Karlstad / Mardinli Beşir’in Şehri

Onca gün koskoca İskandinavya’yı gezdin de aklına ilk önce Karlstad mı geliyor derseniz size şöyle cevap verebilirim : Verilmiş bir sözüm var . Hatta bir değil iki sözüm var .



Yurdum insanı yine yaptı yapacağını . Beşyüz küsür kilometrelik Oslo-Stockholm yolunda verdiğimiz yemek molasını bu küçük şehri gezelim , sabah otelde ceberrut teyzelerden kaçırarak hazırladığımız azıklarımızı da otobüste yolda yeriz diye düşünerek başladık dolaşmaya . Dolaşıyorduk ama günlerden cuma olmasına rağmen her yer , mağazalar-kafeler-lokantalar kapalı .



Yolumuz henüz açılmakta olan küçük bir pazaryerine düştü . Burada birtakım doğal ihtiyaçlarımızı nasıl giderebiliriz diye konuşurken tanıştık Mardinli Beşir kardeşimizle .



Tezgahını henüz açmış , tek tük satışa başlamıştı .Yanında bir memleketlisi , karşısında da ailelerini Bulgaristan’da bırakmış iki soydaşımız çalışıyordu . Bize gerekli yerleri hemen tarif ediverdi . İsveç’e yeni geçtiğimizden cebimizde İsveç kronu olmadığını öğrenince ücretli tuvaletleri kullanabilmemiz için elimize birkaç kron ve başka yerlerde bu lezzette bulamazsınız dediği bir şeftaliyi tutuşturuverdi .



Mahcup olduk , birşeyler yapmak istedik . Bir fotoğrafımızı çekin yeter dedi . Ben de bu fotoğrafı kendisinin de görebileceği sözünü verdim ve işte sözümü tutuyorum . Daha sonra açılmış tek tük kafelerden birinde ihtiyaçlarımızı giderince Beşir kardeşimizin kronlarını da anı olarak saklamaya karar verdik . Şeftali de dediği kadar lezzetliydi .



Karlstad , Karl’ın şehrimidir , kralın şehrimidir bilmem ama bizim için artık Mardinli Beşir ve arkadaşlarının şehridir ve bu şehrin kralı Beşir kardeşimizdir .



Karlstad , küçük bir üniversite şehri . İyi de sokaklarında serbest kürsüsü bile olan bu şehir neden bu kadar sessiz ?



Çünkü güneşe hasret kuzeyliler ”Midsummer Day”i kutluyorlar . Midsummer Day önceleri 23-24 Haziran tarihlerinde kutlanırken 1953 yılından sonra 19-26 Haziran tarihleri arasındaki Cuma-Cumartesi günleri kutlanmaya başlanmış . Midsummer Day , Kuzey Avrupa’da özellikle İskandinav ve Baltık ülkelerinde yoğun kutlanan eski bir pagan geleneği . Kırsal yörelerde büyük ateşler yakılıyor ve insanlar etrafında şarkı söyleyip dans ediyorlar . Başlarına çiçeklerden , ağaç dallarından yaptıkları taçlar takıyorlar . Aynı akşam Stockholm sokaklarında bu taçlarla dolaşan , eğlenen insanlara da rastladık .



Tatil olmasaydı bu kafeler-lokantalar sarışın ve mavi gözlü kuzey insanları ile dolup taşacaktı diye düşünüyorsanız yanılırsınız . Çünkü ” Barış Güvercini ” İsveç uzun yıllardır önemli miktarda mülteci kabul ediyor .



1980 sonrasında Türkler , Yugoslavya’nın parçalanması sırasında buradan kaçanlar – özellikle Boşnaklar – , körfez savaşları sırasında ve sonrasında Iraklılar göçmen olarak kabul edilmişler . Her renkten , her ırktan insanlar bu ülkede birarada yaşıyorlar . Hal böyle olunca da sarışın-mavi gözlülere çilek satmak kalmış .



İkinci sözüme gelince : Bu sözüm de tanışmaktan onur duyduğum , 9 gün boyunca beraber olmaktan büyük zevk aldığım rehberimiz Kıvanç Öner ve tur arkadaşlarıma . Kendilerine buradan tekrar sevgi ve saygılarımı yolluyorum .



Fotoğrafta Binrota’nın acar gezginlerinden ”bizimhikayemiz” çifti de var , bakalım kendilerini bulabilecekmisiniz .



İskandinavya öykülerine verilmiş sözlerden dolayı küçük bir giriş yaptık . Burada öykü anlatacak malzeme bol . Hem benden , hem de ”bizimhikayemiz”in kaleminden uzun uzun okuyabileceksiniz .

Şimdilik sağlıcakla kalın…




5 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili Doktor,hoş geldin,ama anlaşılan boş gelmedin….Pahalılık ve soğuk havaya rağmen kimbilir ne çok anlatacak anı var bizlere .Karlstad ile başladık..Beşirler ne çok var gurbette değil mi,bizim de böyle çok anımız var 200 nüfuslu köylerde,her köyde bir dönerci artık iyice yerleşmiş ve “yunan döneri=Gyros” iyice silinmiş Almanya dan,inşaat işinde de başarılılar,cephe yenilemelerinde koskoca çarşaf gibi Türk şirketlerinin adı yazılı,ekonomik durum iyi ama sosyal gelişme için aynı şeyleri söyleyemem,kadınlar geçmiş yıllara göre daha kapalılar,cemaat etkileri açıkça belli,gençler hep sokakta…Sevgiler..teşekkürler..

  • bizim hikayemiz dedi ki:

    Sevgili Arkutbay, yazıların start’ını vermişsiniz. Hayırlı olsun.Çok güzel bir yazı olmuş. Biz de her yerin kapalı olduğu bu küçük kasabada Zaho’dan gelmiş bir Kürt kardeşimizin tertemiz döner lokantasında yemek yemiştik.
    Sizinle de pizzacının WC kapısında yorumlarımızı paylaşmıştık:)
    Sevgiyle kalın…

  • edelweiss dedi ki:

    Hoş geldiniz.Bu güzel yazınız sayesinde Karlstad’la tanışmış olduk.Ellerinize sağlık.Yazıyı okurken İsveç’in tertemiz havasını içime çektim sanki.Bizim isli,sisli,pis,puslu şehirlerimizden olsa gerek ne zaman İsveç dense temiz havası gelir aklıma.Üniversite şehri Lund’a yakın bir köyde kalmıştım üç,dört gün.Sabahları uyanınca hemen evin önüne çıkıp mis gibi havayı koklardım.Siz de bize taze bir esinti getirdiniz oralardan.Devamını bekliyoruz.Sevgiler…

  • enisnuhoglu dedi ki:

    Değerli hocam gezinizin ve yazılarınızın nefis olucagından şüphemiz yoktu,sabırsızlıkla devamını bekliyoruz.elinize sağlık.

  • arkutbay dedi ki:

    Sevgili bizim hikayemiz , baktım sizden ses seda çıkmıyor ufaktan başlayayım dedim 🙂 Enis arkadaşımın gazıyla da – 1 hafta sonra o bölgeye gidecekmiş – hızlanıverdim . Neşe Hocam ve edelweiss , yorumlarınız ve katkılarınız için çok teşekkür ederim .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*