Koşarak Addis..

Altı milyonluk bir kargaşa Addis Ababa.. ya da herkesin deyişiyle Addis. Havaalanında ilk izlenim son derece hoş. Görevli güleryüzlü. İşlemler çabuk. Rahatsız eden, yapışıp çekiştiren yok.. Kaldığım pansiyon La Source’un havaalanı servisi var ücretsiz. Yine güleryüzlü, tombik, ufak tefek bir bayan karşıladı. Pansiyon güvenlikli. Temiz. Maskel Flower bölgesi gündüzleri sakinse de akşamları farklı tarzda bir hareket var gibi.. Etraf masaj salonu dolu. Bir de derme çatma barlar. Ucuz rus votkası Stalichnaya her yerde var.




Sabah ilk değerlendirmem buranın çok pahalı olduğu. 5 günlük Omo vadisi turu için 1600 dolar istediler. 500 dolar bile benim için çok fazla. Biraz zamansız ve hesapsız gelişim. Daha uzun bir zaman ayırıp otobüslerle ucuza çıkarmak gerek. Omo vadisini görmeden ölemem. Şubat başında tekrar gelmek üzere dönüş biletimi değiştirip önceye aldım. Burada daha fazla zaman kaybetmenin anlamı yok. Addis’i iki günde gezerim zaten.




National Museum’un girişi 50 Birr ( yaklaşık 3 usd) ancak içerisi son derece fakir.. İkinci kattaki bazı resim ve heykel çalışmaları olmasa (ki bunların ulusal müzede ne işi varsa artık) müzede hiçbir şey yok demek mümkün. Müze bahçesindeki iki kocaman kaplumbağa ile beyaz bir çocuğun önünde duran kemikleri sayılacak kadar aç bir afrikalı çocuk heykeli bütün müzeyi gölgede bırakmış. Gerçekten çarpıcı bir heykel. Ethnological Museum, Addis Ababa üniversitesinin içerisinde ve müze olup olmadığı da belli değil..  Burası da 50 Birr karşılığı geziliyor.  Çabucak gezecek kadar boş bir müze. Tuvaleti ise kullanılamayacak kadar pis. 




Holy Trinity Cathedral’in girişi 60 Birr. Bahçesinde ve içinde güzel fotoğraflar yakalamak mümkün. Ancak başkanlık sarayının yanında bulunduğundan objektifi o tarafa doğru çevirmemek kaydıyla.




Saint George Cathedral’in bahçesinde içinde fotoğraf çekilmeyen bir müzesi bulunuyor. Katedral bekçisi zaten sizi hemen oraya götürüyor. Giriş bileti yine 50 Birr. İçeride birkaç eski haç, törenlerde kullanılan örtü vs. malzemeler ile eski fotoğraflar var. Malzemeler değilse de fotoğraflar ilgi çekici. Beyaz adamın nasıl kafaladığını görmek mümkün. Katedralin kendisi kapalı olduğundan içerisini gezemedim. Ama mimarisi güzel, yuvarlak bir bina. Hep gördüğüm katedrallerden oldukça farklı. Ayrıca çevreye yayılan bir ilahi ile zenci sesinin o hüzünlü rengi insanı oldukça etkiliyor.




Merkato pazarında 17.000 dükkan olduğu söyleniyor. O kadar var mı, emin değilim. Ayrıca İstanbul’da ne kadar yankesici varsa, burada da o kadar vardır. Ceplerine sahip olduktan sonra bir sıkıntı olacağını sanmıyorum. Birkaç hediyelik eşya satıcısı dışında da ilişen olmadı zaten. Herkes kendi derdinde, alışverişinde, karmaşasında.. Ayrıca heryerde kahverengi elbiseli ve Etiyopya’ya uymayacak kadar iri yarı polisler var. Sürekli seyyar satıcı kovalıyorlar.


Bole caddesi’ndeki büyük kiliseye de biletle giriliyor.. 12 milyon Birr’e malolduğu söylenen bu kilise halktan toplanan bağışlarla yapılmış.. Bu kadar parayla kaç yoksul doyar diye düşünmekten kendimi alamadım.. Her yerde aynı zaten.. Bir ruhban sınıfı aracılık hizmeti karşılığında refah içinde yaşıyor. Yoksullardan toplananlarla.




Yine Bole caddesinde 2000 Habesha diye bir restaurant var. Geleneksel yemekleri geleneksel müzik eşliğinde yemek mümkün.  Ama benim öğlen Sun Bird cafede yediğim geleneksel Tibs yemeği (bkz. Fotoğraflar) midemi bozdu. Kötü olduğundan dolayı değil, alışık olmadığımdan. Krep gibi bir şeyin içinde bir tam haşlanmış yumurta ve et parçaları var. Baharatlı bir sos dökülmüş.  Elle yeniyor.  Bir iki çatal alıp bıraktım. Çöpe gitmedi ama. Hemen bir poşete boca edilip dışarıdaki birine ulaştırıldı. Bu güzel bir şey.



Wavel caddesinde Tomoca Cafe var. Buranın kahvesi meşhurmuş. Hem tadına baktım hem de 250 grlık paketlerden (tanesi 42 Birr) iki tane aldım. Paketler kapalı olmasına rağmen çok hoş bir kahve kokusu yayıyor. Umarım eve kadar bu aroma kalır. Tomoca Cafenin sahibi tabii ki Amerikalı. Karısı Etiyopya’lıymış. Bu küçücük cafede insanlar ayaküstü kahvelerini içip gidiyorlar. Masalarda yeşil bir ot duruyor tabaklarda.. Bu otu kahveye atınca farklı bir lezzet ve koku ortaya çıkıyor.. Otun adını sormayı unuttum. Zaten kahve kültürüm de yok.





AIDS taşıyan nüfusun oranının % 20lerde olduğu söyleniyor. Bunun bir nedeni son on yılda halkı bilinçlendirme çalışmaları ise diğer nedeni de artan klinik sayısı ve iyileşen sağlık hizmetleri diyorlar. Halk eskiden günah olduğu gerekçesiyle karşı çıkarmış korunma konusuna. Şu anda 55 tane klinik var Addis’te diyor tanıştığım Yemane. 10 yıl önce tüm Etiyopya’da 12 tane varmış.


Dindar birisi Yemane. Çoğu Hristiyan yılın yarısı oruç tutar diyor. Kendisi de her Çarşamba ve Cuma oruç tutuyor. Daha doğrusu az yiyor, et ve süt ürünleri ile çikolata tüketmiyor. Yani bu şekilde bir oruç. Yoksul insanlar oruç tutmaktan muaf tutulsa, sadece zenginlere farz olsa.. ne güzel olur.. Müslümanların oranı da % 20 lerde deniyor. Ama sanki çok daha fazla gibime geldi. Yani her yerdeler..             


Addis’in içerisinde yoksul yaşamın izleri bir ölçüde silinmeye çalışılmış.. Yoksulların barakaları hep şehir dışına taşınmış. Bu barakaların yerlerine konutlar, iş merkezleri yapılmış, yapılıyor. Ama yoksullar için değil.. Yoksulluğu taşıyamamışlar bir yere. Bizdeki kentsel dönüşüm..




Addis’te herşey pahalı ama yemek ucuz. Bu da başka bir çelişki herhalde. Hediyelik eşyalar da olağanüstü pahalı. Çok çok basit bir şal için 60 dolardan kapı açıyorlar. Pazarlık 10 dolara kadar iniyor. Tekrar geleceğimden dolayı bir şey almadım ama pazarlık konusuna dikkat etmek gerek.


Backyard cafe bir Fransıza ait. Lonely Planet’de geçiyor. Bizim pansiyonun hemen yanında. Burada steak 60 Birr civarında. Tavuklu şehriye çorbası fena değil. Pizza ve makarna da var. Çayı da güzel aromalı ama biraz açık. 5 Dolara adamakıllı bir yemek mümkün.


1 dolar = 18.2 Birr

Diğer fotoğraflar albümde..

3 yorum

  • Midgard dedi ki:

    Omo Vadisi turunuzu da umarım gerçekleştirebilirsiniz ve buradan okuruz. Fotoğraflarınız gözükmüyor bu arada, onları da merak ettim. Elinize sağlık. 🙂

  • arkutbay dedi ki:

    Yemeğin görüntüsü bile mideyi bozmaya yeterli . Sanırım bilgisayar bu resmi kabul etmediği için resimler gecikti 😉 En çok Fenerbahçeli (?) papazı sevdim . Dilerim Omo Vadisini de en kısa zamanda görürsünüz . Teşekkürler .

  • NEŞE dedi ki:

    Şu anda Addis de oturan ,üyemiz Figen den bakalım ne haberler gelecek ?Sizin haberlerde araya sıkışan mesajlar çok hoşuma gitti,ben de hep derim,orucu zenginler tutsun diye ama ne çare?Omo vadisi turu ne kadar pahalı,kaç gün sürecek bu tur,merak ettim…çok teşekkürler samimi yazınız için..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*