Graz’da İki Gün

Yaklaşık iki sene önce eşimle Graz’da yaşayan arkadaşlarımızı ziyaret etmek istedğimize karar verdik ve seyahat yollarını ararştırıken Prag – Viyana – Budapeşte turlarının uygun fiyatları bizi cezbetti ve Viyana yerine turdan kaçarak iki günümüzü Graz’da geçirmeye karar verdik.


 


Prag’daki ilk günümüzde bu düşüncemizi tur rehberimizle paylaşınca önce bizim deli olduğumuzu düşündü ama niyetimizin ciddi olduğunu anlayınca telefon numaralarımızı alarak endişeli gözlerle arkamızdan bakmakla yetindi.  Prag’dan Viyana’ya sabah 6 da kalkan bir trene bilet aldık ve 5 saatlik keyifli bir tren yolculuğu sonunda Viyana’ya vardık.


 


Arkadaşlarımız bizi karşıladı ve hızlı bir Viyana turunun ardından akşamdan önce Graz’a doğru yola çıktık.  Graz Viyana’ya karayolu ile 2 saat mesafede ve otoban olduğundan yolculuk rahat geçiyor.


 


Graz’ı keşfetmeye ertesi sabah başlıyoruz.


 


Graz Steiermark eyaletinin başkenti ve Avusturya’nın Viyana’dan sonra ikinci büyük şehri olma özelliğini taşıyor.  Aynı zamanda 2003 senesinde Avrupa’nın kültür başkenti seçilmiş olmasının da haklı gururunu taşıyor.


 


Gezintimize şehir merkezinden başlıyoruz, bir şehri gezmenin en iyi yolu yürümektir biliyorsunuz ve Graz buna çok müsait bir şehir.  Şehir merkezinde tarihi bir fırın, çok zengin bir kişinin kendisi için yaptırdığı anıt mezar ve Burg denilen yapının içindeki eşi benzeri olmayan bir merdiven konstrüksiyonunu gördükten sonra büyük bir parkın içinden yürüyerek Schlossberg’e yaklaşıyoruz.


 


Schlossberg Graz’ın ortasonda yükselen bir dağ ve bu dağın içi 1. Dünya Savaşı zamanında tepesinden itibaren oyularak bir sığınak ve kaçış yeri olarak kullanılmış yani dağın içine girerek tepeye dağın içineden çıkılabiliyor isterseniz teleferikle isterseniz sonradan yapılan son derece modern asansörlerle.


 


Dağın tepesine ulaştığımızda ise manzara gerçekten gözalıcı.  Glockenspielplaz denilen bu yer dünya güzeli bir saat kulesi ve onun çevresindeki meydandan ve çok güzel manzaraya sahip bir cafeden oluşuyor.  Bu Cafe’de mis kokulu kahvelerimizi yudumlayarak Graz’ın harika günbatımının keyfini sürüyoruz.


 


Sıradışı mimarisi ile gözümüze çarpan bir bina var aşağıda ve arkadaşlarımız ona “Friendly Alien” da denildiğini, asıl adının Kunsthaus Graz olduğunu ve bir kültür merkezi binası olduğunu açıklıyorlar.  İlginç olan tüm binanın dışının milyonlarca ekrandan oluşması ve özellikle geceleri oluşan farklı görüntüleriyle şehrin en ilgi çekici yapısı haline gelmesi.


 


Schlossberg’den geldiğiniz yolla yani asansörlerle inebilir veya bizim gibi yine 1. Dünya Savaşı’nda yapılan ve hala kullanılarn merdivenlerle inebilirsiniz.  Kaç basamak olduğunu saymadım ama adı üstünde dağ, siz hesap edin artık.


 


Akşam yemeği için yerel ve tipik bir Avusturya restoranına gidiyoruz ve birbirinden lezzetli yemekler ve dev bira bardaklarımızla yorgunluğumuzu atıyoruz bir parça.  Bu arada önemli bir not, Avusturya’da restoranlarda bahşişi masaya bırakmak çok ayıpmış, elden garsonun kendisine vermeniz gerekiyor, benden söylemesi.


 


Akşam yemeği bitti ama gece henüz yeni başlıyor.  Three Monkeys isimli bir bara gidiyoruz ve sabaha kadar eğlence, müzik, dans.


 


Ertesi sabah bu kadar eğlenmiş olmanın dayanılmaz hafifliği (!) ve korkunç baş ağrılarıyla uyansak da bu bizi hemen kendimizi dışarıya atmaktan alıkoymuyor tabii.  Arkadaşlarımız bizi arabayla şehir dışında bir yere götürüyorlar.  Burası Buschenschank denilen bir bölge ve gözalabildiğine üzüm bağlarından ve şirin mi şirin evlerden ibaret bir köy.  En büyük özelliği burdaki restoranaların sadece kendi ürettikleri yiyecekleri satmaya izni olması.  Yani her çeşit jambon, sucuk, peynir, sebze, üzüm suyu ve şarap bulabilirsiniz.  Ama kola veya kahve isterseniz asla yok.  Ürünlerin tamamı organik ve inanılmaz taze.  Enfes bir kahvaltı yapıyoruz burada ve ardından sisler içinde üşüyene kadar yürüyoruz.


 


Graz’daki son saatlerimizi arkadaşlarımızın evinde sohbet ederek geçirdikten sonra yaramaz çocuklar gibi firar ettiğimiz tur şirketimizi Viyana’da yakalmak üzere söz verdiğimizden tekrar yola koyuluyoruz.


 


Bu gezimizin Prag ve Budapeşte kısmını başka bir yazımda paylaşmak üzere…


 


Saygı ve sevgilerimle…

Yazarın notu: Anlattığım yerlerin bir çoğunu “Graz-Avusturya” fotoğraf albümümden görebilirsiniz.

3 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*