İpek Yolu 5 / Fergana /Rishtan / Margilan

  • Kumtepe Pazarı -Margilan

    Bugün Fergana vadisinde dolaşacağız. Şoförümüz ve aynı zamanda rehberimiz uygun bir plan yaptı.İlk ziyaret edilecek yer Rishtan ( Riştah). Pamuk ,meyve ağaçları ,ay çiçeği tarlalarının içinden kıvrıla kıvrıla giden yolda ilerliyoruz. Yol fena değil. Richtan seramikleri ile ünlü. Her boyutta çeşitli figürlerde Özbek dedeleri , tabaklar ,piyaleler, çaydanlıklar.. Oldukça ucuz fiyatlarda satılan hatıralık eşyalar.

    Ünlü seramik sanatçısı Rüstem Usmanov‘un Seramik Atölyesi de burada. Biz gittiğimizde atölyenin genişletilmesi için inşaat yapılıyordu. Atölyeyi gezerken size eşlik eden rehber önce ham seramik yapımını gösteriyor.Daha sonra ince ince işlenen karolar ve en sonda pişmiş seramikler.Çok güzeller.Mavi ve yeşil tonları hakim. Rüstem Bey bizimle sohbet etti. Tüm Dünyanın kendisini tanıdığını birçok ödül aldığını anlattı.Hele özel bir oda var ki orada en değerli seramikleri görebiliyor ve satın alabiliyorsunuz. Turlar mutlaka buraya uğruyormuş. Allahtan biz gittiğimizde böyle bir kalabalık yoktu.Rahat rahat gezdik ortamın güzelliğini hissettik.

    Margilan’da Yodgorlik İpek Fabrikasına doğru yola çıktık. Malum buraları Siriderya’nın suladığı bereketli topraklar. Ve tarihi İpek yolunun geçtiği önemli merkezler. Uzun yıllar buralardan Dünyanın çeşitli yerlerine ipekler taşınmış.Hanımlar ipek elbiseler ,şallar ile süslenmişler.Fabrika oldukça sade .Çeşitli bölümlerden oluşuyor. En başından beri sizi gezdiren bayan kozalardan ipek elde edilişini ve ipek serüvenini anlattıktan sonra en son halı dokumayı gösteriyor.Turunuzu tamamladığınızda satış yerlerine geçiyorsunuz. Özbek desenli elbiseler,şallar,şapkalar dolar üzerinden satılıyor.

    Öğlen olduğu için karnımız acıktı. Özbek mantısı yedik.Kocaman hamurlar ama oldukça leziz. Özbekler yemek yemeği seviyorlar.Uzun uzun sohbet ederek yemenin keyfine varıyorlar. Yemeğe bir görevi yerine getirmek olarak bakmıyorlar.

    Yemekten sonra Khonakhan Camii’ne gidiyoruz. Bol bol işlemelerin olduğu cammi muhteşem görünüyor. Caminin içinde halılar kırmızı desenleriyle dışarıdaki şaşaya uymuşlar. Dışarıdaki tarihi minare tüm heybetiyle yükseliyor. Camiide inşaat devam ediyor.Şükür bu camii ile pek övünüyor.  Margilan’ın dar sokaklarına girerek , ünlü Özbek bayan Şair Jahon Otin Uvaysıy’ın ( 1779-1845)Müze evine varıyoruz.

    18.yüzyılın sonu ile 19.yüzyılın başı arasında yaşamış olan Uvaysıy lirik şiirin önde gelen isimlerinden. Özbekistan’da fazla sayıda bayan şair varmış. Ne kadar güzel. Ev güzel bir bahçenin içinde.Arka bahçede kabirler var. Özbek resmi görevli bayanlar bize müzeyi gezdiriyorlar.Çok duygulandım. Bahçedeki ağaçta üzeri örtülü bir kuş şakıyor Bir türlü hangi kuş olduğunu anlamadık ama sonradan Bitanem adlı kuşun Bıldırcın olduğunu anladık. Özbekler bu kuşu pek seviyorlar.Birçok yerde rastladık.

    Buradan çıktıktan sonra güneş tepemizde Pir Sıddık Medresesine vardık. Efsaneye göre kafirlerden kaçan Pir Sıddık burada bir mağaraya gizlenmiş. Oraya gelen güvercinler yuvalarını buraya taşımışlar.Onu aramak için gelenler yuvaları görünce burada olamaz demişler.Böylece Pir Sıddık kurtulmuş.Onun için buranın bir başka adı da “Kaptarlık” yani güvercinmiş.

    Komplexte camii,minare,mezar,avlu dervişhane var. Ayrıca Pir Sıddık’ın da kabrinin burada olduğu söyleniyor. Kutsal bir mekan. Her yer güvercin kaynıyor. Çıkışta bir ambulans bekliyor.Sıcaktan bayılanlar,fenalık geçirenler için olmalı diyorum.

    Suların aktığı bir yerde çay içmek isteyince Şükür bizi dere kenarına götürüyor.Tahtadan yapılmış yerden yüksek platformlarda oturuyoruz. Çok sinek var ve temiz değil. Yandaki platformda erkekler atletleriyle oturmuş içki içip muhabbet ediyorlar. Velhasıl güzel bir yer değil.

    Otele döndükten sonra Kokant’ta yaşayan ve bizim otelimizde kalan Levent Bey ile sohbet ediyoruz.Bizi Büyük İskender zamanından beri yenen Özbek pilavı yemeğe götürüyor. Onunla güzel bir dostluk kuruyoruz. Yine burada çalışan bir arkadaşıyla beraber hoş bir gece geçiriyoruz. Sultan Restoranda iki bayan yanımıza geliyor.Türk olduğumuzu anlayınca sohbet ediyorlar. İstanbul’da çalışıyorlarmış. Özbekistan’da böyle bir olaya rastlamak her an mümkün. Bu arada Özbek pilavının üzerine “Kazı” denilen at eti serpiştirilmiş. Bu pahalı bir şeymiş ama ben pek sevmedim.

     
ETİKETLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*