Havalimanları

Sadece 2 gün boşluğum vardı. Haftasonu. Şimdi ise geri dönüyorum. Moscova’da Sheremetyevo havalimanı. Sanrımı D terminali. Sırtımda çantam ve omuzumda asılı fotoğraf makinası. Aylardan Aralık. Bir elimde cüzdan, diğer elimde yeni aldığım kahve. Ağzımda pasaport ve uçuş kartı. Sigara kabinine doğru yürümeye çalışıyorum. Yürümeye çalıştıkça, fotoğraf makinesi sallanıyor; sallandıkça sağ bacağıma vuruyor; vurdukça sağ elimde tuttuğum kahve bardağından sıcak kahve elime dökülüyor; döküldükçe canım yanıyor. Zor bir durum. Böyle bir durumdayken yanımda kimsenin olmaması; olanların ise Türkçe bilmiyor olması tek sevindirici durum. Ve sigara kabini … Havalimanlarını hep sevmişimdir. Ama hepsini değil. Bir havalimanını sevmem için öncelikli kriterim gidenin ben olmam şartıdır. Bir de sadece iç hat hizmet veren havaalanlarını bir türlü sevemedim. Niye olduğunu bilmem; çok da düşünmem.

Sigara kullanmaya teşvik ettiğimi düşünmeyin ama sigara kullanmıyorsanız bile sigara kabininde vakit geçirmenizi tavsiye ederim. Ancak sigara kullanmıyorsanız, sadece 1 dakika içerisinde tüm kıyafetlerinize sinecek olan sigara kokusunu göze almanız şart. Bu kabinlerde sıkıştırılmış bir havalimanı profili görebilirsiniz. Cam bir fanusun içerisinde. Tüm hava alanının siluetidir orası. Kahve içenler, pasaport ve uçuş kartlarını gözden geçirenler, gereğinden büyük dizayn edilmiş uçuş kartlarını hangi ceplerine yerleştireceklerini kestiremeyenler, son telefon görüşmelerini yapanlar, müzik dinleyip zaman geçirmeye çalışanlar, bu sıkıştırılmış ortamda yeni biriyle tanışıp sohbet edebilir miyim diye herkesin gözünün içine bakanlar, “ya son çağrı yapılırsa ve ben duyamazsam” diye gereksiz bir tedirginlik içinde olan ama yine de sigarasını söndüremeyenler… vs. bir de eline kahve döküldüğü için sinir küpü olanlar var. Herhalde bir tek ben değilimdir.

Ayrıca, uçakta telefonunu kapatmayacakları burada telefonlarını şarj ederken görebilirsiniz. (bunları yazarken düşündüm de “ben hangi gruba dâhilim diye. Sanırım hepsi 🙂 . Sadece gereksiz tedirginliklerim yoktur. Çok uçuş kaçırmışımdır ve hiçbirinde ortalıkta kalmadım. Bir de genel anlamda, telefonla görüşmesini pek sevmem.) Dediğim gibi, sigara kabinleri ilginç ve güzel gelir bana. Günün her saati açık ve sürekli değişik yüzler girer, çıkar. Her türlü insan; her dilden; her dinden. Her daim 20’ye yakın kişi olur sigara kabinlerinde ve içeride –nereden baksanız- 10’a fazla değişik dil konuşulur. (ya da istenilse konuşulabilir). Ama yine de kimse çakmağı kelimelerle (kendi dilinde ya da İngilizce) anlatmayı tercih etmez. Çakmağı anlatmak için beden dili çok kolaydır :). Herkes birbirinin yüzünü en az birkaç saniye görür sigara kabininde ve sonra herkes çekip gider. Giderken kimse orayı ve oradakileri düşünmez. Ancak hala orada birileri sigara içiyor; Ben bunu yazarken ve siz okurken.

2 yorum

  • arkutbay dedi ki:

    Zaten dışardan duman üfleyen akvaryum balıkları gibi görünüyorsunuz , içeri girmemize gerek yok 🙂 Havaalanlarını severim , giden ben olunca sözü de çok güzel olmuş . İç hat havaalanlarını ben de sevmem . Muhtemelen insan rengi az ve yeterince uzağa gidemediğimiz içindir .

  • MACALLAN dedi ki:

    Beğendim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*