Kartalkaya Yolunda Kındıra Köyü

Hayatımda ilk kez bu yaşa geldim kış tatili yapmadım. Kışın arı gibi çalışır senelik izin hakkım olan iki haftayı mutlaka Temmuz Ağustos aylarında kullanırdım. Gerçi 2008’den kalan kullanmadığım bir haftayı kullandım ancak ben gene de eski aklım olsa yaz için saklardım o haftayı.
 
Bu yıl bu dengeyi bozup ailecek Kartalkaya’ya gitmeye karar verdik. Ocak ayının ikinci haftası pazartesi günü erkenden yola koyulduk. Havanın güneşli olması içimizi aydınlatmakla kalmamış yol şartları içinde avantaj sağlamıştı. Ancak Bolu tüneline yaklaştığımızda derecenin hızla eksi 5 hatta eksi 10 dereceye kadar düştüğüne şahit olduk. Tünelden çıktığımızda artık karlı dağ ve tepelerle karşı karşıyaydık. Kartalkaya tabelasından içeri döndüğümüzde gökyüzünde güneş hala bize gülümsemekteydi. Zincir takmadan kar lastiklerimiz ile tırmanmaya başlamıştık ki ilk virajda bir köylü bizi durdurdu ve zincir takmamız gerektiği konusunda uyardı.Bizde gayet güzel gidiyoruz gerek yok biraz çıkalım hele baktık kötü takarız kar lastiğimiz var nasıl olsa diye gerek görmedik sonra bastık gaza devam ediyoruz arkamızdan bağırmaya başladı. “O virajda kalacaksın gel takalım çıkamazsın kalacaksan ordaaaa…” şeklinde.

Gerçekten de 50 mt gittik gitmedik tekrar sola bir viraj ve kar buz olmuş bir zeminle karşılaştık. Kar lastiklerimiz sayesinde sorunsuz geçebildik. Gene 50 mt gittik gitmedik bir de baktık ki yol pırıl pırıl…Hatta asfalt güneşten kurumaya başlamış bile… Sonra anladık ki köylüler bu şekilde para kazanmaya çalışıyorlar. Keyifli ve sorunsuz bir yolculuğun ardından kalacağımız otel olan Kındıra Köyündeki Villa Neva’ya vardık. Bizi otelin sahibi Nevin Hanım ve köpeği Fibi karşıladı. Eşi Erol Bey ile işlettikleri bu şirin butik otelin sadece 6 odası var. Kartalkaya’ya 23 km uzaklıkta. Oldukça sıcak olan bu karşılamanın ardından içerde yanan şömineyi görmemizle daha da sıcak hale geldi. Odalarımıza çantalarımızı bırakır bırakmaz tekrar şömineli odaya geri döndük.

Ocak ayının ortası olması ve haftanın ilk günü olması nedeniyle bizden başka kimsecikler yoktu. Beş çayından sonra Nevin Hanım bizi onikiden vurarak sıcak şarap ikramında bulundu. Tatlı sohbeti ve sanki aileden birileriymişiz gibi davranması kısa zamanda adapte olmamızı sağladı. Akşam yemeğinin ardından oğlumuz Bora ile oyunlar oynadıktan ve onu uyuttuktan sonra şöminenin karşısına kurulduk. Birer kadeh kırmızı şarap ile de geceye renk kattık. Ne kadar isabetli bir karar verdiğimizi ve ne kadar doğru bir yer seçimi yaptığımızı konuşarak sepette odun kalmayıncaya kadar sohbet ettikten sonra odamıza çekildik.

Ertesi sabah tam anlamıyla bir köy kahvaltısı ile karşılaştık. Bu defa kahvaltıda yalnız değildik. Yeni misafirler gelmişlerdi. Onların programında tabiî ki dağa çıkıp kaymak vardı. Biz ise çevre köylere doğru yürüyüş yapmak istiyorduk. Şansımıza hava gene güneşli ve pırıl pırıldı. Yürüyüş için önerilere kulak verdik ve Ercekler Köyü’nden başladık. Ara ara kondurulmuş müstakil evler ovaya bambaşka bir güzellik katmıştı.

Akşam yemeğinde kayaktan dönen misafirler Yudum, Begüm ve Yudum’un köpeği Jaws ile bir anda kaynaştık. Yemekleri bizzat kendi hazırlayan Nevin Hanım’ın mutfağından oldukça lezzetli yemekler çıktı. Zeytinyağlılardan salatalara ,sıcak soğuk mezelerden tatlısına kadar kaldığımız 4 gece boyunca tam bir lezzet şöleni yaşadık. Yemekten sonra içkilerimizi alıp bizim gibi şöminesever Yudum ve Begüm ile geç vakite kadar muhabbet ettik. Başımızdan geçen komik hikayeleri anlatıp hoşca vakit geçirdik.

Ertesi gün kahvaltıdan hemen sonra trecking planımızda Kındıra Köyü vardı. Bebek arabasıyla hem buzlu hem de dik olan yokuşta zorlu bir inişten sonra İlkokul’un önüne geldiğimizde bidonla kayan öğrencileri gördük. Birde karlardan bir tümsek oluşturmuşlar ki uçmanın tadına varıyorlar. Bizim tabiî ki nutkumuz tutuldu. Ama bidonla kaymanın keyfini de çocuklar gibi tatmak için sabırsızlanıyorduk. Ders zilinin çalmasını bekledik. Tüm öğrenciler sınıflara girdikten sonra önce Mert sonra da ben sırayla kaydık. Tabi ona kaymak denilirse… Daha ilk dakikada bidon her ikimizi de üstünden attı.

Günler çok çabuk geçti fakat keyifle hatırlayacağımız bir gezi olarak fotoğraf karelerinde kaldı. Edindiğimiz dostluklar ise cabası …

3 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Elinize sağlık,ne kadar yalın ve zevkli bir yazı…Yıllardır Kartalkaya da kayak yapan biri olarak yaylada böyle güzel hizmet veren yerler olduğunu bilmiyordum,çünkü biz tepede kaymaya odaklanınca böyle yerleri kaçırıyoruz..Çok teşekkürler,bembeyaz karları özlemişim.

  • Zeynep dedi ki:

    uzun bir aradan sonra tekrardan bu güzel keyifli yazını okumak çok güzeldi ellerine sağlık

  • çitlembik dedi ki:

    Beğenmenize çok sevindim. Çok teşekkür ederim. Efet ara vermiştim özlemişim yeniden başlıyorum… Sevgiler… 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*