KAMBOÇYA-1 (KAMBODİYA)-SİEM REAP (0CAK –ŞUBAT 2013)

                                    

Sabah 6.45’te hareket edecek
uçağımız için 5.00’te otelimizden yola çıktık. Her ne kadar iç hatlarda uçsak
da geç kalmak istemedik. Chiang Mai’de Bangkok gibi trafik olmadığı için daha
rahatız. Orkidelerle süslü havaalanı pek kalabalık değil.

Bangkok Havalimanı-Her yerde kralın foğrafları var.

Kamboçya’ya Chiang Mai ya da
Bangkok’tan uçmak istedik ama fiyatlar son derece yüksek. Bu nedenle
karayolundan gideceğiz. Bangkok Havalimanına iner inmez otobüsü sormak için
koşturduk. Ama otobüs saati çok erken olduğu için kaçırmışız. Ayrıca otobüs
terminaline gitmemiz gerekiyormuş. Taksiler ise sizi sınıra kadar götürüyorlar.
Oradan başka bir taksiye bineceğiz. Havaalanının çıkışında taksiler
bekliyorlar. Her taksinin bağlı olduğu başka biri var. Biri ile pazarlık
yaptık.2500 Bat’a anlaştık.82$ Sınıra kadar.

 

Şoförümüz efendi. Araba
dökülüyor. Tek kelime İngilizce bilmiyor. İşaret diliyle anlaşıyoruz. En güzeli
de cep telefonuna bir lastik geçirmiş. Onu da başına dolamış. Hem araba
kullanıyor hem de konuşuyor. Çok ilgimizi çekti. Aklıma zihni sinir karikatürü geldi.İnsanoğlunun yaratıcılığı. Dört saatlik yolumuz var. Sınırdan
sonra da üç saat daha. Ondan sonra Siem
Reap’
e ulaşacağız.

     

Yolda yemek yemek istedik.
Şoför bizi bir yerli restorana götürdü. Tayland ve Kamboçya’da lokantalar
dışarıda. Arabasında yemek yapan et kızartan aşçılar. Önce pek temiz değil diye
düşünebilirsiniz ama buradaki yemekler hem çok leziz hem temiz hem de çok ucuz.
Siz ne istediğinizi söylüyorsunuz aşçı da gözünüzün önünde pişiriyor. Özellikle
taze ve tabi ki de organik ürünlerin kullanıldığı salatalar. Etler çok çeşitli
sizin seçmeniz yeterli. Hemen kızartılıyor. Sanırım halk evde pek yemek pişirmiyor.
Herkes yemek pişiren aşçının arabasının etrafına sıralanmış masalara oturup
yemeğini yiyor. Arkadaşımız bu yemeklerden yiyemem deyince aşçı ona domates
salatalık ve yumurtadan nefis bir tabak hazırladı. O sırada aşçının minik
torunu şirin kız yanımıza geldi. Fotoğraflarını çektim. Çok şirindi.

  

Kamboçya Türklerden vize
alıyor. İnternet üzerinden 25 $.Ama burada ne kadar geçerli olur. Onu bilemem.
Biz sınırda alırız dedik, iyi mi yaptık, bakalım. Kamboçya son derece yoksul
bir ülke. Tek gelirleri turizm. Özellikle Dünya Kültür Mirası listesinde yer
alan tapınak ANGKOR WAT(Wat tapınak demek).Dünyanın
8.harikası. Burası 12.yüzyılda kurulmuş bir dini merkez. Aslında burası
tapınaklar bölgesi. En ünlüsü Angkor Wat.Bu nedenle bu isimle anılıyor.Kamboçya
Milli Bayrağında Angkor Wat’ın resmi var.

   




Sınıra yaklaştıkça kalabalık
artıyor. Bangkok Kamboçya sınırı arasında bir kilometrelik bir tampon bölge
var. Burayı yürüyerek geçmeniz gerekiyor. Taksi durur durmaz bir takım insanlar
arabaya yaklaşıp “Kamboçya vize” diyip durdular. Biz biraz ürktük. Ama hemen
sonra anladık ki bu kişiler görevliler. Bizi ufak bir veznenin önüne
götürdüler. Bir kâğıt getirdiler. Pasaport numaralarımız falan yazıldı.
İnternette 25 $ olan vize fiyatı bir anda 39 $’a çıktı. Kesinlikle bat olarak istediler.
Oradaki bankada bozdurduk. Bir de fotoğraf gerekiyor.


İçerde beş altı memur var. Sıcak fazla. Bize bir
aylık vize verdiler. Ayrıca duvarda asılı tarifeye uygun olarak bir taksi tuttuk.
Siem Reap’a gitmek için.1750 Bat.58$. Şoför de bize yardım eden adamın kardeşiymiş.
Organize işler. Bu sırada genç bir Kamboçyalı ile sohbet ettik.


Kamboçya’nın Tayland,
Filipin, Malezya, Laos, Vietnam, Endonezya, Singapur dışında tüm ülkelerden
vize istediğini söyledi. Bir dolar 4000 Kamboçya Rial’i.Ama bunu öğrenmek pek
bir işimize yaramadı.Zira Kamboçya’da sadece dolar geçiyor.Halk ancak kendi
arasında kendi parasını kullanıyor.


Görevli önde biz arkada
yürümeye başladık. Kamboçya sınırına gelince adam bizden yüklü bir rüşvet istedi.
Eğer vermezsek çok uzun bekleyeceğimizi bildirdi. Bu rüşveti polis alıyormuş.
Canları ne zaman isterse o zaman geçiriyorlarmış. Uzun bir kuyruk var. Ne
yapalım rüşveti verdik.Verirvermez bize siyah ve yeşil bant yapıştırdılar.Yani bunlar paraları verdiler demek oldu. Polis gözümüzün önünde parayı cebine indirdi. Bizi kuyruktan çıkarttı.
Hemen damgaladı. Geçiverdik.


Girişte Angkor tapınağını
simgeleyen bir kapıdan geçiyoruz. Sağlı sollu lüks oteller var. Şaşırdım.
Meğerse Tayland halkına kumar oynamak yasakmış. Onlarda hafta sonu buraya gelip
kumar oynuyorlarmış. Bizim Kıbrıs misali.

Burada bizi bekleyen otobüse
binip beş dakika sonra bizi bekleyen taksiye geliyoruz. Tabi bizi getiren kişi
de para istiyor. Belli bir düzenek kurulmuş. Nasıl düzelir bilmem. Kamboçya
krallıkla yönetiliyor.



Artık yavaş yavaş hava
kararmaya başlıyor. Şoförümüz jet gibi gidiyor. Trafik Allaha emanet. Tayland’ın
trafiğinin bize göre ters olmasına karşın, burada bizim gibi.Evlerin şekilleri
insanların giyimleri,yeşil doğa seyrede seyrede ilerliyoruz.Kamboçyalılar tüm
yüzlerini örten sadece gözlerini açıkta bırakan bir şapka takıyorlar.Arabalar
tüple çalışıyorlar.Bir mola yerinde çeşitli böceklerin pişirildiğini
görüyoruz.İlk dikkatimi çeken çocukların güzelliği.



Otelimize varıyoruz. KHEMARA ANGKOR OTEL. Siem Reap’ın
merkezine yakın. Zaten küçük bir
yer.Fakat burada bulunan oteller son derece lüks.Yazıma devam edeceğim.

13 yorum

  • ayca42 dedi ki:

    Beste hnm. yazılarınızı çok beğeniyorum , sizdeki yaşam enerjisine hayranım. Oldukça ilginç yerleri geziyorsunuz , keyifle okuyorum hepsini , devamını diliyorum…

  • arkutbay dedi ki:

    Beste Hocam , bu sefer vatandaşın arasından haberlerle geldiniz . Ellerinize sağlık . Çok teşekkürler .

  • besteerbak dedi ki:

    Çok teşekkürler Ayça .. Yazılarımı sevdiğinize sevindim. Gerçekten de Kamboçya çok ilginç bir ülke.Devamını yazacağım.

  • besteerbak dedi ki:

    Haberleri sevdiğinize sevindim.Sizin yorumlarınız her zaman destekleyici.Teşekkürler..

  • enisnuhoglu dedi ki:

    beste hanım BA YIL DIM .!!!

  • besteerbak dedi ki:

    Ne güzel..Teşekkürler..

  • gezmen dedi ki:

    Hocam tek kelime ile harika bir yazı olmuş. Elleriniz sağlık.

  • tutu... dedi ki:

    Evet, ben de yazılarınızı keyifle okuyanlardanım….Zaten Angkor Wat gidesim olan yerlerden, siz yazın ben rehber yapayım….

  • besteerbak dedi ki:

    Tüm gezginlerin görmesi gerek. Piramitler kadar ilgi çekici.Teşekkürler.

  • besteerbak dedi ki:

    Gezmen teşekkürler.Ama Kamboçya’da çok daha fazla zaman geçirmeli.Büyük bir ülke.Ülkenin diğer yerlerinin de ilginç olacağına eminim.Gelecek yazımda Tonla Sap gölünü anlatacağım.O daha da ilginç….

  • Midgard dedi ki:

    İşlerin rüşvetle yürümesi ne kadar kötü… Ama bu fakir bırakılmış, geri kalmış çoğu toplumda böyle. Azerbaycan’da da aynı şey vardı, “hörmet edin” diyorlardı ve bu rüşvet isteği anlamına geliyordu ki bunun bu kadar açık yapılması da ayrı bir ayıp. Ben de severek takip ediyorum yazılarınızı, devamını da merakla bekliyorum seyahatinizin.

  • NEŞE dedi ki:

    Halkla içiçe olmak diye buna derim…Rüşvet de bu işin bir parçası,halkın içinde rüşvetsiz iş yürümüyor ama anladığım kadarı ile ortadoğu ve kuzey Afrika gibi yapışkan insanlar değiller…Devamını bekliyouz hocam..

  • besteerbak dedi ki:

    Çok teşekkürler Midgard,Neşe. Evet Kamboçya’da o çok ısrarcı para isteyen kişilere rastlamıyorsunuz ama yazımın devamında bahsedeceğim.1 dolar,1 dolar diyen çocuklar epeyce çok. Aslında hiç ürkütücü değiller.İlginç bir halk.Çocukların gözlerindeki hüzünü tarif etmek mümkün değil.Yazıma devam edeceğim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*