Dinant

Burayi gezi kitaplarinda gormesek hic bir zaman bu sehir hakkinda bilgimiz olmazdi…Ama Dinant deyince yesil, kale, gorsellikler ile dolu doya doya gun gecirebileceginiz bir yer geliyor akliniza…

Sehrin nufusu 13,000’dir.Meuse nehri Dinant sehrini iki yakaya ayirmaktadir. Kucuk bir sahil kasabasi gorunumunde olan Dinant ‘da  yerel halkin hepsi fransizca konusuyor. Şehrin en ünlü binası Notre-Dame Kilisesi’dir. Şu andaki kilise 1227 yılında  inşa edilmiştir. Bu kilise daha önce Romalılar tarafından yapılmış ancak daha sonra yıkılmış olan eski bir kilisenin kalıntıları üzerine kurulmuştur. Kilisenin arkasındaki kaya blokta yukselen Citadel de şehrin görülmesi gereken yerleri arasindadir…Biz bu kaleye cikarak sehri yukaridan da gorme firsati bulduk yanliz belirmem gerekki cikarken 7 euro verdik ve finikuler ile ciktigimiz yerden,  (o kadar merdivenden) yuruyerek  inmek zorunda kaldik..deydi mi ehhh:)

Saksafon’u icat eden Adolphe Sax burada dogmustur…Sehri dolasirken Notre-Dame Kilisesinin biraz ilerine denk duser (carsi icinde) Saksafonu ile Sax’in bir heykeli duruyor …Ve foto cekmek isteyenleri yanina bekliyor:)

Dinant’in unlu oldugu uc sey var:

Birincisi Leffe biralari,
trapist (hala rahipler tarafindan yapilan biralar) biralardan biri degil, abbey bira diye geciyor yani formulu rahipler tarafindan belirli bir sirkete verilmis, kilise disinda yapilan ama yapim asamasi gene rahipler tarafindan denetlenen aslina uygun yapilmasi saglanan biralar demek. Leffe de bunlardan biri ve bu biranin ilk ciktigi yer de burada. Hatta bir Leffe muzesi bile var..Amsterdam da da Heineken den daha bile populer..Iki cesit olani var; bruin  ve  blond..Sahsen ben blond olani tercih ediyorum..

Ikincisi “couque” denilen sert bir biskuvi cesidi …Couque sehrin icindeki pastanelerden temin edilebilir. Ozelligi baldan yapiliyor ve tahta kaliplarin icine bastirilip oyle pisiriliyor olmasi. Cok degisik sekillerde ve devasal ebatlarda bulunmasi mumkun. Avrupa’nin en sert biskuvisi unvanina da sahip. Biz hic bir tat alamadik ve cok sertti gercekten ..Evde bufede yillarca bozulmadan itina ile korunabilecek cinsten:).
ve ucuncusu de “Flamiche” denilen kisleri..

Ogleden sonra karnizim cok acikmisti ve nehrin onunde birsuru restaurant tarzi yerlerde birseyler yedik …Makarnasi (peynirli ) yada tavuk tarzi seyler altarnatifiniz olabilir .

.
Buradan 2-3 km uzaklikta La Lesse (http://www.lessekayaks.be/) vardir…Buraya kadar geldiyseniz ve hava guzelse kano yapmak gercekten cok hos olabilir ama saat konusunda dikkat edin kano ellerinde kalmadigi icin biz yapamamistik ..sansimiza tam bize sira geldiginde bitmisti…Bizde dehre geri donup kucuk motorlu bot kiraladik …Sehri ve evleri daha yakindan gorme sansimiz oldu ve buradan cektigimiz fotograflar tipki gezi kitabindan cikmis gibiydi.

.
























22 km uzaklikta Maredsous Abbey Manastarina da gittik inanilmaz guzel yemyesil yollardan gectik…Araba reklamlarinda cam agacli virajli yollardan gecen sehir burasi olmaliymis dedik…Moredsous Biralari ile meshur ve de peynirleri ile ama ben tam bir ezine canavari oldugum icin halen ne hollanda ne de baska peynirlere alisamadim:( bunlari denemedik ama ekmek arasi peynir burada cok tuketilen bir gidaymis..




Brukselden 15  km , Dinant’tan ise 60 km ,mutlaka gormenizi tavsiye ettigim Belcika ne kadar guzel dedirten La Hulpe Satosuna geldik..Burasi  ise 1800lu yillarda insa edilmis ve mimarisi acisindan Fransiz kalelere benziyormus. Bruksele yakin Terhulpen bolgesinde yer aliyor. Parki oldukca buyuk. O yuzden cok fazla insan haftasonu havayi guzel gordu mu kacip buralara geliyor. Arabayi hemen disarida park edip parki gecip boydan boya cimen olan alana girdik tabii ayakkabilarimizi cikararak…Icimden burasi nasil guzel bir dugun alani olurmus dedim yani:)

13 yorum

  • hburcu dedi ki:

    Hakikatende fotoğraflar tablo gibi harika ! Ellerinize sağlık. Teşekkürler.

  • dolcevita dedi ki:

    gerçek olamayacak kadar güzel

  • pamukprens dedi ki:

    çok güzel bir rüyada olduğumu sandım. Teşekkür ederim size.

  • MIYU dedi ki:

    diğer bütün yorumlara katılıyorum, sanki bir masal alemindeymişim gibi geldi. Fotoğraflarınız harika!! Ellerinize sağlık!! Çok güzel yerleri çok güzel aktarmışsınız.

  • lilyofthevalley dedi ki:

    bu şehrin adını ilk kez duydum sayenizde, keşfedilmemiş ne çok yer var değil mi?

  • Zeynep dedi ki:

    bu güzel masalsı yazı ve fotoğraflar için elinze sağlık

  • maden dedi ki:

    açıkçası adını hiç duymadığım bu güzeller şehir hakkındaki güzel yazı için kendim adıma çok teşekkür ederim.

  • DejaVu dedi ki:

    yıllar önce gitmiştim Belçika’ ya, Dinant’ a gitmeyi istemiştim ama kısmet olmamıştı bir türlü. Şimdi çok üzüldüm gidip görmediğim için.

  • kaktus dedi ki:

    Fotoğraflarınız nefis! Bu durumdan anlatılan yerlerin aynı nefislikte olduğunu çıkarmaktayım.

  • maliho dedi ki:

    yorumcuların hepsine katılıyorum, fotğraflar güzel çekilmiş, yazınızda da ilginç bilgiler var. Teşekkür ederim. 🙂

  • rome_o dedi ki:

    dinant’ı ilk defa duydum . fotoğraflatdan güzel yere benziyor .

  • chincilla dedi ki:

    valla ben de memleketimin eski kaşarını, ezinesini hiçbir şeye değişmem :))

  • NEŞE dedi ki:

    Dinant a 3-4 defa gittim,nehir kıyısındaki cafe ve restaurantlar hafta sonları çok canlı oluyor, biralar şahane..Dinant tan Meuse nehrinde motor gezisi de güzel oluyor. Brüksel in hemen dışında adeta banliyösü konumundaki La Hulpe kasabasına çok yakın bir konumda 3 yıl yaşadım, bana o harika günleri hatırlattınız,çok yaşayın.. Bildiğim kadarı ile Hulpe şatosu hala özel mülkiyet ve ünlü kimya devi Solvay ailesine ait.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*