Kayseri



Kayseri’ye
gelmeden once aklimda en kisa haliyle pastirma, Cumhurbaskani, Erciyes
ve Anadolu’da uretim merkezi sozcukleriyle cagrisim yapan bir yer
vardi. Simdi onlara Selcuklu eserleri, gunluk hayatta kullanilan iyi
durumdaki onlarca bina, ilginc mimarili yeni stadyum, ucuz alisveris,
dinamik ve yerinde duramayan bir nufus sozcukleri de eklendi.

Kayseri’de
kaldigim yer Hunat Hatun kulliyesinin heme arkasinda idi. Selcuklularin
1239’da yapimina basladiklari kulliyenin medrese bolumu bugun el
sanatlari , hediyelik esya ve cay bahcesi olarak calisiyor. Oglen cay
icerken dizustu bilgisayarindan ekonomi haberlerini takip eden genc
tuccarlar ( cay bahcesinde WIFi var), turistler, koyden sehire mal
satip-almaya gelen ciftciler, ogrenciler ve camiye namaza gelmis yasli
dedelere ayni anda hizmet eden yasini gostermeyen bu yapi Kayseri
yasamini anlamak icin iyi bir baslangic noktasi. Yolun hemen karsisinda
Bizans zamanindan beri ayakta olan Kayseri surlari var. Surlarin
icindeki canli pazar yerinde ortadirege yonelik ucuz mallar var.
Surlarin hemen yanindaki Kapalicarsinin girisinde pastirmacilar dikkati
cekiyor. Besyuzden fazla dukkani olan kapalicarsida esnaf satis
yapabilmek icin oldukca istekli, tezgahlarina en ufak bir goz
attiginizda “ abicim. gel, istedigin bizdedir, bak” diye basliyorlar.


Kapalicarsinin
cikislarinda bir cok han insa edilmis. Pamuk, yun ve hali satilan Vezir
Han gorulesi bir yer. Kapalicarsinin arkasindaki sokaklarda genelde
tekstil saticilari var, arada bir pastirmacilar ve kuruyemisciler de
siralanmis. Ucuza kalacak yer ariyorsaniz (20-35TL), ilk geleceginiz
bolge burasi olmali, sehri ticaret yapmak icin ziyaret edenlere yonelik
yirmiden fazla otel bu civarda. Dileyenler pansiyonlara da bakabilir
(12-20 TL). Baslarini Hilton’un cektigi yildizli oteller Ataturk
meydani civarinda. Pazarin yakininda iken Ulu Cami’yede bir goz
atabilirsiniz. Kayseri’nin herhangi bir yerinde yururken onunuze birden
700-800 senelik kumbet ( anit-mezar) cikmasi cok normal. Kumbetler
yikilmak yerine oldugu gibi korunmus, simdilerde bir otoparkta, yolun
ortasinda trafik adasinda, is merkezinin girisinde, ya da kaldirimda
birden onunuzde bitebilirler. Hemen her tarihi eserin uzerinde kisa bir
aciklama notu asilmis, guzel bir uygulama. Kayseri’nin turizm bilgi
burosu valiligin onunde kucuk bir binada yer aliyor. Tipik memur
zihniyeti ile amaclari bilgi vermek degil masada bos oturmaya devam
edebilmek, bu memurlari gorunce memur sendikalarina cok daha fazla
karsi oluyorum, kovamadigim adama niye sendika hakki vereyim? Is
yapmadigi icin kovulmayacagini bilen miskin calisir mi? Miskinlik
Kayserili ozelligi degil, caddelerde hayat hizli: herkes bir yere
yetismek istercesine hizla yuruyor, magazalarin vitrinleri en son
indirimi haber veriyor, icerideki binbir maldan haberleri duyuruyor (
Fiyatlar givislamis ona gore, bkz asagidaki foto). Bu sehir devamli
hareket halinde.

Anadolu’da
yapilan uretiminin buyuk bir kisminin gectigi Kayseri’de 130 -160
metrekarelik bir daire yerine gore 35,000 TL il 80,000 TL arasi,
doner-ekmek-ayran 1.5 TL, cay 0.25-1 TL arasi, giysilerde de indirimler
var. Yani Kayseri’de yasam pahali degil – buyuk sehirlere gore- ama
Kayseri’de buyuk sehirlerde ne ararsaniz var. Simdi gelelim hayati bir
konuya: Kayseri pastirmasi.

Kayseri
kapalicarsinin girisinde pastirma dukkaninda ortak olan kendi
ifadesiyle 14 kusaktan beri Kayserili Seyit’e gore pastirma’nin asli
“bastirma”dan gelir. Bastirma Orta Asya’da uzun mesafelere giden
atlilar icin pratik bir yiyecek: ince bir bagirsak zar icine
yerlestirilen etler at surucusunun bacaklari altina yerlestirilirmis,
burada “basilan” et , at teriyle iyice tuzlaninca bozulmaz tam kivamini
bulurmus. Bugun pastirma yapmak icin ata gerek duymuyorlar 🙂 , ilk
once pastirmalik ete delik acip buralari tuzla dolduruyorlar. Et suyunu
salinca yikayip bir kez daha tuzla isleme sokuyorlar. Bu kez uzerine
agirlik koyuyorlar, yani basiyorlar. Et suyunu iki uc gunde birakinca
yine yikayip gunese asiyorlar. Sonrada cemen ile sariyorlar,
pastirmaniz artik hazir. Seyit, Erciyes’ten gelen serin ve kuru havadan
ve gece ile gunduz arasi sicaklik farkinin az olmasindan dolayi en iyi
pastirma yapma yerinin Kayseri ve en iyi pastirma yapma zamaninin Ekim
ortasindan Aralik basina kadar oldugunu vurguluyor.

Yirmiden
fazla pastirma cinsi var, en iyisi sirttan yapilani. Kilosu 48 TL.
Kusgomu pastirmasi 46TL ve o da cok iyi. Omuz, kenar, but, bohca ve
sekerpare cinsleri de iyi olarak siniflandiriliyor. Geri kalanlar
Seyit’e gore “evde yenir ama misafire cikarilmaz”.

Yine
pastirmayi iyi bilenlere gore pastirma makinada kestirilmez, suyunu
kaybeder, illa da elde cok keskin bir bicakla kesilmesi lazim. En cok
ince ne cok kalin olacak ve ancak yiyecegin kadarini dilimleyeceksin,
yoksa sertlesip lezzetini kaybedebiliyor.

9 yorum

  • rome_o dedi ki:

    pastırmanında tarifini aldık sayende 🙂

  • moyiss dedi ki:

    yine çok keyif alarak okudum yazınızı kurtbayram. selçuklu mimarlığından kalma bir yapıda konaklamış olmanız keyiflidir diye düşünüyorum. kıskandım doğrusu ne yalan söyliyim,aslında kayseriyi pek merak etmemişimdir ama bu yazıdan sonra “fiyatların tekrar gıvışladığı zamanı” dört gözle bekliycem ;))

  • Zeynep dedi ki:

    çok keyif alarak okudum yazınızı ve özellikle kumbetlerin hala korunması ve her tarihi eserin üzerinde açıklayıcı bilgi bulunması çok güzel fikir bu bilgi dolu paylaşım için teşekkürler eline sağlık

  • cise dedi ki:

    kayseri diyince aklıma ilk pastırma gelir ama yazınızı okuyunca tarihi olarak da gelişmiş bir yer olduğu anlaşılıyor

  • MIYU dedi ki:

    öğlen arası molasında yazınızı okumaya kalkışmakla pek akıllılık yapmadım galiba 🙂 ahh pastırma ahhh…. Ellerinize sağlık, yine çok keyifliydi.

  • necatiekm dedi ki:

    Kayseriye gittim ve döndüm sanki. Tesekkurler..

  • NEŞE dedi ki:

    Binlerce yıldır hamurları ticaretle yoğurulmuş bu tarihi şehire yakın bir zamanda tekrar gitmeliyim,eskiye göre çok büyük gelişmeler olduğunu siz ve herkes söylüyor.Eskiyi bozmadan yenilenme çok değerli benim gözümde…

  • DEEP73 dedi ki:

    Kayseri diyince ınsanın aklına direkt gelen pastırması olur genelde .Ben cocuklugumda kayserıye defalarca gıtmıs bırıyımdır Annemin memlektı oldugu ıcın Ercıyes dagının eteklerınde oyun oynadıgımı tren yoolarında kosturdugumu carsısında yurudugumu hatırlarım tabı o zamanlar sımdıkı gıbı modern goruntuye sahıp degıldı .Hele annemın cocuklugunda annemden dınledıgım zaman sasırıyoruıtmek banada kısmet olur .m .Asıl olan koylerı ne kadar gelısmemıs olsada yenı yenı gelırtırmeye calıstırsalarda kayserının koylerı guzeldır temız dogal ınsanın her zaman dınc uyandıgı bır havaya sahıptır .Tomarza Böke Kuşcağız bildiğim yerleridir.Iyıkı cocuklugumda yasamıs buraların guzellıgını dogal ortamını temız yıyeceklerını bu sene annem yıne gıdecek ınsallah gitmek banada kısmet olur.Kayserın sıze bahsettıgım koylerınde hava o kadar temızdırkı kendısınız hep dınc hıssedersenız ne kadar gec yatsnızda sabah erkenden uyanırsınız tertemız bır havayı solursunuz koylerındekı cesmelerı cesmelerınden akan buz gıbı suları hele boke denılen yerdekı buz gıbı yazında cok sogul olan deresı harıkadır .Koylerde sucuklar evde yapılır makınayla tabı benım hatırladıgım cocuklugumda.Yanı her sey organık.

  • Remzi1907 dedi ki:

    Kayseri’ye gidince Elmacıoğlu’nda iskender ve mantı yemenin şart olduğunu da ekleyelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*