( Kitap yazıyoruz 67) ARJANTİN: Bulutlara yolculuk


———————————————————————————————–

ÖNEMLİ HATIRLATMA

 

Bu yazı Türkiye’de bir ilk olan “Kitap Yazıyoruz” projesinin bir
parçasıdır. Bu projeyle Türkiye’de bir kitap ilk defa internet ortamında okuyucular
yardımıyla yazılmaktadır.  Kitap Yazıyoruz projesi dahilinde 70
yazı 4 ay içinde Binrota’ya yüklenecektir. Bu yazılardan 55’i kitaba
girecektir. Hangi yazının hangi değişikliklerden sonra kitaba gireceği
tamamen siz okuyuculara bağlıdır
.

 

Kitap projesi dahilindeki bir yazıya yorum yaparken özellikle şu
konularda bize bilgi verirseniz seviniriz. A) Yazıyı daha iyi ve anlaşılır
yapmak için ne yapmalı,  B) Siz olsanız kitaba koyar mısınız?,  C)
Eksik veya düzeltilmesi gereken kısımlar var mı?,  D) Diğer öneriler vb.
Yorumlarınıza göre yazıda gerekli değişiklikler yapılacak ve katkınızın
büyüklüğüne göre isminiz kitabın “destek verenler” kısmında yayınlanacaktır.

 

Kitap projemiz ile ilgili daha ayrıntılı bilgiyi bu linkte
bulabilirsiniz:  http://www.kendingez.com/Kampanya.aspx

 

————————————————————————————————–



 

            Salta,
kuzey doğu Arjantin´de yaklaşık yarım milyon nüfuslu ve takma adı ¨Güzel Salta”
olan sevimli bir şehir. Salta 16 yy.da İspanyollar tarafından kurulmuş. Şehir
eski binalarını halen koruduğu ve doğal güzelliklere yakın olduğu için
Arjantin´de son zamanların en popüler tatil kentlerinden. Salta´dan yakındaki
şarap üretim merkezi Cafayete’ye gidebilir, Cacti´de yılda sadece 1 santim
büyüyen 3-4 metrelik kaktüslerin yaşına ¨vay be¨diyebilir, Salta meydanındaki
güzel kafelerden birinde soluklanabilir, teleferikle Salta’ya tepeden
bakabilir, Purmamarca kasabasındaki rengarenk tepelerde uzun yürüyüşler
yapabilirsiniz. Ya da “bulutlara yolculuk” edebilirsiniz.

 

            Salta,
ünlü ¨Bulutlara Giden Tren¨in başlangıç noktası. Tren bulutları arkada bırakıp
4200 metreye çıktığı için bu adı hak etmiş. 2005 yılında tren seferleri
durdurulmuş, demiryolu bakım çalışmalarının bitmesinden sonra başlaması
bekleniyor. E, tren yok diye bulutların üzerine yolculuk etmeyecek miyiz? Tabii
ki edeceğiz. Yerel firmalardan biri üzeri tamamen açılabilen dört çeker özel
yapım bir kamyonla foto safari düzenliyor. Bugün onlarla 1200 metreden 4200
metreye çıkıp sonra ineceğiz, hadi bakalım.

 

 Sabahın altısında Movitrack’a
doluşup Salta’dan tren yolunu izleyerek Şili sınırına doğru yola çıkıyoruz. Movitrack
ne mi?  Dört çeker bir kamyonun kasasına
masa, koltuk, mutfak, tuvalet ve ısıtıcılar monte edilerek her yere gidebilen
konforlu bir araç haline getirilmiş. 
Yüksek irtifadan dolayı yolcularda çıkabilecek sorunlara karşı aracın
kolay erişilir yerlerine oksijen tüpleri konulmuş. Movitrack hareket halinde
iken oturduğunuz koltuktan ayağa kalkıp başınızın üstündeki camı açarak rahat
bir şekilde fotoğraf çekebiliyorsunuz. Hem bu şekilde her yerde fotoğraf çekme imkanımız
oluyor. Bütün yolcular fotoğraf çekmek için camları açtığında aracın içi rüzgar
tüneli gibi oluyor. Üşümemek için araçta dağıtılan battaniyelerden almanız ve
koka yapraklarından çiğnemeniz gerekiyor. Koka herhangi bir uyuşturucu
barındırmayan ve kanın oksijen taşıma kapasitesini arttırdığı için yüksek
bölgelerde aranılan bir bitki.  Yüksek
irtifalara çıkmak insanlarda nefes darlığı, kusma, bayılma ve bazı hallerde
ölüme kadar varan sorunlara yol açıyor. Koka yaprakları bu sorunların ortaya
çıkmasını engelliyor, aynı zamanda açlığı bastırıyor. Arjantin’in bu bölgesinde
koka bitkisi bakkallarda taze olarak ya da şekerlemelere katılmış olarak
serbestçe satılıyor.

 

Movitrack’la bir saatten fazla yokuş yukarı yol alıyoruz. Aracımız yukarı
çıktıkça bitki örtüsü fakirleşmeye başlıyor: ağaçlar yok olup yerlerini kaktüslere
ve küçük boylu çalılara bırakıyor. Etrafımızda bol sayıda gördüğümüz eşekler
irtifa arttıkça yerlerini Vicuña’lara bırakıyor. Vicuñalar evcilleştirilemeyen
ve oldukça değerli yüne sahip alpaka benzeri güzel hayvanlar. Arada bir yol kenarında
başlarını gösterip kamyonun gürültüsünden kaçıyorlar. Genç Vicuñaların
yünlerinin kilosu 500 dolara kadar alıcı bulabiliyor, su geçirmeyen bu yünler
boyanamıyor, leke tutmuyor ve ilk günkü özelliklerini çok uzun süre koruyor. Arjantinliler,
Vicuña yününden yapılma bir kazak alırken çocuklarına da kalacak diye daha
özenle seçiyorlar.

 

Aracımız 3000 metreye ulaştığında Puno denen yüksek çöl bölgesine
giriyoruz. Bu bölgede su çok az, gündüzleri güneş gerçekten yakıcı ama gölgeye
girer girmez buz gibi. Genelde yerlilerin yaşadığı bu bölgede hayat oldukça
basit. Ekmek halen tandırlarda yapılıyor, tuvaletler dışarıda, su yok, elektrik
yok, sadece hayvanlara dayalı basit bir yaşam var. Punoda çok az sayıda ağaç olduğu
için ve yakacak fazla bir şey olmadığı için evlerde ısıtma yok. Yemek yapmak için
bile yakacak malzeme bulmakta zorluk çeken yerliler ilginç bir çare bulmuş: aynalı
bir uydu antenini andıran bir aygıtla güneş ışınlarını kullanarak yemeği
ısıtıyorlar.  Aygıtın tam ortasına konan
yemek tenceresi çeperlerden yansıyan güneş ışıklarının ısısıyla sekiz saatte ancak
pişiyor. Akşam yemeğini iki dakikada yapayım diyenlerdenseniz yandınız.

 

Köyler sadece 8-10 evlik küçük yerleşimlerinden ibaret, çünkü çevrenin kaynakları
ancak bunu kaldırabiliyor. Evler çamur ve tezek karışımı bir malzemeden yapılıyor.
Bu malzemenin ısı yalıtımı iyi olduğu için evde sıcaklığın fazla yükselmesini
ya da düşmesini engelliyor. İyi de ediyor, çünkü önceden dediğim gibi evlerde
soba ya da başka bir ısınma aracı yok. Hava soğudu mu battaniye sayısını arttırıyorsunuz.
Bu küçük köylerin bir kısmında kilise binası var ama kiliselerde papaz yok. Bu küçük
kiliselere yılda sadece bir gün papaz uğruyor. Evlenmeler ve vaftiz törenleri
için bütün köy halkı papazın köye geleceği köyü bekliyor. Arjantinliler Puno
köylerinde ölmek için papazın köye geleceği günün beklenmesi gerektiğini
belirtip ölmek istemeyen hastaların Puno’da papazsız köylere kaçtığını söylüyorlar.
Valla ben onların yalancısıyım.

 

Giderek daha yukarıya çıkarak bulutları aşağıda bırakıyoruz. Aracımız
sonunda 4170 metreye ulaşıyor. Şili sınırına bir taş atımı mesafede olan bu
noktada Türkiye’de bulunan 435 dağın biri dışında  (Büyük Ağrı Dağı) hepsinden daha yükseğe cıkmış
oluyoruz. Bu yükseklikte bulutlar aşağımızda kalıyor. Görüş mesafemizi
kapatacak hiçbir şey yok. Puno’nun dağlarını hiç görmediğim kadar net
görüyorum. Fotoğraf çekme seansından sonra Salta’ya dönüş başlıyor. Yol bir çok
180 derecelik virajdan oluşuyor, hayatımda gördüğüm en dönemeçli yol burası.
Uçurumlar öylesine dik ve bölge öylesine ıssız ki kaza geçiren araçları
oldukları yere bırakmışlar. Yoldaki “dikkat tehlike” ve “dikkat viraj”
işaretlerine kazalarda ölenler anısına dikilen haçlar eşlik ediyor. Ana yola
ulaşana kadar karanlık basıyor,  buradan
Salta’nın merkezi sadece iki saatlik düz bir yol.

 

Kuzey batı Arjantin’deki Salta ülkenin başka bir yüzünü görmek
isteyenlere güzel fırsatlar sunuyor. Sizinle bölgede kısa bir gün geçirdik,
ancak isterseniz çok daha uzun vakit geçirmeniz olası. Turizm altyapısı iyi
gelişir doğa görmek isteyenler ve kafa dinlemek isteyenler için ideal.

 

 

10 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    İlginç bir yazı,bilgiler de “şaşırtıcı”,kitaba girebilir diyorum.

  • mugeyidogan dedi ki:

    çoğu G. amerika yazıları gibi bu yazıyı da görmek isterim kitapta. Arjantin deyince aklıma ilk futbol gelir, ama bu yazıdaki içerik çok farklı. Arjantin’ in başka yönlerini de tanıyalım.

  • venividiviki dedi ki:

    Bulutlara yolculuğu trenle yapmak daha güzel olurmuş ama… böylesi de güzel olmuş. bence kitapta yer alabilir. nötür.

  • survival dedi ki:

    ıssızlık hissi bu yazıdada yakama yapıştı ve galiba bu hissi seviyorum, kafa dinlemek,basit ve arkaik bir yasam tarzı,yükseklik … herşey güzel sadece son cümlelerde biraz ürktüm,turizm alt yapısı desenize oranında canına okunacak ve o yılda bir santim yetişen kaktüslerin canına okunabilir.no pasaran ve ya basta diyor yazarımızı selamlıyorum:)

  • Corto_Turco dedi ki:

    Bizi Arjantin’in ilginç bir köşesine götüren güzel bir yazı. Kitaba girsin derim. Ayrıca bir de dağın tepesinden, bulutların üstünden bir fotoğraf da eklenirse güzel olur.

  • abt_smyrna dedi ki:

    Bir parça olmuş Arjantin’den. Ben daha genel bir yazının girmesi taraftarıyım. Olmamalı.

  • ozlem-pansiyon dedi ki:

    keyifle okudum; ama kitapta olmasa da olur.

  • FigenLetaconnoux dedi ki:

    Ilginç bir yer ve ilginç bir yazi ama sadece burasi Arjantin’i anlatmaya yetmiyor. Daha genel bir yazi kitaba daha yakisir…

  • cnr_mtnt dedi ki:

    movitrack ilginç bir deneyim olsa gerek.. yazı anlatımı akıp gidiyor.. kitapta yer almalı 😉

  • kostebek dedi ki:

    bence kitapta yer almalı. pek bilinmeyen ve şaşırtıcı bir rota olabilir. ama arjantin başlığıyla kitapta yer alacaksa buna başka yerlerin de eklenmesi lazım. koca ülkeyi tanıtın demiyorum ama arjantine gidenler sadece bulutlara yolculuk için gitmeyecek, yazının sonunda bir paragrafla diğer birkaç şehir de önerilebilir. salta veya tren rotası üzerindeki başka yerlerdeki konaklama ve yeme-içme imkanları da yer almalı bence. mesela oradaki yerlilerin evinde kalma ve yasamlarını deneyimleme imkanı var mı, vicunanın sütünü mü içiyorsunuz, yününden neler alabiliyorsunuz, buna benzer sadece oraya özel ama basit durumlar -varsa- anlatılmalı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*