Büyüleyici Ülke Fas

BEYAZ ŞEHİR; KAZABLANKA
İstanbul’dan yaklaşık 4,5 saatlik bir uçak yolculuğu sonunda Fas’ın filmlere konu olan “Beyaz Şehir” Kazablanca’ya 10 km uzaklıktaki Muhammed V havaalanına iniyoruz. Kış aylarında olmamıza rağmen güneş içimizi ısıtıyor ancak rehberimiz akşama doğru havanın tamamen soğuyabileceği uyarısında bulunuyor. Çöl ikliminin bütün özelliklerini taşıyan hava ve bitki örtüsü içerisinde Kazablanka şehrine doğru ilerliyoruz. Şehir trafiği oldukça yoğun ancak yol düzenlemeleri Avrupa şehirlerini andırıyor. Orta şeritleri süsleyen ve ülkenin simgelerinden biri olan portakal ağaçlarının kokusu tüm şehri sarmış. Yıllarca süren Fransız sömürgesinin etkileri Fas’ın günlük yaşamında bütün detaylarda hissediliyor. Yol ve dükkan tabelalarının hepsi Fransızca.
 
Otelimize varmadan önce rehberimiz Kazablanka’nın meşhur kordon boyu “Corniche”de bize kısa bir tur attırıyor. Tur sırasında gözümüze ilk çarpan, bütün heybetiyle kordon boyu sonunda yer alan Hasan II Camii. Bu cami, dünyanın Kabe’den sonra en büyük ikinci cami olarak biliniyor. Yapımı 7 yıl süren, modern mimarisi ve cami bölümüne ek olarak kongre salonları ve kütüphanesiyle büyüleyici bir güzelliğe sahip olan yapı, eski kral II. Hasan’ın Faslılara bir armağanı.

Otele yerleşmenin ardından Kazablanka’yı keşfe devam ediyoruz. Geniş ve uzun caddelerden geçerek Merkez Pazar Bölgesi’ne varıyoruz. Dükkanlar akşam geç saatlere kadar açık. Birçok Arap ülkesinde geçerli olan “alışverişte pazarlık” burası için de geçerli. Alışveriş yaparken pazarlık yapmak artık bir gelenek haline gelmiş. Para birimi olarak “dirhem” kullanılıyor. Pazar içerisinde satılan tahta oyması eşyalara ve el işi halılara hayran kalmamak imkansız.

Birçok Arap üleksinden farklı olarak Fas’ta güvenlik konusunda bir sıkıntı yaşamanız neredeyse mümkün değil. Krallık ile yönetilen ülkede turizmin başlıca gelir olması nedeniyle halk turistlerin güvenli bir şekilde şehri gezebilmeleri için yardımcı oluyor.

RICK’S CAFE
Akşam programımızı “Casablanca” filminde yer alan “Rick’in Cafe”sinde noktalıyoruz. Bir amerikalı tarafından işletilen mekan, filmdeki aslına uygun olarak dizayn edilmiş. İçeriği girdiğiniz zaman kendinizi bir anda “Casablanka” filminin bir sahnesinde gibi hissediyorsunuz. Duvarlarda filme ait afişler ve eşyalar yer alıyor; restoran ve bar kısmına yerleşirilmiş plazma ekranlarda filmin gösterimi yapılıyor. Güleryüzlü gasronların servis ettiği leziz yemekler eşliğinde büyülü atmosferin tadını çıkarıyoruz. Mekan, bu şehre ziyarete gelindiğinde turistler tarafından uğranılması gereken yerler listesinde baş sıralarda yer alıyor.

Ertesi gün şehir meydanına inerek devlet binalarını geziyoruz. Rehberimiz bize bütün devlet binalarının Fas mimarisi göz önüne alınarak Fransızlar tarafından yapıldığını söylüyor. Meydana geldiğimiz zaman dikkatimizi yerel kostümleri içinde gezen “Sucu Adam”lar çekiyor. Bu görevliler, eski dönemden kalma bir geleneği temsil ediyorlar. Çöl iklimi nedeniyle çok sıcak olan havalarda, sırtlarında taşıdıkları tulumbadan halka soğuk su servisi yapıyorlar. Fotoğraf çektirmek için yanlarınıza yanaştığımızda hemen bahşiş istiyorlar.

Kazablanka’nın kordon boyundaki meşhur balık restoranlarından birinde verdiğimiz öğle yemeği molası sonrasında dünyaca ünlü Marakeş’e doğru yola çıkıyoruz.

MİSTİK ŞEHİR; MARAKEŞ
Yaklaşık 3,5 saat süren araba yolculuğu boyunca yemyeşil bir bitki örtüsü bize eşlik ediyor. Otobanlar Fas’ta daha çok yeni. Marakeş’e giderken kullandığımız otobanın henüz iki yıllık olduğunu ve Türkler tarafından yapıldığını öğreniyoruz. Marakeş girşinden şehrin görüntüsü karşısında büyülenmemek imkansız. 24 saat yaşayan bu şehirdeki canlılık ve oryental hava insanı zaman yolculuğuna çıkarıyor. Marakeş’in gece hayatındaki hareketliliği ve kalabalığı size biraz İstanbul’u hatırlatabilir.

Otele yerleştikten sonra akşam yemeğini yemek üzere Fas evlerinden birinin içine dizayn edilmiş olan “Al Jamal”a gidiyoruz. Bu restoran tam ortasında bulunan ve küçük bir havuza sahip camdan avlusu ve 15 dansözün aynı anda bu avluda gerçekleştirdiği meşhur dans şovlarıyla ünlü. İçerisi farklı ülkelerden gelen turist grupları ile dolu.

Ertesi gün iki günlük Marakeş turumuza başlıyoruz. Şehrin dünyaca meşhur botanik bahçelerinden “Jardin Majorelle” i ziyaret etmeye karar veriyoruz. Fransız Ressam Jacques Majorelle’e ait olan bu botanik bahçesi, Majorell’in ölümünden sonra ünlü modacı Yves Saint Laurent tarafından alınarak restore edilmiş ve halkın ziyaretine açılmış. Yüzlerce farklı kaktüs türü ve tropik ağaçların arasında kuş sesleri eşliğinde dolaşırken zamanın durduğunu hissediyorsunuz.

Gezimize eski bir Fas valisine ait olan ve her yanı tahta oymacılığı ile süslenmiş “Bahia Sarayı” ile devam ediyoruz. Saray denilince gözümüzde ülkemizdeki örnekler gibi bir yapı canlansa da Bahia’nın kapısına geldiğimizde çok farklı bir mimari ile karşılaşıyoruz. Tek katlı ve birçok odadan oluşan bina, dikdörtgen biçiminde. Detaylardaki oyma işçiliği ve ünlü fas kapıları gözümüze çarpıyor. Kapıların içiçe geçmiş iki kapıdan oluşması ilgimizi çekiyor. Sarayda ki tüm odalar “hayat”a açılıyor. Hayat; kadınların dışarı çıkmalarının yasak olduğu eski dönemlerde, bütün günlerini geçirdikleri iç bahçe.

Saray gezimizin ardından kısa bir öğle yemeği molası veriyoruz. Önceki dönemlerde Musevilere ait olan mahkeme binasında yer alan bir retoranda Fasıl eşliğinde “Tajin” denilen topraktan yapılma kaplarda pişirilen et yemeklerinin ve sindirime çok iyi gelen ünlü nane çayının ikram edildiği yemek sonrası Marakeş’in en çekici noktasına geliyoruz;Sulklar.

SULKLAR ve DJAMAA EL FENA MEYDANI
Eski dönemlerde çarşı anlamına gelen sulklarda aklınıza gelebilecek her şeyi bulmanız mümkün. Bütün dünyada sadece Fas’ta yetişen Argan ağacından yapılma ev gereçlerinden Atlas Dağları’nda yaşayan berberilerin elde dokudukları halılara kadar herşey sulklarda satılıyor. Birbirine geçmiş labirent gibi sokaklarda ilerleyerek demircilerin, dokumacıların, dericilerin çalışmalarını izliyoruz.

Dünyaca meşhur baharatlar için alışveriş yapmak isteyince rehberimiz bizi devlete ait bir aktar dükkanına yönlendiriyor. Dükkana girdiğimizde ilk dikkatimiz çeken yüzlerce farklı baharatın yanında raflara dizilmiş, kuş kanatlarının, yılan başlarının ve buna benzer parçaların yer aldığı kavanozlar. Ne olduğunu sorduğumuzda doktor önlüğüne benzer bir önlük giymiş görevli çok rahat bir şekilde bunların büyü malzemeleri olduğunu ve arzu edersek bizim için de bir reçete hazırlayabileceğini söylüyor. Ne kadar şaşırdığımızı fark eden rehberimiz araya giriyor ve büyünün Fas’ta özellikle kadınlar arasında çok yaygın olduğundan bahsediyor. Anlattığına göre yemek için sofraya oturan faslı bir erkek karısına tattırmadan kendi tabağından yemek yemezmiş. Görevlinin teklifini gülümseyerek geri çeviriyoruz ve argan ağacından yapılma masaj yağlarından ve sabunlarından hediyelik eşyalar alarak dükkandan çıkıyoruz.

Tüm sulkları bir günde dolaşmak imkansız. Biz de sonunda pes ederek bütün sulkların ortasında bulunan ve halkın toplanma noktası olan “Djamaa El Fena Meydanı” na doğru yönleniyoruz. İsmi “Kıyamet meydanı’ ya da ‘ölülerin buluştuğu yer’ anlamına gelen meydana bu ismin verilmesinin sebebi eski dönemlerde idamların gerçekleştirildiği yer olması. Bu meydan için sanırım sözler yetersiz kalır. Osmanlı dönemlerindeki eğlencelerden birinin ortasındaymışsınız hissi veren meydanda yılan oynatıcılarından tarot falı bakan berberi kadınlara, maymun satıcılarından masal anlatıcılarına, farklı kabilelerden gelen toplulukların şarkılı, danslı gösterilerine kadar birçok etkinlik yer alıyor. Halkın Cumartesi akşamları en büyük eğlencesi olan gösterilerini izlerken bir yandan da meydanın ortasında bulunan açık yemek alanlarında farklı lezzetler tadabiliyorsunuz. Bütün meydana kuşbakışı bakarak bu keyifli anları izlemek için hemen köşede yer alan eski bir Fas kafesinin terasına çıkıyor ve cam şişede ikram edilen gazoz eşliğinde bu şenliğe tanıklık ediyoruz. Havanın güzelliğinden faydalanarak bir faytona biniyoruz ve otelimize dönüyoruz. Bu kısa gezinti sırasında şehrin en önemli simgesi; 70 metre uzunluğundaki minaresi ile Koutubia Camisi’nin ışıkları gözümüzü kamaştırıyor.

HOLLYWOOD’UN GÖZDESİ QUARZAZATE BÖLGESİ
Marakeş’teki son gezi günümüzde Marakeş kentine yakın bir bölgede bulunan “Quarzazate Bölgesi”ne doğru yola çıkıyoruz. Ciplerle Atlas dağlarının virajlı yollarından çöle doğru uzanan yaklaşık 3 saat süren bu zorlu yolculukta rehberimiz bir “kasbah”ta mola vereceğimizi söylüyor. Eski dönemlerde aşiret reislerinin yönetimi altındaki köylere “kasbah” adı veriliyor. Mola verdiğimiz kasbah da, Quarzazate’tan Marakeş’e uzanan yolu kontrol etmek ve buradan geçen kervanlardan haraç almak amacıyla yapılmış ancak zamanla kaderine terkedilmiş. Bir tepenin üzerine diklemesine kurulmuş topraktan yapılma kale görünümüne sahip yapı, hüzünlü heybetiyle karşımızda duruyor. Önce bu ilginç mimari örneğini geziyor daha sonra yakın bir alana konuşlanmış köy restoranında öğle yemeğimizi yiyor ve yolumuza devam ediyoruz.

İsmi “Çölün Kapısı” anlamına gelen Quarzazate Bölgesi, düz bir platoya yayılmış. Zamanında Fransızların çölden hemen önceki en önemli karagahı olan bölgede daha çok Berberiler yaşıyor. Berberiler, çölde yaşayan ve bu bölgede devletin oluşturduğu kooperatiflerde halı dokuyarak geçimlerini sağlayan bir kavim. Aynı zamanda coğrafi özelliklerinden dolayı Hollywood’un son yıllarda büyük keşiflerinden olan bölgede birçok film stüdyosu ve filmler için gelen ünlü oyuncuları ağırlamak amacıyla birbirinden lüks oteller yer alıyor. “Nil’deki Elmas, Gün Işığında Suikast, Musa, Kundun, Lejyoner, Kleopatra, Gladyatör, CennetinKrallığı” gibi filmlerin çekimine ev sahipliği yapan stüdyolarda en son “Asteriks ve Obediks:Görevimiz Kleopatra” filmi çekilmiş.

Qurzazate dönüşü Fas’ın en büyük eğlence alanlarından biri olan dünyaca ünlü “Chez Ali”ye gidiyoruz. Çok büyük bir alana yayılmış olan mekanda bizleri meşhur arap atları üzerinde silahlı adamlar ve ülke içinde yaşayan farklı kültürleri temsil eden kıyafetleri ve çalgılarıyla gösteri grupları karşılıyor. Turistlere özel olarak her gece düzenlenen gösterileri ile meşhur Chez Ali’de çadırlara ayrılmış bölümlere geçerek yemeğinizi yiyor ve sonrasında Fas’ın kurruluşunu anlatan canlandırmaları ve arap atları üzerinde yapılan gösterileri izlemek üzere büyük alana geçiyoruz.

Gezimiz, nefes kesen arap atları’nın gösterileri ile son buluyor. Ertesi gün İstanbul’a gitmek üzere Kazablanka’ya doğru hareket ediyoruz. Muhammed V Havalalanı’nın karmaşasından geçerek uçağımıza bindiğimizde tarih, renk ve gizem dolu toprakları, portakal çiçeği, nane çayı ve baharat kokan caddeleri ve sıcakkanlı halkı ile büyüleyici ülke Fas’ı gerimizde bırakıyoruz.

7 yorum

  • incialp dedi ki:

    Ceydarslan ilk yazınızla aramıza hoş geldiniz diyorum ve güzel yazınızla bizi mistik ülke Fas’a götürdüğünüz için teşekkür ediyorum.

  • maliho dedi ki:

    Yazınızı zevkle okudum, teşekkürler. Kaktüsü hiç sevmem ama sizin çekmiş olduğunuz fotoğrafta güzel çıkmışlar. 🙂

  • NEŞE dedi ki:

    Binrota ya güzel bir yazı ile giriş yaptınız…Gerçekten renkli bir ülke Fas,ama ben yıllar önce görmüş ve aynı deneyimleri yaşamış birisi olarak şu turistik eğlence gecelerini çok yapay bulduğumu söylemeliyim,bir de pazarlık işi çok can sıkıcı değil mi?Çölde bedevilerin deve derisinden yaptıkları el işi püsküllü çantalar çok hoştur,belki siz de almışsınızdır?Teşekkürler…

  • bizim hikayemiz dedi ki:

    Kaleminize sağlık ve hoşgeldiniz. Listemde yer alan bir bölge. Umarım kısa zaman içerisinde ben de deneyimlerim.

  • definya dedi ki:

    fas:)akla hemen casablanca filmi geliyor.emeğinize kaleminize sağlık.bir belgesel seyretmiştim marakeş en güzel günbatımının yaşandığı yerlerdenmiş gerçekten de o kızıllık büyüleyiciydi.teşekkürler verdiğiniz bilgiler için.

  • Zeynep dedi ki:

    öncelikle binrota’ya hoşgeldiniz…bu güzel yazınızla güzel bir Fas gezisi yapmış kadar olduk ellerinize sağlık

  • ceydarslan dedi ki:

    herkese çok teşekkürler 🙂 gezmeyi ve paylaşmayı seven insanlar ile aynı sitede yer almak çok güzel…
    Fas mutlaka gezginlerin keşfetmesi gereken bir destinasyon…Özellikle Marakeş çok etkileyici..

NEŞE için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*