CAMBODİA KRALLIĞI- 4-TONLA SAP GÖLÜ (Büyük Tatlı Su Gölü)-1 ŞUBAT 2013

    Ana sayfaAsyaKamboçyaCAMBODİA KRALLIĞI- 4-TONLA SAP GÖLÜ (Büyük Tatlı Su Gölü)-1 ŞUBAT 2013
Sabah otelimizin havuz kenarı kahvaltı keyfini yaptık.Asya ülkelerinde peynir yok. Onun dışında oldukça çeşitli bol meyveli bir kahvaltı bulabiliyorsunuz. Hava çok sıcak. Türkiye’de kış iken burada havuza girebilmek de ayrı bir keyif. Yalnız çok fazla sivrisinek var. Nedendir bilmem hiç kaşıntı hissetmiyorsunuz ama kızamık çıkarmışçasına bir görüntü oluşuyor. Bitkiler devasa ve hiç görmediğimiz türden. Bazıları da bizim saksıda itina ile baktığımız doğru dürüst büyümeyen cinsten Ama burada inanılmaz derece de büyümüşler. Tropikal iklim. Bu da pek hoş bir görüntü oluşturuyor. Geceden söylediğimiz için tuk-tuk kapıda hazır bekliyor.

Tonla Sap gölüne gidiyoruz. Su üzerindeki yaşamı göreceğiz. Çok heyecanlıyım. Hiç böyle bir görüntüye şahit olmamıştım.

Aslında Mekong ve Tonla Sap Kamboçya’nın iki önemli nehri. Tonla Sap nehri yılda bir kez yön değiştirerek temmuz ile kasım arasında Muson yağmurları zamanında ters yöne akıyormuş. Yani kuzeyden güneye doğru akarken güneyden kuzeye akıyormuş. Her iki nehir ülkenin ortasında birleşerek Tonla Sap gölüne dökülüyormuş. Her sene kasım ayında Su Şenlikleri “Bon Om Touk” yapılarak bu olay kutlanıyormuş. Bu dildeki tek hece sözcükler bize garip geliyor. Siem Reap nehri de burada genişleyerek bir delta yapıyor. Tonla Sap Gölü Güney Asya’nın en büyük tatlı su gölü. Ayrıca su akışı bakımından da dünyada tek. Eşi benzeri yok. Bu göl üzerinde yerleşen evlerin yüksek tahta ayaklar üzerinde olması bu nedendenmiş. Böylece su bol olduğunda yüzen evler su yön değiştirdiğinde yüksekte kalıyormuş. Sonuçta Tonla Sap hem bir nehir hem de bir göl.200 de fazla balık türünü barındırıyor. Ekolojik açıdan çok değerli bir göl.

 Yolda ilerleyen aracımız bir hayli hızlı hareket ediyor. Kamboçya’nın kendine özgü küçük iki katlı evleri. Özellikle çatılar çok ilginç. Saçaklar boyanmış ve desenli. Zengin olduğu anlaşılan evlerin yanında çok fakir evler. Karmakarışık. Bu arada otelden Kamboçya ile ilgili broşürler alıyoruz. En fazla dikkatimi çeken bir resmi paylaşmak istiyorum.

 Aslında bu doğru bu ülkede annesi babası olmayan çocuk sayısı oldukça fazla. Bu insanın içini acıtmıyor değil. Hele Tonla Sap gölünü gezdikten sonra… Her yerde İngilizce broşür bulabiliyorsunuz. Tabi bunun nedeni Kamboçya’nın zengin bir ülke oluşu değil.Çarşıda dolaşırken de Pizza Hot’tan tutun her türlü yiyecek içecek sektörleri yerleşmiş.Ben üzüldüm.Anlaşılan halk buna alıştırılmış.


Kooperatif olduğu söylenen Tonla Sap’ı gezdirecek kayıkların bulunduğu durağa geliyoruz. Kişi başı 15$ vererek bilet alıyoruz. Bize bir rehber veriyorlar.17-18 yaşlarında bir genç. Daha sonraki sohbetlerden anladığımıza göre İngilizceyi buralarda pratik yaparak öğrenmiş. Okula gidecek kadar parasının olmadığını söyledi. Çok güler yüzlü.


Tüm rehberler aynı aynı giysileri giymiş aynı şapkalardan takmışlar.


 Bize özel bir kayığa bindik. İçerde oturulacak yerler yapmışlar. Kayık gölde ilerlerken bir yandan da rehberimiz anlatıyor.


 Suyun çamur rengi kayıkların canlı renkleriyle karışıyor. Sanki her şey kahverengi tonlarda. Kıyılarda balıkçılar elbiseleri ve ağlarıyla girip balık avlıyorlar.


 Rehberin anlattığına göre sabah erken saatlerde çok fazla balık tutuluyormuş. Restoran sahibi ya da satıcılar buraya gelip balık alıyormuş.


 Her iki yaka da naylon torba dolu. İnsanlar her türlü ihtiyaçlarını bu su ile karşılıyorlarmış. Genç çektikleri acılardan savaştan halka yapılan zulümden bahsediyor. Kıyılarda mezar taşları var. Öldürülenlerin anısına dikmişler. Büyükbabası ve ninesi de öldürülenler arasındaymış. Sanki insanların çektikleri gözlerinden okunuyor. Bir köye geliyoruz.


Burada hastane, okul, alışveriş yerleri hepsi suyun üzerinde. Elektrik yok.

 


Leğenlerin içine oturmuş çocuklar, boyunlarına bir yılan dolamışlar, bir yandan kürek çekiyor bir yandan da 1$,1$ diye bağırarak bahşiş istiyorlar. Rehbere göre bu çocuklar ve buradaki halk bu bağışlarla geçiniyormuş. Zaten bu 1$ ,1$ lafını buralarda epeyce duyuyorsunuz.


İnsanlar kayıkların üzerine yerleşmişler. Salıncak yapıp çocuklarını uyutuyorlar.


Bir yerde durup yüzen bir dükkâna çıkıyoruz.


Ortadaki boşlukta timsahlar var. Her çeşit hediyelik eşya bulabiliyorsunuz.


 İnsanlar çamaşırlarını asmışlar.

 Kısacası yaşantılarını burada sürdürüyorlar. Burada bir de okul var. Çocuklar genelde kimsesizmişler. Burayı ziyaret etmeden önce yine Birleşmiş Milletlere ait bir başka dükkâna gidiyorsunuz. Orada pirinç, su, un gibi temel gıda maddeleri satılıyor.


Siz de bunlardan alıp bu okula bağış yapıyorsunuz. Çünkü çocukların yemekleri de bu okulda pişiriliyor. Biz de pirinç su aldık. Kayık yanaşıp içeri girince çocuklar sizi hoş geldiniz diye karşılıyorlar. Biz girdiğimiz sırada İngilizce dersi vardı.


Çocukların yatakları oyun bahçeleri hepsi burada. Kilise buraya yardım ediyor.

 Zaten bu çocuklara o kadar üzüldük ki… Yazarken bile zorlanıyorum. Hepsi sizi güler yüzle karşılıyorlar. Yanlarına oturduk ve bizim şanslı çocuklarımızı düşündük. Tabi internet falan yok. O değil ışık yok. Bize okulu gezdirdiler. Dönüşte boğazımıza bir şey tıkandı. İnerken oradaki dükkânları gezdik. Suların içinde akrep ve benzeri böcekler olan şişeleri gördük.Yine kralı anma köşesi.Bu göl beni çok etkiledi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*