Helsinki / Kuzeyin Beyaz Şehri

Bu kez rotamızda kıta Avrupası başkentlerinin en kuzeyde olanı var : Helsinki .



Şehir İsveç Kralı I. Gustaf Vasa tarafından Finlandiya körfezinin karşı kıyısındaki o zaman ki adı Reval olan Tallinn’e rakip olarak kurulmuş . Asıl gelişimini 1809 yılında Rus egemenliğine girdikten sonra yaşıyor . Rus çarı I. Aleksandr , 1812 yılında grandüklüğün başkentini Turku’dan Helsinki’ye taşıyor . Güvenlik amacıyla da limanın açığındaki adalara kale kuruyor .

Kısa süre sonra Helsinki , Alman asıllı mimar Carl Ludwig Engel tarafından yeniden inşa edilmiş . Amaç küçük bir St. Petersburg yaratmakmış . Bu özelliğinden dolayı soğuk savaş döneminde çekilen bazı filmlerde Helsinki , Rus şehrinin dublörü olarak kullanılmış . Helsinki’nin merkezi olan Senato Meydanı ve buradaki Lutheryan Katedrali ile çevresineki binalar , Helsinki Üniversitesi hep Engels ve arkadaşlarından kalma .


Senato Meydanı ve Lutheryan Helsinki Katedrali

İlginçtir ki senato meydanında rus çarı II. Aleksandr’ın heykeli var . Düşünün , demokratik bir ülkenin senato meydanında orayı işgal etmiş başka bir ülkenin çarının heykeli . Finliler , belli ki şehirlerinin inşasında önemli katkı sağlayan rus çarına küçük bir teşekkürü borç bilmişler . Şehirde çarın adını taşıyan bir bulvar da var .


Senato Meydanı

Lutheryan Katedral , Engel tarafından 1852 yılında tamamlanmış . Bugün kentin resmi olmayan sembolü . Kartlarda , magnetlerde hep bu katedrali görüyorsunuz . İçi her Lutheryan Katedral gibi sade . Finliler burada evlenmek için uzun süre gün bekliyorlarmış .


Senato Meydanı

Dini işlere girmişken Uspenski Katedralinden de bahsedelim . Burası batı Avrupa’nın en büyük ortodoks katedraliymiş . Rus idaresi (işgali diyemedim) döneminden kalma . İçi , gördüğüm en güzel ortodoks katedralllerinden biri . Ancak , ayin sırasında orada bulunduğumuz için fotoğraf konusunda çok katıydılar . Elimde size gösterebileceğim tek fotoğraf bile yok .


Uspenski Ortodoks Katedrali

Helsinki de görülecek bir diğer kilise de modern , kaya kilise . 1969’da tamamlanmış . Bölgedeki kaya kitlesine bir kilise kurmaya kara vermişler ve yarışma sonucu bugünkü mimari plan kazanmış . Kayalar oyularak oluşturulmuş . Akustiği ile ünlü . Konserler veriliyormuş .

İşte orijinal adı Temppeliaukio olan kaya kiliseden birkaç görüntü …







Helsinki , bir yarımada üzerine kurulmuş . Banliyölerine köprüler , geçitler ve vapurlarla bağlanıyor . Hangi caddeye girseniz denize ulaşıyor dersem yalan olmaz .
Bugün merkezin nüfusu 580.000 civarındaymış . Hayat , belli ki yavaş akıyor . Şehir küçük ama cana yakın . Yollarda raylı sistem toplu taşımacılık yaygın . Özel arabalara belli bir saatten sonra çok az rastlıyorsunuz . Taksileri ise son derece lüks modellerden seçilmiş .


Market Meydanı

Helsinki , Finlandiya’nın en büyük limanı ve sanayi kenti . Şehrin güney limanı Market Meydanı olarak biliniyor . Belediye binası ve cumhurbaşkanlığı köşkü bu meydana bakıyor . Limanda her gün açık pazar kuruluyor . Daha çok meyve-sebze ve hediyelik eşyalar satılıyor .


Market Meydanı

Meydanda manavların arasında gezerken biraz yüksek sesle Türkçe konuşursanız vatanını ve dilini özlemiş Konyalı Ahmet kardeşimiz hemen sizi bulup , elinden geldiğince size yardımcı olup , binlerce kilometre uzaktaki ülkesi hakkında sorular soracaktır . O gün Fenerbahçe’nin malum durumlarını sordu . Nasıl maddi yardım yapabileceğini öğrenmek istiyordu .


Selam olsun sana güzel yurdumun güzel insanı . Her şey gönlünce olsun .

Market meydanında hızlı atıştırmak için deniz ürünlerinden oluşan zengin alternatifler mevcut . Ancak ucuz değil . Helsinki pahalı bir şehir . Yeme-içme konusunda yerel rehberimizden öğrendiğim kadarıyla İtalyan ve Yunan lokantası adı altındaki lokantaların çoğunu Türkler işletiyormuş . Biz de akşam yemeği için Matteo’nun yani Muhittin Bey’in İtalyan lokantasını tercih ettik . Muhittin Bey çok kibardı , çok yardımcı oldu . Lokantası da tıklım tıklımdı . Ancak bunlar için ödediği bedel , adını ve dilini kullanamaması ağırıma gitti .


Market meydanından atıştırmalıklar

Güney limanından Helsinki etrafındaki adaları gezdiren gezi tekneleri kalkıyor . Biz de ünlü Suomenlinna Adasına gittik . Tur şirketi bu ada için yarım günlük geziyi 60 Euro’ya pazarlıyor . Giriş ücreti ödenmeyen adaya tekne ile gidiş dönüş 6,5 Euro’ya gittik ( 4 Euro’ya giden tekneler de varmış ) . Evet , rehberliğin-bilginin-tecrübenin maddi karşılığı yoktur ama toplam 1,5 kilometre yürüyüş alanı ve birkaç küçük müze ile kafeleri olan bir ada için bu kadar fark olmamalıydı .


Suomenlinna Adası

Bizi adaya götüren teknenin Türk dizilerindeki güzelleri kıskandıracak çalışanı , bir yandan tekneyi temizliyor , bir yandan çay-kahve servisi yapıyor , tekne iskeleye yanaşırken de çımacılık görevini yapıyordu .


Suomenlinna Adası

Ada , zamanında Helsinki’nin savunması için çok önemliymiş . Adayı alan Helsinki’yi alır denirmiş . Bugün ada ve kalesi Unesco Dünya Kültür Mirası listesi içinde yeralıyor .


Suomenlinna Adası

Market Meydanından Helsinki’nin etrafındaki adaları gezdiren gezi tekneleri de kalkıyor .



Market Meydanı’nın diğer ucu Esplanad Parkına komşu . Bu parkın iki yanındaki bulvarda lüks dükkanlar göze çarpıyor . Park ; sohbet eden , içki içen , genellikle de ikisini birden yapan insanlarla dolu . Modası geçmiş sanıyordum ama punkçılar bile vardı .


Esplanad Parkı

Finliler de diğer İskandinav ülkeleri vatandaşları gibi içmeyi çok seviyorlar . Ülkede alkolün vergisi yüksek , gece 22.00 den sonra alkol satışı yasakmış . Ama her saatte sokakta yalpalayan hanımlara-beylere rastlayabiliyorsunuz . Daha önce ki yazılarda anlattığım gibi içki alışverişlerini de gemilerde ve Tallinn’de yapıyorlar .


Bitpazarı

Bitpazarından bahsetmeden geçemeyeceğim . Finliler eskimiş her şeylerini bu pazarda satışa çıkarmışlardı : Saatler,kravatlar,giysiler,kasetler,tabaklar …… Heveslerinin geçtiği herşeyi atmak yerine satmayı deniyorlar . Alıcılar da bol ve hevesli . Bence müthiş bir tasarruf .



Kahvelerimizi yudumlarken bu dingin şehrin aslında beklediğimizden daha güzel olduğunu düşünüyorduk . Bilmem aynı kanıdamıyız ?

Sağlıcakla kalın…








7 yorum

  • Zeynep dedi ki:

    bu güzel yazının devamını sabırsızlıkla bekliyorum…ellerinize sağlık

  • NEŞE dedi ki:

    Gerçekten öyle…Bildiğimiz değil ama umduğumuzdan daha güzelmiş.Sayenizde bilgi sahibi olduk.Bence Kaya kilisesi çok ilginç,güney Avrupa ya göre biraz monoton olan bu kuzey şehrine bir renk getirmiş.Teşekkürler Doktor…

  • bora arasan dedi ki:

    Tam da Helsinki de ne var diye araştırmaya başlayacakken denk geldim yazınıza. On saatin bu şehre fazla olacağını düşünürken yazınızdaki geziler bana yardımcı oldu. Tekrar teşekkürler

  • arkutbay dedi ki:

    Güzel yorumlarınız için teşekkür ederim . Bora arkadaşım , uyku hariç on saat bu şehri tanımaya yeter , görün derim .

  • kazo68 dedi ki:

    hocam bizide gezdir ellerine sağlık

  • gezmen dedi ki:

    Hocam, harika bir yazı olmuş. Elinize sağlık. Keyifle okudum.

  • merakli dedi ki:

    güzel bir yazı olmuş elinize sağlıkHelsinki yi ben de beğendim derli toplu ve gezmesi kolay her 3 kilise de ilginç ve görülmeye değer özellikle kaya kilisesi,bu ara da ünlü Finli müzisyen Sibelyusun anıtı da kiliseye yakın ve görülmeli,ortodoks kilisesi çok süslü ama protestan kilisesi de o derece sade güzellikte,alışveriş için aslında iskandinavyada-giyim vs alışverişinde-pek alternatif yok ama illaha biryer gezelim derseniz Stockman mağazasını önerebilirim…tabii limandaki açık pazarda bol bol eldiven bere ve Rnn geyiği postu satın alınabilir.(.bu hayvan orada eti yenmek üzere beslenip kesiliyor)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*