KIBRISA TEPEDEN BAKIŞ(TOROSLAR BAYRAKLI DAĞ)

sevgili okur gezicegimiz yer lefkoşa merkezden 20 km kadar uzak olan dikemndeki taşkentte yaptıgım
dag yolculugunu anlatıcam sizlere…
yolculugumuz gercekten zorlu gecti taşkent köyüne yürüyerek 45 dakkalık bir vakiite gittik … malum kıbrısın sıcagı alnımıza vuruken zor
oluyordu…


en sonunda taşkent denilen köye varmıstık bu köyün bir söylentisi varmıs … harekat zamında köyedeki tüm erkekleri öldürdükleri ve hep kadınların kaldıgı  söyleniyoru biz köyden gecerekn buna dikkat ettik ve gercekten kadın lar çok agarlıktaydı… ya tesadüftü yada gerçekti..
 

artık dağa en iyi nerden tırmanırız die düşünmeye başlamıstık…
en son iyi bi yer bulduk ve cıkmaya basladık …
  bir 15 dkka kadar az bir egimde tırmandıktan sonra arkamızı donup baktıgımızda muhteşem bir manzarayla karsı karsıya kalmıstık… bir baktıgınız zaman buyulenip kalıyor ve tırmanamıyordunuz ama yukarı cıktıkca daha güzel bi manzarayla karşılaşmak içiin tırmandık ve tırmandık…

gercekten tatakimiz kalmamıstı …
ellerimizde makinalar ve su şişeleriyle çıkmaya devam ediyorduk …
ve tabiki içimizde birde korku vardı harekat zamnından kalma askeri ustler kol geziyordu…
ama artık askerlerin orda olup olmadıklarını bilmiyorduk bir arkadas var derken digeri artık üstü baska yere taşıdılar diyorlardı….
söyle bişi ki kıbrısta askeri kurallar cok katıymış duydugumuza göre…
bizi ada dışı edebilicekleri bile sölendi o derece yani…
neyse en sonunda serinlik yuzumuze burmaya başlamıştı ve biraz rahatladık…
tabiki sonlara yaklasırken dağ iyice dikleşti vve tam tırmanma pozisyonu anlmıstık …
uzun bir tırmanış sonunda ne olmustu ??
tabiki aklımıza koydugumuz gibi… zirveye varmıştık…

zirvede bu buyulu yukseklik ve güzellik karşısında bakakalmıştık oturduk…
bir derin oh çektik o temiz oksizen ve kıbrısta hiç biyerde bulunmayan serin esen bir
rüzgar … herkez bu büyük bayragı aşagdan cekiyordu… biz ise yukardan cekicektik…
ve cektik…

şimdi ise bu yukseklikten nasıl inicegimizi düşünmeye başlamıştık…
dağın tepesinde yurumeye baladık…
cıktıgımız yerden inemiyicegimizi biliyorduk…
cunku cok dikti ve uzun çam ağaçlarının arasında yurumeye başladık yerlerde anlayamadıgımz cisimler vardı metal paslanmıştı…
neyse buyuk bir taş bulduk ve ustune cıktık ve dagın arkadasında iniş olup olmadıgına baktık …  ama gozukmuyordu… hızlı bir karar verio yola koyulmamız lazımdı lakin hava kararıyordu… burda kalamazdık gece daha soğuk olucaktı… ve yabani hayvan olup olmadıgını bilmiyorduk dagın arkasına dogru yuruduk ve gene bir taşa cıktık… ve bir yol oldugunu gorduk… dağın ustunden gercekten zorlu bi inişti kucuk kucuk kayalar ayagımız altına vuruyordu …
1 saatlik yuruyusten sonra… gercekten yola cıktık… derin bir oh cektik ve ve iki dagın arasındaki bu kimsenin kullanmadıgı zamanında sadece tankların gectigi bu yolda yurumeye basladık… temiz havayı cigerlerimize her cektigimizde mutlu oluyorduk…

Artık sona ulaştık düye düşünüyorduk … ama hiç bişi bitmemişti … çok ama çok uzun bir yürüşten sonra o koca 2 dagın cevresini yürüyerek dolaştıktan sonra taşkent köyüne tekrar vardık… bu gezide benimle olan ..sevgili CEM GEGA ve ALPER TOĞAR ‘a teşekkür ederim…

7 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*