Camden Town – Londra

Çarşamba akşamı Bursa Hayal Kahvesi’ nde Amy Winehouse Tribute vardı ve bunun için Londra Camden Town’ dan buraya konser vermeye gelen şarkıcı beni Camden günlerine geri götürdü. Saçları, dövmeleri, en önemlisi de sesi Amy Winehouse’ a o kadar benziyordu ki, kendimi bir Amy konserinde hissettim, sanki merhum mezarından çıkıp gelmişti. Bunun üzerine Camden’ la alakalı bir yazı yazmaya karar verdim.

Winehouse’ ın ölüm haberinden sonra sıkça duyduğumuz bir isim Camden Town. Londra’ nın merkezinde, kuzey bölgesine yakın bir eğlence ve alışveriş dünyası diyebiliriz. Yılda hatrı sayılır bir yerli ve yabancı turist potansiyeline sahip marjinallerin mekanı. Londra merkezden Northern Line metro hattına bindiğinizde 5-6 istasyon kuzeyde.

Camden Town’ ın alameti farikası, özgürlüğün ve eğlencenin sınırlarını zorladığınız her yanında küçük mağazalar, tezgahlar, kulüpler, publar, cafeler bulabileceğiniz bir yer olması. Marjinal kıyafetler, aksesuarlar, takılar, dövme ve piercing çiler o kadar çok ki, bazen ne alacağınızı, ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz. Dünyanın her yerinden ünlü insanlar burayı ziyaret edip, hiçbiryer de bulamayacakları takıları ve marjinal kıyafetleri alıp kliplerinde, sahne de ya da günlük yaşamlarında kullanmaktalar. Camden Town’ da bulamayacağınız hiçbirşey yok gibi. Örneğin 80’ ler partisi yapacaksınız ve bununla alakalı kıyafetler bulmak istiyorsunuz, ya da kıyafet balosunda vampir olmak istiyorsunuz gitmek için aklınıza gelecek ilk yer Camden Town olmalı. Özellikle bu konuda Camden High Street üzerinde ki mağazaları ve en önemlisi Cyber Dog’ u tavsiye edebilirim.Dedim ya marjinallerin mekanı diye, Camden’ a bir sabah gitseniz dışına çıkmadan ertesi sabaha kadar keyifli vakit geçirmeniz için her türlü olanak mevcut.

Dünya mutfaklarını burada test edebilirsiniz, Meksika, Çin, Vietnam, Lübnan, Türk, İtalyan, Fas hepsi mevcut. Hiçbirşey almayacaksanız bile hatrı sayılır derece de çok olan erotik shopları da gezmenizi öneririm çünkü, hayal ve fantezi sınırlarını zorlayan şeyleri görüp dakikalarca gülmek programa dahil. High Street’ in sonuna doğru Stables Market’ i de görmeden gitmeyin derim. İçerisinde birçok kıyafet, takı, aksesuar, bar, pub, restaurant, bulabileceğiniz, her tarafı at ve insan heykelleri ile dolu değişik ve güzel bir mekan. Bira fiyatları 3 pound, yemek fiyatları ise 6-8 pound civarında. Yemek yiyeceğiniz ya da bir şeyler içebileceğiniz yerler kanalın etrafında toplanmış durumda, tavsiye edebileceğim yerler arasında Bar, Pub olarak Lock 17, Ice Wharf ( Wetherspoon ), Amy Winehouse’ ın sıkça gittiği Hawley Arms, Stables Market’ ın içinde The Cuban var, bunlar aynı zamanda Gastro Pub özelliği de taşıdığı için farklı yemekler de yiyebilirsiniz.

Gece kulübü olarakta mekanların çok marjinal olduğunu ve eğlencenin pek sınırı olmadığını dipnot olarak vererek birkaç isim önerebilirm. Bunlar Amy Winehouse’ un bir dönem sahne aldığı Coco, Electric Ballroom ve daha aklıma gelmeyen bir sürü mekan. Ayrıca bu mekanlara girdiğinizde yanınıza damlayan abi kokain lazım mı, hap lazım mı, esrar lazım mı, diyerek hizmette sınır tanımayan arkadaşları da yadırgamayın çünkü Londra uyuşturucunun dünya da en yaygın olarak kullanıldığı şehirlerden bir tanesi.

Birgün Camden’ a gidecek olursanız seveceğinizden eminim ya da gidenler varsa güzel hatırladıklarını sanıyorum. Eğlenmek, alışveriş yapmak ve kendinizi özgür hissetmek için mükemmel bir yer. Londra’ ya gidipte Camden Town’ da bir gününüzü geçirmezseniz çok şey kaçırmış olursunuz. Bu arada oraya kadar gitmişken mezarlığa da gidip Amy Winehouse ve Karl Marx’ ı ziyaret etmenizi öneririm. Benden söylemesi…

8 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Çok ilginç bir yer,ben böyle yerlare “sirk” diyorum,çocukken heyecanlanmaya ,gülmeye ve acayip şeyler görmeye bizi sirklere götürürlerdi,burası da modern zamanların sirki sanki….Ah bir de fotolara bakmak için boynum tutulmasaydı !!! Teşekkürler bu ilginç bilgiler için..

  • Zeynep dedi ki:

    farklı kültürlerden insanların buluştuğu eğlenceli bir yer…

  • BEERCAN dedi ki:

    Teşekkür ederim zahmet edip okuduğunuz için. Fotoları cep telefonumla çektiğim için yanlış açıyla çekmişim ve değiştirmekte mümkün olmadı, kusura bakmayın o yüzden bir daha ki sefere, daha iyi olacak 🙂

  • aysek dedi ki:

    10 yıl önce gitmiştim, çok sevmiştim. Yine gitsem, yine severim herhalde. Renginden birşey kaybetmemiştir kesin. Elinize sağlık.

  • BEERCAN dedi ki:

    Teşekkür ederim. 10 yıl önce ki halini bilmiyorum ama hala çekici ve farklı, güzelliğinden bişey kaybetmemiş olsa gerek 🙂

  • yelda1907 dedi ki:

    Tam 4 yilim Camden’da gecti. Yaziniz beni ordaki guzel gunlere geri goturdu. Elinize saglik.

  • BEERCAN dedi ki:

    Bende 1,5 sene kadar kaldım Regent’s Park civarında. Sık sık kaçar giderdim oraya. Enteresan bir havası var. Bütün dünya orada sanki. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

  • maliho dedi ki:

    Yazınızı zevkle okudum, 1974 lerde oralardaydım, hatta o zaman çok meşhur olan Chicago’nun, Frank Zappa’nın konserlerine gitmiştim. Ah eski günler, ne çabuk geçtiler 🙁

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*