İpek Yolu 8 / Karakalpakistan / Nukus / Muynak ( Mo’ynok)

 
 
 

İç kalenin girişinde bir turizm acentası bulunuyor.Bir gece önce görüştük ve bizi bugün Nukus’a götürüp getirmesi için bir taksi ile anlaştık. Sabah otelimizde kahvaltıdan sonra şoför Adil ile buluştuk. İri yarı bir adam. Doğrusu çok iyi bir şoför.Zira 400km gitti 400km döndü.Nukus buradan uzak ama gittiğimize değdi.

Sabah erken yola koyulmamız iyi oldu. Zaten ancak gidip dönebileceğimiz bir yol. Ve tam öğle vaktinde Moynak’ta olmak istemiyoruz.Yol son derece kötü.Bir çukurdan öbürüne atlayarak hızla gidiyoruz. Gideceğimiz bölge Karakalpakstan olarak geçiyor.Nukus buranın en büyük şehri.Karakalpakstan Özbekistan’a bağlı özerk bir Cumhuriyet.Türkmenistan’ın komşusu.Burada Karakalpak Türkleri yaşıyor. Eskiden çok zengin topraklara sahip olan bölge şimdilerde kurak.Aral Gölünün kuruması ile bölge ıssız bir hale dönüşmüş.

Kızılkum Çölü Altın ve Doğal gaz rezervlerinin bulunduğu Dünyanın 11 .büyük çölü. Yol insana korkunç geliyor.Hava o kadar sıcak ki bir küçük dükkan bulursak hemen su alıyoruz.Bu bakkal dükkanları kapalı ve içerde soğutma var.Yiyecek birşeyler satıyorlar.Hem karnınızı doyuruyor hem de alışveriş yapıyorsunuz.

Issız topraklarda ilerliyoruz.Tek tük arabalar geçiyor.Birkaç tane de Türk tırları gördük. Türkmenistan sınırına doğru gidiyorlardı. Sovyet Rusya zamanında herhalde bu toprakları bu kadar rahat gezmek bir hayal olurdu. Yolun iki tarafında bulunan tek katlı ,çatıları mavi yeşil rengarenk olan evler gitgide azalıyor ya da ta uzaklardan seçiliyorlar.

Çölün içinde sağ yollardan birinde taka benzer bir kapı görünce hemen burası neresi diye soruyor ve oraya gitmek istiyoruz.Henüz vaktimiz olduğu için Adil yola giriyor. Yarı toprak yoldan kıvrıla kıvrıla ilerliyor biraz da tırmanıyoruz. Bu dağlar Uvays Dağlarıymış. Burası da Beruniy ilçesine yakınmış. Yolun sonunda Hazreti Uvays el-Karani’nin komplexi var. Çok değerli bir kutsal kişi. Komplexin çevresi mezarlıklar ile çevrili.Uvays Hazretleri özellikle Sufi’ler için çok kutsal bir kişiymiş. Oldukça fazla ziyaretçisi var.Dağlarda da ayak izinin olduğu söyleniyor ama biz gidemedik.

Aslında çöl muhteşem tarihi kaleleri barındırıyor ama onları görebilmek için birkaç gün Nukus’ta kalmak gerekir.Başka bir sefere deyip yine yola koyuluyoruz. Nukus güzel ve yeni bir şehir.Ama en asıl  önemini burada bulunan ve Dünya’nın en büyük müzelerinden olan Karakalpakstan Devlet sanat müzesinden. Müze 90 bine yakın eser barındırıyor. İki büyük binadan oluşuyor. Yemyeşil güzel bir bahçenin içinde .Biz ik saatten fazla zaman harcadık yetmedi.Girişte sıkı bir kontrol var.Çantanızı aşağıdaki dolaplara koyuyorsunuz. Ücreti de ucuz değil.

Sovyetler zamanında Devlet arkeoloğu olan Igor Savitsky birçok eğitim görmemiş naif sanatçının tablolarını ,tarihi heykelcikleri,eşyaları halıları seramikleri toplamış ve 1966 yılında müze açılmış.

Sanatçılar isimleri duyulmuş ünlü kişiler olmasa da eserler muhteşem.

Hayran olmamak elde değil. Müzeden çıktıktan sonra Adil bizi bir restorana yemeğe götürüyor.

Sıcaklık 50 derecenin üstünde.Arabadan indiğinizde bir fırına girmiş gibi oluyorsunuz.

Restoran diğerlerinde olduğu gibi perdeler ile süslü ve yemekler leziz.

Artık büyük bir heyecanla hedefimize doğru yola çıkıyoruz.

Moynak.Sanki Dünyanın bir ucu. Bir zamanlar Dünyanın 4.büyük gölü olan Aral Gölü 60 km çekilmiş.

Su kıyısında teknelerle balık avlayarak geçinen halk şimdi çölde oturuyor.1950 Sovyet Rusya’sı sulama yapmak amacıyla Aral’ın sularını kullanmış ve onu besleyen nehirleri yolunu değiştirmiş.

Böylece yaşanan Ekolojik felaket bu gölü küçültmüş.Göl kıyısında duran balıkçı gemileri de birer demir hayalet olarak kalmış ve kumun üzerine oturmuşlar. Bir zamanlar içinde 24 çeşit balık barındıran ve büyüklüğünden dolayı Aral Denizi denilen göl artık küçülmüş. Kumların üzerinde duran 11 tane demir yığını gemiyi ve bu manzarayı görebilmek için Dünyanın her yerinden gezginler geliyor.

Çok ürkütücü ve insanoğlunun Dünya’yı nasıl mahfedebildiğini gösteren bir manzara.Çok etkilendik. Gemileri yakından görmek isterseniz merdivenler ile aşağıya iniyorsunuz.Bu sıcakta zor oluyor.Yukarıda bir deniz feneri ve yurt var. 

Oradan ayrıldıktan sonra Orta Asya’nın en büyük Nekropolünü gezdik. Mezarlar son derece ilginç. Mizdakhan Nekropolü. Bir dağ antik mezarlarla dolu ve halen kullanılmakta. Khiva’ya çok geç dönebildik.


ETİKETLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*