Farklı Dünya Küba 6 – Varadero / Ocak 2020

Bugün,Pazar ve biz  Karayipler’in en tanınmış tatil beldelerinden biri olan Varedero’ya gidiyoruz. Matanzas eyaletinde bulunan Varadero Küba’nın kuzey kıyısında Hicacos Yarımadası’nda.

Viazul otobüsümüzün kalkış saati sabah 8. Biletimiz daha önceden alındı ama binmeden önce onaylatmamız gerekiyor. Bu nedenle en az bir saat önce otobüs terminalinde olmalıyız. Küba’da ilk otobüs deneyimimiz olacağı için biraz telaşlandık. Bu arada bagajlarımızın büyük bir kısmını Havana’daki Casa’da bıraktık. Dönüşte alırız diye düşündük. Onlar da hiç itiraz etmediler. Sabah kahvaltıdan sonra akşamdan anlaştığımız Coco taksi ile otobüs terminaline gittik. Terminal gayet düzgün. Otobüsler de temiz ve düzenli. Sistem şöyle işliyor.

Biletinizi onaylatıyorsunuz. Eğer bilet almadıysanız yer bulmanız biraz zor olabiliyor.  Bavullar uçaktaki gibi tartılıyor. Ağırlığın 20 kiloyu geçmemesi gerekiyor. Bagajlar ayrı bir yerde toplanıyor. Otobüs yanaştığında bavullar sırayla bagaja yerleştiriliyor. Otobüslerde sıra numaraları yok. Kuyruk sırası ile biletinizi gösterip biniyorsunuz. Bu arada bileti alıyorlar. Sadece bagaj biletleri kalıyor. Tabii bizdeki gibi servis yapılması söz konusu değil. Yolculuk üç saat sürüyor. Öğlene doğru 11.05’te orada olacağız. Otobüste boş yer yok. Varadero çok fazla turistin ziyaret ettiği bir yer.

Otobüs Havana’dan çıkıyor. Çıkarken şehrin en lüks yapıtlarından birini görüyoruz. 1909’dan 1913’e kadar Küba Cumhuriyeti’nin başkanı José Miguel Gómez’in hayatındaki önemli anları gösteren beyaz bir yapıt. İtalyan mimar Giovanni Nicolini tarafından tasarlanmış.

Varadero’nun 20 km’den fazla bir sahili ve muhteşem bir plajı var. Böyle olunca da Dünyanın dört bir yanından gelen turistler Varedero’ya akın ediyorlar.

 Juan Gualberto Gomez havalimanı da buraya ulaşımı kolaylaştırıyor. Manzaralar o kadar harika ki, seyretmeye doyamıyorum.

Eski Amerikan arabalarının süzüldüğü mavinin ve yeşilin her tonu. Bulutlar bile bir başka güzel. Sanki geçmiş zamanlarda bir yerlerde yolculuğumuza devam ediyoruz.

Sahile yakın yerlerde ham petrol çıkarma makineleri görüyorum. Sondaj çalışmaları yapılıyor. 2008 yılından beri Hükümet gözetiminde sürdürülen bu çabalar boşa çıkmamış. Meksika Körfezine yakın Küba topraklarında petrol rezervinin ülkeyi rahatlatacak kadar olduğu yetkililer tarafından açıklanmış. Otobüs bir yerde mola veriyor. Bir şeyler içiyoruz.

Rengârenk evleriyle Matanzas muhteşem. Aslında burada da kalınabilirmiş. Çok güzel bir yer. Kolonyal döneme ait yapılar. Masal gibi. Harikalar diyarı.

.

Ağaçların arkasından çıkan polis otobüsü hızlı gittiği için uyarıyor. Aslında hız kurallarına uyuyordu ama yine de biraz da olsa fazla hızlı gitmiş. Bu arada şoför çok neşeli. Bir yandan şarkı söylüyor bir yandan geçtiği küçük yerleşim birimlerinden tanıdıklarına selam veriyor.

Varedero güzel bir tatil yeri. Tabii büyüklüğü konusunda bir fikrimiz olmadığı için Casa’ya gitmek için taksiye bindik. Aslında yürüyebilirmişiz. Nitekim dönüşte öyle yaptık. Betty’nin evi bahçe içinde sempatik bir yer. Hemen sallanan koltuğa oturmayı ihmal etmedim. Ev sahibi güler yüzlü. Odamızın içinde banyo ve tuvalet var. Yataklar allı güllü. Temiz bir yer. Oda hazır olmadığı için vakit kaybetmek istemedik ve hemen Varadero’yu gezmeye çıktık.

Yürüyerek ana caddeye gelince bir fayton sahibiyle anlaşıp Varadero’yu keyifle dolaşmak istedik.

Sürücü bizi önce Josone Parkına götürdü. Park 1942 yılında, bir rom fabrikasının sahibi olan José ve Onelia Iturrioz çifti tarafından yaptırılmış. 9 Hektarlık bir alana kurulmuş. Parkın içinde bir de konak var. Gölet kenarında geziyoruz. Ayrıca pedallı bisiklete de binebiliyorsunuz.

Bin bir çeşit ağaç ve bitki türleri muhteşem görünüyor. Huzur dolu bir yer. Varadero’da Varahicacos Ekolojik Koruma Alanını görmek istiyoruz ama sadece bir gün kalacağımız için bu mümkün olmuyor. Varadero aynı zamanda büyük golf sahalarıyla da tanınıyor. Fayton gezisinden sonra Azul Plajında yüzmenin keyfini yaşamak için sabırsızlanıyoruz.

Santa Elvira bir Katolik kilisesi, 1938 yılından kalma. Taş ve ahşaptan yapılmış. Kapının üzerinde küçük bir çan kulesi ve haç göze çarpıyor. Caddenin sağında solunda el sanatları dükkânları, hediyelik eşya satan yerler. Her şey el emeği göz nuru. Özellikle doğal malzemelerden yapılmış takılar ve Küba’nın gömlekleri.

The Beatles Bar pek meşhur. Açılalı fazla bir zaman olmamış. Barda 60 yıllar ve 90 ‘lı yılların rock müzikleri canlı performans olarak sergileniyor. Akşamları çok daha güzel.

Geze geze bir puro dükkânına gidiyoruz. Burada Türk Beyler ile karşılaşıyoruz. Türk rehberleri bize hangi puroları almamız gerektiği konusunda biraz da ukala bir tavırla bilgi veriyor. Anlaşılan burası turistik olmuş. Satıcı kaç liralık alırsanız onu not ediyor. Herhalde Devlete bildiriyor.

Sürücü buradan çıktıktan sonra bizi öğle yemeği için bir restorana götürüyor. Bu sırada yol üzerinde yine ETECSA kullanan turistleri görüyoruz.

Arabalar o kadar güzel ki hangi birinin fotoğrafını çeksem karar vermek zor. Pequeño Suarez restoranda duruyoruz. Sürücü ben sizi beklerim diyor. Sonradan nedenini anladık. Biz bir saatliğine anlaşmıştık. Süre uzayınca iki saat ücreti aldı. Bunu hiç hesap etmemiştik. Varedero’da rahatlıkla yürüyerek gezebilirsiniz. Büyük bir yer değil. Restoran çok sevimli ve yemekler, servis mükemmel.

Fayton sefamız sona erince tekrar Casa’ya gidip plaj kıyafetlerini giydik ve kendimizi berrak suya attık. İstediğiniz yerden denize girebiliyorsunuz. Tüm sahil halka açık plaj. Bembeyaz kumlar. Çok güzel ve değişik deniz kabukları. Her türlü deri eşyalar, çantalar.  Yürüyor, denize giriyor, kumların keyfini çıkarıyoruz. Dominik sahillerine benziyor.

Akşam güneşi batırıyoruz. Rüya gibi bir deniz. Zaman zaman pelikanlar yüzüyor. Biz yapmıyoruz ama burada her türlü su sporu yapılıyormuş.

Akşam eve döndüğümüzde anahtar bir türlü kapıyı açmıyor. Biz böyle uğraşıp telaş içinde ev sahibine mesaj çekmeye çalışırken orada oturmuş örgüsü ören İngiliz arkadaş kılını bile kıpırdatmıyor. En sonunda Betty mi arıyorsunuz arkada diyor. Pes diyoruz. Biz olsak yardımcı olmak için elimizden geleni yaparız. Neyse Betty geliyor kapı açılıyor. Giyinip akşam yemeği için dışarı çıkıyoruz .Esquina Cuba restoranda bir ekip canlı müzik yapıyor. Oturuyoruz. Yemekler enfes. Müzik harika.

Yemekten sonra yürüyoruz. Müziğin geldiği tarafa yöneliyoruz. Harikulade bir akşam. Şarkıcı kendinden geçmiş, kulaklarımız bayram ediyor. Varadero’nun akşamları bir ayrı güzel. Tam bir tatil yeri.

ETİKETLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*