Burma ( Myanmar) : Ülkeye Giriş + Bagan

 Burma, ya
da 1989`da degisen ve tam olarak kabul gormeyen adiyla Myanmar ya da
yenilerde degisen ve pek az kisinin kabul ettigi adiyla Myanmar Birligi
Cumhuriyeti, guneydogu Asya`da geri kalmis bir devlet. 

1964`ten beri dunyaya
kapali askeri diktatorlukle yonetilmesinin bir sonucu olarak altyapi
olarak cok geriler.


Ama bunun bir avantaji da var: ulkenin buyuk bolumu bozulmamis durumda.
Dogal alanlar ve tarihi yapilar yerli yerinde.


Turizmin  yeni yeni basladigi bu ulkede yolculuk biraz zahmetli ve uzun
suruyor ama cok keyifli.

Hadi Burma`ya.

Burma
( Myanmar)’da ilk iş: para bozdurma

Burma’da
devlet bankasında resmi dolar kuru 1 USD=6 kyat ( Myanmar para birimi).
Havaalanındaki bankada dolar kuru 1USD= 450 kyat. Hah iyi deyip
atlamayın hemen. Yangon merkezindeki Bogyoke Aung San pazarının ana
sokağında karaborsada 1 USD= 850 kyat. İşte bunun için havaalnından
çıkıp doğruca Bogyoke Aung San pazarına geliyorsunuz. Havaalanındaki
taksiler dolar kabul ediyor, 7-8 dolara sizi pazara getirirler.

Pazarın yukarıdaki
sokağında yürüyün hemen yanınıza “para bozalım mı?” diyenler geliyor.
3-5 kişiden kontrol edip son kuru öğrenin. En yüksek değişim oranını 100
dolar kapıyor, verdiğiniz 100 dolarlık banknot ise 850 kyat 50 ve altı
banknot ise 840-830 kyata iniyor. Banknotların kusursuz, temiz, üzerine
yazılmamış, damgalanmamış olması gerekiyor. Ülkede ATM yok, kredi kartı
kabul eden  yer sayısı bir elin parmakları kadar dolayısıyla temiz para
getirmeyi ihmal etmeyin. Bir de müze vb gibi yerlere girişte
yabancılardan ücret USD olarak isteniyor. 10-20 dolarlık banknotlar
taşımanız iyi olur. Ülkeden çıkarken de 10 USD havaalanı vergisi var.  
Diğer şehirlerde para bozdurmak olası ama kur daha düşüyor: Mandalay’da
800 kyat civarı idi örneğin. Para bozdurduğunuza göre buyurun Burma
sokaklarına…


Bagan
(Burma – Myanmar) da bir gezinti



Yangon’da para bozdurdunuz şimdi ilk durağımız Bagan’a yola çıkmaya
geldi sıra. Taksi şoförüne Bagan otobüslerini sorun, yaklaşık 2000
kyat’a sizi terminale götürecektir. Bagan otobüsleri saat 15:00 civarı
kalkıyorlar. Havalandırması olmayan otobüslerin bilet ücretleri 11000
kyat, havalandırmalı olanları 15000 kyat civarı. Civarı diyorum çünkü
aynı firma için ayrı ayrı fiyatlar veriliyor. Pazarlık usulü. Yangon’dan
Bagan 15 saat kadar sürüyor. Yollar oldukça kötü, komaya girmediyseniz
uyumanız çok zor. Yolda yeteri kadar mola veriliyor, sabah üçte de
kahvaltı molası var. Otobüsün koridoruna da yolcu alınıyor, Burmalılarla
anında samimi olacaksınız yani. Bagan girişinde otobüs “yabancı girişi”
ofisinde duruyor ve 10USD Bagan’a giriş ücreti ödüyorsunuz.

Bagan, nasıl bir yer?

Geniş bir alana dağılmış onlarca budist manastır ve 3000’den fazla
pagoda düşünün. Sağa sola yana arkaya bakın göz alabildiğine pagoda.
 Göz alabildiğine pagoda olması gerçekten insanı etkiliyor. Bölgedeki
yapıların çoğu 11yy. ila 13.yy. arasında inşa edilmişler.



Bölge Kamboçya’nın ünlü Angkor Wat kentiyle karşılaştırılabilecek kadar
büyük ve görkemli.


Bagan’ı gezmenin iki yolu var. A) At arabası kiralamak: günlüğü
pazarlığa göre 10-15 USD.
B) Bisiklet kiralayarak: günlüğü 1 USD ye.

Uykusuz geçen uzun bir otobüs yolculuğu üzerine bisikleti gözüm
kesmiyor. İki kahve arkasına bir at arabası kiralıyorum. Sürücümün adını
her söylediğimde şaşırmam gerekiyor gibi geliyor: adı A – a!


Gitmek istediğiniz yerleri sürücüye söyleyebilir ya da onun seçimine
bırakabilirsiniz.


Budist tapınaklarına sadece çıplak ayakla girilebiliyor. Ayakkabı yerine
terlik-sandalet Bagan’da tapınak gezisi için daha uygun.


Tapınakların çevresinde bahçelerinde oldukça çok sayıda satıcı var.


Burma, son 45 seneden beri dışarıya kapalı olmasına ve uzun süre
sosyalizmi denemesine rağmen tapınak yakınlarındakiler kapitalizme çabuk
alışmışlar. Peşinize takılıp bırakmıyorlar. Ya sabır.


Bazı tapınakların bahçelerindeki tezgahlar uzmanlaşmışlar: bir tapınağın
çevresinde sadece resim satanlar diğerinde sadece tahta kutu satanlara
rastladım.


İlk gün at arabası ile gezinti bitince ikinci gün bisikletle gezmeye
başlıyorum. İlk günden gözüme kestirdiğim yerlere gidiyorum,  özellikle
kalın duvarlı tapınakları seçiyorum: dışarısı 35 derece ama içerisi
serince.


İster açıp kitabınızı okuyun, ister duvarlardaki ince işlemelere dalıp
gidin ister tapınmaya gelenleri seyredin.

Bagan’da yapılabilecek iki şey daha var. 1) Tekneyle gün batımı turuna
çıkmak ve 2) Balonla gün doğarken havalanmak.

Balon gezisi çok tuzlu 220 USD.


Irrawady nehrinde bir tur ise daha uygun ve çekici. Bagan’dan Mandalay’a
otobüs, tekne ya da trenle gidebilirsiniz. Tekneyle gitmek için su
seviyesinin uygun olması gerekiyor. Ben treni tercih ettim.


Hadi şimdi trenle Burma’nın ikinci büyük şehri Mandalay’a geçiyoruz.

Bagan’dan
Mandalay’a Trenle


Bagan’a gece
yaptığım uzun otobüs yolculuğundan iki gün sonra yine otobüse binmeyi
istemedim. Neyse ki Bagan’dan Mandalay’a gitmek için üç seçenek daha
var: 1) Keyifli seçenek: Tekneyle, 2) İdare eder seçenek: Trenle.  3)
Şimdi gerekli değil seçenek: Uçakla.


Bagan’da sorduğum beş ayrı turizm şirketi Mandalay’a kalkan en erken
teknenin 2 gün sonra olduğunu ve başka şirkete ait sefer olmadığını
ısrarla söyleyince tren biletimi aldım. Aldıktan sonra nehir kenarında
dolanırken devlete ait taşıma şirketinin önünden geçerken aslında her
gün sefer olduğunu ve mesai saatleri içinde gelmiş olsaydım tekne de yer
olduğunu öğrendim. Burma’da şöyle bir durum var: ülkeyi yöneten askeri
diktatörlük devlet gelirlerinin çoğunu kendine ayırdığı için  halk
olabildiğince devlete ait şirketlerden uzak durmaya çalışıyor. Ülkeye
tur düzenleyen yabancı turizm şirketleri de genelde devlete ait olmayan
yerlerde kalmaya özen gösteriyorlar. Tekne biletini sorduğum şirketler
belki de bu sebepten dolayı devlete ait seferleri söylememeyi tercih
ettiler (ya da devletin tekne seferlerine bilet sattıklarında kar
oranları düşük).

Neyse trene geçelim.
Bilet satıcısına trenin kalkış saatini sorduğumda “çoğu zaman 7 civarı”
diye cevap verdi. Burma’da seyahat yavaş ve sabır şart. Sabah 6:30 gibi
istasyona vardım, tren ise saat sekiz gibi ağır ağır istasyona geldi.
 Saat 9’u biraz geçe hareket etmiştik.

Tren hareket eder etmez
Burma’lıların ilk yaptığı üzerlerine en kalın giysilerini giyip camları
sonuna kadar açmak oldu. Sabah dokuzda camlar açıkken ve tren giderken
içerisi serin oluyor haliyle. Sonra torbalarından şapkalar falan çıktı
takıldı. Camları açmasaydınız olmaz mıydı? Neyse, vardır bir sebebi.  
Trenin hareketi ile birlikte her 3-4 durakta bir değişen seyyar satıcı
ordusu da trene doluverdi. Ne olduğunu tam bilmediğim onlarca çeşit
yiyecek geldi gitti, görünüşlerine bakıp  lezzetli olduklarına karar
kıldıklarımı alıp yedim neydi deseniz hiç fikrim yok.


Tren, sazdan evlerin ve geniş alanların ortasında Mandalay’a doğru yedi
saat yol aldı. Trenden görünene göre bölgedeki ortalama bir çiftçinin
bütün varlığı sazdan yapma evi, iki öküz ve bir kağnıdan oluşuyor.
Fakirlik oldukça fazla. Bagan’ın çöl benzeri bitki örtüsü Mandalay’a
yaklaştıkça kahverengiden yeşile dönüşmeye başladı. İstasyonlar daha
kalabalık olmaya ve trende satılanlar yiyecekten budist el kitaplarına
ve ilaçlara döndü. Trene binip inen onlarca satıcıyı seyrediyordum ki,
Mandalay’a varmışız bile.

3 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Kurtbayram seni özlemiştik,uzun bir aradan sonra hoşgeldin..İlginç coğrafyalar senden sorulur,yine şahane bir yazı ve nefis fotolarla karşımızdasın.At arabası kiralama işine bayıldım,Bagram ın keyfini tam çıkarttın..Mandalay bana hep eski güzel filmi hatırlatır..Ne güzel diyarlar… Çok teşekkürler !

  • incialp dedi ki:

    bizi bilinmeyenlere götürmüşsünüz yine, devamını da merakla bekliyorum…

  • kbircan dedi ki:

    yazınızı çok beğendim.myammara bende çok gitmek istiyorum.yazınızın devamını yazarsanız sevinirim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*