fotoğraflarla güney afrika

fotoğraflarla
güney afrika

Bayram, yol demektir benim için (ya da yol, bayram demek). Bu
bayram da gelenek bozulmadı, ben yine yollardaydım.

Soğuktan kaçtım, ekvatoru aştım, Mandela’nın sıcak ülkesinde
türlü maceralara göçtüm…
Yıllardır izlediğim onlarca film ile kalbimde yer etmiş olan
Soweto’da dolaştım…
Lion Park’ta yavru aslanları, zürafaları sevdim. Lesedi’de
kabilelerle kaynaştım…
GA’nın Las Sun City’sinde dalgalarla oynaştım…
Edeni’de hayvanlar alemine yaklaştım…
Ümit Burnu’nda, bir kez daha el salladım Antarktika’ya…
Dumanlı Cape Town’da şarap içtim, tembel tembel dolaştım.


Soweto’nun Teneke Evleri ve Kıvırcık Bebeleri…


Gölgelerin gücü adınaaa!… Güç ben de artıkkk!!!…
Lesedi’de 4 ayrı
kabile bir arada yaşıyor, her kabilenin dili, evleri, kıyafetleri ve dansları
birbirinden farklı. Günde 2 kez gruplar içeriye alınıyor; köyler tek tek
gezdiriliyor. İsteyenler köyde konaklayabiliyor.

Ülkenin kuzeyindeki Edeni Private Reserve, Kruger Park
yakınları…

Big Five’ın peşindeyiz… Safariye günde 2 kez çıkılıyor;
sabah 5 ve öğleden sonra 4’te. Her tur 3-4 saat sürüyor. Sabahın 5’inde en az
gece kadar kara olan Johanness kapıdan dalıyor ve bağırıyor: “Good morninnng!
Wake up calll” Uyandırma servisinin böylesi!… Sıkıysa uyanma:)

Varan 1…. Gergedan!



Varan 2…. Bufalo!… Hayvan biraz ters mi bakıyor ne?

Varan
3… Ormanların Kralı Aslaann!…
Günün neredeyse 20 saatini uyuyarak
geçiren kral, 50 kere de çiftleşebilirmiş. Bu fotoğraftan 2 dk sonra utanmaz
amca zevcesini dürttü; biz ne oluyor hişşt, hoopp demeye kalmadan bitti
olay.


Varan 4… Beşlinin en seksisi ! Ağaç dallarında yalnız takılan kedi, leopar
!


5’te 5 yapmadan dönmeemmmm!.. Varan 5… Fiiiil !.. Hortumuyla ağaçları
kökünden söken heybetli filleri bulmak en zoru oldu desem, bilmem inanır
mısınız?


Bunlar da safarinin bonusu: Çita ailesi…

İdeal safari sezonu olmamasına rağmen şans bizimleydi;
insanların günlerce izini sürdüğü big five’ı ve daha nice hayvanı (zürafa,
zebra, impala, su aygırı, börtü böcek ve kuşlar) doğal ortamında gördük. Bir
anda hayatımız National Geographic belgesellerine döndü.

Cape
Town- Waterfront ve Masa Dağı

Seyahatin son aşamasında ülkenin kuzeyinden en güneyine, Cape Town’a uçtuk.
Kimi insana göre ‘dünyanın en güzel şehri’ olan Cape Town -beklentimin
yüksekliğinden mi, şımarıklığımdan mı bilinmez- biraz hayal kırıklığına uğrattı
beni. Acun Firarda’dan kalmış en çok aklımda, sabaha kadar süren Long Street
eğlenceleri… Muhtemel hafta içi olmasının etkisi, mekanlar sinek avlıyordu.
Alemlere akacağımızdan değil, ününü haklı çıkaracak bir sebep aradığımdan
dolandım. Orada da bir şey bulamadım.

Cape Town kürekçileri… Dumanlı Masa Dağı yine kaybolmuş.

Afrikan Rivierası, Ümit Burnu yolunda…

Başka bir kıtanın ucunda…


http://ozlem-pansiyon.blogspot.com


7 yorum

  • aysek dedi ki:

    Fotoğraflar harika… Elinize sağlık…

  • edda dedi ki:

    Soweto’da evler teneke ama renkler muhteşem, mor arkada kırmızı ev.. ayrıca Masa dağı çok ilginç di mi, 200 Km. yi aşkın bir uzaklıktan bile görülebiliyormuş ve zirvesi yaklaşık 3 km. uzunluğunda ve dümdüzmüş…

  • NEŞE dedi ki:

    Gerçekten çok şanslısınız,millet günlerce dolanıp sizin gördüğünüz hayvanların birini bile göremeden dönüyor,yoksa önceden ayarlıyorlarmı bu hayvanları diye de kurnazca düşünmedim değil…Güzel fotolar ve güzelbir rota…

  • mertakinci dedi ki:

    gerçekten fotoğraflar birbirinden güzeller sayesinde gitmiş gibi hissettim kendimi

  • justinian dedi ki:

    Müthiş bir macera..

  • maliho dedi ki:

    Güzel fotoğraflar ve her zamanki gibi samimi bir yazı stili, çok hoş. Teşekkürler ve selamlar…

  • süleyman dedi ki:

    tek kelime ile müthiş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*