Kars Notları

 


KARS


Kars’ı ilk olarak 2005 yılının Haziran ayında çıktığımız Doğu Anadolu
gezimiz esnasında görmü
ş ve çok sevmiş
tim. Bunun en önemli nedeni;
mimariye olan ilgim dolayısıyla, 1877-1918 yıllarını kapsayan 40 yıllık
Rus i
şgali sırasında inşa edilmiş görkemli taş
binalardır. Bu yapılar
gerçekten de Kars’a di
ğer doğu ş
ehirlerinden farklı bir hava katmaktadır.
Tabii bu mimari özellikler sadece binalardan ibaret de
ğildir; geniş
ve
 düzgün ta
ş
kaldırımlı caddeleri, büyük parkları, düzenli ızgara
planıyla burası, zengin ve ça
ğdaş
bir kent izlenimi verir. Yollar boyunca
dizili benzer mimaride, bir-iki katlı, büyük gri ta
ş
tan villa tipi evler, kente
düzenli bir görünüm kazandırmı
ş
tır. Baltık mimari tarzını yansıtan bu
 evlerin ço
ğ
u cadde üstünde yer alır. Her ne kadar günümüzde bu güzelim
binaların bir kısmı yeni ve son derece kötü
şehirleşme anlayış
ının kurbanı
olsalar da (bakımsızlıktan), bir kısmı çe
şitli devlet kurumları


tarafından restore edilip kullanılmak suretiyle değerlendirilmiştir
(defterdarlık, defterdarlık misafirhanesi,Pa
şa konağı v.s.)




Rus izlerinin dışında tabii ki Osmanlı ve öncesinin de izleri vardır
(Arkeolojik çalı
şmalar, bölgenin Yontma Taş
Devri’nden itibaren
kesintisiz bir yerle
şime sahip olduğ
unu ortaya koyar). 12.yy da
Saltuklular tarafından ,
şehre hakim bir tepeye yapılmış
Kars Kalesi,
16.yy Osmanlı döneminde yapılan Evliya Camii, hamamlar, Ta
ş
Köprü,
Beylerbeyi Sarayı bunlara örnektir.




Haziran ayı Kars’ta bahar gibiydi; geniş , düz araziler rengarenk çiçeklerle
doluydu. Köy evlerinin bahçelerindeki tezek öbekleri, kazlar ve kaz
çobanları foto
ğ
raf makinalarımızın kadrajlarında çok güzel
enstantaneler olu
şturmaktaydı. İkinci görüşüm ise kış
mevsimine denk
geldi. 2012 yılı
ş
ubat ayı sonlarında gittim Kars’a. Bu defa rengarenk
çiçeklerin yerini pırıl pırıl parlayan bir beyazlık almı
ş
tı. Gezimizin ilk
dura
ğı Kars’ın 54 km güneybatısında ve 2200-2900 m yüksekliğ
inde
ir plato üzerinde yer alan Sarıkamı
ş
ilçesi ve kayak merkezi oldu.
Sarıkamı
ş, zengin doğ
al ve kültürel mirası yanında kayak tesisleri ile de
öne çıkar. Burada kar ya
ğışı ortalama 56, karın yerde kaldığ
ı gün sayısı
ise 142 gündür. 25km uzunlu
ğ
undaki pist ve oteller Sarıçam ormanları ile
 çevrilidir. Telesiyejle tepeye çıkarken beyaza bürünmü
ş
bu ormanlara
ku
ş sesleri eşlik eder.


Sarıkamış’ta da Rus işgalinin izleri görülmektedir.
Sarıkamı
ş ilçesi, İ
nönü Mahallesi’nde ,19.yy. sonunda Ruslar tarafından
yaptırılan Katarina (Av) Kö
şkü, ilçedeki diğ
er binaların aksine oldukça
özgün bir mimariye sahiptir. Tamamı ah
şap olan bu köş
k bugün
oldukça kötü durumda olmasına ra
ğmen güzelliğ
i ile gözlerimizi
kama
ştırmaya devam etmektedir. Köşkün dış
ında ,halen askeriye
 tarafından kullanılan bir çok Rus  yapı mevcuttur.




Turumuzun ikinci durağı Kars’a 40km uzaklıktaki, Ermenistan
 ile sınırımızı olu
şturan, Arpa Çayı nehrinin batı kıyısını oluş
turan
 Ani Harabeleri oldu. Ani volkanik tüf tabakası üzerine kurulmu
ş

bir Orta Ça
ğ şehridir. Anadolu’ya İpek Yolu üzerinden giriş
te ilk
 konaklama
şehri olduğ
u için aynı zamanda bir ticaret merkezidir.
Etrafı 4.5 km uzunlu
ğunda surlarla çevrili 78 hektar büyüklüğ
ündeki
antik
şehrin zenginlik kaynağı da yine İpek Yolu olmuş
tur. Ani’de
ayakta kalmayı ba
şarmış yapıları ş
öyle sıralayabiliriz;
Büyük Katedral (10.yy), Tigran Honent Kilisesi (13.yy),
 Selçuklu Kervansarayı (12.yy), Aziz Krikor Kilisesi (10.yy), Kecel Kilisesi
(11.yy),
İ
pek Yolu Köprüsü, Sultan Sarayı (11.yy),
Ebul Menucehr Camisi (11.yy), Genç Kızlar Kilisesi, Bakireler Manastırı.
 Tüm bu eserleri bembeyaz karın üstünde, masmavi bir
ğün altında, sadece varlığ
ıyla bile içimizi ısıtan sapsarı
bir güne
ş
le ikibuçuk saatte gezdik. Karda yürümek oldukça  zordu
ama bizden önce bu güzelim yeri gezenlerin açtı
ğ
ı patikadan hiç
sapmadan (zira bir adım sa
ğa ya da sola saptığ
ınızda dizinize
kadar kara gömülebiliyorsunuz ki bu  da çok rahat sakatlanmalara
 yol açabilir) tamamladık yürüyü
şümüzü.



Ani Harabeleri’nden sonraki durağımız aslında Ardahan’a
 ba
ğ
lı olmakla birlikte Kars’a bir- birbuçuk saat mesafedeki Çıldır
Gölü oldu. 115 km2’lik alanıyla Do
ğ
u Anadolu ‘nun Van Gölü’nden
 sonraki en büyük ikinci gölüdür Çıldır. Yol boyunca tüm do
ğ
a
bembeyaz bir örtüye bürünmü
ştü. Fazla engebesi olmayan bu coğ
rafyada 
alçak ve çıplak tepeler de, bu tepeler arasındaki engin düzlükler
 de bembeyazdı. Bu beyazlı
ğı sık sık bozan hoş sürprizlerden biri  ;
tek ba
şına avlanan, kalın kuyruğ
uyla hemen kendini ele veren sevimli
 tilkilerdi. Tabii  arada bir üstünden ya da yanından geçti
ğ
imiz kısmen
veya tamamen donmu
ş dereleri de unutmamak gerekir…




İşte Çıldır Gölü biraz önce bahsi geçen alçak ve çıplak tepelerin
arasında, sınırları ,tamamen donmu
ş olmasına rağmen, o engin beyazlığ
ın
 arasında bile çok rahat seçilebilen, sevilesi bir göl. Beni bu geziye
çeken de Çıldır’ın buz tutmu
ş
bu hali ve buzu delip balık tutmaya
 çalı
şan yöre sakinlerinin o muhteş
em görüntüleriydi. Yol uzun
bir süre gölün yanıba
şından devam ettiğ
inden  bu delikleri uzaktan
da olsa görme
şansımız oldu. Gerçi balık yakalamaya çalış
an insanlar
 yoktu  ama o da ba
şka bir geziye….


Son yıllarda gölün balık (özellikle Sarıbalık) nüfusunun çok
azaldı
ğından ş
ikayet ediliyor. Gerçekten de gölün kenarındaki
 konaklama yerine geldi
ğimizde, buradaki restoranda bize göl balığ
ı
yerine çiftlikte yeti
ş
tirilen alabalık ikram edildi
(O da çok lezzetliydi ama gölden yeni yakalanmı
ş
sarıbalık yeme
şansımız olsaydı sanırım çok daha mutlu olurduk).


Yemekten sonra, bizim gittiğimiz tarihte sadece iki adet olan
atlı kızaklarla göl üzerinde kısa bir tur attık (kızaklar iki ki
ş
ilik ve
 göl turu da sembolik denecek kadar kısa bir tur).Kızakların ve
 kızakları çeken  rengarenk boncuk ve örtülerle süslenmi
ş

atların görüntüsü muhte
şem bir manzara sundu bizlere. İ
steyen
 kızakla isteyen yayan olarak turladı güzelim Çıldır Gölü’nü. Ak
ş
am inmeye
 ba
ş
larken ayrıldık gölden her ne kadar hiç  istemesek de…






Kars’ı ziyaret etmek isteyenler için bir kaç noktaya daha değinmek isterim;
ilk olarak Kars’ta kalacak yer sorunu yok. Oteller iyi ve yeterli.
Kars’lı bayanlar tarafından i
şletilen, yöresel yemeklerin sunulduğ
u
 iki restoran yemek için ideal mekanlar.Yemekler son derece lezzetli
 ve fiyatlar da makul.Ancak bu mekanlarda içki servisi yok ama
Kars’ın merkezinde , çe
şitli süryani şarapları ve sıcak şarap baş
ta
olmak üzere her türlü alkollü içecek bulabilece
ğiniz türkü barlar mevcut.








şın gideceklerin yanında kaymayan kar botu, kar montu, kar eldiveni
götürmesi iyi olur. Kars merkezde kaldırımlarda 10-15cm
kalınlı
ğında buz tabakaları var. Buz çok kuru olduğ
undan kolay kolay
kaymıyorsunuz ama kaymayan ayakkabılar özellikle bizim gibi buzda yürümeye alı
şık olamayanlar için çok önemli. Şubat ayı Kars’ın oldukça soğ
uk geçen aylarından, bizim turumuz  boyunca (üç gün) ısı gündüz -17,-18,
geceleri -30,-35 derecelerdeydi. Ancak belki
ş
ansımıza bizden
sıcak yüzünü hiç esirgemeyen güne
ş
sayesinde, bu derecelerin çok
daha üstünde bir sıcaklık hissettik


Sarıkamış Kayak Merkezi , çok özel bulunan (kayak için çok uygun
olan kristal kar) karı ile ünlüdür. Kayak için en uygun aylar
Aralık ve Nisan ayları arasındadır.


Kars’ a İstanbul ve Ankara’dan uçak seferleri var. Ancak
özellikle kı
ş
aylarında gitmek isteyenlerin  biletlerini birkaç ay önceden
ayarlamaları iyi olur, zira talep çok oldu
ğ
undan ucuz biletler hemen
 tükeniyor. E
ğer araç kiralamayı düş
ünüyorsanız Kars Havaalanında
 kiralık araç acentaları henüz yok bu nedenle gelmeden önce
şehirdeki acentalarla bağlantı kurmanız iyi olur. Ş
ehirlerarası
yollar a
ğır kış koşullarında bile ulaşıma açık


Son olarak Serhat ilimiz Kars’ın tüm bu doğal ve kültürel güzelliklerinin
 dı
şında en önemli ve sevilesi özelliğ
i sıcakkanlı, güler yüzlü ve aydın
 insanlarıdır. Sokaklarındaki, restoranlarındaki, taksilerindeki,
 barlarındaki güzel insanları. Cumhuriyetin ilk yıllarında %100’lük
okuma oranına sahip (ne yazık ki bu oran
şimdilerde biraz düş
ş
 durumda) aydın insanları….


Umarım ve dilerim ki bu ışıklarının hiçbir koşul altında kararmasına
 izin vermezler.

5 yorum

  • ayca42 dedi ki:

    Yazınızı keyifle okudum , ana hatlarıyla anlatmışsınız , görülmesi gereken ve benimde merak ettiğim güzel bir şehrimiz , teşekkürler…

  • Zeynep dedi ki:

    Karsın adını kaynağı karsaklar geliyormuş.bu güzel yazının için teşekkürler

  • arkutbay dedi ki:

    Rusların Kars’ta 40 yılda yaptıklarını biz kalan 100 yılda yapamamışız , halen gidip gelip bakıyoruz . Güzel paylaşımınız için çok teşekkürler .

  • NEŞE dedi ki:

    Yazınızda harfler birbirinin içine geçmiş,çok zor okunuyor,güzel fotolarınızla yetinmek zorunda kaldım….

  • kirpik dedi ki:

    Çok keyif aldım, teşekkürler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*