( Kitap Yazıyoruz 35) EL SALVADOR: “Kalaşnikofunu öteki yana çevirirsen ben bir dondurma alacaktım.”

———————————————————————————————–

ÖNEMLİ HATIRLATMA

 

Bu yazı Türkiye’de bir ilk olan “Kitap Yazıyoruz” projesinin bir
parçasıdır. Bu projeyle Türkiye’de bir kitap ilk defa internet ortamında okuyucular
yardımıyla yazılmaktadır.  Kitap Yazıyoruz projesi dahilinde 70
yazı 4 ay içinde Binrota’ya yüklenecektir. Bu yazılardan 55’i kitaba
girecektir. Hangi yazının hangi değişikliklerden sonra kitaba gireceği
tamamen siz okuyuculara bağlıdır
.

 

Kitap projesi dahilindeki bir yazıya yorum yaparken özellikle şu
konularda bize bilgi verirseniz seviniriz. A) Yazıyı daha iyi ve anlaşılır
yapmak için ne yapmalı,  B) Siz olsanız kitaba koyar mısınız?,  C)
Eksik veya düzeltilmesi gereken kısımlar var mı?,  D) Diğer öneriler vb.
Yorumlarınıza göre yazıda gerekli değişiklikler yapılacak ve katkınızın
büyüklüğüne göre isminiz kitabın “destek verenler” kısmında yayınlanacaktır.

 

Kitap projemiz ile ilgili daha ayrıntılı bilgiyi bu linkte bulabilirsiniz: 
http://www.kendingez.com/Kampanya.aspx

 

————————————————————————————————–


            El
Salvador
, Honduras ile oynadığı
bir futbol karşılaşması sonrasında çıkan kısa savaştan dolayı futbolla
ilgilenenlerin ismini kesin duyduğu bir ülke. Hemen söyleyeyim bu savaşın
sebebi futbol karşılaşması değil, sadece bahanesi. Asıl sebep o sıralarda kötü
olan El
Salvador- Honduras
ilişkileri. Futbolda her yenilenin savaş açtığını
düşünün.  Bugün, San El Salvador’un başkenti
San Salvador’dayız. 6.5 milyonluk ülkenin 2 milyonu bu şehirde.

            El
Salvador, diğer Orta Amerika ülkeleri gibi uzun süren  iç savaştan ancak 1990’ların sonunda
sıyrılmış. İç savaş sırasında silah yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş.
Bugün de silah günlük yaşamın her anında görünüyor. İç savaş sonrası, uyuşturucu
ticareti sebebiyle çeteler daha da güçlenmişler ve tepeden tırnağa silahlanmışlar.
Kendini korumak isteyen halk daha da fazla silahlanma ihtiyacı hissetmiş olmalı
ki başınızı nereye çevirseniz silah görüyorsunuz: Coca-Cola kamyonlarında, süt,
yoğurt dağıtan araçlarda, eczanelerde, bankalarda, otellerde, giysi satan
mağazalarda, hatta bizim Mahmutpaşa usulü kaldırıma tezgah açan bazı
mağazalarda da tüfekli korumalar var. Birkaç gün sonra  gözünüz her yerde tüfek görmeye alışıyor. İşporta
tezgahından bile fişeklik ya da tabanca taşımak için kemer alabiliyorsunuz.

            Tamam,
her yerde silah görmeye alıştık artık derken canım dondurma çekti. Pazarın
yanında içine ancak 3-4 müşterinin ayakta sığacağı küçük bir dükkana girdim. Tezgahta
gençten bir adam var. Tezgahın yanında arkası dönük müşteri sandığım adam
güvenlik görevlisi çıktı. Küçük mekanda bana dönünce kalaşnikofuyla aramızda sıcak
bir elektriklenme oluştu. “Yaa, bu kadar küçük dükkanı ne diye otomatik tüfekle
korursun be adam?” diyecektim. Vazgeçtim: 1) ben o İspanyolca cümleyi kurana
kadar dondurmam erir, adam da kanserden mevta olur, 2) lazım olmasa ne diye
koysunlar?

            San
Salvador’un benim için en iyi yanı ne idi derseniz, sinemaları diyeceğim. İspanyolca
konuşan ülkelerde filmlerin büyük çoğunluğu dublajlıdır.  Canım çok fena film seyretmek çekti. Orijinali
İngilizce olup İspanyolca altyazıyla oynayan film aradım. Aradığım gibi üç film
buldum: üçü de korku filmi. İçimden “ demek ki İngilizce korkuları İspanyolca
korkulara iyi tercüme edemiyorlar “ dedim. Belki de San Salvador caddeleri ile
kıyaslayınca korku filmleri hafif kalıyor, boşuna dublajla uğraşmıyorlar.

            San
Salvador
şehir merkezinde milli saray, milli tiyatro ve yeni
bitirilen milli katedral gibi “çok milli, az turistik” yerler kısa zamanda
bitiyor. Plaza Barrios’daki parkta oturup gelen geçeni seyrederek biraz zaman
geçiriyorum. Üniversite öğrencileri yanıma oturuyor, San Salvador’da
yapılacakları sıralıyorlar. Orta direk mekanları ve marjinaller için San
Antonio Abad caddesi civarları, daha iyi mekanlar ise Zona Rosa çevresini
tavsiye ediyorlar.  San Salvador’un yarım
saat uzağındaki La Libertad şehrindeki sahilin sörf için ne kadar iyi olduğunu
öve öve bitiremiyorlar. Öğrenciler gidince kalkıp büyüklüğüyle havaalanı
hangarını andıran Rosaria kilisesine giriyorum: çok büyük, çok havadar ve
ilginç değil , çarşı içinde dolaşmak daha eğlenceli. Üstelik El Salvadorlular bayağı
cana yakın insanlar, çarşıda rastladığım ve soru sorduğum herkes yardımcı olmak
için çırpındı durdu. Akşam hava karardıktan sonra şehirde dolaşmak tavsiye
edilmiyor, zaten sokaklar karanlık basınca yıldırım hızıyla boşalıyor. Hava
hafiften karardığına göre hostele dönme zamanı geldi. Ya da bir korku filmi
daha seyretmeye ne dersiniz?  Hostelde
kalanların doğrandığı film mi, yoksa vampirler mi? Tamam, ben de öyle tahmin etmiştim: vampirleri
seyrediyoruz.

7 yorum

  • Corto_Turco dedi ki:

    Bu yazıyı okuyunca El Salvador’dan transit geçmek bile istemedim. Silahlar dışında görülecek bir şey yoksa kitapta hiç yer almasın daha iyi.

  • POYRAZADA dedi ki:

    geçelim bunu başar.

  • abt_smyrna dedi ki:

    Kesinlikle kitapta yer almamalı.

  • sozubek dedi ki:

    Kısa ama özbir yazı…şimdilik kitap konusunda yedekte durabilir.

  • yarenb dedi ki:

    Bir süredir kitap yazılarını okumaya fırsat bulamamıştım, ilk gözüme çarpan bu yazı oldu… (Başlıklara göre seçtiğimi belirteyim!)
    Anladığım kadarıyla özet olarak El Salvador’a gitmeyin diyorsun. Yazı bu özelliği nedeniyle kitaba dahil edilebilir tabii ama…Eminim çok daha güzel, görülmeye değer yerler ile ilgili yazılar okuyacağız.

  • justinian dedi ki:

    El Salvador’a hiç kimsenin gitmek isteyeceğini sanmıyorum. Fakat şaşkınlık verici bir yer olduğu kesin. Gayet esprili ve güzel bir yazı. Renk olsun diye kitaba konulabilir.

  • cnr_mtnt dedi ki:

    açıkçası okurken sıkıldım.. olmazsa da olur bu yazı..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*