Ermenistan 1

Ermenistan’a Gürcistan’dan uçak seferi yok. Tbilisi ile Yerevan arası yalasık 350 km. Tbilisi otogarının hemen önünden taksiler ve minibüsler kalkıyor. Taksiler adam başı 30 usd, minibüsler ise 15 usd alıyor. Taksiyi komple tutmak isterseniz 120 usd. Tbilisi’den ayrıldıktan kısa zaman sonra sınıra geliniyor. Sınırın Gürcistan tarafı düzenli.. Görevliler düzgün, iyi giyimli.. işlemler de anında sonuçlanıyor ve Ermenistan gümrüğü.. Az önceki intizamdan eser yok. 2 tane gümrük kabini çalışıyor. Üzerinde VISA yazan pencereye yöneldim. Pasaportumu verdim. Fotoğrafa gerek yok. Bir form verdiler, doldurdum. Görevli azeri Türkçesi ile konuşuyor. Vize ücreti 20 usd.. Verdikleri makbuz 8 usd.. Neyse.. Pasaport kontrolune veriyorum pasaportu.. Nereye gidiyorsun, niye gidiyorsun vs.. rutin sorular ama can sıkıcı.. tavır can sıkıcı. 10 dolar diyor.. 100 dolar verip üstünü bekliyorum. On dakikada geliyor. Makbuz falan yok. Zaten masa altından dönüyor para. İlk izlenim bir facia. Geldik..

Geri dönecek halimiz yok. Belki de yorgunluktan biraz negatif bakıyorum, diye kendimi yatıştırmaya çalışıyorum. Avrupalı olduğu anlaşılan bir turist tutup fotoğrafını çekti binanın.. Hemen derdest edip içeri aldılar. Biraz öncesinde aklımdan geçmişti.. İzin isteyip, şu Wellcome yazısının olduğu tabelayı çekeyim diye.. Allah korumuş.. Gerçi dünyanın heryerinde bu tür yerlerde fotoğraf çekmek yasak, diye düşündüm sonradan. Yerevan’a doğru yola koyulduk. İlk göze çarpan husus, her tarafın yemyeşil ve dağlık olması. Bir vadiden gidiyoruz. İki yanımız dağ..Bir nehrin bir o yanına bir bu yanına geçiyoruz. Yanıbaşımızda giden demiryoluyla aramızda hep nehir.. Yükseltiler çok ilginç şekillenmiş.. Tepelerde düzlük oluşmuş. Bu düzlükler uçurumlarla bitiyor. Gidiş,gelişli yol çok kötü değil ama yer yer çukurlar var. 3-4 tünelden de geçiliyor. Tüneller yeni değil. Sovyet zamanında yapılmış. Daha doğrusu sadece oyulmuş.. İçleri zifiri karanlık ve yarıklardan sular akıyor. Zaten içleri betonlanmamış, oyulduğu gibi bırakılmış.. Vadinin de dağların da manzarası muhteşem. Küçük kasabalardan geçiyoruz. Çoğu istasyon kasabaları.. Fabrika ölüleri.. O kadar çok terkedilmiş fabrika var ki yol boyunca.. Dev fabrikalar..5-6 katlı binalar hep sovyet modeli ve olağanüstü bakımsız duruyor dışarından. Tek katlı evler çoğunlukta.. Zaten geçtiklerimiz hep küçük kasaba ve köyler..

Uzaktaki yüksek dağlar karla kaplı.. Büyüleyici bir güzellik. Yağmur elvermiyor fotoğraflamaya. Nihayet Yerevan.. Artık hava da karardı. Biraz büyükçe bir kasaba görünümü var bu haliyle.. Çok bakımlı değil.. Ama merkezi ışıl ışıl.. Güzel binalar.. Oteller dolu.. Demek ki önceden rezervasyon yaptırmakta fayda var. Bir taksicinin yardımıyla Hotel Silachi’de yer buldum. Merkezde sayılır. Temiz. Fiyatı da uygun. Personel ilgili.. Gerçi resepsiyonist dışında pek personele de rastlanmıyor. Genel olarak memnun kaldığımı söyleyebilirim.

Sabah ilk olarak Soykırım Müzesine gittim. Bu kadar adını duyduğum, fırtınalar koparılan müze ve anıt listedeki ilk yer.. Açıkcası çok çok daha şaşaalı bir yer bekliyordum. Anıt çok da etkili değil. Trajik durumu anımsatan bir yanı yok. Hiç bir şey anımsatmıyor. Bir şey de yazılı değil. Görsel olarak de bir şey anlatmıyor. Müzede ise 15 – 20 fotoğraf ve o dönemde batıda yazılmış kitap, dergi ve gazete nüshaları, bir de konsolosluklar arası yazışmalar. Başka bir şey yok. O döneme ait somut denebilecek bir kelepçeden başka hiçbir şey yok müzede. İnternette aratsanız çok daha fazla görsel malzeme bulabilirsiniz. Ben çok daha çarpıcı bir ortam bekliyordum. Çok sade bir salondan başka bir şey göremedim. . Neredeyse bomboş. O dönem, Osmanlı’nın da vatan hainleri olan, bu ülkeye, bu ülkede yaşayan bütün insanlara, hatta bütün insanlığa büyük ve tarifsiz zararları olan ittihatçı hainlerin, Alman soytarısı Enver Paşa ve avanesinin gerçekleştirdiği tehcirin tarifsiz acılara yolaçtığı bir gerçek.. Bence Türkiye’de de böyle bir müze açmalı ve bu avanenin Sarıkamış başta olmak üzere insanlığa yaşattıkları sergilenmeli.

Böylece bu coğrafyada yaşayan herkesin tarihini daha doğru anlaması sağlanmalı.. Neyse.. Bunlar benim kişisel düşüncelerim ve katılıp katılmadığınız benim umurumda değil.. Bu nedenle bu konuda bir şey yazmayınız.. Çıkışta anıta çelenk koymaya gelmiş bir grup İran’lı turist gördüm. Zaten gördüğüm ve öğrendiğim kadarıyla gelen turistlerin büyük çoğunluğunu İran’lılar oluşturuyor. Yakın olması, ucuz olması ve daha rahat hareket edebilmek cazip geliyormuş. Ermeni alfabesi, Gürcü hatta Tai alfabesine çok benziyor. Bir din adamı tarafından oluşturulmuş. Bunun için bir müze açmışlar. Matenadaran Müzesi.. Burada ilk dönem yazıtlar, çalışmalar sergilenmiş. Görmeye değer. Hemen girişinde, bilet satılan yerde satılan doğal çay, yağ, krem vs. de almaya değer. Sonrasında tıpkı Tbilisi’de olduğu gibi Yerevan’da da hakim bir tepeye konuşlanmış Ermenilerin Anası heykeli ve savaş müzesi..

Zafer parkının içinde yer alan bu anıt ve müzede savaş kahramanlarına ilişkin bilgi ve eşyalar var. Giriş ücretsiz. Fotoğraf çekmek isterseniz 500 dram (1.5 dolar).. Bu anıtın bulunduğu yerden Yerevan’ı da fotoğraflayabilirsiniz. Yerevan güzel bir şehir. Çoğu bina sovyet döneminden kalma.. Birçok anıt da öyle. İnsanları Azerilere çok benziyor. Aslında herşeyleriyle çok benzeşiyorlar. Abartmayı seviyorlar. Dünyada böylesi yok, çok sık duyabileceğiniz bir söz. Tek farkları Ermeniler biraz daha ciddi duruyor. Bu arada burada azımsanmayacak kadar azeri var. Iran Azerileri.. gelip iş yapıyorlar.. Yerevan’ın içerisindeki son yüzyıl eserleri dışında hemen şehir çevresinde görülebilecek bir çok tarihi alan mevcut. Müzeler, kilise ve manastırlar.. Ermeni taş ustalığının eşsiz eserleri görülebilinir. Bu sayede Ermenistan’ın muhteşem doğası da fotoğraflanabilinir.

Ermenilerin Ağrı dağına (Ararat) düşkünlükleri bilinir. Bunun sebebi en iyi Yerevan’da anlaşılır. Yerevan’dan Ağrı’nın öyle bir manzarası var ki, Ermenileri anlamak ancak böyle mümkün olabilir. Yerevan’ın hemen merkezindeki Cumhuriyet Meydanındaki havuzda aksam saatlerinde ışık, ses ve su gösterisi var. Neredeyse herkesin ama özellikle turistlerin izlemek için toplandığı bu alan hem mimarisiyle hem de bu faaliyetiyle görülmeye değer. Tatev, Yerevan’a 270 km uzaklıkta bir yerleşim birimi. Özelliği ise dünyaca ünlü Tatev Manastır kompleksi ve Guinness rekorlar kitabına giren dünyanın en uzun teleferiği. Yaklaşık 6 km uzunluğundaki teleferik yolculuğu 11 dakika sürüyor ve muhteşem bir doğa manzarasının sonunda sizi Tatev Manastırına ulaştırıyor. Gözalıcı bir alana konumlanmış manastır halen faal ya da kısmen faal. Mükemmel işçilik örneklerini görmek mümkün. Hem ağaç hem taş işçiliğinin en üst örnekleri. Manastırın girişinde ise yağ elde etmekte kullanılmış olan bir atelye bulunuyor ki, çeşitli bitki tohumlarından yağ işlendiğini gösteren resim ve malzemeler mevcut.

Tatev’e sabahın erken saatinde gitmek gerek. Yerevan Tatev arası yoldaki hız sınırlaması nedeniyle 4-5 saati bulabiliyor. İlk teleferik seferi 11.30da ve sonrasında her saat başı. Yoğun turist çeken bir bölge olduğundan sonraki seferlerde sıra beklemeniz mümkün. Zira teleferik 15 kişilik. Gidiş dönüş ücreti 3000 dram (9 usd).. Tatev bölgesinde sadece yüksek dağlar değil alçak dağlarda da kar görmek mümkün. Serin de bir havası var. Konaklamak isteyenler için de küçük bir otel bulunuyor. Hemen manasıtırın yanıbaşında, çadırda kalan turistleri de görmek mümkün.. * * * Döviz bozdurmak için bankaların çalışma saatleri gözönünde bulundurulmalı. Aksi halde sorun olabilir. Kredi Kartı bir çok yerde geçiyor ama her yerde değil.

Mağazalar, oteller, taksiler vd. Döviz kabul etmiyor. Merkezi bölgede geç vakte kadar güvenlik sıkıntısı yok. Ermeni mutfağında domuz eti esas olduğundan şehirdeki bir çok Iran (Azeri) lokantasından faydalanılabilinir. Ama çok pahalı. Tek kisilik yemek 20 doları bulabiliyor. Peynirli hamur işleri her köşe başında var. Yerevan içi taksi km başına 70 ile 120 dram arasında değişiyor. Her takside taksimetre yok. Olanların da dolaştırma riski yüksek. Genel olarak şehir içinde gidilebilecek yerler merkezden 1000 dram uzaklıkta. Ama taksiciler 5000 dram isteyecektir. Dolayısıyla kıyasıya pazarlık gerek. Pazarlık mutlaka baştan yapılmalı. Şehir dışı için km başına 50 dram gibi düşünülmeli. Tur firmaları çok pahalı. Onun yerine uygun taksi ayarlayıp gitmekte fayda var. Halk milliyetçi ama düşman değil. Aksine son derece sıcak karşılanıyorsunuz.
 
Arabayla geliniyorsa hız sınırlamalarına dikkat etmekte fayda var. Cezalar çok yüksek. Rüşvet yaygın. Mesafe hesabı yaparken saatte ortalama 60 km hız hesap edilmeli. Türkiye sınırı hemen yanıbaşında, gözle görülen mesafede olmasına karşın, kapalı olduğundan ulaşım Gürcistan veya Iran (her ikisinde de vize yok) üzerinden. Vize sınırdan 21 günlük veriliyor. Türkçe bilen sayısı çok olduğu söyleniyor. Tabelalar Ermenice ve İngilizce. Kuzu şiş ve kuzu haşlama aynen geçerli. Adana kebap domuz etinden. Lavaş çok lezzetli.
 
Hediyelik eşyalar en çok çeşit ve en uygun fiyatla merkeze çıkan Abovian Caddesinde. Herşeyi en uygun fiyata bulabileceğiniz Vernisage pazarı ise sadece Cumartesi- Pazar açık. Bu pazarda hediyelik eşyalar ve tablolar başta olmak üzere herşeyi bulmak mümkün. Yerel tuzluk-biberlikler mutlaka alınmalı. Tatev yolunda çapı 40 cmyi bulan mantarlar yolboyunca satılıyor. Yol üzeri restaurantlarda yemek mümkün. Ancak sıcak havalarda önerilmiyor. Pestil vb. Ürünleri ise alıp taşımanın pek anlamı yok. Jermuk maden suyu, kuşburnu meyve suyu, yerel peynirler ve çömlekte yoğurt tadılmalı.

Yollar genel olarak asfalt ancak yer yer çukurlar ve hayvan sürüleri ansızın yolunuza çıkabilir. Temmuz – Eylül aylarında hayvanlar yaylaya çıkarıldığından sorun yok. Şehrin girişinde bir çok casino var ama bir insan neden gider ben anlamam. Şehirde çok fazla heykel, anıt var. Fotoğraflamak için yaya dolaşmakta fayda var ama harita eşliğinde. Heryerde sigara içmek serbest. Ancak kolunuzu aracın dışına çıkarmamak kaydıyla. 20 bin dram cezası olduğu söyleniyor ki yaklaşık 70 dolara denk geliyor. Yaz ortasında bile kayak yapılabilecek tesisler mevcut. Bulunduğunuz ülkenin hassasiyetlerine, geleneklerine, alışkanlıklarına saygı göstermek bir misafirin birinci görevi..

Dinsel alanlarda sigara içilmemeli. Faal kiliselerin içlerinde fotoğraf çekmeden önce izin istenmeli, bu çok önemli.. verilmiyorsa da anlayışla karşılanmalı. İbadet edenler rahatsız edilmemeli. İyi niyet ve tatlı dilin aşamayacağı engelin olmadığı unutulmamalı.Halkın ülkeleri hakkında iyi şeyler duyma ihtiyacı gözardı edilmemeli. Soranlara Türkiyeli olduğunuzu söylemekten imtina etmeyiniz. Emin olun daha fazla ilgi göreceksiniz. Bunun en uç örneğini yaşadım. Adam ailesiyle birlikte gelip biz düşmanız diye başladı. Ama zor ayrıldık. Bütün politikalar bir yana, aynı coğrafyanın insanlarıyız, insanız. Kin biriktirip ulu orta kusmanın kimseye faydası yok. Yaşananların sorumlusu biz değiliz ki bedelini biz ya da onlar ödesin..
 
Neyse, tekrar geleceğim.. Çok sıcakkanlı bir şehir. Alışkanlıklarınızı, kendinizi, her gün gördüğünüz, yaşadıklarınızı bulabileceğiniz bir şehir. 1 usd yaklasık 370 dram. Kalınması gereken minimum zaman 5 gün.

4 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    .Gürcü sınırından sonraki tabiatı çok güzel tasvir ettiniz ,neredeyse kendimi orada hissettim,gerekli olan herşeyi bize çok anlaşılır şekilde ilettiniz.Tatev manastırını ve uzun teleferiği çok merak ettim,görebilmeyi çok isterdim…Ayrıca tarihi-politik analizlerinize de katılmamak elde değil…Teşekkürler…

  • Zeynep dedi ki:

    ellerinize sağlık

  • elpida dedi ki:

    Eline sağlık. Güzel yazmışsın. Bende bu sene Gürcistan üzerinden İran’a gitmeyi düşünüyorum. Azerbaycan’ın konsolosluktan anında vize vermemesi durumunda Ermenistan üzerinden gitmeyi düşünebilirim. Bilgiler için teşekkürler.

  • bora arasan dedi ki:

    Güncel fiyat bilgisi için teşekkürler… Lonely Planet gene güncellikten uzak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*