Büyüleyici bir şehir PRAG

 

2003 haziran ayında gidip, 3 gün geçirdiğim Prag gezisi en unutulmaz tatillerimden birisidir… Şehrin göz zevkinize hitap eden mimarisi değişik bir hava soluduğunuzu hissetmenizi sağlar. İhtişamlı binaları ve ufak detaylarıyla sizi heyecanlandıran bir şehirdir . Çoğu Avrupa şehri gibi , ortasından bir nehir geçen Prag’da, bu nehir kenarında sıralanan binalar ve manzara muhteşemdir. Bu Vlata nehri üzerindeki köprülerden en ünlüsü olan Karl (charles) köprüsü üzerinde akşamları romantik bir yürüyüş yapabilirsiniz. Zaten şehrin en turistik ve hareketli bölgesi old townda zaman geçirdiğinizde bu köprüden güniçinde bolca geçeceksiniz J

Haftasonu tatili için Prag’a gelen diğer Avrupa ülkelerinin gençlerinin coşkusu old town sokaklarındaki hareketliliğe biraz gürültü de katıyor… Dükkanların önünde kukla oynatan satıcılar, sokaklardaki ressamlar, zarif cam ve porselen satan dükkanlar , geç saatlere kadar insanlarla dolu dar sokaklar çok keyifli….. Bazı sokaklar o kadar dar ki, karşı taraftan biri geliyorsa siz onu beklemek zorunda kalıyorsunuz.

Karl (charles) köprüsü  üzerinde bulunan çok sayıdaki heykelden bazılarının efsanevi özelliği var. İnanışa göre ayağınızın ve elinizin aynı anda dokunacağı altın rengindeki metal parçalar sizin dileğinizin gerçekleşmesini sağlıyor. Bir inanış da heykelin sizin tekrar Prag a gelmenizi sağlaması..  Ben tekrar gidemedim ama Prag ın kar altındaki görüntüleri çok cazip geliyor; mutlaka bir kış Prag gezisi yapmak istiyorum…

Biraz İstanbul-Ortaköy e benzettiğim Old town ın hareketliliği bana çok cazip geldi, 3 günün çoğu zamanını buradaki sokaklarda dolaşarak, dükkanları gezerek, cafelerinde oturarak geçirdim. Binaların ihtişamı , her saat başı guguk saati gibi hareketli astronomik saat kulesini izlemek için meydanı dolduran kalabalık , fötr şapkalı simokinli adamların kullandığı kiralık faytonlar, Yahudi kasabası denilen sokaklarda yürüyüş , kendimi bir açıkhava müzesinde gibi hissettirdi.  

Şehrin tepesinde bulunan Prag Kalesi civarında hatırladıklarım , saray kapısında bekleyen nöbetçiler, sokak çalgıcıları, ihtişamlı kilise ( St.Vitus katedrali ) , para ödeyerek girilebilen Kafka’nın evinin de bulunduğu arnavut kaldırımlı bir sokak, şehrin merkezine doğru yürüyerek inerken geçilen dar sokaklardaki evler ,hepsi büyüleyici idi.

Prag’a gitmişken mutlaka bir gününüzü 1,5 saat uzalıktaki kaplıca şehri Karlovy Vary e ayırmalısınız. (Kral 4. Charles ın banyosu/kaplıcası anlamında Karls Bad- Charles bath )  … Buraya şehir garajından kalkan otobüslerle 3-5 eur gibi bir fiyata rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Şehire ulaştığınızda normal , sakin bir şehir görüntüsü ile karşılaştığınızda şaşıracak , vadiye yaklaştıkça güzelliği görecek ve tavsiyelere uyup , iyi ki Karlovy Vary ye gelmişim diyeceksiniz. Bu vadiyi gören yüksek bir noktadan çektirdiğim biraz da makinenin azizliği yüzünden buğulu çıkmış fotografı görenler,bu manzarayı  Alice Harikalar Diyarı na benzetiyor….

Bir kanal etrafında muhteşem güzel , bakımlı eski binaların bulunduğu bir vadi…  .Biz sıcak bir zamanda gittiğimiz için vadinin ortasındaki nehirde kano yarışları izleme , kenarda güzel Çek kızlarının sunduğu bir defile seyretme şansımız oldu. Girebileceğiniz kaplıca havuzlarının, içmeniz için sıcak su çeşmelerinin bulunduğu Karlovy Varyde Atatürk ün de kaldığı bir otel var. Hediyelik eşya dükkanlarından bu sıcak suları ağzınız yanmadan içebileceğiniz ağzı dar demlik görünümde porselenler alabilirsiniz. 
      Prag, dil sorunu olmayan kişilerin tura veya rehbere ihtiyaç duymadan kendisinin rahatlıkla gezebileceği, rahat ve ucuz bir şehir. Yemek için cafe/restoran , eğlenmek için bar/disko çeşitleri bol, her keseye uygun .. Şehrin metro bağlantısı yaygın…Oldtown a metro ile ulaşılan, şehrin asıl yaşayan, yenişehir bölgesi var , burası müzeler harici turistik biryer değil, yeni ve yüksek binaların, bolca arabanın olduğu antituristik bir bölge… Kaldığım otel ( Corinthia Towers) de bu bölgede idi, old townda kalmak daha eğlenceli olabilirdi ama konforu daha fazla olan bu 4 yıldızlı otelden old town a rahatlıkla, direk metro ile 15dkda ulaşılabiliyor.

Özetle, Prag bence mutlaka ve mutlaka gidilip görülmesi gereken bir şehir…. Avrupa seyahati düşünüyorsanız Prag’dan başlayın derim! Bana da satın almadığım için pişman olduğum, aklımda kalan kuklalardan getirin….

 

3 yorum

  • çitlembik dedi ki:

    Sevgili Keyif, 28 Eylül’de gidiyorum. Samimiyetimle söylüyorum ki eğer isterseniz kuklardan getirebilirim size… Gerçekten istiyor musunuz ?

  • BÜLTER dedi ki:

    çok güzel, keşke biraz da resim olsaydı?

  • NEŞE dedi ki:

    Avrupa nın birçok şehrinde vardır öyle heykeller,bir dokunan birdaha o şehire gider derler..Ben denedim 3/5 tuttu..Darısı diğer şehirlerin başına !

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*