Farklı Dünya Küba 9 –Trinidad – Yaşgünü /Santa Clara /Ocak 2020

Bugün günlerden 30 Ocak, Perşembe, yarın doğum günüm. Doğum günümü Che’nin şehri Santa Clara’da kutlamayı planladım. Otobüsümüz 14.30’da kalkıyor. Fırsattan istifade kahvaltıdan sonra Trinidad ’ta görmediğimiz yerleri ziyaret edeceğiz. Kahvaltı esnasında daha önce de sesini duyduğumuz Sinek kuşu, kolibri begonvillerin arasında şakıyor. O kadar hızlı kanat çırpıyor ki takip etmesi çok zor. Bu kuşlar hızlı kanat çırpmaları sayesinde havada durabiliyorlar.  Sokaklar  bizi bekliyor. Her fotoğraf karesi yeni bir güzellik yakalıyor.

Önce otobüs biletlerimizi onaylatmak için Viazul garına gidiyoruz. Ana caddede yer alıyor. Trinidad’a geldiğimiz vakit gece olduğu için tam yerini anlayamamıştık. Cadde boyunca kapısı açık restoran, dolmuş olarak kullanılan kamyon, manav, parmaklıkların arasından sohbet eden kişiler, Devletin bakkal dükkânı, binbir çeşit manzara arasından süzülerek Plaza Mayor’da bulunan Romantik Müzeye (Museo Romántico) gitmeyi hedefliyoruz.

Yolumuz üzerinde Trinidadlı avukat Rafael Rodríguez Altunaga’nın eski evi olan ve bugün Trinidad Şehri Belediye Arşivi olarak kullanılan ( Archivo Historico Municipal)binayı ziyaret ediyoruz. Raflarda birçok belge görüyoruz. En son olarak İsviçreli bir koleksiyoncu Trinidad’a ait orijinal belgeleri buraya bağışlamış. Müze 1975 yılında açılmış. Trinidad şehrine ait belgeler ve raporların hepsi burada. Trinidad’ın belgesel tarihini bize sunuyor.

Romantik Müze, Plaza Mayor’da bulunan bir saray.1808 yılında yapılmış ve İspanyol kontu Nicolás de la Cruz Brunet’ye aitmiş. Binanın adı Brunet Sarayı olarak da geçiyor. Küba’nın en zengin ve en güzel saraylarından biriymiş. Girişteki veranda Endülüs mimarisi ile yapılmış.

İçerde 19.yy ‘la ait eşya ve nesne koleksiyonu bulunuyor. Sèvres porselenleri, çin heykelcikleri, Fransız opalin objeler, gümüş eşyalar, özellikle benim çok ilgimi çeken biblolar, antika maun mobilyalar, giyim eşyaları, zamanının lüks dekoratif nesneleri olduğu gibi duruyor ve sergileniyor. Evin mutfak , yatak ve yemek odası bölümü çok iyi korunmuş. Belli ki uzak diyarlardan getirtilmiş eşyalar her biri ayrı bir değer. Tam bir saray. On dört odada eşyalar sergileniyor. Burası Trinidad şehrinde ilk açılan saray müzeymiş. Yemek odasında sofra kurulu. Gümüş çatal bıçak takımlar, porselen tabaklar, kristal bardaklar, avize, işlemeli örtü.

Duvarlardaki yağlıboya tablolar herhalde sahiplerinin portreleri. Bir zamanlar nasıl şaşalı, debdebeli bir hayat sürülmüş. Herhalde ev halkının bir gün evlerinin gezginlerin ziyaretine açılabileceği hiç akıllarına gelmemiştir.

Balkondan Trinidad manzarası o kadar güzel ki. Masal evi.

Dikiş kutusu bile harika.

Deniz kabuklarından yapılmış bir süs eşyası, bayıldım.

Buradan sonra Guamuhaya Arkeoloji Müzesi (Museo de Arqueología Guamuhaya)’ni görmeye gidiyoruz. Müze Colomb öncesi dönemden başlayarak Küba’nın Arkeolojik tarihini anlatıyor.18.yüzyılda yapılan bina Don Juan Andrés Padrón ve ailesinin oturduğu evmiş. Guamuhaya adı, Küba ‘da yaşayan Aborjinlerin dilinden geliyormuş.

Plaza Mayor’un biraz dışında Simon Bolivar caddesinde muhteşem bir saray “Palacia Cantero”El Museo Municipal de Trinidad. Yapı 1827-1830 yıllarına kadar zengin şeker tüccarı Borell ailesinin eviymiş. Neoklasik tarzda yapılmış bir şaheser. Yer karolarına bayıldım. Güzel bir bahçeye açılan avlu mükemmel.


Meydandaki 1892 yılından kalma kilise Iglesia Parroquial de la Santísima Trinidad ‘ı geziyoruz. Kilise bir kasırga sonucu yıkılmış ve daha sonra yeniden yapılmış. İçinde bol miktarda ahşap malzeme kullanılmış.

Kilisenin girişinde Mesih’in doğumunu canlandıran bir sahne yapmışlar.

Casa de la Música’da biraz soluklanıp keyif yapıyoruz. Hemen yanda iki katlı çiçekler içinde, tabii ki eski mobilyalar çatal bıçak takımlarının bulunduğu Los Conspiradores restoranda öğle yemeğimizi yerken güzel Trinidad’ın nefis havasını soluyoruz.

Yavaş yavaş pek de istemeden eve dönüş yoluna doğru yöneliyoruz. Bavulumuzu toplayıp otobüs garına gideceğiz. Eve geldiğimizde bizi bir sürpriz bekliyor. Sabah kahvaltıdayken başka Türk misafirlerin de geldiğini haber almıştık. İçeri girer girmez Mate bana bir yaş günü pastası getiriyor. Hep birlikte neşe içinde yiyoruz. Çok güzel bir yaş günü . Kübalı arkadaşlarımızla inanılmaz bir anı. Türk misafirlerle birlikte kutlanan doğum günü.

Mate’nin annesi bizi uğurlamak istiyor.

Rosquete’nin anlaştığı bisikletli kapıya geliyor. Bavullarımızı itina ile yerleştiriyor. Giderken zaman zaman aşağıya iniyoruz. Rosquete’de bisikleti iterek yardımcı oluyor. Estek köstek varıyoruz ama burada Küba’da bir diğerine rastlamadığımız bir şey başımıza geliyor. Otobüs iki saate yakın rötar yapıyor.17.30’da varmayı planladığımız Santa Clara’ya hava iyice karardığında giriyoruz. Otobüs yolcularıyla sohbet ediyoruz.

Yolda manzaralar harika. Otobüsün camından anları yakalamaya çalışıyorum. Ne güzel bir ülke.

Yorgun argın geldiğimiz Santa Clara ‘da diğer turistlerle birlikte bir dolmuş tutarak Carmita’nın Hostel’ine geliyoruz. Dolmuşa  üst üste biniyoruz. Carmita bizi kapıda bekliyor. Yerleşir yerleşmez yürüyerek akşam yemeği için çıkıyoruz. Ara sokakların birinde Kübalıların yediği bir yerel restorana oturuyor ve gezinin en ucuz yemeğini yiyoruz. Yanımızda getirdiğimiz nazar boncuklarını garsona ve yemek yiyen çok sevimli bir çocuğa hediye ediyoruz.

Gece tam göremedik ama çok seveceğimiz bir yer bu şehir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*