KOS ADASINDA BİR GÜN…

Karşı yakada bir ada


Yolculuk bu sefer KOS’a


 


Bu gezi yazısını 20 Temmuz 2012 Bodrum Kalesinde Farid Farjad’ın verdiği konserinden çektiğim müzik eşliğinde yazıyorum. Dinleyenler bilir ama dinleyemeyenlere kesinlikle tavsiye ederim.


 


Kapılarını vizesiz olarak açan adalardan biri olan KOS’a bir günlük gezimin küçük ama tat bırakan izlerini paylaşmak istiyorum.


 


Bodrum Turgutreis’den her gün günübirlik feribotlar kalkıyor. Gittiğim turizm şirketinden verilen bilgiye göre her sabah 9’da ve 9:30’da kalkan feribotlar var. Sabah 9’da kalkan feribot’un fiyatı 14 euro ve 15 dakika sürüyor. Sabah 9:30’da, 12 euro ve 35 dakika kadar sürüyor. Şirketten biletinizi hemen alabiliyorsunuz. Tabi pasaportunuzun rengine göre (yeşil ise) hemen yoksa birkaç gün süren prosüdür var diye bilgi verdiler.


 


Ertesi sabah 8:15’de Turgutreis Limanının Gümrüğünde kısa süren pasaport işlemlerinin hemen ardından sizi Kos’a götürecek feribotu bekliyoruz.


 





15 dakika sonra Kos adasındasınız. Hemen pasaport işlemleri için sıranın önüne geçmek isterken görevli Türk pasaportu olduğumuz için beklememiz konusunda uyarıyor. Tabi bu arada sıranın diğer yanından ise beklemeden geçen dünya vatandaşları öncelikli onların geçmesini bekliyoruz. Bu konu üzerine fazla yorum yapmak istemiyorum.


 


İşlemlerimiz bittikten sonra kapıdan çıkışta sudan çıkmış balık gibi kalma durumu ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Nedeni ne yapacağınız nereye gideceğiniz konusunda sizi yönlendirecek bir rehber ya da broşür ya da bilgi yoksa zaman kaybı olabilme ihtimalindendir. Bilet aldığımız turizm şirketinden küçük bir Kos adası bilgi broşürü vermişlerdi işimize yaradı neyse ki.


 


Limanda hemen karşınıza çıkan yüksek kale duvarının yanında yürüyerek birkaç dakika içinde şehir merkezindesiniz. Bu arada sizi muhteşem bir ağaç karşılıyor. Herhangi bir bilgi yok etrafında ama gerçekten yılların yorgunluğu ile kenarda gelen misafirlerini karşılıyor.





         


Şimdi şehir merkezinde elinizde broşür ne tarafa nereye gideceğinize ve öncelikli olarak hangisinden başlayacağınıza karara verme zamanı.


 


Herkesin bir tavsiyesi olacaktır mutlaka geziler için benimde Kos gezisi için tavsiyem çok amaçlı bir tanıtım içermese de işi birazda olsa parasal bir kazanç işine dönüştürdükleri mini tren ile küçük bir Kos merkezi gezisi yapmak bu size 5 euro’ya mal oluyor. Biraz sıkışık otursanız da ilk tanıma açısından belki faydası oluyor. Hemen merkezden küçük bir ofisten biletinizi alıyorsunuz 20 dakikalık turunuz başlıyor.








Bu arada iki tane tren turu var, fotoğrafta gördüğünüz tren turunu tavsiye etti bize Hipokrat’ın ağacının yanında hediyelik eşyalar satan mağazada çalışan Türk kızı ismi Emine. Ayak üstü 20 dakika sohbet ettik Kos doğumlu ama sık sık Bodruma gidip geliyormuş. Söylediğine göre 2500 civarında Türk yaşıyormuş. Bu arada Pazar günleri çalışmıyor ve aylık 1000 euro kazancı varmış. Merkezde yemek yenecek yerlerin olmasına rağmen tavsiye ettiği Türk Köyündeki Arap’ın yerine gitmemizi söylüyor. Büyükannesi yemekleri yapıyormuş.


 


Hazır bu sohbetin üstüne Hipokrat’ın Ağacından birkaç fotoğraf çekmeden olmaz.






Kos merkezinde yürüyerek görebileceğiz yerler içinde Hipokrat Ağacının hemen yanından kaleye doğru giden bir yol sizi hem Kos’a yukarıdan bakmanıza hem de Ege denizine bir kez daha seyri sefaya dalmanızı neden oluyor.






Kos merkezine geldiğinizde uğramadan geri dönmeyeceğiniz önemli yerlerden biri meydan alanı. Meydan bilindik sıradan gelebilir ama temizliği hatta Kos’ta gezdiğimiz hemen hemen her yerin temizliği bir ayrıcalık diyebilirim. Meydan da Cami, Kilise ve Girişi çok heybetli görünen kapalı çarşısı içinde baharat ve hediyelik eşyalar satılıyor dışı heybetli ama içi çok büyük değil ve çevresi size hoş bir misafirperverlik örneği sunuyor.

 




Saat 12 yemek zamanı. Kos merkezde akşamdan kalan sokak aralarındaki kafelerin gecenin yorgun halleri yerlerini günün yeni müşterilerini bekliyor. Bir çok kafe var ama biz Türk Köyü diye anılan KOS’ta ki ismi PLATANİ’ye gideceğiz. Bu köy ile ilgili küçük bir bilgi broşürde alıntı olarak; Adı 15 yıl önce değiştirilen eskisinin Germe Mahallesi olarak anılan yerde genellikle Türkler yaşıyor. Burada özellikle Türk lokantaları bulunuyor Buradaki restaurantlarda, kafelerde adaya gelen turistlere hizmet veriyorlar. Belediye otobüsü ve taksi ile gitmek mümkün. Aslıda çok sıcak olmasa 1 saatlik bir yürüme ile gidilebilecek bir yer. Biz taksi tutuyoruz 7 euroya 10 dakika içinde varıyoruz.


 


Burada sizi küçük bir meydan(cık) karşılıyor. Daha önceki tavsiyeye göre “ARAP” isimli lokantaya gidiyoruz. Sahibi Türk, önce küçük bir sohbet sonra bizi mutfağa davet edip ne yemekler var gösteriyor. Bu arada Emine’nin büyükannesi ile de merhabalaşıyoruz. Yemekler bizim yemekler farklı bir şey yok. Köfte, Bamya, Musakka ve yöreye ait salata menüde olanlar. Tabi menüde bu kadar az yemek yok burada birkaç tane paylaştım. Karnımızda aç zaten hemen siparişler veriliyor. Masa örtüsü Kos adasının haritası baskısı yapılmış çok hoş. Bu arada hakkını vermek gerek inanılmaz şekilde porsiyonlar çok büyük gerçekten gözünüzde doyuyor karnınızda doyuyor. Ben Kalamar tava ve pilav yedim 12 euro verdim. Şimdi yemeklerden küçük bir görsel resital sizlere….











  


Şimdi yemek sonrası birde küçük bir kahve ziyafeti .


 





Yemeği yedikten sonra, şimdi sırada hazır gelmişken buraya, 2 yada 3 km ilerideki ASKLEPION SİTESİ VE TIP MERKEZİNE uğramadan olmaz diyerek yemekleri eritmek aşkına başlıyoruz yukarı doğru yürüyüşe yaklaşık 25 dakikalık yürüyüşten sonra yol ayrımı ile tabela takibinden sonra sıcak, yokuş ve beklediğimiz son. Tabi bu arada bu yolu yürüyerek giden nadir insanlardan olduğumuz için genellikle arabalar ile gelmeyi tercih etmek en güzeliJ.


 


Bu kadar yürüdükten sonra Tıp Merkezi’ne girip gezmek isterdik ama giriş 4 euro ve geniş bir alan en az bir saatimiz alacağını düşünerek ve yürüyerek gelmenin de vermiş olduğu geri dönüş macerası bize sadece dışarıdan bakmanın yeterli olduğu mesajını çok net bir şekilde veriyor. Yürümenin ayrı güzelliği olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim o kadar yorulduk ama yol manzaralarını daha iyi görebiliyorsunuz.











Sıcağa aldırış etmeden yokuş aşağıya yine yemek yediğimiz yere geliyoruz. Bu sefer yemek yediğimiz yerin karşısında ki yine sahibi Türk olan bir kafede buz gibi limonata içiyoruz gerçekten içmenizi tavsiye ederim ben iki tane içtim.




Taksiyle geldiğimiz Türk köyünden yine taksiyle dönmek istedik ama taksiyi çağırmak gerekiyor bu yüzden belediye otobüs ile dönmek daha ucuz olur dediler (1,5 euro) bizde öyle yaptık iyi ki yaptık şehir merkezinin arka sokaklarından gezerek geldik gerçekten arka sokaklarda temiz. Belediye otobüsü de sizi şehrin diğer tarafına bırakıyor ki bu şu demek oluyor nerede olursanız olun hangi sokaktan girerseniz girin yol sizi limana götürüyor.


 


KOS merkezinin en güzeli yanı limandan her yere şehir merkezli olmak kaydıyla yürüyerek gidebiliyorsunuz.  Artık gidiş saatinin yaklaştığı zamanda ise yapılacak en güzel işlerden biri OLD Town (Eskişehir) denilen dar sokaklarda ve kafelerin yoğun olduğu yerlerde hediyelik eşyaların satıldığı küçük dükkanlarda kendinizi kaybedebilirsiniz.





Günübirlik Kos adası gezimizin sonuna gelirken son olarak söylemek istediğim birkaç nokta daha var. Öncelikle Günübirlik olarak Kos adası merkezini gezebilirsiniz ama adanın diğer bölgelerini de gezmek, denize girmek ve gece hayatını da görmek istiyorsanız 1 gece konaklamak gerektiğini düşünüyorum. Araba kiralama konusunda alternatifler çok ve bir Kos haritası edinmeniz yeterli olacaktır. Karşılaştığımız ve konuştuğumuz Türklerle çok güzel diyaloglarımız oldu. Hepsi de inanılmaz bir şekilde hasretliğin verdiği sıcaklıkla sohbet ettiler. Öyle ticari kazanç önceliği olan anlamında kesinlikle bir diyalog hiç yaşamadık.


 


Bu kadar yakın adayı uzaklaştıran geçmişe bakmadan elinizde imkan var ise gitmenizi gezmenizi ve seyir defterinize bir yer daha ekleminizi tavsiye ederim.  Belki çok farklı bir dünya ile karşılaşmayacaksınız belki çok sıradan bulacaksınız ama yeni yerler her zaman bir birikimdir. Bu birikimleri paylaşmak bir heyecandır.


 


Sabah geldiğimizde sessizce karşılayan büyük ağacın yanından geçerek  bu sefer yine sessizce vedalaşarak bizi getiren feribotumuzu beklerken hatıramızda kalan KOS adasından bir manzara ile bir başka yazıda tekrar görüşmek üzere….


 


4 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Yaz sıcağında bir günlük bir gezi bile zordur Kos da…Ben en son geçtiğimiz Mayıs ayında gittim ve 5 gece kaldık,sizin öneriniz olan 1 gece çok yetersiz olabilir.Askleipion a kadar yürümekle gerçekten rekor kırdınız,keşke içeri de girseydiniz gelmişken..Kos merkezde de çok güzel lokantalar ve lezzetli yemekler var,Platani de yediğiniz ve içtiğiniz her iki yeri de çok iyi tanıyorum..Benim Binrota daki yazımda anlatmıştım…Çok teşekkürler..

  • jumanji dedi ki:

    Merhaba Neşe Hanım,

    yorumunuz için teşekkür ederim. Sizin yazınızı okudum tabiki ve sizin yaşadığınız tecrübenin yanında benim tecrübem küçük bir anektod gibi kalır. Yoksa dediğiniz gibi merkez de de yemek yenecek yerler var. sudan çıkmış balık gibi belki de sadece oraya hemen gidip yemek yememizin kalıntısı olarak yazıda yer verdim. Tekrar yorumunuz ve desteğiniz için teşekkür ederim.

  • bora arasan dedi ki:

    İnanın Kostaki unutulmuş Türkler siz onlarla konuştuğunuz için kat be kat mutlu olmuşlardır. Kos ‘un Türk yüzünü de gördük sayenizde…

  • NEŞE dedi ki:

    Sizin 81 il serinizden detaylı yazılarınıza alışık olduğum için günübirlik Kos kısa oldu tabii,zaten Kos dönüşü tekne bana göre erken bir saatta ayrılıyor adadan..Kos daki fiyatlar Bodrum dan çok daha ucuz olunca , siz birkaç kere daha gidersiniz gibi geliyor.Bizim otelin fiyatına kimse inanamadı…Yeni yazılarınızı bekliyorum,teşekkürler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*