HALKIDIKI

HALKİDİKİ
İlk defa bir seyahat yazısı yazıyorum. Hep gezilerden sonra yazmak istedim ama bir türlü elim yazmaya gitmedi. Daha ziyade Facebook sayfama gezi fotoğraflarımı koymakla yetiniyordum.

Gezilerde bu tarz yazılardan çok yararlandım. Sonra baktım ki bencillik ediyorum. Hep bana hep bana olmuyor. benimde bu aleme katkım olması gerekiyor. artık bunu bir borç bilerek yazmaya karar verdim.

Bu ilk yazım olduğundan kısa bir seyahat ile başlamak iyi olur diye düşünerek Halkidiki ile başlıyorum.

Bu ilk yazım olduğundan kısa bir seyahat ile başlamak iyi olur diye düşünerek Halkidiki ile başlıyorum.
Bir kaç ay öne bu geziyi yapmaya karar verdik. Yunanistan’a defalarca gitmiştik ama çok merak etmeme ve yaklaşık 15 yıldır gitmek istememize rağmen Halkidiki’ye gidememiştik.

Eşim, kızım ve bir çok seyahate beraber çıktığımız arkadaşımız ile 1 Mayıs tatilinde de faydalanarak bu planı gerçekleştirelim dedik.

Geziye 1 Mayıs Cuma başlayıp, 1 gece çok sevdiğimiz Kavala’da kalacak, 2 Mayıs’ta Halkidikide ve son olarak 3 Mayıs’ta Selanik’te kalarak 4 Mayıs’ta dönecek şekilde 3 gece planladık.

Geziye kendi aracımız ile çıkacağımızdan araç ile ilgili işlemleri yaptırdım. Bu konuda biraz bilgi vermek istiyorum. Eğer aracınızla yurt dışına çıkacaksanız yapmanız gereken işlemler var. Öncelikle Yunanistan mutlaka uluslararası sürücü belgesi istiyor. Ayrıca aracın yurt dışı trafik sigortasını(Greencard) yaptırmanız gerekiyor. bu konular ile ilgili detaylı bilgileri aşağıdaki linkten öğrenebilirsiniz.
http://www.turing.org.tr/

Ayrıca şunu da belirteyim, araç sizin üzerinize yada beraber seyahat ettiğiniz kişilerden birisinin üzerine olmalı. Eğer araç şirket aracı ise yetki belgesi ve muvaffakatname gerekiyor.
Bu bilgilerden sonra gelelim seyahatimize;
1 Mayıs cuma günü erkenden yola çıkıp yaklaşık 280km yol yaparak saat 11:30 gibi İpsala sınır kapısına vardık. Tatil günü olması nedeni ile sınır kapısı oldukça kalabalık görünüyordu.( Resim 1)

Bir iki saat içinde geçeriz diye düşünürken kuyruğun ilerlemediğini fark ettim. Bir ne oluyor diye bakayım derken Yunanistan tarafında işlem yapmadıklarını kuyruğun yedi sekiz saatten önce bitmeyeceğini duyunca. Hemen yeni bir plan yaparak. Pazarkule sınır kapısından geçmeye karar verdik. Hem de Edirne’de ciğer yemek de fena olmayacaktı. Bu değişikli yaklaşık 200 km kadar yolu uzatıyordu. Öğlen Edirne’ye vardığımızda arabayı park edecek otopark bile kalmamıştı. Nası bir kalabalık nasıl bir trafik anlatamam şehrin içine 45 dk. da zor girdik. Ciğerciler de yer bulmak ne mümkün. Zar zor bir yer bulduk ve büyük bir keyifle ciğerlerimizi yedik. (Resim2)

Bu arada badem ezmelerimizi ve kurabiyelerimizi de alarak Pazarkule sınır kapısına geldik (Resim 3)

Sınır kapısında önümüzde sadece 1 araba vardı ve 5 dakikada Yunanistan’a geçtik. Yunanistan’da da işlemler çok kısa sürdü ve önümüzdeki 275 km lik yol ile Kavaya doğru yola çıktık.
Bu arada yakıt fiyatları bizimkinin az biraz üzerinde onu da belirteyim. Pazarkule’den sonra 100 km kadar gidiş gelişli ama keyifli bir yol ile otobana kadar geliyorsunuz. Otoban mükemmel. Kavala’ya kadar otobandan gidiyorsunuz. Otoban ücretler çok yüksek değil. Kavala’ya girmeden önce Nea Karvali’ye uğrayarak Kavala Kurabiyelerimizi aldık. Bu arada şunu da söylemeden edemeyeceğim. Edirne’de aldığımız kurabiyelerin daha güzel olduğu konusunda hem fikir kaldık.

Kavala’da hotels.com dan rezervasyon yaptığımız Airotel Galaxy’de kaldık. Otel Kavala için oldukça güzel. Otoparkı da var ama biz gittiğimizde otopark doluydu. Yola park etmek zorunda kaldık.

Otele yerleştikten sonra her zaman yemek yemekten çok keyif aldığımız Perigiali’de yat limanı içindeki Ouzeri Balaoura’ da yemek için dışarı çıktık. Uzolarımızı ve bilimum sebze ve deniz mahsulü kızartmalarımızı (kabak kızartmasını tek geçerim) yedikten sonra otelimize döndük.(Resim4)

Ertesi sabah erkenden kahvaltımızı yapıp yola çıkmayı planlıyorduk. Kahvaltı için otelin kahvaltı salonuna çıktığımızda ne olduğumuzu anlayamadık.

Turlar bizden önce çıkmışlar yaklaşık yüz kişi her şeyi yağmalıyorlar. Nasıl bir kargaşa anlatamam. Öyle ki bir tanesi tadına bakıp beğenmediği bir şeyi tekrar servise koydu. İçecek makinesinde bile su kalmamıştı.

Bulabildiğimiz şeylerle yetinerek bir an önce yola çıkmak için bir şeyler atıştırdık. Otobana çıkmadan geze geze gitmeye karar verdik. Nevigasyonla bile bir kaç defa kaybolduk ve mecburen otobana çıkmak zorunda kaldık.

Otobanın Mikri Volvi çıkışından çıktık. İçeriye Halkidiki yönüne gitmeden önce Volvi gölünün kıyısında Mikri Volvi’de kahvelerimizi büyük bir keyifle içtik. (Resim 5-6)

Halkidiki ile ilgili biraz bilgi vereyim.
Halkidiki, Yunanistan’nın kuzeyinde bulunan bir yarımada ve aynı zamanda Orta Makedonya coğrafi bölgesine dahil bir ildir. Özerk Aynoroz bölgesi de bu yarımadada bulunur. Halkidiki ili, yarımadanın merkezinde bulunan Polygyros kentinden yönetilir.
Halkidiki’nin kuzeyinde Cholomontas dağları uzanır. Halkidiki, Ege Denizi’nin kuzeyinde üç parmaklı ele benzer bir görünüme sahip yarımadadan oluşur. Halkidiki ilinin kuzeyinde Selanik ili bulunur.
Halkidiki’de bulunan en büyük kentler sırasıyla Nea Moudania, Nea Kallikrateia ve Polygyros’dur.
Yarımadanın üç parmağının kıyılarında Yerakini, Neos Marmaras, Ouranoupolis ve Nikiti gibi tatil beldeleri bulunmaktadır.
Bölgedeki ilk yerleşimler Eğriboz adasından gelen Yunanlar tarafından MÖ 8. yüzyılda oluşturulmuştur. Stageira antik kenti büyük filozof Aristoteles’nin doğduğu kenttir.
2003 yılı Haziran ayında, Neos Marmaras’da Avrupa Birliği liderleri Avrupa anayasasının ilk taslağını oluşturmuşlardır.
Halkidiki Üç ayaktan oluşuyor Kassandra , Sitonia ve Atos . Atos 3.ayak ve bu kısımda dini bir alan bulunuyor . Sadece uç kısmı Turistik , diğer alana giriş yok . Ouranoupoli yarım adada gidilebilecek son nokta . Sonrası ise Manastırların olduğu bölge.
Athos, adını muhteşem görünüşlü Athos dağından almakta. Bu bölgeyi bilmiyorum ama öğrendiklerimi size aktaracak olursam. Agio Oros Ortodoks Hristiyan erkekleri için bir inziva bölgesi… Burası Vatikan gibi özerk bir cumhuriyet olsa da kadınların alınmadığı bir bölge. Burada yer alan manastırlarda sadece erkekler yaşıyor, belirli dönemlerde özel izin ile dışarıdan ibadet için erkekler gelebiliyor ancak kadınların alınması yasak.Tüm adada yerleşik düzendeki manastırlar muhteşem bir görsel şölen sunuyor ve Ortodoks hristiyan aleminin en önemli ikonaları bu bölgede bulurmuş.
Bu kadar bilgiden sonra otelimizin de yer aldığı Sitonia’ya doğru yola çıkalım. Otelimiz Elia Nikitis’te. Yol çok keyifli bahar ayı olduğu için her taraf çiçeklerke doluydu özellikle gelinciklerin görüntüsü bir harikaydı. Kendimizi alamadık arabayı durdurup gelinciklerin içine daldık. (Resim7)
Dağ yollarını bitirdikten sonra denize vardık ve sola döndük. Deniz kıyısında birbirinden güzel plajlar vardı. Bunlardan birisi de Kovios Beach. Tamamen tropik bir plajmış gibi duruyordu. Yeşil mavi ve bembeyaz kumlar. Birer Mythos içimek için durmaya karar verdik. ( Resim 8)
Her plajda durup fotoğraf çekmek isteğimi zor engelledim. Ama yine de Koviou Beach de durup bir fotoğraf çekmeden geçemedim. ( Resim 9)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*