO Dünya Miras Listesinde olduğudur. Saatlerce gezebilirsiniz burada, bir tam günü bile geçirebilirsiniz. Daracık sokaklarında, meydanlarında ve taş merdivenlerin serinliğinde dilediğinizi yiyip içebileceğiniz çok güzel mekanlar var. Hatta eski şehrin içinde konaklamak için birçok seçenek te var. Bazen dükkanların önünden geçerken bir kralın ya da bir kraliçenin içerde olma ihtimali varmışçasına heyecan duyuyorsunuz. Hop ediyor yürekler.

Oradan çıktıktan sonra sahilde yürüyebilirsiniz, biz sahili yürüyerek gezdik. Yolda birçok Türkçe bilen insana rastladık. Sohbetler ettik, selamlaştık. Kosova’dan gelmişlerdi iş bulmak için.

Limanın diğer tarafına ilerlediğinizde denize girebileceğiniz bir çok plaj ve kafe var.
Karadağ’ın o göz alan görüntüsüne karşı yüzmek iyi geliyor insana.
Kalkış saati yaklaştığında limana doğru yürürken bir pazar yeri gördüm. İlk yazımda belirtmiştim, deniz mahsülü sevenler için şahane bir yer, taze ve ucuz. Adriyatik kıyıları o bakımdan verimli. Benim fırsatım olmadı ama eğer giderseniz benim içinde bir balık, midye yiyin Kotor kıyısında. Aklım kaldı…

5 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Kotor a her giden çok olumlu konuşuyor,ben de bir Adriyatik gezisi planlıyorum ama kuzeyde Pula dan başlayacak ve 800 km. boyunca Arnavutluk sınırına kadar gezerek 15 gün sürecek,tabii kiralık araba ile olacak…Aman ne çok hayal kurdum…Ama en güzel geziler en çok hayalleri kurulanlardır,bu benim için 40 yıldır hep böyle oldu…Çok teşekkürler..

  • umutaktas dedi ki:

    gerçek iyi korunmuş.
    balık ve midye yi kesinlikle not ettim:)

  • POYRAZADA dedi ki:

    Adriyatik gezisi arabayla çok keyifli olur bence, bana gemi ile gezmek kısmet oldu ama arabayla gezmenin özgürlüğü başka olur:) iyi gezmeler olsun Neşe hanım.

  • POYRAZADA dedi ki:

    Kotor’da balık ve midye dışında limandan yürüyünce beğendiğiniz herhengi bir yerden denize de girin Umutaktaş. Buz gibiiii:)

  • cise dedi ki:

    her gün farkli bir limanda gözlerinizi açma işte gemi ile seyahatin en güzel yanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*