Drogheda / Yardımsever dedelerimiz

Yıl 1845 . Yeni dünyadan gelen Phytophthora infestans isimli küf mantarı İrlanda'da patates ekili 2,5 milyon dönüm alanın ilk yıl 60'ını , ikinci yıl ise tamamını etkiliyor . Bununla yetinmeyip ambarlardaki patateslere de bulaşıyor ve tamamının küflenip yenilemez hale gelmesine neden oluyor . Ve İrlanda'da 1851 yılına kadar sürecek , ama etkileri çok uzun yıllar kalacak bir kıtlık ve açlık dönemi başlıyor . Öyle ki birkaç yıl içinde İrlanda'da 1 milyon kişi hayatını kaybediyor , 2 milyon kişi ise -özellikle Amerika'ya- göçediyor . Atlas Okyanusunu geçen gemilere tabut gemiler deniyor , çünkü gemilere binmekle de kurtulamıyorlar , gemilerde ki şartlar o kadar kötü ki binlerce insan Amerika'ya ulaşamadan ölüp gidiyor . Göç eden insan sayısı o kadar büyük ki , kıtlığa neden olan mantarın İngilizler tarafından getirildiğini düşünenler var ; İrlanda'da ki ayrılıkçıların sayısı azalsın diye . Amerikalılar tarafından getirildiğini düşünenler var ; İrlanda'lı göçmenler Amerika'nın doğusunun yapısını olumlu yönde değiştirdiği ve büyük bir işgücü oluşturduğu için . Bunu bilme şansımız yok ama felaketin büyüklüğü ortada .

İyi de patates bu kadar önemli mi ? Bu insanların başka gıdası yok mu ? Anladığım kadarıyla yok . Çünkü barlarda kadeh tokuştururlarken birbirlerine şöyle diyorlarmış : ''Sana sağlıklı ve uzun bir yaşam ile kira vermediğin bir patates tarlası ve her yıl bir çocuk dilerim'' Gördüğünüz gibi , tarlalar kendilerinin bile değil . İngiliz aristokratlar tarafından sömürülüyorlar . Boğaz tokluğuna çalışıyorlar ve yedikleri de patates .

Kıtlık döneminden kalma şarkıları bile var :
''Ah patatesler küçük kaldı buralarda buralarda
Ah patatesler küçük kaldı buralarda Drogheda'da
Kabuklarıyla yiyoruz buralarda
Ah keşke kaz olsaydık sabah akşam
Yaşayabilseydik huzurla
Yeseydik mısır , yeseydik mısır'' diye .


Drogheda

Dönemin İngiltere Kraliçesi Victoria , İrlandalılara maddi yardım yapmış , sadece 2000 pound . O sıralarda Osmanlı Padişahı Aldülmecit Han'ın çocuklarının doktorlarından biri İrlandalıymış ve İrlanda'daki felaketten padişahın haberi olmuş . 1847 yılında derhal İrlanda'ya 10000 pound yardım yapılmasını istemiş . Ama İngilizler hiç kimsenin kraliçelerinden daha fazla yardım yapamayacağını söyleyerek yardım miktarını 1000 pound'a düşürmüşler . Kendi yaptıkları yardımı artırmayı ise düşünmemişler bile . Nitekim 1997 yılında dönemin İngiliz Başbakanı Tony Blair , İrlanda halkından büyük açlık dönemindeki eylemsizlikleri yüzünden özür dilemiş .


Westcourt Oteli

Bunun üzerine Sultan Abdülmecit , gıda yardımı yapmayı aklına koymuş ve 3 tane erzak dolu gemi İrlanda'ya yollanmış . Belfast ve Dublin'e yanaştırılmayan gemiler Drogheda limanına gelmiş ve yüklerini boşaltmışlar . Drogheda ( İrlanda dilinde Droichead Atha , yani sığlıktaki köprü ) , tarihi 8. yüzyıla kadar uzanan bir liman ve savunma üssü . İngiltere Kralı III. Edward tarafından ticaret ve ihracat merkezi olarak ilan edilmiş . Liman , Boyne Irmağı kıyısında denizden 6,5 kilometre içerideymiş . İşte gemilerin yüklerini boşalttıkları iddia edilen Drogheda böyle bir şehir .


Boyne Irmağı

İddia edilen diyorum çünkü bugün gemilerle ilgili belgeler her iki tarafın elinde de yok . Gemi yardımının hiç olmadığını söyleyenler de var ; yardımın İngilizlerden gizli yapıldığı için kayıtlarının olmadığını söyleyenler de . Gerçek şu ki böyle bir yardımın olduğu masallar gibi nesilden nesile aktarılmış İrlanda'da ve günümüzde Westcourt Oteli olarak kullanılan ve Osmanlı denizcilerinin kaldığı söylenen binanın duvarında bir plaket asılı : İrlanda halkı , yardımsever Türk halkına teşekkür ediyor . Ayrıca İrlanda Cumhurbaşkanı 2010 yılında Türkiye'ye yaptığı ziyarette yardımı doğrulamış bu da İrlanda halkının en üst düzeyde teşekkürü olmuş .

Drogheda'nın belediye armasındaki ve futbol takımının armasındaki ay-yıldızın ise ne yazık ki bu yardımlarla ilgisi yok . Ay-yıldızın hikayesi 12. yüzyıla kadar gidiyor . Kral Aslan Yürekli Richard , haçlı seferlerinden döndüğünde müslümanlardan elde ettiği ve üzerinde ay-yıldız olan eşya ve silahların da olduğu ganimeti Drogheda şehrine hediye etmiş . İngiliz krallarından William'ın kılıcında da ay-yıldız varmış .

Teşekkür plaketini görüntüledikten sonra şehirde kısa bir gezinti yapalım dedik . Çok fazla görülecek bir şey yok . Önce bir kahve molası …

Ve ardından şehrin en önemli yapısı olan , 13. yüzyıldan kalma St. Peter Kilisesi'nin
gezilmesi .

 

Girişteki İsa heykelinin omuzuna güvercin konmuş ( hıristiyan ikonografisinde kutsal ruh ) , ilginç bir tesadüf .

İçeride vitraylara bakarken yeni okuduğum bir kitaptan öğrendiğim birkaç şeyi anlatayım size . Katedrallerde gördüğünüzde bu yazıyı hatırlarsınız . Hıristiyanlık öğretilerinin ve kutsal kitap hikayelerinin kilise ve katedrallerde vitraylar ve heykeller ile anlatıldığını biliyoruz . İşte aşağıda göreceğiniz vitray bunlardan biri : Müneccim Kralların Tapınması .

İsa'nın doğumundan sonra bazı yıldızbilimciler gökyüzünde bir yıldız görürler ( Halley olduğu söylense de tarihleri uymuyor ) ve bunun bir işaret olduğunu düşünerek Yeruşalim şehrine gelip Yahudilerin kralının doğduğunu , O'nun yıldızını gördüklerini ve O'na tapınmaya geldiklerinin söylerler . Kral Hirodes bu işten hiç hoşlanmaz . Kahinlerine mesihin nerede doğduğunu sorar , Beytlehem'de derler . Hirodes yıldızbilimcileri çağırıp çocuğu bulmalarını ve bulunca da kendisine haber vermelerini söyler . İşte vitraydaki sahne yıldızbilimci müneccim kralların İsa'yı buldukları anı ve tapınmalarını gösteriyor . Genellikle 3 kişi olarak gösterilirlermiş . En yaşlıları -ismi Gaspar- her zaman diz çökmüş olarak gösterilirmiş . Diğer ikisi – Melkior ve Baltazar- ayaktadır ve Baltazar genellikle doğulu giysiler içerisinde ve esmer tenli olarak resmedilirmiş . İsa'ya altın kaplar içerisinde kozmetik ve eczacılıkta kullanılan günnük (sığla ağacı) ve mür (bir tür reçine) sunuyorlar .

Müneccim krallar , İran'da 10. yüzyıla kadar varlıkları bilinen ve Maguşlar olarak bilinen kişilerle ilişkilendirilmiş . Bu kişilerin zerdüşt olduğu söyleniyor ve Efendi Tepesi diye bilinen bir bölgede yıldızları gözlemleyip büyük bir yıldızın kurtarıcının geldiğini göstereceğine inanırlarmış . Hikayenin devamında Müneccim Krallar , Kral Hirodes'in kötü niyetini anladıkları için Yaruşalim'e uğramadan ülkelerine dönerler . Hirodes aldatıldığını anlayınca Beytlehem'de 2 yaşın altındaki erkek çocukların hepsini öldürtecektir . Müneccimlerin gitmesinden sonra Yusuf'un rüyasına giren bir melek İsa'yı ve Meryem'i Mısır'a kaçırmasını söyleyecek , böylece İsa katliamdan kurtulacaktır .

Müneccim Kralların yolunun İstanbul'a düştüğünü biliyormusunuz . Elbette öldükten sonra ve İstanbul Konstantinopolis iken . Doğu Roma İmparatoru Konstantin'in annesi Helena , bir haç yolculuğu sırasında müneccim krallara ait olduğu düşünülen kalıntıları ( bu tür kalıntılar , eşyalar rölik diye bilinir )  bulmuş ve bunları Ayasofya'da koruma altına aldırmış . Bugün Köln'de Hildesheim Katedralinde bulunan bu röliklerin II. Murat'ın eşlerinden biri olan Mara Hatun ( Maria Despina , Despina Hatun ) tarafından Venediklilere satıldığı ve önce Milano'ya sonra Köln'e götürüldüğü söylenir . Mara Hatun'a da hayırsever ninemiz diyebiliriz . Müslüman olmadığı , koyu bir hıristiyan olduğu söylenir . Başka bir hikayede ise röliklerin çok daha önceleri , 12. yüzyılda İmparator Mauricius tarafından Milano'ya getirildikleri ve daha sonra Kutsal Roma İmparatoru Frederik Barbarossa tarafından Köln başpiskoposuna hediye edildiği anlatılır .

Neyse bu kadar dedikodu yeter , Belfast – Dublin yolculuğu sırasında uğramıştık Drogheda'ya . Yol üzerinde solda . İzninizle , Dublin ve publar bizi bekliyor .

Sağlıcakla kalın …
 

3 yorum

  • bora arasan dedi ki:

    Trabzonspor ´un kardeş takımı Drogeda.

    Ayağınıza sağlık. Patates Avrupalıların Amerika kıtasından sonra elde edebildikleri bir besin. Ekonomide ise giffen mal adı altında değersiz malları anlatmakta kullanılıyor. Batıda patates, doğuda lahana. Fakirin gırtlağından geçebilen yegane besinler

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili Doktor,ben bu patates hikayesini bir belgeselde seyretmiş ve galiba Sunay Akın dan da dinlemiştim,ama ne ilginç şeyler yakaladınız yine..Üç kralların hikayesini bir kez daha hatırladık,Almanların çocuk şarkılarında bile yer alan sahneleri canlandırdık..Katoliklerde bu konu çok fazla işlenir,güney Almanyada özellikle Bavyera ve Avusturyada yortuları müthiş canlı kutlanıyor..Benim yabancısı olduğum bu coğrafyayı dikkatle izlemeye devam ediyorum..Teşekkürler..

  • Midgard dedi ki:

    Daha önce hiç duymadığım çok ilginç bir hikaye, çok teşekkürler arkutbay.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*