İpek Yolu 13 / Buhara / Semerkand

Bugün günlerden 19 Temmuz. Üç gün geçirdiğimiz bu tarih kokulu şehirden ayrılma vakti. Buhara’dan Semerkand’a trenimiz saat 18 ‘de kalkacağı için günümüzü yine gezerek değerlendirmek istiyoruz. Tarihi şehir insanı cezbediyor.Otelimiz de tam bu şehrin başlangıcında olduğu için rahat rahat yürüyeceğiz.Görünür bir şekilde binaların ön cephelerinden geçen doğalgaz boruları yeniden dikkatimizi çekiyor.Geçen elektrik ya da telefon kabloları misali.

Medreselerin içleri satıcı dükkanlarıyla dolu. Biraz oturup dinlenmekte fayda var diye düşünüyoruz.

Yolun hemen sağında küçük bir tabelada “Bukhara State Puppets Theatre” yazıyor. İçerde kukla tiyatrosunun incelikleri ingilizce olarak anlatılıyor. Ayrıca bir de kukla atölyesi var.Bir kuklanın nasıl yapıldığını izleyebiliyorsunuz. Kukulalar tanesi 30 dolara satın alabiliyorsunuz. Kukla yapımı tarih öncesi dönemlere dayanıyor ve Türkler bu konuda olsukça ustalar. Kukla yapımında usta, çırak ilişkisi önemliymiş. Keyifli bir yer.

Arnavut kaldırımı caddede tarihin içinde bir yerlerde yürümeye devam ediyoruz. Hoş detaylar gözümüzden kaçmıyor.

Leb-i Havuz’a gelince şöyle bir duruyoruz. Burada insanların nefes alması adına bol miktarda havuz inşa edilmiş. Sıcaklığa bakılırsa bu havuzların değeri daha çok anlaşılıyor. Nasreddin Hoca her yerde.

Halk havuzun etrafına kurulmuş geniş tahtlarda oturuyor. Tabii bu tahtlar tüllerle çevrili. Pek hoş. Bizim plajlarda gördüğümüz türden Yani her ailenin kendine özel bir dinlenme yeme içme yeri. Akşamları da canlı müzik var.Güzel sesli bir Özbek ,Rusça ,Özbekçe şarkılar söylüyor. Hafta sonları burası dolup taşıyor.Havuzun etrafına kurulmuş masalarda yemek servisi çok hızlı. İnsanlar boş masa bulmada zorlanıyorlar.

Dolaşmaya devam edince el işi eşyalar  satan satıcıların sergilerini görüyoruz. 937 yılında Buhara’da çok büyük bir yangın çıkmış. Buraları harap olmuş ve daha sonra Karahanlılar döneminde yeniden yapılanmış.Maghak-i Attari Mescidi ( Megaki Attari Camii) buranın en tarihi yapılarından biri. Caminin çevresinde arkeolojik kazılar devam ediyor. İslam ve İslam öncesi yapılar ortaya çıkarılıyor. Bu mescide merdivenlerden iniliyor.İçerde eski halılar sergileniyor. Bana çok ilginç gelen bir yapı. En son 1546 yılında onarılmış.Tarihi M.Ö 500’lü yıllara dayanıyor.

Sarı ,bisikletten bozma bir araç ile son bir tur atıyoruz.

Tekrar otelimize dönüyoruz.Yazımın başında da belirttiğim gibi Özbek Hanımları güzelliklerine pek düşkün. Her yerde Güzellik Salonu’na rastlayabiliyorsunuz. Buraya gelmeden önce kalıcı manikür yapıldığını duymuştum.Ben de denemek istedim. Oteli işleten bayan hemen ilgilendi ve kuaförleri otele çağırdı. Bir anne ile kızı geldi. Zaten bu hizmeti otele gelip isteyen tüm turistlere veriyorlarmış. Yaklaşık üç saat sürdü. Ve gerçekten iki ay hiç bozulmadan kaldı. Resmen sanat yapıyorlar. Sağlık için çok iyi olmadığını duymuştum ama bir kez denemek istedim. Manikür bittikten sonra da birlikte poz vermeyi ihmal etmedik.Onlar da daha önce Türkiye’de çalışmışlar.

Evet vakit geldi trenimize gidiyoruz. Özel kompartıman bulamadık ama hızlı tren çok lüks. Koltuklar uçak koltuğu gibi. Japon turistler ile Semerkand’a doğru yola çıktık. Zaman zaman bir şeyler satan sevis görevlileri geliyor. Herşey mükemmel. 

Yaklaşık üç saat süren bir yolculuktan sonra Semerkand’a vardık. Özbekistan’ın en eski ve üçüncü büyük şehri. Çok modern. Pek çok kültüre ev sahipliği yapmış.Yeni yapılar ağaçların arasında geniş caddelere yerleşmiş.Trenden iner inmez bizi otelimize götüren Özbek genci ile daha sonra Semerkand’ı dolaştık. Otelimiz eski şehre yakın sokak arasında. Eski bir ev .Restore edilmiş.İşletmeciler güler yüzlü ve bize çok yardımcı oldular.

Otele yerleştikten sonra yürüyerek “Bibi Hatun ” otelinin restoranına yürüyüp inanılmaz bir manzarada akşam yemeğimizi yedik.

Esas güzellik ise Registan Meydanındaki “Işık Gösterisi” ne yetişmek oldu. Orta Asya’da pazar yerlerinin eski adı Registan’mış. Medreselerle çevrili alanlara da böyle deniliyor. Eskiden Semerkand’ta üç medresenin çevrelediği ve bugün UNESCO Dünya Kültür Mirasları’na dahil olan bu alanda pazar kurulur çeşitli gösteriler yapılırmış.Şimdi ise pazar yeri Bibi Hanım Camiinin yanına taşınmış.Uluğ Bey Medresesi(1417-1420),Şirdar Medresesi(1619-1635),Tillakari Medresesi(1646-1660)’nin çevrelediği meydanda ışık gösterisi yapılıyor. Ücretli olan gösteri bizim şansımıza bu gece ücretsizmiş. Özbek müzikleri eşliğinde çeşitli renklerden oluşan ve bu renklerin üç medreseye yansıdığı gösterinin güzelliğini anlatmaya sözcük yetmez.

Meydanda oturup birşeyler içtikten sonra otele dönüyoruz. Registan meydanı otele yürüyüş mesafesinde. Yarın Semarkand’ın güzel yapılarını gezeceğiz.

 

ETİKETLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*