İpek Yolu 15 son / Semerkand / Taşkent

Bu sabah otelimize yakın olan   Siyop Pazarı’na gidiyoruz.Registan meydanının hemen arkasında araba trafiğine kapalı bir yolda yürüyoruz.Sağlı sollu dükkanlar var.Ağaçlıklı bir bulvar. Ayrıca burada pazara giden arabalar da çalışıyor.“İslam Karimov” caddesinde.

Hava son derece sıcak olduğu için dönüşte bu arabaya bindik. Pazar diğer Özbek pazarları gibi düzenli ve zengin . Ama ilk defa burada dilencilere rastladık. Şaşırdık.

Pazardan sonra hemen onun yanında bulunan “Bibi Hanım Camii’ne gidiyoruz.Böylece iki gecedir karanlıkta gördüğümüz bu muhteşem yapıyı gündüz görebilme fırsatı yakalıyoruz.

Bibi Hanım tam 600 yıl önce inşa edilmiş. Timur’un gözde eşi Bibi Hatun için yaptırdığı bu caminin inşaati 1339’da başlamış. Timur Moğol kökenli eşi Saray Mülk hanım adına yapılmasını emretmiş.Bibi “First Lady” demekmiş. Caminin tamamlanması 1405 yılında olmuş. Timur’un vefat ettiği yıl. Cami yapımında 95 filin gücünden yararlanılarak mermerler taşınmış.

Dükkanlarda hediyelik eşyalar satılıyor. Özbek dedeleri pek hoşuma gidiyor. Pazardan “Maş Fasulyesi” almak istiyoruz. Türkiye’de çok pahalı ama burada ucuz. Almayı unutunca otel çalışanı bir ara bisikletiyle gidip alıyor ve bize sürpriz yapıyor. Çok iyi insanlar. Bugün 21 Temmuz ve biz akşam Taşkent’e olacağız.Ertesi gün Türkiye’ye uçuşumuz var.

Genç şoför bizi otelimizden almaya geldi. Ve bizi tren istasyonuna götürdü. Diğer tren istasyonları gibi düzenli ve yeni bir yapı. Artık Taşkent’e doğru gidiyoruz. Bu arada bindiğimiz hiçbir tren rötar yapmadı. Tam vaktinde kalktı.

Tren eski ama kompartımanlar pek ilginç. Yataklara özel kılıflar dikilmiş. Bildiğimiz ev düzeninde. Pek hoşumuza gitti. Ama klima çalışmadı .Pencere açılınca da bol bol gürültü duyduk.

Akşam saat 8’de Taşkent’e vardık. Yine “Grand Art Otel”e gittik. Artık bizi tanıyorlar.Bavulları bırakıp daha önce gördüğümüz ama gitmediğimiz Türk restoranına gittik.“Matador Steakhouse” Güzel bir restoran.İşletmecisi Kaya Bey bizimle sohbet ediyor. Ertesi gün kahvaltıya davet ediyor.

Güzel bir uykudan sonra yürüyerek kahvaltıya gittik.

Serpme kahvaltı tam da Türk usulüydü. Sohbet de öyle. Buradan ayrıldıktan sonra yine pazarda dolaştık ve otele döndük. Öğle yemeğinden sonra da havaalanına gittik.

Özbekistan bizi çok etkiledi. Hiç unutamayacağım bazı özellikleri yazmak istiyorum.Konuşulan Türkçe,misafirperver insanlar, lezzetli pilav,erkeklerin özellikle yaşlı olanlarının taktıkları takkeler,bisiklete binen dedeler,geniş caddeler, mükemmel işlemeli medreseler, camiler ,minareler,tren kompartımanları,tarih kokan şehirler, Özbek müzikleri,kurumuş Aral Gölü, çöl ve vahalar, dede bibloları,ipek elbiseler,şallar,halılar, dışarıdan geçen doğal gaz boruları,arabalara doldurulan metan gazı,leziz ekmekler (Nan)

Gezginler tüm bu zenginlikleri görmeli diyorum.

ETİKETLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*