İpek Yolu 7/ Urgenç / Hive

Taşkent -Urgenç arası uçakla bir buçuk saat sürüyor. Yerel havayolları ile uçuyoruz. Uçağımız öğlen Urgenç’te olacak. İç hatlara gelerek beklemeye başlıyoruz. Bizim gibi turistlere rastlıyoruz. Ama Türk turiste rastlamadık.

Rahat bir uçuştan sonra Urgenç’e iniyoruz.Küçük bir alan ama temiz ve düzgün. Çıkışta taksiler birbiriyle yarış edercesine bekliyorlar.30 dakikadan fazla yol daha gitmek zorundayız Hive’e varmak için. Özbekistan’ın en güzel şehri. Ben rüya şehir diyorum.

Unesco Dünya Mirasları listesinde. Tarihi şehre girilen kapıda bilet almak zorundasınız. Ama biz içerideki otelde kalacağımız için ücret ödemiyoruz. Şehrin planı mozaiklerle işlenmiş.Orient Star Khiva  otel ortam bakımından muhteşem.Ana kapıdan  girişte hemen sağda. Aslında yapı medrese. Muhammed Emin Han Medresesi( 1851-1855)Yani bir medresede uyuyorsunuz. İnanılmaz bir deneyim. Yapı Hive ve Orta Asyanın en büyük iki katlı medresesi.Otel devlet tarafından işletiliyor. İşletmenin iyi olduğunu söyleyemeyeceğim.Otel beş yıldızlı olsa da kredi kartı geçmiyor,internet her yerde çekmiyor. Hive Özbekistan’ın Harezm vilayetinde bir kent.

Ana caddesi üzerinde Muhammed Emin Han’ın Medresesi, ve önce 85 metre olarak tasarlanıp sonra 29 metrede yarım kalmış turkuaz kubbesi göz kamaştırıyor.. Kalta-Minör ya da Kısa Minare şehrin gerçek sembolü. 1855 yılında Muhammed Amin Han öldürülünce minarenin inşaatı yarım kalmış. Eğer tamamlanabilseydi Dünyanın en yüksek yapıları arasında yer alacakmış.

İnanışlara göre Zerdüştlük dininin kurucusu Zerdüşt Peygamberin doğum yeri bu şehirmiş .Ayrıca şehirde eski usullere uygun olarak ekmek yapılmakta. Özbekistan’da ekmeğe “Nan” deniliyor.  Tandırlarda ekmek pişiriliyor.Ekmeğin üzerine şekil yapmak için tahta ve çivilerden oluşan kalıp ile yapılan şekillerin güneşi simgelediği söyleniyor. Tahta kısım motilerle süslü.

Kentin tarihi 6.yüzyıla kadar iniyor. 17.yüzyılda ise Hive Hanlığının başkenti olmuş.Kentin 2500 yıllık bir geçmişi var. İçhan (İç kale) denilen yaklaşık 10 km uzunluğunda kilden surlarla çevrili eski kentte saraylar, camiler ,medreseler, anıt mezarlar ve evler var.Burası koruma altına alınmış ve bir müze-şehre dönüşmüş. 1991’de Dünya Miraslarına dahil edilmiş. Topraktan yapılmış şehir Karakum Çölünün ortasında yer alır.

.

Otelimize yerleştikten sonra resepsiyonda rastladığımız genç Özbek arkadaş bizi su kenarına balık yemeğe götürdü.

Bu sıcakta çok da iyi oldu doğrusu. Buradaki lavabo ise ayrı bir güzellik. İyi bir icad. Portatif lavabo.

Yemekten sonra bize kendi otelini göstermek istedi. Küçük sevimli bir otel. Orada tanıştığımız turistleri daha sonra başka yerlerde de gördük.

Tekrar otele dönüp İç Kaleyi gezdik. Ve meydandaki tüllerin içinde teras kafede yemek yedik.Muhteşem bir manzara .Restoranın sahipleriyle sohbet güzeldi.. Rüya gibi. Gece manzara ayrı güzel.

Yarın yolumuz Nukus‘a doğru.Erkenden arabamız gelecek. Karakalpakstan bizi bekler.

ETİKETLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*