Kırkpınar-Balkan Şehitliği-Selimiye Camii ve Külliyesi- TRAKYA 3

Edirne'nin geleneksel yağlı güreşi Kırkpınar'ın yapıldığı yere gidiyoruz. Oraya varmadan önce Sarayiçi'inde Demirkapı ile Adalet Kasrı arasında Tunca nehrinin üzerinde bulunan Fatih Köprüsü'nü görüyoruz.1452 yılında yapıldığı söyleniyor.Çok büyük değil ama zarif bir taş köprü. Burada Balkan Şehitliği de bulunuyor.

 Fatih Köprüsü ve Adalet Kasrı

Adalet Kasrı Osmanlı dönemi Edirne Sarayının sağlam kalan tek yapısı.Denilenlere göre Kanuni Sultan Süleyman kanunlarını burada yazdırtırmış.

Sarayiçi Balkan Şehitliği

Anıt Balkan savaşında düşmanla savaşarak şehit düşen 300.000 ve 1913 yılında aç bırakılarak öldürülen 20.000 şehit anısına dikilmiş. Üzülmemek elde değil.Bu topraklarda ne canlar feda edilmiş.

Yeni Saray Kazı Alanı

Köprüyü geçince Kırkpınar Güreşlerinin yapıldığı alana geliyoruz."Sarayiçi Ermeydanı"Düzenli olarak yapılan bu şenlikler kentin yaşamında büyük rol oynuyor. Şimdiye kadar 700 yakın şenlik yapılmış.Güzel ve tarihi bir gelenek. Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali 2010 yılında  UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesine alınmış. XIV.yüzyılda Rumeli'de başlayarak günümüze kadar gelen Dünyanın en eski güreş festivali. Pehlivanların vücudlarına yağ sürerek güreştikleri ve fazlasıyla ritüeli olan bir spor.İzlemek isterdim ama belli zamanlarda yapılıyor.

Ünlü güreşçiler Kurtdereli,Kel Aliço ve Koca Yusuf'un Heykelleri

Kırkpınarın Davet Simgesi Kırmızı Dipli Mum

Şimdi en güzel eseri en sona bırakıp keyfini çıkaralım diye düşündük. Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi. Cami 2011 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alınmış. Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu Sultan II. Selim zamanında 1569-1575 yılları arasında Mimar Koca Sinan tarafından yapılmış. 98 yaşında ölen ünlü usta uzun yaşamı boyunca birçok eser yapmış ancak bunların içinde üç büyük camiyle adını ölümsüzleştirmiş. Öldürülen şehzadeler adına yaptırılan  Şehzade Camii (İstanbul'da) Süleymaniye Camii(İstanbul'da) ve Selimiye Camii(Edirne'de). Mimar Sinan'ın hayali İstanbul'daki Ayasofya'nın kubbesinden daha büyük bir kubbe yapabilmekmiş. Bu üç camii de onu geçebilmek adına yapmış. Kendisi Şehzade Camii'ni ""Çıraklık eserim", Süleymaniye'yi "Kalfalık eserim" ve Selimiye'yi "Ustalık eserim" diye nitelermiş. Osmanlı dini mimarisinde hedeflenen cemaatin tek bir kubbe altında toplanabilmesiymiş. Sinan'ın bu konuda en başarılı olduğu Camii Selimiye olmuş. Zira bu büyük kubbeyi yarım kubbelerle desteklemiş.

Anlatılanlara göre caminin yapılması planlanan arazi bir kadına aitmiş. Padişaha rağmen hanım o araziyi satmak istememiş. Binbir zorlukla ikna edilmiş.Kubbenin tam altında bulunan Müezzinler Mahfili'ni yapan usta mermer sütunlardan birinin üzerine ters bir lale çizerek bu konuyu anlatmak istemiş.Camii gezen herkes bu laleyi görmek istiyor. 

Biz tam namaz vakti girdiğimiz için kadınlar bölümüne çıkmamız istendi.Daha fazla kalmak isterdim.Bahçeye çıktıktan sonra Arasta'ya girdik. Arasta aynı işi yapan tüccarların dükkanların bulunduğu çarşı anlamına gelirmiş. Bugün ise Edirne'ye ait birçok hediyelik eşya ve çeşitli ürünler satıldığı Kapalı Çarşı.

Caminin çevre düzenlemesi yapılıyor.Hemen önünde Mimar Koca Sinan'ın Heykeli var.

Mimar Koca Sinan (1490-1588)

 

Gerçekten çok muhteşem.Biraz Arasta'yı gezdikten sonra hemen çıkışta "Küçük Ev ve Işıklar Lokantası"na giriyoruz.Salaş bir yer ama bu kadar lezzetli ciğer tava yememiştik.Tadı damağımızda kaldı.

Artık bu güzel şehirden ayrılıyoruz.

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*