Göller Bölgesi 2 – Kibyra ve Salda Gölü

Sabah kahvaltıdan sonra çok vakit kaybetmeden koyuluyoruz yola, zira epey uzun bir mesafe gideceğiz bugün. İlk durağımız Kibyra olacak.

Kibyra, Amasyalı gezgin (kendisi Amasya’da dağların arasındayken, “bana geliyorlar burada, fena oluyorum” diyerek yollara koyulan biri) Strabon tarafından Lidya kökenli bir yerleşim olarak anlatılmış. Kentin bugün görülebilen tüm kalıntıları ise Roma İmparatorluğu döneminden kalma.

Kibyra’ya gitmek için Burdur’un Gölhisar ilçesine doğru ilerlemeniz gerekiyor, ilçeden zorlu olmayan hafif bir tırmanışla rahatça ulaşabiliyorsunuz. Özel aracınız yoksa eğer buraya ulaşımınız kolay değil. Gölhisar’a dolmuşla gelip, ardından taksiye binmelisiniz. Bir önceki yazıda belirttiğim gibi, biz araba kiraladık Burdur’dan. (Hyundai i20 Dizel – 120 TL/günlük).

Kibyra’ya ulaştığınızda ilk olarak akropol bölümünde duruyorsunuz ve biraz daha devam ettiğinizde Arena’ya ulaşıyorsunuz.

IMG_0410

Burası 12-13 bin kişilik kapasitesiyle Anadolu’nun en görkemli stadyumlarından birisi olarak gösteriliyor.

Stadyum’dan biraz daha tırmandığınızda ise Agora’ya ulaşıyorsunuz.

IMG_0431

Agora bölümünde pazar yeri olarak değerlendirilen cadde, odeon, hamam ve antik tiyatro çıkıyor karşımıza. Elinize verilen planlara kanarsanız eğer, stadyumdan arabaya atlayıp daha tırmanacağınızı düşünebilirsiniz, fakat bir süre sonra yol çok kötüleşiyor. Biz de nihayetinde ulaşamayacağımızı düşünüp geri dönmüştük, fakat o kadar uzağa gitmeye gerek olmadığını dönüşte sorarak anladık. Stadyumdan yukarı çıkan yoldan yürüyerek çok kısa bir sürede Agora’ya ulaşabilirsiniz.

IMG_0441

IMG_0448

Kibyra’dan çıkan buluntular da bugün Burdur Müzesi’nde sergileniyor. Kibyra’yı gezdikten sonra ise Salda Gölü’ne gidiyoruz. Bu göl önemli…

Salda Gölü bugün Anadolu’nun en berrak göllerinden biri olarak görülüyor (hatta bir söyleme göre dünyanın en temiz beşinci gölü) ve kumsalında bulunan kumlar, Mars’taki toprak yapısına çok benziyor ve bu özelliğiyle eşsiz sayılır. Yalnızca bir yer daha Salda Gölü’yle benzer özellik gösteriyor. Bu kum büyük çapta mermerlerin kumlaşmasıyla oluşmuş bir kum, uçsuz bucaksız bir beyazlık olmasa da, ortaya çıkan görüntü görmeye değer. Yaz günlerinde Salda Gölü’nde yüzmek de mümkün, fakat ne var ki bu köy baraj sevdasıyla tehdit altında ülkenin genel bir alışkanlığı olarak, gölü besleyen tek su kaynağı olan Düden Çayı'na yapılmak istenen baraj Salda Gölü'nü tehdit ediyor. Üstelik bu göl, Mars'taki su ve hayat çalışmaları için dünyadaki bir gözlem yeri olarak da kabul ediliyor bu benzerliğiyle. 

IMG_0458

IMG_0461

Yaz günü geldiğinizde göl kıyısında yemek yiyebilir, gölde yüzebilirsiniz. Sezon açılmadan önce geldiğinizde ise boş kumsalın tadını çıkarın.

Salda Gölü’nü de gördükten sonra vakit akşama yaklaştığından Burdur’a dönüyoruz, arabayı teslim edip Isparta’ya doğru yola çıkacağız.

Burdur’dan ayrılmadan önce özel önerim, Altıparmak Yöresel Ürünler’e gidip, Burdur’un ünlü ceviz ezmesi ve birçok başka ürününü de almanız. Çedeneli, pekmezli, cevizli ezmeleri es geçmeyin.

Burdur, Isparta’yla karşılaştırıldığında hayatın daha “rahat” aktığı, okuma oranı biraz daha yüksek, daha az şehirleşmiş, ama beklenenden daha fazlasını size veren bir şehir. Bir tek Sagalassos için bile gidebilirsiniz.

Biz Burdur’u çok sevdik, şimdi yolumuz anne memleketine, Isparta’ya gidiyor.

2 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Bu yazıda herşey var…Tarih,arkeoloji,doğa ve leziz yiyecek tavsiyeleri..Kibyra kentini bu kadar güzel tahmin etmemiştim,hele Stadion müthiş..Yolu sapa olduğu için belki iyi tanınmıyor..Salda gölünü de hep duyardık ama Midgard sayende ona ait güzel bilgiler edindik…Teşekkürler..

  • Midgard dedi ki:

    Stadion gerçekten muazzam Neşe Hanım, Kibyra´da kazılar devam ediyor, yeni buluntularla bilinirliğini ve önemini arttıracak beklentisi var. çok teşekkürler. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*