Edinburgh / Rosslyn Şapeli

 
”Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti” diye başlar Orhan Pamuk’un Yeni Hayat isimli romanı . İnanırım ; bir çok kitap okuyanlarının hayatını az veya çok değiştirmiştir . En azından çoğu kez bir değiştirme isteği yarattığı kesin . Ama kitaplar sadece okurlarının değil yazarlarının da hayatını değiştirebilir . Sıradan bir insandan , çok ünlü ve zengin birine dönüşüverebilir yazar . Örneğin Harry Potter serisinin yazarı Joanne Rowling , haftada 65 pound devlet yardımı ile yaşarken kucağında bebeği ile Edinburgh’ta tamamlıyor serinin ilk kitabını . Bugün İngiltere’nin en zengin kadınlarından biri.

Ama her zaman yazarın şansı (?) iyi gitmeyebilir . Yazdıkları yüzünden yaşamının bir bölümünü özgürlüğü elinden alınmış olarak geçirenler , boynunda ölüm fetvası ile ülkesinden kaçıp sürgünde yaşayanlar , hatta yazdıkları yüzünden canlarından olanlar ne yazık ki hiç az değil ; isimlerini çok uzaklarda aramaya da gerek yok .

Kitaplar bazen de sayfalarında adı geçen yerlerin kaderini değiştirirler . Bunun en güzel örneklerinden birisi yıkılmak üzere bir mezbelelikten yeniden doğan Paris Notre-Dame Katedralidir . Bunlardan biri de bugünkü yazımızın konusu , Dan Brown’un Da Vinci Şifresi kitabının son sayfalarında -doğru yanlış bir çok yakıştırma ile de olsa- adı geçen Rosslyn Şapeli .

Her ne kadar 19. yüzyılda ünlü İngiliz Kraliçesi Victoria ve eşi Prens Albert’in İskoçya’ya olan tutkuları -biraz da zorunluluktandır , sanayi devrimi ile birlikte İngiltere’de ciğerlere çekilecek hava kalmadığı için yaz aylarını İskoçya’da geçiriyorlarmış ve burada kendilerine saraylar da yaptırmışlar- , İskoç-İngiliz halklarını barıştırma çabaları ve İskoç yazar Sir Walter Scott’tan aldıkları yardımlarla bölgeyi ve Rosslyn Şapeli’ni de gezip bu şapeli Britanya’nın en büyük mücevheri olarak ilan etseler de Dan Brown’ın romanına kadar şapel şu anda gördüğü ilginin çok küçük bir yüzdesini görebiliyordu .

Sonuçta biz de bu kitaptan öğrendik Rosslyn Şapelini . İçimize gezme virüsü girince , bir de yolumuz Edinburgh’a düşünce şapeli görmek planlara dahil oluverdi . Bugün artık bahçesine bile giremiyorsunuz şapelin , etrafı çevrilmiş , paparazzilik yapacak yer bile yok . 

Pamuk eller cebe , kişi başı 9 pound . Değer mi ? Bence değer , gerisine siz karar verin .

Rosslyn Şapeli , Edinburgh’un -şehrin adını yazıldığı gibi okuduğumuzu düşünerek arkasındaki ekleri ona göre getirdim- 11 kilometre güneyinde . 1446 yılında Sir William Sinclair tarafından yapımına başlanmış . 1446 yılının Roma’dan izin alındığı tarih olduğu , yapımın 1456 yılında başladığını söyleyenler de var . Zaten işin içinde Rosslyn Şapeli olunca söylentinin sonu gelmiyor . Ben sadece söylentilerin başlıklarını vermekle yetineceğim , kalanlarını vaktiniz varsa internette sayfalar dolusu okursunuz .

Ana başlık şu : Rosslyn Şapeli , özellikle Tapınak Şövalyeleri ve masonluk ile ilişkilendiriliyor . Ama inanın yazılanlar o kadar karışık ve kaynakların güvenilirliği o kadar şüpheli ki . Dediğim gibi ben gördüklerimi anlatayım .

Gotik mimari stilde bir yapı ile karşı karşıyayız ; çörtenleri , uçan payandaları , sivri kemerleri , vitrayları ile ve bu yapının taş işçiliği gerçekten olağanüstü . Dışardan baktığınızda diğer gotik yapılardan çok farklı görünmüyor ama içerideki taş işçiliği anlatılacak gibi değil . Ne yazık ki içeride fotoğraf çekimine izin vermiyorlar ama yanlışlıkla çektiğimiz birkaç karemiz var . Şapelin içinde her köşeden ayrı bir dekoratif öğe çıkıyor ve bunların çeşitliliği şapelin üzerindeki efsanelerin kaynağını oluşturuyor . Taştan yapılmış bir kitap olduğu söyleniyor buranın .

Şapelin içindeki sütunlardan en görkemlisinin ismi Çırak Sütunu . Bir öyküsü var : Sütunu yapacak ustanın başka bir yerde işi çıktığı için çizimlere bakarak sütunu çırağı tamamlamış ve ustanın yaptıklarından daha iyi bir iş çıkarmış . Usta döndüğünde kıskançlık krizleri geçirmiş ve çırağını öldürmüş , sonra da çok pişman olmuş . Sütunların arkasındaki duvarda bulunan üç adet taştan oyulmuş yüzün -arayıp bulmanız gerekiyor- usta , çırak ve çırağın üzgün annesine ait olduğu söyleniyor . Karşınızda Çırak Sütunu ….

Bir şapelde böyle şeylerin ne işi var diyeceksiniz . İşte Rosslyn Şapeli’nin bir diğer özelliği de bu . Şapeldeki taş işçiliğinde pagan sembollere de bolca rastlıyorsunuz . Hatta burası Green Man figürleri açısından bir cennet . 100’den fazla Green Man figürü bulunuyormuş şapelin içinde ve dışında . Green Man için bir yazımız var sitemizde , İsveç-Malmö yazıları içinde . Saçları , sakalları yeşilliklerden oluşmuş insan başı figürleri bunlar . Doğanın her bahar yeniden uyanışı ile ilgili pagan sembolleri . İşte bulabildiklerimden bazıları ….

Pagan sembolleri ile hıristiyanlık öğretilerinin anlatıldığı görseller yanyana bu şapelde . Çırak sütununun yanındaki kirişte latince bir yazı var , şöyle diyormuş : Şarap güçlüdür , kral daha güçlüdür , en güçlü olan kadınlardır ama gerçek hepsinden daha güçlüdür . İlginç değil mi ?  Kirişin altındaki merdivenlerden alt kata iniliyor . Buranın duvarlarında bozulmuş, solmuş freskler var . Birkaç mezar taşı gözümüze ilişiyor . Öyle romanda olduğu gibi şövalye mezarları göremedik .

Şapelin taş işçiliğinde betimlenen bazı ağaç ve çiçek figürleri de değişik söylentilerin kaynağı . Hint mısırı ve Aloe kaktüsüne benzetilen yeni dünyaya ait figürlerin henüz Amerika kıtası bulunmadan yapılmış bu şapelde olması Tapınak şövalyelerinin Amerika’yı Colomb’tan önce keşfettiklerinin bir kanıtı imiş . Figürlerin buğday , çilek , zambak olduğunu söyleyenler de var ; mısır veya kaktüs olsa bile sonradan eklenmiş olabileceğini söyleyenlerde . Bu şapelin söylentileri bitmiyor .

Ben de şapeli gezdikten sonra romanın kahramanı Prof. Robert Langdon gibi duvarın dibinde bir poz vereyim dedim .

Bu taştan mücevhere nasıl ulaşacaksınız ? Turla gidiyorsanız size ekstra tur olarak başka destinasyonlar ile birlikte planlayacaklardır , katılmanızı öneririm . Taksi ile gitmenizi önermem , 50 poundun üzerinde maliyeti olacaktır , çok pahalı . Vaktiniz varsa en ucuz yol 37 numaralı belediye otobüsü . Şehir merkezinden Princes Road veya North Bridge’den 1,5 poundluk bir bilet ile yaklaşık 1 saat . Otobüs biletleri sürücüden alınabiliyor ama paranız tam olsun . Dikkat , yanlış yönde durmayın .

Sağlıcakla kalın …

 

7 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili Doktor,benim yabancısı olduğum bir bölgede sembollerle dolu bu taş harika çok güzel…Green man maskeleri çok ilginç ama ben en çok çırağın eseri olan spiral sütunu sevdim,böyle erken bir tarihte barok sütunlar gibi kıvrılıp bükülüyor…Roma St. Pietro daki Bernini Baldachin ini hatırlamamak elde değil..Ellerinize sağlık..

  • arkutbay dedi ki:

    Neşe hocam , bu bölgeyi mutlaka görmelisiniz , dokusu çok farklı , seveceğinize eminim . İrlanda da aynı şekilde . San Pietro benzetmeniz çok hoş . Yorumunuz ve katkılarınız için çok teşekkürler.

  • bora arasan dedi ki:

    çok güzel bir yazı olmuş, kitapla gerçeği karşılaştırmanız da seriyi takip edenler için güzel bir anekdot.

  • arkutbay dedi ki:

    Teşekkürler Bora arkadaşım. Senin de artık eline kalem önüne klavye alma zamanın gelmedimi ??

  • gezmen dedi ki:

    Hocam, sizi de özlemiştik. Keyifle okudum, gören gözlerinize, yazan ellerinize sağlık.

  • arkutbay dedi ki:

    Teşekkürler Hüsnü arkadaşım . Son zamanlarda sen de biraz boş bıraktın siteyi . Haydi kalemler ele .

  • bora arasan dedi ki:

    Sağol hocam ama emekli ettim kendimi yazım işlerinden. Davetin için teşekkürler. Güzel yazılarınızı iskoçyadan hikayeleri bekliyoruz dört gözle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*