Buda ve Peşte




                                   

Atilla’nın Avrupa Hun Devleti’ne, Avarların hakimiyetine, Osmanlı İmparatorluğu’na uzanan köklü tarihi ile Macaristan tüm bu kültürleri yansıtan zengin bir tarihsel dokuya sahip. Bir de bunun üzerine ülkenin doğal güzelliklerini, kıvrım kıvrım Tuna Nehri’ni eklediğinizde oldukça cazip bir tatil fırsatı çıkıyor karşınıza. 


 


Yapılacaklar


 


Budapeşte


 


Tuna nehrinin iki yanında bulunan Buda ve Peşte kentleri 17 Kasım 1873 tarihinde birleştirilmiş ve Budapeşte bugün Macaristan’ın başkenti. Budapeşte bir anıtlar, müzeler, heykeller şehri. 70’ten fazla müze, her köşede bir anıt, bir heykelle karşılaşıyor insan.


 


Rokus Kapolna yani Aziz Rocco Kilisesi barok mimarinin tüm özelliklerini bünyesinde barındıran bir yapı. Ayrıca binanın ön cephesinde yer alan bir taş 1838’deki taşkında Tuna Nehri’nin su seviyesini göstermesi bakımından da ilginç. Takarekpenztar Sarayı 1900’lü yıllarda inşa edilmiş görkemli bir saray. Yapının içinde restoran ve dükkanlar da yer alıyor. Türkiye’deki kiliseden bozma camilerin tam tersi, camiden bozma bir kilise olan Ferences Templom 18. yüzyılda Lotz ve Tardos-Krenner tarafından yapılmış iç resimleri ile dikkat çekici. 42.000’in üzerinde kitabı ile Egyetemi Konyvtar (Üniversite Kitaplığı) işlevinden ziyade mimarisi ile mutlaka programa eklenmesi gereken bir gezi durağı. Ferenciek Tere’de Elizabeth Köprüsü’nden hemen önce eklektik tarzda yapılmış iki simetrik saray ve ilginç kuleleri karşılıyor sizi; Klotild-Palotak orijinal mimarisi ile öne çıkıyor.


 


Kraliyet Sarayını süsleyen 5 heykel, Kral Stephan Anıtı, ikinci dünya savaşı sırasında kendisini Macaristan Yahudilerini kurtarmaya adayan Raoul Wallenberg anıtı, şehrin en yüksek noktasındaki özgürlük anıtı ve ulusal tiyatro binası gezilip görülecek diğer mekanlar.


 


Pecs


 


Budapeşte’nin üç saat güneyinde yer alan Pecs tarihi ve doğal güzellikleri ile görülmeye değer. Şehir Mescek Tepeleri yamacında Hırvatistan sınırında.


 


Şehrin meydanı görülmeye değer. Macaristan’ın ünlü Zsolnay Porselenleri ile süslü çatılar, anıtlar ve eski bir Osmanlı camisi olan kilisesi… Ülkenin dört yanından gelen seramik ve porselenlerin sergilendiği bir müze de Pecs’te yer alıyor. Şehirde ayrıca iyi korunmamış olmakla birlikte büyük bir sinagog da var.


  


Eger


 


Her ne kadar 130 feetlik minaresi ile ünlü olsa da Eger Osmanlı Ordularına direnişi ile tarihe geçmiş. Eger Kalesi’nde Osmanlı akıncılarına karşı uzun süre mücadele edilmiş. Ayrıca Boğa Kanı (Bull’s Blood) olarak anılan kırmızı şarapları ile de tanınan şehir, başkentin doğusunda üzüm bağları içinde yer alıyor.


 


Romanesk ve Gotik stilli kiliseleri ile kale tepesi turistlerin uğrak yeri. Tatar ve Türk akınlarından sonra zarar gören yapılar 18. yüzyılın başlarında son hallerini almış. Bu yapılar dışında şehrin pek çok binası barok tarzın hakimiyetinde. 200’den fazla anıt ve turistik noktaya sahip şehir de yukarıda da belirtildiği gibi 100 yıllık Türk hakimiyetini hatırlatırcasına şehre üstten bakan minare belki en ilgi çeken yapı. Saint Michael ve Saint John adına yapılan katedral de görülmesi gereken yapılardan. Dobo Meydanı ve ülke genelinde olduğu gibi Türk hamamları da önemli duraklar.


 


Rudas Hamamı


 


Budapeşte’de yer alan Rudas Hamamı’nı ayrıca ele almak daha doğru olur. 1556 yılında Sokullu Mustafa Paşa tarafından inşa ettirilmiş tarihi Rudas hamamı. Avrupa’da Osmanlılar zamanında yapılan ve hâlâ faaliyette olan Türk hamamı rekorunu da elinde tutuyor yapı. Rudas hamamı, yüzyılların ardından, köklü bir bakımdan geçirilmiş, aslına sadık kalınarak restore edilmiş ve hak ettiği bir törenle (arabesk ezgilerle göbek atan dansözler eşliğinde) sonunda halkın kullanımına açılmış. Aslında “hamam” demek yetmiyor tabii, çünkü bu hamam ve kaplıca karışımı tesiste neler yok ki: 10 metre çapındaki kubbenin altında yüzme havuzu, iç bölümde saunalar, hatta daha sıcak, “buhar banyosu” olarak adlandırılan bölümler, masaj ve terapi odaları bu tesisi sevilen bir yer haline getirmiş.


 


Dikkat Edilmesi Gerekenler


 


*Trenle seyahat ederken dikkatli olun. Demiryolu ulaşımında hırsızlık olayları sıklıkla oluyor ülkede.


*İstasyonlarda ve kamuya açık diğer alanlarda bagajlarınıza sahip çıkın.


*Tuna Nehri ya da ülkedeki göllerin suları son derece kirli.


*Arabanıza da dikkat edin. Kapıları kilitlemeden aracınızdan uzaklaşmayın. Koltukların üzerinde çanta ya da para gibi hırsızların iştihasını kabartacak nesneler koymayın.


*Pek çok çalışan ve görevli İngilizce bilmeyebiliyor. (Türkiye’de olduğu gibi) bu gibi durumlara da hazırlıklı olun. Belki yanınıza ufak bir sözlük ya da turist rehberi almanız işleri kolaylaştırabilir. 


 


 

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*