GİRNE VE MAĞOSA

KIBRIS…
 
Hiç hesapta yokken , daha doğrusu farklı bir ülkeye gitmeye niyetlenirken , gazetede gördüğüm yeni açılmış bir motel ilanıyla ve oldukça cazip fiyat imkanıyla Kıbrıs’a gitmeye karar vermiştim.İstanbul’dan moteli arayıp yer ayırtmıştım ancak orada bir sürprizle karşılaştım.Adım motelin listesinde yoktu, görevlinin beni bir kenara çekipte , diğer müşterilerin haberi olmasın size bungalov ev verelim , daha rahat edersiniz sözüyle neşem yerine geldi  çünkü çok sevdiğim bir tarzdır bu tip evler…

Seyahatimin ikinci gününde Girne’ye gitmeye karar verdim.Motelden bir taksi isteyerek sabahın 9 unda yola koyuldum, amacım Girne kalesini gezmekti.Kale, henüz ziyarete açılmamıştı , bende bu güzel limanı biraz dolaşmak istedim. Kıbrıs halkı güne oldukça geç başlıyor anladığım kadarıyla çünkü limandaki kahvaltı edilecek mekanların sahipleride henüz açmamıştı , tek tük turistik eşya satan dükkanlar açıktı.

Kıbrıs’ın adı , bir rivayete göre , kral 1.Hugh zamanında  içinde sur duvarları ve burçları olan küçük yalı kasabası Kyrenia dan gelmiş , daha sonraları halk dilinde Kıbrıs olmuş.Osmanlılar zamanında bir tatil kasabasıyken , İngiliz yönetimine geçtiğinde, liman ve sayfiye şehri olmuş.Açılış saati gelipte kaleye gittiğimde , kale bekçisi bana rehberlik yaparak , bilgisi ölçüsünde kaleyi bana gezdirdi fakat kaleden görülen manzara müthiş güzeldi.Artık Girne’de benim nazarımda yaşanacak yerler listesindeydi.

Mağosa ve kalesini gezmeye karar verdiğim gün 20 temmuz , barış harekatının yıldönümüydü.Resmi geçit töreni ve jetlerin gösterileri çok güzeldi.Bu önemli tarihte tesadüfen orda olduğuma da memnun oldum.

Mağosa kalesini  benim için önemli kılan şey , önemli şairlerimizden Namık Kemal ‘ in  38 ay boyunca burada tutulmasıydı.Önce üç gün boyunca , kalenin girişindeki taştan bir odada , tahta bir sedirde kalmış , daha sonra yukarıdaki odada , Veys Paşa’nın talimatıyla misafir muamelesi görmüş. Her iki mekanda ziyaret edilebiliyor zaten.Kaldığı oda , çalışma odası olarak düzenlenmiş ve duvarda soy ağacı levhası bulunmakta.Namık Kemal, burada kaldığı süre içinde serbestçe dolaşıp , dışarısıyla mektuplaşmış ve ziyaretçilerinide ağırlamış.Türk edebiyatının klasiklerinden olan “Gülnihal” ve “Akif bey” ide burada yazdığı bilinir.

Kıbrıs  seyahatimde beni etkileyen şehirler ve sebepleri bunlardı , aldığım hatıra eşyalarının Saudi Arabistan’ dan  getirildiğini öğrenince , üretimin olmadığı ve bunu değiştirmek içinde çaba gösterilmediğini  anladım ve üzüldüm açıkçası…

3 yorum

  • Ebruozcansatir dedi ki:

    Hayatımda gördüğüm en gizemli yer Kibristaki kapalı Maras bolgesidir. Sanirim 2003 yilinda son ziyeret edenlerdendim. Terkedilmiş bir Miami gibi, sanki bir film stüdyosu. Umarım tekrar ziyarete açılır kesinlikle görülmesi gereken bir yer.

  • mosq dedi ki:

    Kıbrıs, öyle bir yer ki insanda bağımlılık yapıyor. Bunu söylediklerinde aman abartıyorlar demiştim ama o gün bugündür her sene tur programımda kısa da olsa yer alır:)

  • NEŞE dedi ki:

    Osmanlılar,Kıbrıs ı Venedikten aldıklarında güzelim Kıbrıs şarapları İstanbul daki saraya taşınıyor ve Kanuni nin oğlu II.Selim bu şaraplara hayran kalıyor…Şimdi nerede bu şaraplar ,bilen yok…Kıbrıs da bugün,çok ufak tekstil üretimi dışında hiç bir üretim yok,tek gelir turizm ve tabii kumarhaneler,özel üniversitelerde güzel bir gelir kaynağı tabii…Fotoları bekliyorum…teşekkürler..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*