( Kitap Yazıyoruz 7) GÜNEY AFRİKA: Burası Cehennem, Burası Cennet

———————————————————————————————–

ÖNEMLİ HATIRLATMA

 

Bu yazı Türkiye’de bir ilk olan “Kitap Yazıyoruz” projesinin bir
parçasıdır. Bu projeyle Türkiye’de bir kitap ilk defa internet ortamında okuyucular
yardımıyla yazılmaktadır.  Kitap Yazıyoruz projesi dahilinde 70
yazı 4 ay içinde Binrota’ya yüklenecektir. Bu yazılardan 55’i kitaba
girecektir. Hangi yazının hangi değişikliklerden sonra kitaba gireceği
tamamen siz okuyuculara bağlıdır
.

 

Kitap projesi dahilindeki bir yazıya yorum yaparken özellikle şu
konularda bize bilgi verirseniz seviniriz. A) Yazıyı daha iyi ve anlaşılır
yapmak için ne yapmalı,  B) Siz olsanız kitaba koyar mısınız?,  C)
Eksik veya düzeltilmesi gereken kısımlar var mı?,  D) Diğer öneriler vb.
Yorumlarınıza göre yazıda gerekli değişiklikler yapılacak ve katkınızın
büyüklüğüne göre isminiz kitabın “destek verenler” kısmında yayınlanacaktır.

 

Kitap projemiz ile ilgili daha ayrıntılı bilgiyi bu linkte bulabilirsiniz: 
http://www.kendingez.com/Kampanya.aspx

 

————————————————————————————————–


 

 

“Güney Afrika harika bir yer”. “ Hayır
cehennemin taa kendisi”. “Çok zengin bir ülke “. “Hepsi sefil”. Cape Town’ı ve
safari parklarını görüp gidenler burayı cennet, Johannesburg merkezini görenler
cehennem sanır. Bir sene yaşadığım Güney Afrika içinde bütün karşıtlıkları
barındıran bir yer. Güney Afrika üzerine binlerce farklı konuda birbiriyle
çatışan on binlerce ayrı fikir ileri sürülebilir. Güney Afrika konusunda
herkesin kolayca anlaşabileceği bir kaç nadir noktadan biri  ülkenin şaşırtıcı bir yer olduğudur.

 

Güney Afrika’da nüfusun çoğunu oluşturan siyahlarla
beyazlar birbirlerini mümkün olduğu kadar görmeden yaşarlar. Hayatları ayrı,
istekleri ayrıdır, ama ülkeleri aynıdır. Güney Afrika’yı anlatırken aynı
ayırıma biz de uyalım.

                                                                                        

SİYAHLAR

 

Siyahlar size “boss” (patron) yada
“master” (sahip) der. Arkanızdan “Dutchman”  ( Hollandalı,  aşağılayıcı bir terim)  derler.

Birisi size yol tarif ederken robotu geçince
ikinci sokak derse şaşırmayın. Trafik ışıklarının ismi “robot” tur.

Her sene 13000 araba içinde insan varken kaçırılır.Yine
her sene 11000 insan cinayete kurban gider

Nüfusun %20’ı AIDS’lidir, bunların çoğu
siyahtır. Ülkenin Cumhurbaşkanı beş sene boyunca AIDS hastalığının bilimsel
sebeplerini reddetmiştir, sonra nedense fikrini değiştirmiştir.

Bakire bir kızla yatınca AIDS’in tedavi
olduğuna inanırlar, onun için tecavüz vakaları çok yüksektir.

AIDS yüzünden ortalama yaşam süresi erkekler
için şu anda 41 yaştır.

Genel olarak poligamdırlar, ailenin reisi
babaannedir. O yoksa amca. Bu yüzden erkekler pek sorumluluk hissetmeden eş
değiştirip dururlar

Dindardırlar. Maaşlarının bir kısmı kiliseye
akar.

Eğitimsizdirler.

%40 inin evinde elektrik, %25 inin evinde su
yoktur. Gaz lambası yakar, su taşırlar.

Dilenirler, çünkü iş yoktur. Nüfusun %35 i
issizdir. Bu onları suça iter.

Aile bağlantıları çok kuvvetlidir; Aile,
akraba, köy, kabile ve diğerleri seklinde önem sırasına göre hareket ederler.

Beyazları sevmezler ama paraları yoktur
susarlar. Beyazlardan daha ırkçıdırlar.

Diğer kabileden olan siyahları da sevmezler,
fırsat bulunca kavga edip soyarlar. Her sene soygun ve cinayetlerde ölen 11000 kişinin
en az %80 i zencidir.

Parası olan siyah diğer siyahları ezmekten beyazlarla
uğraşmaya vakit bulamaz.

Emek çok ucuzdur, sürünürler.

Kamyonet arkaları ve tıka basa dolu minibüsler
ana ulaşım araçlarıdır.

Bütün suçları komşu ülkelerden gelen göçmen
siyahların işlediğini savunurlar.

Batıl inançlar halen canlıdır. Bir kısmı
halen “sangoma”’ya gider ( geleneksel doktor) horoz ibiği tozuyla kurutulmuş
insan cenininden yapılma ilaçtan medet umarlar.

Her şeye rağmen çok neşelidirler,
yüzlerinden gülümseme kolay kolay silinmez.

En ufak bir müzikte ayağa fırlayıp çok iyi
dans ederler.

 

BEYAZLAR

 

Siyahları genelde pek sevmezler ama bunu söyleyemezler.
Eskiden sahip olduklarını kaybettikleri için kızgındırlar, söyleyemezler. Daha çok
kızarlar.

Okumuşturlar.

Büyük şehirde olanları dışındakiler, çiftçiler
kıt kanaat geçinirler. Yollarda dilenen beyazları görürseniz bunlar çoğunlukla
çiftçidir.

İşini kaybeden bir beyazın yeniden iş
bulması siyahları kayıran kanunlar yüzünden neredeyse imkansızdır. Bunun için
hiç bir iş yapmayan beyazları dahi kovmazlar.

İşsiz kalanlar İngiltere, Dubai ve
Avustralya’ya göçer.

Kendilerini Avrupalı görür, Avrupa’dan gelen
 her şeye karşı hayranlık beslerler.

Emek çok ucuzdur, sömürürler. Siyahların ucuza
ürettiği hizmetleri beyazlara astronomik fiyatlarla satar, kazandıklarıyla en
iyi koşullarda yaşarlar.

Ataerkil ve maçodurlar. Eşlerini döverler.

Güzel ve yeni arabalar alır bunlara;
immobilizer, direksiyon kilidi, alarm, vites kilidi ve dünyada bilinen en son
teknoloji alarmlarını takar,  sonra araç çalınınca
kafayı yerler.

Evleri elektrikli telle çevrilidir ve
duvarda “silahla cevap verilir” tabelası illaki asıldır.

Tüm polis arabalarında immobilizer,
direksiyon kilidi, alarm ve vites kilidi vardır. Polis arabalarının çalınması
konusunda tekdirler.

“Johannesburg şehir merkezine ineceğim”
diyen yabancıya deli gözüyle bakarlar, çoğu beyaz Johannesburg’lu hayatı
boyunca bir kez bile merkeze  inmemiştir.

Soyulmak korkusuyla yolda yürüyemezler,
geceleyin bırakın yolda yürümeyi kırmızı ışıkta bile duramazlar. Zaten güvenlik
sebebiyle karanlıktan sonra kırmızı ışıkta durmak kanunen zorunlu değildir.

 

GENEL

 

Yolda kaza geçirip polisi çağırırsanız
gelmeleri en az 45 dakika sürer. Eğer bir kötü mahalle yakınında iseniz, bu
sürede soyulur ve vurulursunuz. Ama çekici araçlar sizin kimseyi aramanıza
gerek kalmadan en fazla 3 dakika içinde olay yerine damlarlar.

Bir şey bozulursa yapılması uzun sürer ama
yaparlar.

Biz bir Nobel ödülü alabilmişken onların 6
ödülü birden vardır.

Dünya altın stokunun yarısı buradadır.

Dünyanın ilk büyük elmas madeni
Kimberley’dedir.

Dünyanın en büyük elmas şirketi buradadır

Resmi dil sayısı bir değil iki değil tam
onbirdir.

Beyazlar golfe ve rugbye  siyahlar futbola tapar.

Afrika’nın en iyi altyapısına sahiptirler,
öyle ki sadece beyaz mahallelerde dolaşsanız kendinizi ABD de sanmanız
olasıdır.

Bütün Afrika’ya mal satarlar.

Afrika ile çalışmak isteyen bütün batılı
şirketler burada ofis açmak zorundadır, her şeye rağmen Afrika’nın en iyi
ekonomisi ve altyapısı Güney Afrika’dır.

İklimi güzeldir. Ama her zaman sıcak değildir.

Kışın ortasında yani Temmuz ayında (kulağa
garip geliyor di mi?) sıcaklık gece sıfır gündüz yirmilerde dolaşır. Akşamları
kesinlikle ısınmak gerekir ama Güney Afrikalıların  çoğu Afrika’da havanın soğuk olmayacağına
iman etmiştir, evlerde kalorifer yoktur belki elektrik sobası olur.

Zenginleşince siyahlarda etrafı elektrikli
telle çevrili evlere yerleşirler.

Güney Afrika’da yaşadığım bir sene boyunca her
hafta en az birinin soyulma, kaçırılma , yaralanma hikayesini dinledim.

Dünyanın en tehlikeli mesleği  Güney Afrika’da beyaz çiftçi olmaktır.
Geceleyin çiftiği basıp soygun ve öldürme vakaları çok yüksektir.

Normal bir beyaz uyurken kendini şöyle korur:
evinin çevresinde elektrikli dikenli tel, telin çevresinde nöbet tutan siyah
bekçi, evin etrafında demir parmaklık, içeride silah taşıma ruhsatına sahip bir
güvenlik şirketine bağlı alarm sistemi ve yatak odasının kapısında içeriden
kilitlenen demir kapı. Yine de soyulurlar.  

Soyulmayı garanti etmek isterseniz Johannesburg’da
Hillbrow’a gidersiniz. Siyahların  bile
girmeye çekindiği bir mahalledir.

 

İngilizceyi değişik bir aksanla konuşurlar ve
kendilerine ait argoları ilginçtir. Sizi biri braai’ye ( barbecue= mangal)
çağırdı. Dedi ki “ China !  ( Porselen!=arkadaş)
 Yarın bize braai chow ( köpek= yemek) etmeye  gelsene. Bizim ev Sunbird caddesini geçince
iki robot ( trafik ışığı) sonra ilk sağda. Önde park edilmiş bakkie ( kamyonet)
lerin oraya bırak. Gelin tamam mı?  99  ( cidden) . Lekker  ( iyi)  olacak”.

 

Ülkede hatırı sayılır sayıda Çinli, Hintli,
Lübnanlı, Musevi ve Lübnanlı nüfusu vardır. Bu yazıyı Johannesburg’da çalıştığım
şirketin muhasebecisi Hint kökenli Güney Afrikalının serzenişi ile kapatayım “
Eissh ( off yaa). Bu ülkeyi zenciler birde beyazlar batırıyor. Yoksa çok güzel
bir yer! “.

20 yorum

  • mugeyidogan dedi ki:

    korku filmi gibi bir ülkeymiş. Ben kitaba girmeye aday olduğunu düşünüyorum, siyah ve beyazların birbirinden bu kadar soyutlanmış olması da şaşkınlık verici.

  • arcadia dedi ki:

    peki bu ülke dünya kupasını nasıl yapacak???

  • mugeyidogan dedi ki:

    dünya kupasından sonra kitap için çok malzeme çıkar eminim ama basıma girmiş olacak o zaman

  • kitapyaziyoruz dedi ki:

    Dünya kupasında ne olcak ben de çok merak ediyorum. Yeni Cumhurbaşkanı Zuma “güvenlik en büyük sorun” demiş ve yeni polis alımı için çalışmaya başlamış.

  • rome_o dedi ki:

    benn geçen sene bir grubu götürmüştüm güney afrikaya ve gitmeden evvel kurduğum hayyaler hepte dediğin gibi super yerlere gideceğiz di . cape town super ötesi bir yer ama johhanesburg tehlikeli bir yer oteldeki resepsiyonist bile bize gece çıkmayın diye yarım saat dil dökmüştü .zencilerin yaşadıkları alan sefillik içinde . tamda dediğin gibi cennet ve cehenem aynı yerde. bu yazıda bence kitaplık ..

  • venividiviki dedi ki:

    Biraz da gezilecek görülecek yerlerini serpiştirseydiniz aralara daha çok hoşuma gidecekti. Ama bu haliyle de güzel. Kitaba koymalı.

  • MIYU dedi ki:

    bu yazının kesinlikle kitapta yer alması gerektiğini düşünüyorum, bugüne kadar Güney Afrika deyince Capetown, safari lüks tatil gelirdi aklıma, tabi ki siyahlar ve bayazlar arası fark olduğunu biliyordum ama bu derece korkutucu olduğu aklıma gelmezdi. Dünya kupası yapılır yapılmasına da, giden olur mu, hadi gittiler, kaç kişi bir suça kurban gitmeden döner merak ediyorum.

  • arcadia dedi ki:

    benim planım dunya kupasına gitmek ,gitmişken de guney afrika’yı görmekti,ama artık boyle bir plan yok….

  • maliho dedi ki:

    Bu yazıya yorum yapmış arkadaşlara katılıyorum, mutlaka kitapta yer alması lazım.
    “Her sene 13000 araba içinde insan varken kaçırılır.Yine her sene 11000 insan cinayete kurban gider” İnanılması çok değil mi?

  • CafewienbyMrTD dedi ki:

    Bu yazi ve benzerleri ile sanirim ayri bir kitap yazilabilir, her ülkenin kendine has adetleri, dikkat edilmesi gereken noktalari, günlük yasam ile ilgili tavsiyeler. Ama diger gezi yazilarinin arasina pek uymayacagini düsünüyorum. Bilgi miktari oldukca fazla olsa da fazla istatistiki bilgi

  • sozubek dedi ki:

    Güney Afrika’nın bilinmeyen yönünü anlatan ilgi çekici bir yazı… kitapta yer almalı….

  • chupachups dedi ki:

    bu sene dünya kupası orada olacak kupadan evvel çıkacak bu kitapta yer alsa ticari anlamda zekice olur

  • hyssy dedi ki:

    Sürükleyici yazılmış,kendini okutan bir yazı.Ancak bir gezi yazısı mı ,istatistiki bilgilerle bir ülkeyi anlatan bir yazı mı diye sorarsak ikinci ihtimal daha ağır basıyor.Başka bir yerde değerlendirilebilir ama gezi kitabı için uygun bulmadım.

  • gulliblecow dedi ki:

    Cidden insan korkmuyo değil anlatılanları okuyunca.belkide bu sorunların ortadan kalkması için dünya oraya yatırım yapıyo.örneğin dünya kupası çok ilginç olacak bu kupa organizasyonu:)bu yazının kitapta yer alması iyi olur bence.insanlar bu sayede tazı gibi kaçarlar..:)

  • cherryblossomgirl dedi ki:

    kesinlikle kitapta yer alması gereken bir yazı fakat istatistiki bilgiler de oldukça fazla olduğu için, belki siyahlar, beyazlar, genel gibi ayırımda altalta kısa cümleleri, böyle listelenir gibi değil de daha anlatır gibi yazarsak bence tam kitaplık!!

  • FigenLetaconnoux dedi ki:

    Beyaz/Siyah çatismasi ve güvenlik problemi detayli bir sekilde irdelenmis yazida. Aslinda G.Afrika’nin cehennem kismindan daha çok bahsedilmis, yazinin basligina uygun olmasi ve okuyana daha detayli bilgi vermesi açisindan Cape Town, Kruger Park ve diger önemli yerlerinden de bahsedilmeli düsüncesindeyim kitapta yer alabilmesi için.

  • frommoon dedi ki:

    yazı çok güzel olmuş ancak biraz da gezilip görülmesi gereken yerlerden de bahsedilmeli diye düşünüyorum.

  • ozlem-pansiyon dedi ki:

    çok güzel, bayıldım bu yazıya!.. ama cennet özelliklerinin güçlendirilmesi görüşüne katılıyorum. çünkü gerçekten doğal hayat nedeniyle cennet gibi bir ülke. Big 5’i görmek, şarap bağlarında dolaşmak, iki okyanusun birbirine kavuştuğu ümit burnu ve cape peninsula’da dolaşmak çok keyifli. ayrıca johannesburg’un beyaz yerleşim bölgesi, miami gelişmişlik seviyesinde. istanbul’da broadway show oynatan tiyatro yok. joburg’de var!

  • zeyneb dedi ki:

    kitapta olmalı

  • cnr_mtnt dedi ki:

    yazı farklı bir formatta yazılmış ama sadece güney afrika’ya gidersek bizi nelerin beklediğini anlatıyor.. acaba bu yazıya birazda nerelere kesinlikle gitmemiz gerektiğini eklersek nasıl olur ??? bence mükemmel bir kitap yazısı elde etmiş oluruz..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*