( Kitap yazıyoruz 54) Körfez’de bir gezinti: Maskat, Dubai ve Kuveyt

    Ana sayfaAsyaKuveyt( Kitap yazıyoruz 54) Körfez’de bir gezinti: Maskat, Dubai ve Kuveyt

———————————————————————————————–

ÖNEMLİ HATIRLATMA

 

Bu yazı Türkiye’de bir ilk olan “Kitap Yazıyoruz” projesinin bir
parçasıdır. Bu projeyle Türkiye’de bir kitap ilk defa internet ortamında okuyucular
yardımıyla yazılmaktadır.  Kitap Yazıyoruz projesi dahilinde 70
yazı 4 ay içinde Binrota’ya yüklenecektir. Bu yazılardan 55’i kitaba
girecektir. Hangi yazının hangi değişikliklerden sonra kitaba gireceği
tamamen siz okuyuculara bağlıdır
.

 

Kitap projesi dahilindeki bir yazıya yorum yaparken özellikle şu
konularda bize bilgi verirseniz seviniriz. A) Yazıyı daha iyi ve anlaşılır
yapmak için ne yapmalı,  B) Siz olsanız kitaba koyar mısınız?,  C)
Eksik veya düzeltilmesi gereken kısımlar var mı?,  D) Diğer öneriler vb.
Yorumlarınıza göre yazıda gerekli değişiklikler yapılacak ve katkınızın
büyüklüğüne göre isminiz kitabın “destek verenler” kısmında yayınlanacaktır.

 

Kitap projemiz ile ilgili daha ayrıntılı bilgiyi bu linkte
bulabilirsiniz:  http://www.kendingez.com/Kampanya.aspx

 

————————————————————————————————–

          Vaktiniz varsa sizinle sıcak yerlere doğru
güzel bir gezi yapalım istedim. Var mısınız şöyle bir İran körfezine uzanmaya?  

Maskat (Umman)

          Maskat,
Umman Sultanlığının başkenti. Körfez’in önemli şehirleri içinde tarihi uzun
olan ve gerçekten ruh taşıyan nadir yerlerden. Şehir dağlık bir alanda kurulu
ve üç ana bölgeden oluşuyor: Maskat, Mutrah ve Ruvi. Bu üç bölgenin de kendine
has değişik karakterleri var. Maskat, şehrin eski bölgesi. Eski surlar, tarihi
binalar ve sultanın en büyük sarayı bu bölgede bulunuyor. Mutrah, limanın
devamı ve apartmanların yığıldığı, işten daha çok yaşama bölgesi, şehrin en
büyük kapalı çarşısı da burada. Ruvi ise denizden içeride ve şehrin iş merkezi.

          Maskatta
radarlı kamera ve vidanjör bolluğu göze çarpıyor. Nedeni basit kanalizasyon
sistemi yok, her apartmanın pis su kuyusu var. Kuyu dolunca pis sular
vidanjörlerle taşınıyor. Şehirdeki her evin iki haftada bir pis su deposunu
doldurduğunu düşünürseniz, vidanjör bolluğu sizi şaşırtmaz. Radarlı kameralar
ise hız meraklısı Umman’lıların bolluğundan kaynaklanıyor. Aslında trafik fazla
değil, ama gaz pedalının ne kadar dibe gittiğini merak eden sürücü sayısı
korkutucu boyutlarda.

          Ummanlılar
denizcilik geleneği olan bir ulus, bugün de tekne yapımcılığı önemli işlerden.
Dhow adı verilen eski tip tahtadan teknelerle yapılan deniz taşımacılığı işleri
halen sürdürülüyor. Eskiden Umman’lıların çok sıkı ticaret ilişkileri içinde
oldukları Doğu Afrika kıyılarında da Dhow’ların kullanımı halen sürüyor.
Ummanlılar denizci ama denize girme alışkanlıkları yok. Bundan dolayı Maskat’ın
uzun kumsalları en kalabalık zamanda bile tenha.

Dubai (BAE)

          Dubai
bende plastik çiçek çağrışımı yapıyor. Tamam, çöl ilginç, mimari etkileyici,
alışveriş ucuz, çevre yalancı cennet, ama şehir bana göre plastik çiçek gibi. Doğal
değil, uzaktan iyi güzel de yanına yaklaşınca albenisini kaybediyor. Hele bir
de yazın gelme talihsizliğinde bulunursanız yandınız. Sıcaktan şikayet etmem,
ama 45 derecenin üzeri hele nem oranı yüzde doksanları aşıyorsa dayanma
sınırımı epey zorluyorum.

          Şehrin
plastikliğini bir kenara bırakırsak, Dubai iyi yönetimin neler başarabileceğinin
güzel bir aynası. Dubai’nin şeyhi az olan petrol rezervlerine merhem olmak için,
1970’lerin sonunda  Beyrut’un boşalttığı
finans merkezi koltuğuna Dubai’nin oturmasını düşlemiş.  Ve 25–30 yıl gibi bir sürede bu mucizeyi
gerçekleştirmiş. Bugün Dubai vergilerin sıfır olması, güvenliğin yüksek oluşu,
alışveriş merkezlerinin bol ve milyar dolarlık projelerin uygulama noktası
olması sebebiyle çok sayıda yabancı yatırımcı ve yabancı çalışanı kendine
çekiyor. Şehrin 1,2 milyon nüfusunun 900 bini yabancı!

          Dubai’nin
merkezi Haliç benzeri bir deniz girintisi olan “Dubai Creek”
çevresinde yapılanmış. Creek’in sağ tarafında Deira, sol tarafında Bur Dubai
mahalleleri var. Bu bölge Dubai’nin diğer bölgelerinin tersine daha gerçek
hayata daha yakın duruyor. Dükkanlar, tekneler, değişik milletlerden tacirler,
zenginler, fakirler, büyük gökdelenler, kapalı çarşılar, Asyalı işçilere
yönelik mağazalar, golf alanları, alışveriş merkezleri hep bu civarda. Şehrin
gökdelenlerle dolu bir başka bölgesi de Şeyh Zayid yolu, burası Creek’ten 7-8
dakikalık mesafede ve değişik mimarili yeni gökdelenlerle bezeli.

          Dubai
kışın denize girmek isteyenler için ideal; şehrin hemen yakınındaki Jumeirah plajı
ve buradaki tesisler yüksek standartlı. Bu bölgedeki Burj al Arab oteli,
mimarisi ile Dubai’nin simgesi olmuş durumda. Otelin bu simge durumunu uzun
sure koruması zor, çok büyük finansal kaynaklar gerektiren büyük inşaat
projeleri Dubai de ardı ardına geliyor; dünyanın en büyük kulesi, en büyük
eğlence parkı, insan eliyle yaratılan dünya biçiminde bir ada-mahalle (
yeterince paranız varsa bir kıta bile alabilirsiniz) bunlardan akla hemen
gelenleri.

Kuveyt (Kuveyt)

          Petrol
zengini küçük bir ülke daha. Ülke topraklarının sadece binde üçünde tarım
yapılabiliniyor. Petrol öncesi gemi yapımı ve inci dalgıçlığı ana gelir
kaynakları imiş. Kuveyt dünyada kişi başı geliri en yüksek devletlerden biri.
Nüfus 2,5 milyon, bunun 1,5 milyonu yabancı işçi ve aileleri. Çalışan
Kuveytlilerin hemen hepsi devlet dairelerinde görevli. Ramazan ayında devletle işiniz
varsa, hiç uğraşmayın; işe gelen Kuveytli bulmak normalde zaten zor, Ramazan’da
unutun gitsin. Körfez ülkeleri içinde tutuculuk sıralamasında bana göre Suudi
Arabistan’dan sonra ikinciler. Bu karşın Suudi Arabistan’ın tersine sokakta
kadınları yürürken görebiliyorsunuz, araç kullanmaları serbest. İşyerlerinde
kadınlar çalışıyor ama hemen hepsi yabancı. Ama dediğim gibi aslında hiç bir
Kuveytlinin çalışmasına gerek yok çünkü devletin geliri şu anda herkese
yetiyor.

          Kuveyt
şehrine kuşbakışı bakınca üç büyük bina dikkatinizi çeker: Kuveyt Kuleleri,
Kurtuluş kulesi ve büyük camii. Kuveyt Kuleleri,  Kuveyt’in simgesi olması için inşa edilmiş üç
ayrı kuleden oluşuyor. En büyüğünün üzerinde döner bir restoran var, ortanca
olanı su deposu, en küçüğü ise ışıklandırma için. Şehri tanıtan tüm
fotoğraflarda bu kuleler var, çünkü şehirde bunun dışında simge bina yok gibi
bir şey. Kurtuluş kulesi 372
metre
yüksekliğinde bir televizyon kulesi. Şehirde 4–5
müze de var, ama Saddam oraları yağmaladığı için görecek bir şey kalmamış.
Birinci Körfez savaşından sonra şehir mezbele haline gelmiş ama şehrin yeniden inşasına
tam olarak başlamaları ancak ikinci körfez savaşı sonrası olmuş. Kuveytliler
baş belalıları Saddam yakalanana kadar bir rahat yüzü görmemişler. Her an yine
işgal edilebiliriz kaygısıyla, yatırımları ağırdan almışlar. Altyapı
yatırımları ancak Saddam yakalandıktan sonra başlamış.

          Kuveyt’te
trafik ilginç: kısa bir yağmur sonrası İstanbul’da yoğun kar yağışında ne
olursa o oluyor, trafik felç ve çok sayıda kaza. Geceleyin Körfez caddesinde
attığım kısa bir tur bende trafik canavarının ana vatanının kesinlikle Kuveyt
olduğu fikrini uyandırdı. Yapacak başka bir şey bulamayan paralı gençler koca
caddeyi yarış pistine çevirmişti. Aslında onlara hak vermemek elde değil, çünkü
sosyal eğlence imkanları sadece dışarıda yemekle sınırlı.

Körfezin üç önemli şehrinde yaptığımız gezi bu kadar umarım hoşunuza gitmiştir.
Yine beklerim efendim.

 

7 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Aynı konularda o kadar çok yazı okuduk ki , kitaba girmese de olur..

  • Corto_Turco dedi ki:

    Biraz aceleye gelmiş sanırım. İlgi çekici, şaşırtıcı hiçbir şey yok yazılarda. Kitaba girmesin derim.

  • abt_smyrna dedi ki:

    Çok genel yazılar olmuş. Olmamalı!

  • mugeyidogan dedi ki:

    Yazının ilgi çekici yanı olmadığına katılmakla beraber Arap Yarımadası ile ilgili az yazı var, bu nedenle kitaba girebilir.

  • MIYU dedi ki:

    her ne kadar Müge’ye katılsam da, yani Arap yarımadası ile ilgili kitapta daha fazla ve ilginç yazılar olmalı diye, bu yazıyı kitaba girecek kadar ilginç bulmadım açıkcası.

  • cnr_mtnt dedi ki:

    çok düz bir yazı olmuş.. bence kitapa eklenirse kitabın ahengini bozacak türden bir yazı.. kitabın adına bakıp aldığım zaman içini açtığımda böyle bir yazı kesinlikle beni şaşırtmayacaktır.. bilgilendirici bir haber yazısı gibi geldi.. kitaba konulmaması daha iyi olur sanırım..

  • kostebek dedi ki:

    Binrota’nın ve sizin diğer gezi yazılarınıza aşina birisi olarak bunun bir gezi yazısı olmadığını düşünüyorum. Bölge hakkında genel bilgiler veren kısa yazılar olmuş, oraya gitmemize teşvik edecek bir şey bulamadım. Trafiğin felç olması ve çok sayıda kaza gibi ifadeler oraya turist çekmeye yardımcı olmaz. Nasıl gideceğimize, nerede kalacağımıza, nereden denize girebileceğimize, hangi kuleden manzara izleyebileceğimize vs. dair bilgiler olsa daha iyi olurdu. Bu haliyle yer almasa bence daha iyi.

cnr_mtnt için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*