Dünyanın Çatısı

Katmandu’da huzuru buldum!


 


Budist tapınakları gezdikten sonra şakraları açıp nirvanaya ulaştığımdan, Zen felsefesi ışığında parıl parıl aydınlandığımdan değil. Huzuru buldum, çünkü burada Hindistanlı yok. “Hellöv, which country are you from?” (Merhaba, hangi ülkedensin?) şeklinde başlayıp eninde sonunda ticari bir kaygı taşıdığı ortaya çıkan samiyetsiz ve sırnaşık yaklaşmalar yok; ses tellerini diri diri yaktırmış şarkıcı Hint hanım kızlarımızın çektikleri acıyı aynı şekilde kulaklara intikal ettirdikleri canhıraş haykırışlar yok, pislik yok, kabalık yok, sıcak yok.


 


4 gündür Katmandu’dayım. Adeta cennet. Bir internet cafe Massive Attack çalıyor, yanı başındaki restoran Pink Floyd. Süpermarketler, kitapçılar dahi Radiohead, Portishead ve türevlerini çalıyor. İzmir’de benim diyen en hacimli divxcilerde dahi esamesi okunmayan nice Kieslowski, Tarkovski, Polanski, vb.ski DVD’leri 4 YTL’den satılıyor. Turist nüfusunun tavan yaptığı noktalarda dahi insanlar işinde, gücünde. Halk ziyadesiyle efendi.


İlk 2 gün Thamel’de (Katmandu’nun Alsancak-İstiklal Cd benzeri semti) aylak aylak gezdim. Sonrasında Swayambhunath (Monkey Temple – Maymun Tapınağı), Patan, Boudha ve Bhaktapur gibi çevredeki önemli yerleri gezdim.Yarın rafting, trekking, canyoning vb.ing gibi aktiviteleri içeren 9 günlük bir outdoor maratonuna başlıyorum. Himalayalar’a yaklaşma zamanı geldi.


 


Gayet aktif günler geçirmekteyim. Günübirlik rafting ile başladım, 5 gün boyunca Himalayalar’ın Annapurna bölgesinde dolandım durdum; yarın da file binmece, taarruzuna maruz kalmadan timsaha yaklaşmaca, kaplan incelemece gibi faaliyetlerde bulunmak üzere Chitwan Milli Parkı’na doğru yola çıkıyorum.


 


Nepale raftingin anavatanı diyebiliriz. Onlarca nehir rafting için biçilmiş kaftan. Ben, Katmandu’dan Pokhara’ya gelirken Trishuli’de günübirlik raftingi tercih ettim. Trishuli manik depresif özellikler gösteren bir nehir. 3-4 dakika boyunca sandal keyfi modunda giderken bir anda azgın dalgalara girip çıkıp sonra tekrar efendi yolculuğa devam ediliyor. Ben ziyadesiyle keyif aldım. Ancak “ben rafting için doğmuşum ve adrenalinin dozunu kaçırasım var” diyenler için Bothe Kosi öneriliyor.


 


Trekkinge Pokhara yakınlarındaki Naya Pul’dan başladık. Tikedungha, Ghorapani, Ghandruk güzergahını izledik. Yıllar yılı şehir hayatında hamlaşan bedenim, kendisine 2 gün içerisinde 800 m‘den 3210 m‘ye çıkma gibi bir misyon yüklenince başta bir nazlansa da geri dönüş olmadığinı anladı ve değerli rehberim Tika’nın da yardımıyla Poon Tepesi’ne (3210 m) çıkmasını bildi. (Burada 6500 m‘nin altındaki yükseltilere tepe deniyor!) Annapurna I (8091m), Annapurna-Güney (7273m), Hiunchuli (6441m), Machapuchare (Fishtail-Balıkkuyruğu-6997m) Poon Tepesi’nden net olarak izlenebiliyor. Özellikle Annapurna-Güney’in (5 adet Annapurna var : 1, 2, 3, 4 ve Güney) o yüce ve mağrur edasıyla boğaz düğümleyen, ses titreten, iç burkan bir güzelliği var. Macchapuchhare’nin değişik zirve yapısı da onu diğerlerinden ayrı kılıyor ve Nepalliler tarafından kutsal sayılıyor. Ancak Himalayalar’ın en güzel dağının Everest Bölgesi’ndeki Ama Dablam (6856m) olduğunu söylüyorlar. Onu da ikinci Nepal gezimde görmek umuduyla dünyanın çatısına veda ediyorum.

Nepal Özet

Öncelikle, Katmandu ve Nepal’in budist tapınak, keşiş, yeniden aydınlanma, kendini bulma, vb gibi kavramlardan ibaret olmadığını hatta bu kavramların muhtemelen Tibet’te bulunduğunu, burada pek de bulunmadığını söylemek isterim. Sanırım bu düşünce, Avrupa’lı 68 kuşağının zamanında İstanbul’dan başlayıp İran, Pakistan, Hindistan ile devam edip Katmandu’da sonlanan yolculuklarından kalmış çok da doğru olmayan bir intiba. Ama yine de Nepal doğasıyla, insanıyla, çeşitliliğiyle ve farklılığıyla muhakkak görülmesi gereken bir ülke. Kafası çalışan, fakir de olsa dürüstçe para kazanmaya çalışan, huy ve şekil olarak Türkleri andıran insanların ülkesi. Çin tarafından işgal edilmiş problemli ülke Tibet ve kendine hayrı olmayan Hindistan arasında sıkışmış olmanın ızdırabını çekiyorlar.

Din: Düşünülen aksine herkes Budist değil. Hatta çoğunluk Hindularda. Çok içiçe olmalarına rağmen şimdiye kadar hiç problem yaşamamışlar. Hatta bazı tapınaklarda hindu ve budist figürler beraberce bulunabiliyor.

Yemek: = Daal Bhat. 3 öğün bu yemeği yiyorlar. Pilav, yanında ayrı ayrı servis edilmiş mercimek çorbası, haşlanmış ıspanak, tavuk eti ve acı biber turşusu. Çorba pilavın içine boca ediliyor. Et pilavın içine tiftiliyor, elle karıştırıla karıştırıla yeniyor.

Müzik: =Ressam piriri. Her yer bu şarkıyı çalıyor. Topluca pek seviyorlar.

İnsanlık: Kafasındaki küçücük bohçayı uflaya puflaya taşırken bile “namaste”siyle sıcak selamını esirgemeyen el kadar çocuklardan tutun, dinlenmek üzere oturduğunuzda hemen sütlü ve zencefilli Nepal çayını ikram eden kadınına kadar herkes çok sevecen ve çok kibar.

Doğa: İnanılmaz. Ardı ardına sıralanmış yüce dağlarıyla, adım başı rastlanan nehirleriyle, yanıbaşındaki ormanlarıyla muhakkak görülmesi lazım.

Nepalden gayet güzel anılarla ayrılıyorum.

http://www.cuneyt360.com

3 yorum

  • gulliblecow dedi ki:

    dünya nın çatısnı görme şansına nail olan ender insanlardan biri selam sana.güzel ve alaylı şekilde anlatımın çok hoşuma gitti.yalnız sorun katagorize etmen yemek,müzik diye her neyse teşekkürler.

  • mertakinci dedi ki:

    vadi de yer alan üç krallık şehrinden biri katmandu aslında orda olup herşeyi kendi gözlerimle görmek ne güzel olurdu :((

  • ge ji kai dedi ki:

    doğasını bu kadar övmeniz 2 ay sonraki nepal gezim için daha da sabırsız yapyı beni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*