Farklı Dünya Küba 11 –Santa Clara / Havana “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” Paz en el Pais, Paz en el Mundo”

    Ana sayfaKuzey AmerikaKübaHabanaFarklı Dünya Küba 11 –Santa Clara / Havana “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” Paz en el Pais, Paz en el Mundo”

Artık Şubat ayındayız. Ve ne yazık ki bu güzel ülkeden ayrılmak zorundayız. Havana’ya gidecek olan otobüsümüz 08.45’te kalkıyor. Hesaplarımıza göre otobüs 12.50’de Havana’da olacak.19.30’da da Türkiye uçağımız var. Yani bugün zor bir etap. Evinde kaldığımız Bayan Carmita bize güzel bir kahvaltı hazırlamış. Burası şimdiye kadar kalmış olduğumuz evler içinde en dağınık olanı. Üst katta Carmita’nın kızı ve ailesi kalıyor. Doğrusu oda da pek temiz değil. Ama Carmita çok neşeli. Bize sağlığımız için bir vitamin almak istiyor fakat mümkün olmuyor. Daha önceden ayarladığımız taksi ile otobüs garına gidiyoruz.

 

 

Burada bizi başka bir sürpriz bekliyor. Bavulları tartarken iki genç bayanın Türkçe konuştuğunu duyunca hemen laf atıyorum. Onlar da çok seviniyorlar. Genelde Türklerin Küba’yı ziyareti gruplar halinde. Sohbet başlıyor. Bu iki genç kız doktor ve ihtisaslarını yapıyorlarmış. Böyle güzel vizyonu olan gençler beni heyecanlandırıyor. Onlar da bize benzer bir rota çizmişler. Ne kadar güzel. Yol boyunca ahbaplığımız sürüyor.

Yolda Matanzas civarında otobüs yeşillikler içinde “Para Ti” adlı bir restoran kafede mola veriyor. Hediyelik eşyaların satıldığı, su kaplumbağalarının bulunduğu yer oldukça kalabalık.

Havana’ya girerken tanıdık bir yere gelmenin huzurunu yaşıyoruz.

Bu Havana’ya üçüncü girişimiz oluyor. Bakalım bir daha ne zaman kısmet olacak. Taksiye biner binmez şoför ile anlaşıp bizi önce ilk geldiğimizde bulamadığımız Atatürk’ün büstüne götürmesini söylüyoruz. Otobüs zamanında geldiği için vakit açısından bir sorunumuz yok. Malecón’a doğru yöneliyoruz.

Cespedes parkının denize bakan tarafında 2008 yılında açılan Atatürk büstü Heykeltıraş Metin Yurdanur’un eseri. Büst gerçekten çok güzel. Hemen altında Ulu Önder’in “Yurtta sulh, cihanda sulh” ifadesi ve onun İspanyolcası yazıyor. Çok gurur duydum. Dünyanın bir ucunda verilen değer beni onurlandırdı. Halklarına önderlik ederek onları bağımsızlığa adalete modern yaşam koşullarına kavuşturan devrimci liderler sadece ülkelerine değil aynı zamanda Dünya’ya örnek oluyorlar. Ne mutlu bize ki böyle bir önder ancak Türk ulusuna nasip olmuş.

Kıyı boyunca ilerleyerek güzel Havana’yı seyrediyoruz.

Ev sahibimizin kızı bizi Casa’da karşılıyor . Elimizi yüzümüzü yıkadıktan sonra bir şeyler yemek için dışarı çıkıyoruz. Hemen sokağın köşesindeki pizzacıya “Buona Sera” oturuyoruz.. Yemekten sonra çıkıp biraz dolaşalım diyoruz ama feci bir yağmur bastırıyor. Bir dükkândan büyük bir şemsiye alıyorum. Havaalanında problem oluyor hiçbir yere sığmıyor. Epeyce uğraşıyorum ama boşuna. Sonunda onu  gümrükte bırakmak zorunda kalıyorum. Aklım kalmadı değil. Saat 4.30’ta daha önce anlaştığımız taksi geliyor. 19.10’da kalkan uçağımız Amsterdam aktarmalı. Sabah 10.30’da Amsterdam’a varıyoruz. Oradan 13.25’te İstanbul’a hareket ediyoruz Artık Türk yolcular çoğunlukta. Uzak yolculukların en güzel anı.18.55’te İstanbul’a geliyoruz.23.30’da İzmir’e hareket ve 00.40’ta İzmir’deyiz. Çok yorulduk. Ama o kadar güzel yerler gördük ki. Döndükten sonra tüm Dünyayı saran Pandemi yüzünden bakalım tekrar ne zaman yollara düşeceğiz.

ETİKETLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*